Müzisyen Seher Dilovan: Aslında her bir türkü, kendi başına bir tarih kitabı

KÜLTÜR SANAT (AA) - Anadolu Ajansı | 10.03.2021 - 20:38, Güncelleme: 27.10.2022 - 05:59
 

Müzisyen Seher Dilovan: Aslında her bir türkü, kendi başına bir tarih kitabı

Seher Dilovan, "Aslında her bir türkü, kendi başına bir tarih kitabıdır. Yani siz Karacaoğlan veya Dadaloğlu'na baktığınızda, aslında ülkenin bir dönem tarihini onların ağzından melodik bir şekilde veya sözlü olarak okuyup anlayabiliyorsunuz." dedi.
<p>İsvi&ccedil;re&#39;nin Cenevre kentinde yaşamına devam eden halk m&uuml;ziği sanat&ccedil;ısı&nbsp;Seher Dilovan, &quot;Şehir, kırsaldaki o tadı, o duyguları bozdu ve t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri değişmeye başladı. T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı. S&ouml;zler fabrikasyon olmaya başladı. O y&uuml;zden biz, belki de bir Mahsuni&#39;nin veya Aşık Veysel&#39;in tadını alamaz olduk.&quot; dedi.</p> <p>&quot;Ayvacı&quot;, &quot;Vur Eller Oynasın&quot;, &quot;Seher Yeli&quot;, &quot;Sabret G&ouml;n&uuml;l&quot;, &quot;Yıkılası Karlı Dağlar&quot; ve &quot;T&uuml;rk&uuml;lerle Yeniden&quot; adlı alb&uuml;mlere imza atan sanat&ccedil;ı, AA muhabirine yaptığı a&ccedil;ıklamada, t&uuml;rk&uuml;lerin kendisi i&ccedil;in &ouml;nemine, yeni &ccedil;alışmalarına ve t&uuml;rk&uuml;lerin halk k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ndeki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>M&uuml;ziğe olan ilgisinin annesi sayesinde ortaya &ccedil;ıktığını s&ouml;yleyen Dilovan, &quot;Annemin sesiyle b&uuml;y&uuml;d&uuml;m diyebilirim. Sıra dışı bir anneydi, bizi s&uuml;rekli m&uuml;ziğe, spora, halk oyunlarına y&ouml;nlendirirdi. Ankara Devlet Konservatuvarına girmem i&ccedil;in ısrarla m&uuml;cadele verdi. Ben de sınavlara girdim. Bale b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kazandım ama bir yıl okudum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o sene annem ve babam boşandı. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in anneme rica ettim, beni okuldan aldı. Fakat bu sefer, 15 yaşında Ankara Radyosunun sınavını kazandım. Aslında kız kardeşim niyetliydi radyoya girmeye. Ben &ouml;ylesine denemek i&ccedil;in girmiştim benim kısmetimmiş, kazandım. Aynı zamanda &uuml;niversiteye de gittim. Gazi &Uuml;niversitesi Tarih B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde okudum. B&ouml;ylece 15 yaşından itibaren sahneye &ccedil;ıkmaya başladım.&quot; diye konuştu.</p> <div class="col-12 videoembed" style="box-sizing: border-box; position: relative; width: 791px; min-height: 1px; padding: 0px; flex: 0 0 100; max-width: 100; color: rgb(33, 37, 41); font-family: GothamNarrow-Book; font-size: 16px; margin-bottom: 10px !important;"> <div class="row" style="box-sizing: border-box; display: flex; flex-wrap: wrap; margin-right: 0px; margin-left: 0px; width: 791px;"> <h2>&nbsp;</h2> </div> </div> <p>Seher Dilovan, Yaşar Kekova ile vefatından &ouml;nce alb&uuml;m anlaşması yaptığını aktararak, şunları kaydetti:</p> <p>&quot;Radyo evinden Zafer bey beni Yaşar Kekova ile tanıştırdı. Ben de annem ve kız kardeşimle İstanbul&#39;a gittim. Hi&ccedil; unutmuyorum, Etiler&#39;de Arı St&uuml;dyosu vardı. İ&ccedil;eri girdim, kulakları &ccedil;ınlasın Orhan Gencebay kayıt yapıyor, ben de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir gen&ccedil; kız. İlk kez bir kayıt yapacağız, karar verecekler, alb&uuml;m yapıp yapmamaya. Zor bir t&uuml;rk&uuml; s&ouml;yledim. Gencebay da dinledi. Beğendiğini zannediyorum hal ve tavırlarından. Kayıttan sonra Zafer Dalgı&ccedil; ile Kekova&#39;nın konuşmalarını işittim, Kekova &#39;Yapalım mı?&#39; diye sordu. Dalgı&ccedil;&#39;ın cevabını hi&ccedil; unutmuyorum; &#39;Abi yapıyorsan yap. Yoksa ben kendi imkanlarımla yapacağım.&#39; dedi. İmzaları attık fakat gel g&ouml;r ki alb&uuml;m&uuml;n &ccedil;ıkmasına bir ay kala Yaşar Kekova bir cinayete kurban gitti. Benim ilk alb&uuml;m &ouml;ylece kalmıştı.&quot;</p> <h3>&quot;T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı&quot;</h3> <p>Halk m&uuml;ziğine medya tarafından ge&ccedil;mişte daha &ccedil;ok ilgi g&ouml;sterildiğinin altını &ccedil;izen Dilovan, &quot;Televizyonlar veya radyolar eskiden &ccedil;ok itibar g&ouml;sterirdi. Ger&ccedil;i o zamanlar şimdiki gibi t&uuml;rk&uuml; &uuml;reten gen&ccedil;lerimiz kırsaldan kopmamış, şehirli ozanlar haline gelmemişti. Halen daha o toprağın kokusu, o doğanın havası &uuml;stlerindeydi. O y&ouml;relerin kendine has acıları, sevin&ccedil;leri, d&uuml;ğ&uuml;nleri, o duygular, halen onların bulunduğu b&ouml;lgedeydi ve onlar onunla besleniyordu. Ama sonra bunların bir kısmını kaybettik, bir kısmı da şehirlere geldi, şehirli ozanlar oldu. Şehir, kırsaldaki o tadı, o duyguları bozdu ve t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri değişmeye başladı. T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı. S&ouml;zler fabrikasyon olmaya başladı. O y&uuml;zden biz, belki de bir Mahsuni&#39;nin veya Aşık Veysel&#39;in tadını alamaz olduk.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p> <p>Sanat&ccedil;ı Dilovan, T&uuml;rk halk m&uuml;ziğinin &ccedil;ok zengin bir i&ccedil;eriğe sahip olduğuna vurgu yaparak, yeni nesil gen&ccedil; sanat&ccedil;ıların farklı t&uuml;rlerle t&uuml;rk&uuml;leri birleştirme denemelerine, &ouml;z&uuml;ne zarar verilmedik&ccedil;e karşı olmadığını s&ouml;yledi.</p> <p>&Ouml;zellikle 1990&#39;lı yıllarda gazinoların da kapanmasıyla &#39;t&uuml;rk&uuml; bar&#39; denilen bir formun ortaya &ccedil;ıktığını aktaran Dilovan, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:</p> <p>&quot;Hatırlıyorum, 1990&#39;lı yılların ortaları, t&uuml;rk&uuml; barlar a&ccedil;ılmaya başlamıştı. Barları tercih etmeyen ama t&uuml;rk&uuml; de dinlemek isteyen insanların arayışından &ccedil;ıktı. Bunu fırsata &ccedil;eviren insanlar &#39;t&uuml;rk&uuml; bar&#39; adı altında ucube bir isim yaratıp bu işletmeleri a&ccedil;tılar. İnsanlar gidip t&uuml;rk&uuml;ler dinledi, halaylar &ccedil;ekti ama iş &ccedil;ığırından &ccedil;ıkıp dejenere oldu. Yani k&uuml;&ccedil;&uuml;k birer gazino benzeri yerler olmaya başladı. Biliyorsunuz t&uuml;rk&uuml; y&ouml;reden y&ouml;reye farklı ağızlarla okunabilir. Benim o d&ouml;nem bir tespitim vardı, &#39;t&uuml;rk&uuml; bar ağzı&#39; diyordum bunlara. Kadınların bile kaba kaba t&uuml;rk&uuml;leri okuduğu, yorumladığı değişik dejenere olmuş bir formdu. Ajite bir yorum &ccedil;ıktı. T&uuml;rk&uuml;leri &ccedil;ok bilmeyen gen&ccedil; nesil burada yanlış t&uuml;rk&uuml;leri yanlış &ouml;ğrendi.