Yazı Detayı
30 Mart 2020 - Pazartesi 21:59
 
Din-Bilim İlişkisi
Mücahit GÜLER
 
 
Rahman ve Rahim Olan allah’ın adıyla

      Bugünlerde sosyal medyada dolaşan karikatürlerden bir tanesi de yukarıdaki paylaştığım karikatürdür. Bu yazımızda karikatür ile verilmek istenen mesaj ve bu mesajın analizi üzerinde duracağız.  Bu karikatürde anlatılmak istenen mesaj; bilim, corona virüsüne karşı yaptığı çalışmayla her üç dini de susturmuştur. Tarih boyunca birileri din ve bilimi sürekli çatıştırmaya,, birbirinin zıddı, biri varsa diğeri olmazmış gibi bir algı oluşturmaya çalışmıştır. Yine böyle bir algı yönlendirmesi ile karşı karşıyayız. Bu tarz insanlar din-bilim ilişkisini veya farkını anlamayan/anlayamayan yada anlamak istemeyen insanlardır. Kavramlara doğru bir tanımı yüklemediğimizde netice itibariyle yanlış bir sonuca ulaşırız. Bir kavrama yanlış bir tanım yüklersek, sonucu da yanlış çıkacaktır. Bu bağlamda denilir ki, ‘yanlış teşhis yanlış tedavi yöntemine, doğru teşhis de doğru tedavi yöntemine götürür.’ Bir konunun temeli yanlış olursa, binası da bozuk olması kaçınılmaz olacaktır. Bilimin ve dinin birbirini nakavt etme amacı olmadığını çok iyi anlamalıyız. Birazdan konunun detayına girdiğimizde, göreceksiniz ki  ikisinin de alanlarının farklı olduğunu, bazı konularda birbirine yardımcı olduğunu ve bazı konularda ise birbirlerinden ayrıldığını göreceğiz.

       Bilim ve din ne demektir? Kapsam alanları nereye kadar sınırlıdır? Bu kısma biraz değinelim. Birinci manaya göre bilim; ‘evrenin, evrendeki olguların ve olayların bir bölümünü ele alıp birtakım yöntem ve deney yolları kullanarak ve gerçeğe, gerçekliğe dayanarak birtakım yasalara ulaşan bilgiyolu, düzenli ve tutarlı bilgi.’1 İkinci manaya göre ise bilim; ‘yöntemle elde edilen ve uygulamayla doğrulanan, her zaman ve her yerde geçerlik ve kesinlik nitelikleri taşıyan yöntemli ve dizgesel bilgi.’2 Dinin manası ise, ‘İlah’ın, Melek ve Peygamber aracılığıyla insanların hayatının anlam arayışlarına cevap vermek, insan hayatını düzenlemek ve insanın ihtiyacı olduğu kadar gaybdan haber vermektir.’ Bilimin tanımlarına baktığımızda, bilimin amacı, ‘evrendeki olayların neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde açıklamaya çalışan gerçekleşen olaylara düzenli mantıklı cevaplar üretmeye çalışan sistematik bir bilgi’ olduğunu görüyoruz. Dinin amacı; ‘insan-Rab ilişkisini düzenleyerek insanı fıtratına uygun en güzel şekilde yaşatmayı hedefler.’ Bu bağlamda verilen tanımlara dikkatli bir şekilde bakıldığında birbirine zıt bir durumun olmadığını çok net görebiliyoruz. Bilim sadece evrenle ilgilenir(yani gaybla ilgilenmez) ve sınırı bu evrendeki olaylardır. Bilimin her şeye cevap verdiğini söylemek modernizmin bir aldatmacasına aldanmaktır. Bu evrendeki olayları incelerken de olayın nasıl olduğunu bilim açıklayamaz, sadece o olayın neden gerçekleştiğini açıklamaya çalışır. Misal, yağmurun yağması için gerekli şartları neden-sonuç çerçevesi şeklinde bilim bunu açıklar ama bunların nasıl hareket ettiğini, bunlara hareket etme emrini ve hareket kabiliyetini ve kabiliyet sınırlarını açıklayamaz. Bilim, olayların nasıl gerçekleştiğine giremez, çünkü bunu açıklama alanı bilimin işi değil, dinin alanıdır. Bilim olayları sadece neden-sonuç çerçevesi şeklinde mantıklı bir açıklama sunmaya çalışır. Buna rağmen bilim yine de birçok şeyi daha çözememiştir. Çünkü, bilimi geliştirmeye çalışan varlık, insandır. İnsan ise; acizdir, zayıf yaratılmıştır.3  Acelecidir4, çabuk olanı(dünyayı) sever.5 Tamahkâr6, aklını devre dışı bırakmaya meyyâl7, buna rağmen tartışmaya düşkün8 bir varlıktır. Tek başına kaldığında, kendisine dokunan zarara karşı koyacak gücü kendinde bulamayıp, Rabbine yönelip dua edip yalvarıp yakaran9,  sıkıntısı gidince de düzelmeyi kendinden bilip boş bir sevince kapılan10 ve başına gelen sıkıntıdan dolayı Rabbine sanki hiç yalvarmamış gibi nankörce davranmaya devam eden11, tutarsız davranmaya meyilli bir varlıktır. Böyle aciz bir varlığın yaptığı çalışmalarda her şeyi anlamaması ise normaldir. Bu acizliği kapatmak için bilim yanlışlanarak ilerlenir derler. Yani her yeni bilgi, kendisinden önceki bilginin yanlışlığını ispatlamalı derler. Din ise, gerek bu evren için, gerekse de gaybi meseleler için olsun insana ‘eşya ve hadiselere doğru bir bakış açısıyla bakmayı ve fıtratına uygun yaşamayı öğretir.’ Dinin alanı her iki dünyayı kuşattığı ve bilimin de insanın hayatının bir bölümünü kapsadığı için din, bilimi kuşatır ve bilimin gelişmesine yardımcı olur(bilimsel ayetler, bilimsel faaliyetlerin hızlanmasına yardımcı olur). Bilimin de dine katkısı vardır. Misal, bilimsel faaliyetler yapıldıkça insan acizliğini görüyor, araştırma sırasında karşılaştığı durumlar insana bu kadar olayın bir tesadüf eseri yaratılmadığını ve kâinattaki muhteşem nizamın bir sahibi olduğunu öğretir.

        İnsan iki yönlü bir varlıktır, beden ve ruhtan meydana gelir. Bilim, insanın maddi yönüyle, yani bedeni konularıyla ilgilenir. İnsanın hayatını kolaylaştırır, somut problemlerini çözer, hastalıklara çare bulmaya çalışır. Ama insanın psikolojisine bilim cevap veremez. Bu kısım ruhsal bir problemdir ve bu konu dinin alanıdır. Din ise ruhsal problemleri çözer, insanın manevi yönüyle yani ruhuyla ilgilenir. Manevi hastalıklara çare üretir. Yaratılan her şeyin, gerçekleşen her olayın hayatı anlamada bir araç olduğunu, bunların amaç haline getirilmemesi gerektiğini, eşya ve hadiselere hikmet çerçevesinde bakılması gerektiğini öğretir. Sonuç itibariyle corona virüsüne karşı ilaç üretmek bilimin işi, bu virüsün gelmesinin hikmetini öğretmek ve musibetten alınması gereken mesajları öğretmek ise dinin işidir.
Rabbim gereği gibi yaşayan kullarından eylesin bizleri. Selam ve dua ile…


1 ve 2-) Google Arama Motoru ‘bilim nedir?’
3-) Nisa Suresi 28. ayet
4-) İsra Suresi 11. ayet
5-) Kıyame Suresi 20. ayet
6-) İsra Suresi 100. ayet
7-) Ahzap Suresi 72. ayet
8-) Kehf Suresi 54. ayet
9-) Zümer Suresi 8. ayet
10-) Hud Suresi 10. ayet
11-) Yunus Suresi 12. ayet
 
Mücahit GÜLER 
 
Etiketler: Din-Bilim, İlişkisi,
Yorumlar
Haber Yazılımı