Yazı Detayı
24 Şubat 2020 - Pazartesi 09:56
 
ATIF URAL; BEDİUZZAMAN HAZRETLERİNİN MUHLİS VE FEDAKAR TALEBELERİNDEN
Ömer ÖZCAN
 
 
1933 Kars doğumludur... 1952 yılında Ankara Hukuk Fakültesine kaydolmuştur. Hukuk Fakültesini bitirince savcı olarak Sason, Nusaybin ve Bozkurt'ta görev yapmıştır. 1966 senesinde 33 yaşında vefat etmiştir…

Atıf Ağabey’e ezarette bir gün; 'Nedir bunlar? Nedir bu Gençlik Rehberi?' diyormuş polisler bağırarak. O da gayet sükûnetle: "Gençlik hiç rehbersiz olur mu?" diye cevap vermiş onlara… İmanı şaha kalkmış, fakat sakin, kadere teslim bir kuzu gibiydi o... Ama onun için, "Masonların belini Atıf kırdı." demişti Hz. Üstadımız.

Atıf Ağabey, Risale-i Nuru çok güzel okurdu. Sesi ve okuyuş tarzı çok etkili idi. Nitekim bu etkiyi Osman Yüksel Serdengeçti şöyle ifade ediyordu:

"Eğer nurcuların hepsi Atıf gibi okusa, herkes nurcu olurdu!"

Atıf Ağabey: “Müthiş bir imansızlık seli var..." der ve o sele kapılmış giden insanlara Kur'an ve iman hakikatlerini yetiştirmenin etkili yollarını arardı...

Atıf  Ağabey "Görünmeyi" sevmezdi. Biri tekaddüm etse, öne çıkmak istese o geri çekilirdi.

Atıf Ağabey, Üstad’a çok sayıda ziyaretleri vardır. Bir mektubunda; "Üstad'a giderken altı sorum vardı, onları ben sormadan tek tek cevapladı" diye anlatmıştı. Yine bir arkadaşıyla ziyaretinde Üstad onlara "El öpmekten ne çıkar?" ve ellerini kitap gibi tutarak, "Okuyun! Okuyun!" demişti...

Bir ara Türkçü H. Nihal Atsız’la karşılaşır. Nihal Atsız:
’’ Kürt Said”de ne buluyorsunuz?’’ diye sormuş, Atıf Ağabey de: “Kuran’ın en güzel tefsirini bulmuşum” Diyerek ona sert cevap vermişti.

Ağabeyi Kemal Ural Ağabeyde Atıf Ağabeyi şöyle anlatıyordu: Atıf’ın o günkü ulaştığı noktaya bu günkü Risale-i Nur bürokratlarının yüzde doksan beşi ulaşamamıştır. Mesela bir örnek vereyim: Ben daha yeniyim… Bana Risale-i Nur'dan bahsederken, ben de mütemadiyen Abdürrahim Zapsu'nun –ki O da bir nur talebesidir- İslam Tarihi kitabını öne sürüyor, şöyledir böyledir diye ona cevap veriyordum. Atıf hakikaten bir cevher... Hiç kızmadan, darılmadan "tabi kardeşim İslam Tarihini, tarihimizi bileceğiz elbette…" diyordu… Ama gayet sakin bir şekilde... Neydi o Atıf Ural'ın takip ettiği siyaset, şuydu: "kardeşim Risale-i Nur iman esaslarını temel ittihaz ederek bu zamanın tehlikelerini, yangınlarını bertaraf ediyor. Başka eserleri de okumak faydalı amma bu zamanda çok silik sözler var. İfsat eden kitaplar var. Ama iman esaslarını temel ittihaz eden kitapları okuduktan sonra o şartlara uyup uymadığını artık o objektifle anlayabilirsin" diye temel veriyor, Müslümanların kanaatini bulandırmıyordu. Gayet nazik ve kibar…

Mehmet Şevket Eyği Ağabeyde Onu şöyle anlatıyordu:

Rahmetli Âtıf Ural 50'lili yıllarda Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisiydi, ben de Siyasal'da okuyordum. Onu, birkaç arkadaşıyla birlikte kaldığı, Dikimevindeki küçük odada sık sık ziyaret ederdim… Şuurlu ve faal bir Müslüman'dı. Bediüzzaman Hazretlerinin muhlis ve fedakâr talebelerindendi. Risale-i Nur'ların matbaalarda basılmasına yeni yeni müsaade ediliyordu. Bu işi takip edenler içinde Âtıf da vardı. Birkaç kardeşle birlikte oturduğu oda çok küçüktü, eşyaları gayet mütevazı idi. Yerde bir hasır, kenarda üst üste yığılmış yataklar, Nur Risaleleri, ders kitapları, pompalı bir gazocağı, bir tava, bir tencere, bir çay takımı… Bir keresinde onu ve arkadaşlarını yemek hazırlarken görmüştüm. Ocağın üzerindeki tavaya yağ koymuşlar, kızgın yağın içine incecik bir iki sucuk dilimi atmışlar, bir de çay hazırlamışlardı. Katık gayet az olduğu için, ekmek lokmalarını yağa batırarak yiyorlardı.

Genç yaşta vefat eden Âtıf bir ihlâs kahramanıydı. Hizmetleri karşılığında karnını doyuracak kadar bile ücret almayı düşünmezdi. Sucuklu yağa batırılmış ekmek, açık çay ile kifâf-ı nefs eder, cebinde Risale-i Nur baskısına ayrılmış paradan, kendi maişeti için bir lirayı bile almayı düşünmezdi.

İlk nurcular iman, İslam, Kur'an, Şeriat, Sünnet, Ümmet hizmetlerini vesile edip iyi yemekler yemezler, güzel kıyafetler edinmezler, gösterişli dabbelere binmezler, makam ve mevki peşinde koşmazlardı. Allah'a ve ahirete dönük bir hayat sürer, ücretlerini mahlûkattan değil, Hâlık'tan beklerlerdi.

Zamane Müslümanlarının verdikleri mükellef ve muhteşem bir ziyafette Âtıf'ı hatırladım. Nur içinde yatsın. Demişti...

Hz. Üstad Âtıf Ağabey ve Said Özdemir ağabeylere nasıl dua ediyor:

"Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahim, yâ Ferd, yâ Hay, yâ Kayyum, yâ Hakem, yâ Adl, yâ Kudüs…

"İsm-i Âzam'ın hakkına ve Kur'an-ı Mu'cüz-ül Beyân'ın hürmetine ve Resul-ü Ekrem Aleyhisselâtü vesselâmın şerefine… Beşbin nüsha bastıran Âtıf ve Tillolu Said'i ve mübarek yardımcılarını ve Risale-i Nur talebelerini Cennet-ül Firdevs'te saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmin…"

Ruhu Alileri Şadolsun. Ruhları için El-Fatiha.

(Ağabeyler anlatıyor’dan alınmıştır.)
 
ÖMER ÖZCAN
 
Etiketler: ATIF, URAL;, BEDİUZZAMAN, HAZRETLERİNİN, MUHLİS, VE, FEDAKAR, TALEBELERİNDEN,
Yorumlar
Haber Yazılımı