&quot;</p> <h3>&quot;T&uuml;rk&uuml;, kendi başına bir tarih kitabıdır&quot;</h3> <p>Seher Dilovan, t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zl&uuml; tarih olarak da k&uuml;lt&uuml;rel bir &ouml;nemi olduğuna dikkati &ccedil;ekerek, &quot;Aslında her bir t&uuml;rk&uuml;, kendi başına bir tarih kitabıdır. Yani siz Karacaoğlan veya Dadaloğlu&#39;na baktığınızda, aslında &uuml;lkenin bir d&ouml;nem tarihini onların ağzından melodik bir şekilde veya s&ouml;zl&uuml; olarak okuyup anlayabiliyorsunuz. Bir nevi aslında sanki birinci elden bir kaynak bize bu şekilde aktarılmış gibi. &Ccedil;ok kıymetli. Bunu iyi değerlendirmek, buna iyi bakmak lazım. &Uuml;lkenin ge&ccedil;mişini, o zamanki yaşam koşullarını, tarzını, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml;, derneğini, cenazesini anlamak aslında &ccedil;ok kıymetli. Bu kadar derin bir yapıyı, hi&ccedil;bir g&uuml;&ccedil; b&ouml;yle birdenbire &ccedil;&ouml;pe atamaz, bir yere atamaz. Ne kadar g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olmasa da Anadolu, Anadolu&#39;dur. Anadolu&#39;ya gittiğinizde hala t&uuml;rk&uuml; dinlenir, bağlama &ccedil;alınır. O değişmez. Burada acı olan medyanın buna bu kadar yer vermemesi.&quot; diye konuştu.</p> <p>Cenevre&#39;de yaşadığı i&ccedil;in T&uuml;rkiye&#39;ye iş durumuna g&ouml;re gelip gittiğini kaydeden sanat&ccedil;ı, gelecek planları arasında bug&uuml;ne kadar eksik bıraktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; T&uuml;rk halk m&uuml;ziğini yurt dışında da temsil etmeye odaklanacağına değindi.</p> <p>Dilovan, gurbetin verdiği vatan &ouml;zlemini hafifletmek adına YouTube kanalı a&ccedil;arak hayranlarıyla paylaşımlarını arttırdığını dile getirerek, &quot;Ben de &ccedil;ağa ayak uydurmaya başladım. Hatta ge&ccedil; bile kaldım. Bundan 4- 5 sene &ouml;nce yapmam gerekirdi. Daha ilk videodan yarım milyona yakın izlenme aldı, şaşırdım a&ccedil;ık&ccedil;ası. Videolarımı kurgulamayı &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışıyorum. G&uuml;zel gidiyor yani herkesi kanalıma bekliyorum. Her cuma T&uuml;rkiye saatiyle 22:30&#39;da canlı yayınım var.&quot; dedi.​​​​​​​</p>
Seher Dilovan, "Aslında her bir türkü, kendi başına bir tarih kitabıdır. Yani siz Karacaoğlan veya Dadaloğlu'na baktığınızda, aslında ülkenin bir dönem tarihini onların ağzından melodik bir şekilde veya sözlü olarak okuyup anlayabiliyorsunuz." dedi.
<p>İsvi&ccedil;re&#39;nin Cenevre kentinde yaşamına devam eden halk m&uuml;ziği sanat&ccedil;ısı&nbsp;Seher Dilovan, &quot;Şehir, kırsaldaki o tadı, o duyguları bozdu ve t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri değişmeye başladı. T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı. S&ouml;zler fabrikasyon olmaya başladı. O y&uuml;zden biz, belki de bir Mahsuni&#39;nin veya Aşık Veysel&#39;in tadını alamaz olduk.&quot; dedi.</p> <p>&quot;Ayvacı&quot;, &quot;Vur Eller Oynasın&quot;, &quot;Seher Yeli&quot;, &quot;Sabret G&ouml;n&uuml;l&quot;, &quot;Yıkılası Karlı Dağlar&quot; ve &quot;T&uuml;rk&uuml;lerle Yeniden&quot; adlı alb&uuml;mlere imza atan sanat&ccedil;ı, AA muhabirine yaptığı a&ccedil;ıklamada, t&uuml;rk&uuml;lerin kendisi i&ccedil;in &ouml;nemine, yeni &ccedil;alışmalarına ve t&uuml;rk&uuml;lerin halk k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ndeki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p> <p>M&uuml;ziğe olan ilgisinin annesi sayesinde ortaya &ccedil;ıktığını s&ouml;yleyen Dilovan, &quot;Annemin sesiyle b&uuml;y&uuml;d&uuml;m diyebilirim. Sıra dışı bir anneydi, bizi s&uuml;rekli m&uuml;ziğe, spora, halk oyunlarına y&ouml;nlendirirdi. Ankara Devlet Konservatuvarına girmem i&ccedil;in ısrarla m&uuml;cadele verdi. Ben de sınavlara girdim. Bale b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kazandım ama bir yıl okudum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o sene annem ve babam boşandı. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in anneme rica ettim, beni okuldan aldı. Fakat bu sefer, 15 yaşında Ankara Radyosunun sınavını kazandım. Aslında kız kardeşim niyetliydi radyoya girmeye. Ben &ouml;ylesine denemek i&ccedil;in girmiştim benim kısmetimmiş, kazandım. Aynı zamanda &uuml;niversiteye de gittim. Gazi &Uuml;niversitesi Tarih B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde okudum. B&ouml;ylece 15 yaşından itibaren sahneye &ccedil;ıkmaya başladım.&quot; diye konuştu.</p> <div class="col-12 videoembed" style="box-sizing: border-box; position: relative; width: 791px; min-height: 1px; padding: 0px; flex: 0 0 100; max-width: 100; color: rgb(33, 37, 41); font-family: GothamNarrow-Book; font-size: 16px; margin-bottom: 10px !important;"> <div class="row" style="box-sizing: border-box; display: flex; flex-wrap: wrap; margin-right: 0px; margin-left: 0px; width: 791px;"> <h2>&nbsp;</h2> </div> </div> <p>Seher Dilovan, Yaşar Kekova ile vefatından &ouml;nce alb&uuml;m anlaşması yaptığını aktararak, şunları kaydetti:</p> <p>&quot;Radyo evinden Zafer bey beni Yaşar Kekova ile tanıştırdı. Ben de annem ve kız kardeşimle İstanbul&#39;a gittim. Hi&ccedil; unutmuyorum, Etiler&#39;de Arı St&uuml;dyosu vardı. İ&ccedil;eri girdim, kulakları &ccedil;ınlasın Orhan Gencebay kayıt yapıyor, ben de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir gen&ccedil; kız. İlk kez bir kayıt yapacağız, karar verecekler, alb&uuml;m yapıp yapmamaya. Zor bir t&uuml;rk&uuml; s&ouml;yledim. Gencebay da dinledi. Beğendiğini zannediyorum hal ve tavırlarından. Kayıttan sonra Zafer Dalgı&ccedil; ile Kekova&#39;nın konuşmalarını işittim, Kekova &#39;Yapalım mı?&#39; diye sordu. Dalgı&ccedil;&#39;ın cevabını hi&ccedil; unutmuyorum; &#39;Abi yapıyorsan yap. Yoksa ben kendi imkanlarımla yapacağım.&#39; dedi. İmzaları attık fakat gel g&ouml;r ki alb&uuml;m&uuml;n &ccedil;ıkmasına bir ay kala Yaşar Kekova bir cinayete kurban gitti. Benim ilk alb&uuml;m &ouml;ylece kalmıştı.&quot;</p> <h3>&quot;T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı&quot;</h3> <p>Halk m&uuml;ziğine medya tarafından ge&ccedil;mişte daha &ccedil;ok ilgi g&ouml;sterildiğinin altını &ccedil;izen Dilovan, &quot;Televizyonlar veya radyolar eskiden &ccedil;ok itibar g&ouml;sterirdi. Ger&ccedil;i o zamanlar şimdiki gibi t&uuml;rk&uuml; &uuml;reten gen&ccedil;lerimiz kırsaldan kopmamış, şehirli ozanlar haline gelmemişti. Halen daha o toprağın kokusu, o doğanın havası &uuml;stlerindeydi. O y&ouml;relerin kendine has acıları, sevin&ccedil;leri, d&uuml;ğ&uuml;nleri, o duygular, halen onların bulunduğu b&ouml;lgedeydi ve onlar onunla besleniyordu. Ama sonra bunların bir kısmını kaybettik, bir kısmı da şehirlere geldi, şehirli ozanlar oldu. Şehir, kırsaldaki o tadı, o duyguları bozdu ve t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri değişmeye başladı. T&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zleri şehirleşmeye başladı. S&ouml;zler fabrikasyon olmaya başladı. O y&uuml;zden biz, belki de bir Mahsuni&#39;nin veya Aşık Veysel&#39;in tadını alamaz olduk.&quot; değerlendirmesinde bulundu.</p> <p>Sanat&ccedil;ı Dilovan, T&uuml;rk halk m&uuml;ziğinin &ccedil;ok zengin bir i&ccedil;eriğe sahip olduğuna vurgu yaparak, yeni nesil gen&ccedil; sanat&ccedil;ıların farklı t&uuml;rlerle t&uuml;rk&uuml;leri birleştirme denemelerine, &ouml;z&uuml;ne zarar verilmedik&ccedil;e karşı olmadığını s&ouml;yledi.