Yazı Detayı
30 Mart 2021 - Salı 19:34
 
AYNA OLDUĞUNU TATMAK
Levent TOPALOĞLU
 
 
Allah’ın ve Resul’ünün selam ve bereketi üzerinize olsun. ‘’Her nefis ölümü tadacaktır...’’ (Ali_imran suresi 185) Madem ki nefisona verilecek olan ölümü tadacaktır, hayatı dahi aynı şekilde tadıyor ve tadacaktır. Zira bütün bu gördüklerimiz, numunelerdir. Şu çileğin tadını tatmak, şu biberin tadını, şu sevginin tadını, şu neşenin tadını, şu iyiliğin tadını, şu hüznün, elemin, musibetin ve ölümün tadını tatmak… İn’amın, ihsanın tadılmasının neticesi ise asıllarına talip olmaktır. Yani; fani bir hayata değil, baki hayata talip olmaktır. Evet; İnsan bu dünyaya tatmaya gelmiştir. Bütün bu tatmalar içinde, tadacağı en güzel hakikat ise kendisinin bir aynadan ibaret olduğunu tatmasıdır. ‘’Nefsini bilen Rabbini bilir’’ hakikatinde anlatılmak istenilen, insanın gerçekte ne olmadığıdır. Bütün kainat ve kainatın meyvesi hükmünde olan insanın kendi varlığının kaynağı olmadığını bilmesidir. Madem ki varlığın kaynağı kendisi değil, o halde nedir? Nasıl ki bütün parlak şeyler güneşi yansıtır, bütün mevcudat da hakiki güneş olan Allah’ın fiiliyatının görüntüleridir. İnsan da o görüntüleri gösterir bir aynadan ibarettir. Ayna ise hakikatte cansızdır. Hakikatin yansımasının, o haldeki resmidir. Kendisini aynadan ibaret bilen; gerçek varlık kaynağının kendisine ait olmadığını, o varlık kaynağının, bütün mevcudatı yapan Allah’dan olduğunu bilir ve bu hakikati derinden ve inceden inceye tadar. Kendi mahiyetini çözebilmiş kişi için, bu sırrın arkasından bütün hakikatlerin yüzü bir bir görünmeye başlar. Ayna neye tekabül ederse onu gösterir. Sevgi, neşe o aynaya isabet etse o tezahürü yansıtır, hastalık ve musibet ona tekabül etse o zuhuratı gösterir. Rabbin icraatinin kendisine yansımasıyla şereflenir. Buradan hareketle Rabbimizin aynası hükmünde olan bizler için neyi gösteriyor olduğumuzla birlikte, hakiki güneş olan Rabbimizin bize sıfat, isim, fiil ve eser olarak yansımasının bizi kıymetlendirmesinin mahiyetidaha yüksek bir lezzet arzeder. Yani; Nimeti vereni tanımakla ve nimeti düşünmekle, O’nun bize yansıyan rahmetinin iltifatını ve şefkatinin teveccühünü ve nimetlerin devamını düşünmekle, nimetten bin derece daha leziz,mânevî bir lezzet kapısını bize açar. Şu kainat ve içindeki her şeyin bir sonu vardır. Ebediyete ve sonsuzluğaaşık olmak gibi bir kabiliyette yaratılmış insanın, ebediyete olan arzusuna ise şu kainat ve içindekiler cevap verememektedir. İnsanın kalbini bağladığı her bir mevcut, kırılacak camlar, şişeler hükmündedir ve insan ancak, O yegane varlığın icraatini yansıtan bir ayna olduğunu bilmekle kıymetlenir ve O’nun ebediliği ile ebedi olma arzusuna cevap bulabilir. İnsan yokluğunu idrak ederek, hakiki hayat sahibinin varlığı ile hayat bulacağını bilmekle ebediyetine cevap bulmuş ise sağlıklı olmak, afiyette olmak yada hasta veya musibete maruz olmak ayna hükmündeki insan için birdir. Ebedi olmak arzusuna çare olan Hakiki varlığa ayna olmanın lezzeti, bütün acıları dindirir, çünkü onunla şereflenir. Yunus gibi ‘’Narın da hoş, nurunda…’’ dedirtir, belki hakiki sevgiliye kavuşmak demek olan ölümün anını dahi‘’MÜMİT’’ olana ayna olduğunu tattığından hoş bir lezzete çevirir. Görene, körene! Levent TOPALOĞLU
 
Etiketler: AYNA, OLDUĞUNU, TATMAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı