Yazı Detayı
11 Haziran 2020 - Perşembe 15:48
 
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 
İstanbul'un fethini "geciktiren" şey bir zincirdi, Haliç girişine gerilmiş bir zincir; halkaları iri ve acayip kalınlıkta...

   Öyle ki Baltaoğlu Sülayman Bey komutasınca durdurulamayan Ceneviz donanmasını koruyarak, kuşatmaya dayanan Bizans'a lojistik desteğin devamını da sağlamıştı o zincirler...

   Yürek fetihleri'nin gecikme sebebi yine aynı keyfiyette bir zincirdir. Bedbaht nefislere nüfuz ederek onları "sigaya çekecek" nurani düşünce ve iradenin önüne gerilmiş zincirler daha şiddetlidir...

   Ya ülkemizin "take of" noktasına varmasını "geciktiren" İT ve CHF türevi çeşitli ihanet kaynakları?!

   Mazideki slogan da bu manadaydı. " Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın."

   İlk başta da nefis zincirleri elbet...
   *
   "Ben Büyük Doğu dergisine resmi olarak, vesikalı, kayıtlı olarak para yardımı yapamam. Çünkü benim özel kalem müdürüm bir mason, kabinemin yarısı da öyle... Bazı partili insanlar, eğer bana darbe olsa bayram yapacaklar. Cumhurbaşkanı ise bir başka cenahtan. İşte bu sebeplerden size şahsi paramdan vereceğim. Beni affedin ve arada bir aleyhime de yazın ki sizi benden bilmesinler..."

   Bu ifadeleri aktaran zat, BÜYÜK DOĞU çilekeşi Necip Fazıl Kısakürek. Ankara'ya derginin batmaması için vardıklarında üç gün bekletilip ancak gece yarısı hususi evine kabul edildiklerini der.
   *
   Çok müspet ve yol açıcı icraatı için -halk tabiriyle- "kelle koltukta" davranan Menderes, 10 yıllık iktidarı döneminde Ayasofya meselesini kim bilir nasıl engellemelerle- halledememişse, ak iktidar da 18 yıllık iktidarında - biraz da zaman bulamadığından, büyük gailelerden başını kaşıyamadığından- bu meseleyi -hep- ertelemek ZORUNDA KALMIŞTIR.

   Yoksa "Muhafazakar Demokrat" olduğunu deklare eden bir partinin, milletimizin kahir ekseriyetinin, yani MİLLİ İRADENİN 50 yıldan beri büyük bir arzuyla istediği bir meseleye kulak tıkaması siyasetin mantığına zıttır.
*
   Ayasofya; orijinal adıyla “Aya Sophia”...
  
   Binaya ilk kurulduğunda bu nam verilmiş. En meşhur manası “Kutsal Bilgelik” ya da “Kudsi Marifet”…
  
   Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından MS 532 – 537 yılları arasında İstanbul’un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş.  Bazilika  planlı bir patrik katedrali  olan Ayasofya, 1453 yılında İstanbul’un “ İslambol” ya da “gülzar” olmasından  sonra, Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye, hakiki mabet ya da “asliyetine” çevrilmiştir.

1934'ten beri ezana hasret şekilde ve “mahzun”ca, vakfiyedeki Fatih'in maksadı dışındaki kullanım için yaptığı bedduaya denk gelecek biçimde   müze hizmeti  veriyor.
  
   1453’de kilise camiye dönüştürüldükten sonra Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgorü ve dini hassasiyete bakın ki  mozaiklerinden insan figürleri ihtiva edenleri tahrip edilmemiş, etmeyenleri  ise olduğu gibi bırakılmıştır.  Fetih günü şükür namazı camiin içinde değil, bahçesinde kılınmıştır.
  
   Cami asliyetinden çıkarılıp müzeye inkılap ettirilirken  sıvaların bir kısmı kaldırılmış, mozaikler yine açığa  çıkarılmıştır. Günümüzde görülen Ayasofya binası aslında aynı yere üçüncü defa  inşa edilen kilise olduğundan Üçüncü Ayasofya olarak da bilinir. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya’nın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez yıkılmış, Mimar Sinan’ın binaya istinat duvarlarını eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir.
  