</p> <p>&Ouml;zellikle 1990&#39;lı yıllarda gazinoların da kapanmasıyla &#39;t&uuml;rk&uuml; bar&#39; denilen bir formun ortaya &ccedil;ıktığını aktaran Dilovan, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;:</p> <p>&quot;Hatırlıyorum, 1990&#39;lı yılların ortaları, t&uuml;rk&uuml; barlar a&ccedil;ılmaya başlamıştı. Barları tercih etmeyen ama t&uuml;rk&uuml; de dinlemek isteyen insanların arayışından &ccedil;ıktı. Bunu fırsata &ccedil;eviren insanlar &#39;t&uuml;rk&uuml; bar&#39; adı altında ucube bir isim yaratıp bu işletmeleri a&ccedil;tılar. İnsanlar gidip t&uuml;rk&uuml;ler dinledi, halaylar &ccedil;ekti ama iş &ccedil;ığırından &ccedil;ıkıp dejenere oldu. Yani k&uuml;&ccedil;&uuml;k birer gazino benzeri yerler olmaya başladı. Biliyorsunuz t&uuml;rk&uuml; y&ouml;reden y&ouml;reye farklı ağızlarla okunabilir. Benim o d&ouml;nem bir tespitim vardı, &#39;t&uuml;rk&uuml; bar ağzı&#39; diyordum bunlara. Kadınların bile kaba kaba t&uuml;rk&uuml;leri okuduğu, yorumladığı değişik dejenere olmuş bir formdu. Ajite bir yorum &ccedil;ıktı. T&uuml;rk&uuml;leri &ccedil;ok bilmeyen gen&ccedil; nesil burada yanlış t&uuml;rk&uuml;leri yanlış &ouml;ğrendi.&quot;</p> <h3>&quot;T&uuml;rk&uuml;, kendi başına bir tarih kitabıdır&quot;</h3> <p>Seher Dilovan, t&uuml;rk&uuml;lerin s&ouml;zl&uuml; tarih olarak da k&uuml;lt&uuml;rel bir &ouml;nemi olduğuna dikkati &ccedil;ekerek, &quot;Aslında her bir t&uuml;rk&uuml;, kendi başına bir tarih kitabıdır. Yani siz Karacaoğlan veya Dadaloğlu&#39;na baktığınızda, aslında &uuml;lkenin bir d&ouml;nem tarihini onların ağzından melodik bir şekilde veya s&ouml;zl&uuml; olarak okuyup anlayabiliyorsunuz. Bir nevi aslında sanki birinci elden bir kaynak bize bu şekilde aktarılmış gibi. &Ccedil;ok kıymetli. Bunu iyi değerlendirmek, buna iyi bakmak lazım. &Uuml;lkenin ge&ccedil;mişini, o zamanki yaşam koşullarını, tarzını, d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml;, derneğini, cenazesini anlamak aslında &ccedil;ok kıymetli. Bu kadar derin bir yapıyı, hi&ccedil;bir g&uuml;&ccedil; b&ouml;yle birdenbire &ccedil;&ouml;pe atamaz, bir yere atamaz. Ne kadar g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olmasa da Anadolu, Anadolu&#39;dur. Anadolu&#39;ya gittiğinizde hala t&uuml;rk&uuml; dinlenir, bağlama &ccedil;alınır. O değişmez. Burada acı olan medyanın buna bu kadar yer vermemesi.&quot; diye konuştu.</p> <p>Cenevre&#39;de yaşadığı i&ccedil;in T&uuml;rkiye&#39;ye iş durumuna g&ouml;re gelip gittiğini kaydeden sanat&ccedil;ı, gelecek planları arasında bug&uuml;ne kadar eksik bıraktığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; T&uuml;rk halk m&uuml;ziğini yurt dışında da temsil etmeye odaklanacağına değindi.</p> <p>Dilovan, gurbetin verdiği vatan &ouml;zlemini hafifletmek adına YouTube kanalı a&ccedil;arak hayranlarıyla paylaşımlarını arttırdığını dile getirerek, &quot;Ben de &ccedil;ağa ayak uydurmaya başladım. Hatta ge&ccedil; bile kaldım. Bundan 4- 5 sene &ouml;nce yapmam gerekirdi. Daha ilk videodan yarım milyona yakın izlenme aldı, şaşırdım a&ccedil;ık&ccedil;ası. Videolarımı kurgulamayı &ouml;ğrenmeye &ccedil;alışıyorum. G&uuml;zel gidiyor yani herkesi kanalıma bekliyorum. Her cuma T&uuml;rkiye saatiyle 22:30&#39;da canlı yayınım var.&quot; dedi.​​​​​​​</p>
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.