Yazı Detayı
06 Eylül 2020 - Pazar 18:42
 
DÜNYAYI TERK EDENLER BİZE NE ANLATIR
Ravza ZEYBEK
mail.haber111@gmail.com
 
 
En güzel sözlerin sahibinin adıyla…Allah’ın adıyla…
   
Belgesel izlemeyi sever misiniz? Eminim çoğunluğuz ‘Evet ‘ diyordur. Özellikle,  tarihi belgeselleri izlemeyi seven biri olarak, bizden yüzlerce ve binlerce yıl önce yaşamış insanların hayatlarını öğrenmek çok heyecan verici buluyorum. Bakıyorsunuz onlarda bizler gibi yaşamışlar hatta yaşam şekli olarak çok daha güzel yaşamışlar ve şimdi onlardan kalan yıkık dökük tarihi eserleri inceleyip onlara dair ipuçlarını bulmaya çalışıyor insanlık.
  
Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim özellikle geçmiş kavimlerden bahseder.  ‘Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonu ne olmuş görmezler mi? Onlar kendilerinden çok daha kudretliydiler; toprağı iyice işlemişler, yeryüzünü bunların imar ettiğinden daha fazla imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri nice açık kanıtlar getirmişti. Şu halde Allah onlara asla zulmetmiş değildir, asıl onlar kendilerine zulmetmişlerdir.’( Rum Suresi 9. Ayet) der.  Çünkü bizden öncekilerden farklı bir yaşamımız farklı bir imtihanımız yok. Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez diye bir söz vardır. Bu sadece kendi kültür geçmişimiz değil insanlık geçmişini bilmeyen de bu dünyada nasıl yaşayacağını bilebilir mi?
  
Helâk olan kavimlerin neden bir cezaya çaptırıldıklarını bilmezsek aynı hataları işleme olasılığımız yüksek mi? Yoksa günümüz insanları, o kavimlerin hatalarını yapıyor mu?
Sakın ‘Hayır’ demeyin efendim! Daha da beterini yapıyor. Mesela; Hz. Nuh (a.s.) ‘ın kavmi, peygamberini küçümsüyor, ona eziyet ve hakaretler ediyorlardı. Öyle kibirliydiler ki fakirlerle oturup kalkmayı istemez onlara ‘Reziller’ deyip aşağılıyorlar, hikmet sahibi kişileri sevmiyorlardı. Kadınlarda edep ve hayâ kalmamış dünya lezzetlerine çok düşkünlerdi. Şimdilerde  farklı mıdır?
‘ Vaktiyle biz Nûh’u kendi kavmine resul olarak göndermiştik. Nûh, bin yıldan elli yıl daha az bir süreyle onların arasında kaldı. Sonunda zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakaladı. Fakat biz Nûh’u ve gemidekileri kurtardık ve bunu bütün insanlık için bir ibret yaptık.’(Ankebut Suresi 14-15.Ayetler)
 
Diğer bir örnek daha Ad Kavmidir. Tahminen Nuh (a.s.)’dan 800 sene sonra yaşamışlar. Ad Kavmi de putperestliğe dönmüş, dünya nimetlerine aldanıp fitne fesat ve bozgunculuk yapmışlar.
 
Bir örnek de Hz. Lut(a.s.) ‘ın kavmi . Lut kavmi ahlaksızlıkta öyle ileriye gitmişler ki  fıtratı bozan, Allah’ın yasalarını yerle bir eden bir sapkınlığa düşmüş ve kendilerini hakikate çağıran peygamberlerine düşman olmuşlar.  Üzerlerine pişmiş taşlarla yerle bir edilmişler. Şimdilerde dünya genelinde bu ahlaksızlık normalleştirilmiyor mu?
  
Kavimlerin yok olmasına sebep olan haller şuan aleni bir şekilde yapılıyor. İslam’ın emir ve yasakları hafife alınmaya çalışıp, dindar kimseler küçük görülüyor. Fakirlik utanma, dini yaşama çalışma çekinme, emri bil marufu söylemek gericilik oldu. Her şeyin adının kaldığı bir dönemde yaşıyoruz. İslam bir yaşam biçimidir. Yaşantıya inmeyen bir İslam, İslam olur mu? Hayatımız imanımızın şahidi olmayacak mı?
  
Eğer öyle olsaydı,  bu kadar Müslümanın olduğu dünyada açlıktan ölen ‘insan’ olmaması lazımdı. Mülteci kamplarında, barakalarda çoluk çocuk çamurların içinde yaşamıyor olması lazımdı.  Afrika’da ,Yemen’de , Arakan’da temiz su içemeyen insanları görünce içtiğimiz sular bizi boğmalıydı. Fazladan aldığımız ve lüzumsuz her bir ‘şeylerimizin’ hesabını nasıl vereceğimizi düşünüp rahat uyumamamız  lazımdı.  Malı mülkü biriktirdikçe dünyaya daha mı bağlandık ne? Şimdi sorarım geçmiş ve helâk olmuş kavimlerden bir farkımız var mı?
  
Yaşama amacı dünya, zevki dünya, sevinci dünya olmuş Müslümanın ahirette ne yapacaktır. Malını mülkünü satıp vermenin infak etmenin mutluğuna varanları anlayamıyoruz bile. Öyle güzel bir örnek ki,  28 Temmuz’da  gözlerini dünyaya kapayan ama inşallah ahiret güzelliklerine gözlerini açan bir kişi. İsmi Muhammed Abdulgaffar Meşalî o bir doktor. Lakabı ‘Fakirlerin doktoru’.  Kendisi elli yıl ücretsiz olarak maddi imkânı olmayan insanları muayene etmiş. Kendisine verilen tüm yardımları fakir fukara için harcamış bu dünyada maddi hiç bir şey biriktirmeyen doktor son nefesine kadar hastalarını muayene etmiş. Ömrünü Allah için yardım etmeye adayan doktorun yine vasiyeti ‘Fakirlere iyi davranın’ olmuş. Bence doktor bey büyük bir manevi sırra ermiş, vermenin fukarayı korumanın sırrı bu!  Allah’ın ona verdiği ömrü imanına şahit tutmuş güzel bir Mü’min... Adını bilmediğimiz güzel insanlar vardır muhakkak…Yoksa durur muydu dünya böyle ayakta!
  
Sosyal medyada herkesin bir biriyle yarıştığı, eviyle, işiyle, eşiyle ve imkanlarıyla boy gösterdiği, kimsenin fakiri fukarayı sevmediği, mazlumun yanında olmaktan utandığı bir zamanda böyle yüce gönüllü insanlar örnek olurlar bizlere. Böyle güzel insanlara hep imrenmişimdir Rabbim cennet mekân etsin inşallah.
  
Bizim ecdadımız insanı öncelemiş. İnsan eşrefi mahlûktur değerlidir. Ona yapılan hizmeti Hakka hizmet bilmiş, vakıflar, hanlar, hamamlar hep insana hizmet için yapılmış. Şimdiki zaman düşünüldüğü gibi gelecek insanlığa örnek olmuş miras bırakmış. Yükselişleri Allah için infak etmek, mazlumun yanında olmak, Hak yoldan  ve Hak davadan ayrılmamak olmuş…Şimdi vakit kaybetmeden neler yapıp neler yapmadığımıza bakmamız ve zararın neresinden dönersek kârdır hesabıyla Allah’ın rızasını kazandıracak Salih ameller biriktirmemiz lazım. Yoksa bizden bir iz kalmayacak bizden önce gidenler gibi…
‘Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.’(Haşir Suresi 9.Ayet) 
 
Ravza Zeybek
 
Etiketler: DÜNYAYI, TERK, EDENLER, BİZE, NE, ANLATIR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Eylül 2020
ANADOLU’NUN ÖZÜ TASAVVUFTUR
13 Eylül 2020
SİBEL ERASLAN İÇİN…
28 Ağustos 2020
ÂŞURÂ BİZE NE SÖYLER
22 Ağustos 2020
MAZLUMUN ÜMİDİ OLMUŞUZ
16 Ağustos 2020
GENÇLERİMİZİ HARCAMALARINA İZİN VERME!
06 Ağustos 2020
‘Mü'minler Ancak Kardeştirler.’
28 Temmuz 2020
SEVGİ KURBAN OLUR MU?
15 Temmuz 2020
ÖLEREK DİRİLEN MİLLET
07 Temmuz 2020
İstanbul Sözleşmesi Huzur Vermedi
20 Haziran 2020
HEYKELLERDE YIKILIR BİRGÜN
19 Haziran 2020
NEREYE BU GİDİŞ NEREYE KADAR?
03 Haziran 2020
IRKÇIYIM…IRKÇISIN…IRKÇIYIZ…
20 Mayıs 2020
RAMAZANI ÖZÜMÜZE ALALIM
09 Mayıs 2020
HAYALLER GERÇEK OLUYOR
03 Mayıs 2020
BİR RAMEN’DEN ÖĞRENDİĞİM
20 Nisan 2020
TEVÜKKÜL İMTİHANI
15 Nisan 2020
MAĞALARIMIZA DÖNÜYORUZ
29 Mart 2020
ÖLMEYE İHTİYACIMIZ VAR
25 Mart 2020
BU YOL NEREYE GİDER?
18 Mart 2020
VARDIR BİR HAYIR
08 Mart 2020
8 MART NE Kİ?
20 Şubat 2020
NİŞANIN TEK ADI KALDI
11 Şubat 2020
KIYAMET KOPACAK!
25 Ocak 2020
ÖZ BİLNMEZSE ÖZELLİKLER ÇIKMAZ MEYDANA
25 Aralık 2019
SAHİPSİZ KALAN ÇOCUKLAR
13 Aralık 2019
HERŞEY HAKİKÂTİ GÖRMEKLE BAŞLAR
28 Kasım 2019
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
14 Kasım 2019
EN BÜYÜK ÖRNEĞİMİZ
05 Kasım 2019
HER ÇOCUK ÖZELDİR
19 Ekim 2019
UYUYAN DEV UYANDI ARTIK
15 Ekim 2019
ÖZE DÖNÜŞ BAŞLADI
02 Ekim 2019
ÖMÜR VAKFİYESİ
22 Eylül 2019
YAKLAŞAN TEHLİKENİN FARKINA VAR!
10 Eylül 2019
ÖZÜR DİLERİZ ÇOCUKLAR
29 Ağustos 2019
DOST KİM? DÜŞMAN KİM?
30 Temmuz 2019
CİBRİL HADİSİ ÜZERİNE
25 Temmuz 2019
BULANLAR ARAYANLARDIR
06 Temmuz 2019
ALLAH’IN BOYASI İLE BOYANMAK GEREK
30 Mayıs 2019
DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKACAK ÜMMET
21 Mayıs 2019
NUH’UN GEMİSİ
22 Nisan 2019
ZEHİRLİ BALDIR! SÖYLEME!
16 Nisan 2019
24. İZMİR KİTAP FUARI, YAZARIMIZ RAVZA ZEYBEK KİTAPLARINI İMZALADI
13 Nisan 2019
MESELE EKMEK DEĞİL EFENDİ!
05 Nisan 2019
KİTABIN SADAKATİ
26 Mart 2019
ADEM’İN ÇOCUKLARI
19 Mart 2019
BİR GURUR BİR ÖVÜNÇTÜR MİRASIMIZ
14 Mart 2019
MUTEDİL BİR SEZİŞ
04 Mart 2019
ŞÜKÜR MÜ KÜSLÜK MÜ?
24 Şubat 2019
BİR KIŞ SANCISI 2
14 Şubat 2019
AŞKA BOYANMIŞ BİR ŞEHADET
02 Şubat 2019
İLİM NEYİ BİLMEKTİR?
27 Ocak 2019
SANALA KURBAN EDİLEN BİZLER.
12 Ocak 2019
BİR YOLCULUK GÜZELLEMESİ
05 Ocak 2019
BEN KİMİM? ONLAR NE OLACAK?
Haber Yazılımı