   Ecdadın harika vefasına bakın ki Latin’ler yani Papalık’ın idare ettiği ordular “Ayasofya”yı  iki defa yakıp yıkarken , “Selimiye”nin mimarı Sinan ise “istinad duvarları”nı ilave ederek üçüncü binanın da “zaman sel dolapları”nın darbesiyle yıkılmasına mani olmuştur. Bu bakımdan da bizim olan bir mabedin bizim olamayacağını savunan kimselere "bilim adamı" değil, filim adamıdır!
  
   Ayasofyanın maziden sada getiren muhteşem binasını ilk gördüğümde  on üçündeydim ve –o zamanki yapısıyla- orta okulu yeni bitirmiş, yurtdışında bulunan ailemin yanına gitmek için Anadolu’nun masum sahasından İstanbul vahasına düşmüştüm: yanımda refakatçimle elbet , babamın bir küçüğü amcam…
  
   Yüreğimde bin bir hissin desteklediğ malumatla asıl seyrim ise bir başka yaz günündeydi ve yanımda arkadaşım- kardeşim Müslüm.  Üniversite imtihanına Gaziantep’te girmiş, güzide  ülkemin çeşitli yerlerine uğrayıp oralardaki “nurani” mekan ve zatları ziyaretten sonra varmıştık Üstad’ın “ Dünya Cenneti şehir” buyurduğu mekana.
  
   Daha boğazın “suları kaynattığı”nı, Çamlıcada “göklerin derinliğinin yerde “olduğunu  bilmiyordum ama baş kısmında kufi yazıyla “besmele” levhasının bulunduğu – o vakitler; 12 eylül’de kaldırıldı galiba-  Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken içimden geçenleri bugün gibi hatırlıyorum. “Keşke üniversiteyi bu şehirde okusaydım.”
  
   Bu hissi bir de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini hasretle seyrederken yaşadım. Müslüm’ü misafir kaldığımız  “Kimyacı”da bırakıp tarihi yarımadayı yine yaya olarak gezme düşüncesindeydim. Geçen gün yine böyle yaya dolaşırken Müslüm bayağı sızlanınca şakacıktan, biraz alınmıştım galiba.
   "Bahar gelince ibibikler ötmeye başlar." hikmetince, Ayasofya Camii'ninn asliyetine iadesi resmen ve müspet olarak konuşulduğuna göre Bediüzzaman, Necip Fazıl ve Abdülhakim Arvasi'nin bu husustaki müjdesi hakikat sahasına çıkacak demektir. ELHAMDULİLLAHİ HAZA MİRRABİ FADLİ. ( Bu Rabbimin fazlındadır, hamd O'nadır.)
 
Mehmet Nuri BİNGÖL 
 
Etiketler: AYASOFYA, FETHİ, VE, ZİNCİRLER...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Ağustos 2020
NUR'UN İKİ KURMAYINDAN BIRİ: Mustafa SUNGUR
08 Ağustos 2020
YİNE İSPANYOL SİYASETİ VEYA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
04 Ağustos 2020
OSMANLI'NIN TÖRESİ SÜNNET'İN TAA KENDİSİ...
30 Temmuz 2020
“Doğruyu Her Yerde Deme”mek, ama Hangi Makamda?
27 Temmuz 2020
Ne Fâcia! “Güneydoğu Nurculara Kal”mış!
24 Temmuz 2020
Kelam-ı Ezeli ve Hutbenin Arapça Okunması
24 Temmuz 2020
“Sarp Ufuklar”ın Hikâyesi
19 Temmuz 2020
NUR"LARIN (AHİRZAMANDAKİ) MAKAMI VE BÜTÜNLÜK...
16 Temmuz 2020
15 TEMMUZ'DA BİZE KEFEN Mİ BİÇMEK? ( Darbr darbe dirildik hamdolsun)
15 Temmuz 2020
Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816
13 Temmuz 2020
Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de...
11 Temmuz 2020
Ayasofya Davamız ve Muhafazakar Aydınlar
06 Temmuz 2020
"İBİBİKLER ÖTTÜĞÜNDE ORDAYIM "
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı