Yazı Detayı
04 Mayıs 2020 - Pazartesi 21:15
 
EFENDİM!
MEHMET YAMAN
mail.haber111@gmail.com
 
 

BENDENİZ, ÖMRÜNÜN EN GÜZEL 49.5 YILINI, ÖĞRETMENLİK, HAKİMLİK VE NOTERLİK GİBİ KAMU GÖREVİYLE GÜZEL TÜRKİYE’MİZDE GEÇİRMİŞ, YAŞ HADDİ NEDENİYLE ANKARA’DA KAMU GÖREVİNE SON VEREREK, ANKARA BAROSU’NA KAYITLI AVUKATLIK YAPARKEN, SON ÜÇ YILINI, FAS İSMİYLE BİLİNEN, MAĞRİB DEVLETİNİN CASABLANKA ŞEHRİNDE GEÇİRMEKTE BULUNAN, MEHMET YAMAN.

AYDINLATICI YAYINLARINI DEVAMLI İZLEDİĞİMİZ TELEVİZYONUNUZUN (Akit tv.), ŞU ANDA ÖNEMLİ BİR KONUYU İŞLEDİĞİNİ GÖRÜYORUZ. AİLE VE MİLLET HAYATIMIZ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ BULUNAN, BU KONUYU GÜNDEME GETİRMENİZ NEDENİYLE, TELEVİZYONUNUZA VE SAYGIDEĞER KATILIMCILARA TEŞEKKÜR EDERKEN, BU VESİLEYLE, ARACILIĞINIZLA, ÖMRÜNÜN 50 YILA YAKIN BİR BÖLÜMÜNÜ, HUKUK ALANINDA GEÇİRMİŞ BULUNAN BİR İNSAN OLARAK, KONUMUZ HAKKINDA KISACA BİLGİ VERDİKTEN SONRA, BİZİM İÇİN HAYATİ OLAN VE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZDAN, ÜLKEMİZİN SELAMETİ İÇİN MUTLAKA DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEĞİMİZ MADDELERİ, HUZURLARINIZA GETİRMEK İSTİYORUZ.

, BU MADDELER HAKKINDA İMZA AŞAMASINDA HER HANGİ BİR ŞERH TE KONMAMIŞ OLUP, MADDE DEĞİŞİKLİĞİ YERİNE (ki, bunun çok uzun ve diğer imzacı devletlerin müdahalesini de ilgilendiren bir prosedürü olup, hiç madde değişikliği yolu hiç seçilmeden direkt) 80. MADDEYE DAYALI OLARAK TOPTAN FESHEDİLİP, KENDİ İÇ HUKUKUMUZDA, İNANÇ VE KÜLTÜR DEĞERLERİMİZLE, ÖRF VE ADETLERİMİZE UYGUN, YENİ BİR DÜZENLEMENİN YAPILMASININ, EN UYGUNU OLACAĞI KANAATİMİZİ;  

Saygıyla, arz ederiz.

MALUMLARI OLDUĞU ÜZRE, KISACA “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” OLARAK ADLANDIRILAN SÖZLEŞMENİN ASIL ADI, “KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET VE EV İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELE HAKKINDAKİ, AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ” DİR.

BU SÖZLEŞME 11.5.2011 TARİHİNDE İMZAYA AÇILMIŞ OLUP,  İLK İMZA KOYAN, O ZAMANIN BAŞBAKANININ BİLGİSİ DAHİLİNDE DIŞİŞLERİ BAKANIMIZDIR VE BU SÖZLEŞMEYİ, HERHANGİ BİR ÇEKİNCE KOYMADAN İMZALAMIŞTIR.

BU SÖZLEŞMEYE TOPLAM 15 AVRUPA KONSEYİ DEVLETİ İMZA KOYMUŞ OLUP, DİĞER DEVLETLERİN MESELA, 27 ÜYELİ AVRUPA BİRLİĞİ’NİN 14 TANE ÜYESİNİN İMZASI VARDIR, 13 TANESİNİN İMZASI BULUNMAMAKTADIR. İMZALAYANLARDAN BAZILARI DA, ÇEKİNCE KOYARAK İMZALAMIŞLARDIR. İMZA SEREMONİSİ, 8.9.2011 TARİHİNDE, YANİ BİZİM İMZAMIZDAN 4 AY SONRA TAMAMLANMIŞTIR.

HANİ DERLER YA, “ZEHİR ALTIN KASEDE, ÇEŞİTLİ REVERANSLARLA SUNULURSA FARKEDİLMEZ” DİYE!..

AYNEN ONUN GİBİ, BU SÖZLEŞMENİN ADINI OKUYUNCA, HEPİMİZ KAYITSIZ ŞARTSIZ KABUL EDER VE “BU ADI TAŞIYAN BİR SÖZLEŞMEYE, İMZAYI İLK DEFA BİZ ATARIZ”, DERİZ.

BİZ DE İŞTE ÖYLE YAPTIK, CİDDİ VE TARİHİ BİR DEVLETİN MES’ULLERİ OLARAK!..

BU SÖZLEŞME TOPLAM 81 MADDE OLUP, BİR ÇOK MADDELERİNİ TENKİT ETMEMİZ MÜMKÜNKEN, VAKTİN DARLIĞI SEBEBİYLE, SÖZLEŞMENİN HEPSİNİ DEĞİL DE, ÖZELLİKLE BİZİM İÇİN TUZAK OLAN MADDELERİNİ GÖZDEN GEÇİRELİM:

1 – SÖZLEŞMENİN 3. MADDESİNDE, “KADINA YÖNELİK ŞİDDETTARİFİ YAPILMIŞ OLUP, “PSİKOLOJİK VEYA EKONOMİK ACI VEYA ISTIRAP VEREN VEYA VEREBİLECEK OLAN, cinsiyete dayalı her türlü eylem ve BU EYLEMLERLE TEHDİT ETME, ZORLAMA VEYA KEYFİ OLARAK ÖZGÜRLÜKTEN YOKSUN BIRAKMA, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet anlamına gelir” DENEREK, EKONOMİK ACI VE IZDIRAP VERECEK OLAN HER TÜRLÜ OLAYLA, BUNLARLA TEHDİT ETME İŞLEM VE EYLEMLERİNİ DE, “CİNSİYETE DAYALI ŞİDDET” OLARAK, NİTELEMEKTEDİR.

BURADA GEÇENEKONOMİK ACI VE IZDIRAPDEYİMLERİ, FEVKALADE MUĞLAK OLUP, BİR ESKİ HAKİM OLARAK, BU DEYİMLERİN, UYGULAMADA ÇOK FARKLI VE ERKEKLER ALEYHİNE, CİDDİ MAHRUMİYETLERE SEBEP OLABİLECEK KARARLARA VESİLE OLABİLECEĞİNİ ÖNGÖRÜYOR VE BAZI MESLEKTAŞLARIMIZDAN DA, BU KONUDA HİÇ BEKLENMEDİK BOYUTLARDA, KARARLARIN ÇIKTIĞINI DUYUYORUZ.

2 – Yine 3. MADDENİN (b) FIKRASINDA, “aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da, eski veya şimdiki eşler veya PARTNERLER arasında meydan gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik veya EKONOMİK şiddet eylemi anlamına gelir” DENMEKTEDİR.

BURADA GEÇEN PARTNER DEYİMİ, KİMLERİ KAPSIYOR? GERÇEKLER IŞIĞINDA, BU DEYİMİN, BAŞKACA ANLAMLARI YANINDA, SÖZLEŞMENİN İÇERİĞİ DİKKATE ALINDIĞINDA, ÖZELLİKLE “CİNSEL TERCİHLERİNE GÖRE, ERKEK  ERKEĞE HOMOSEKSÜEL VEYA KADIN KADINA LEZBİYEN  İLİŞKİLERDE BULUNAN KİŞİLER”İ DE KAPSADIĞINI GÖRMELİYİZ.

BÖYLECE, İNANÇ VE AHLAKİ DEĞERLERİMİZİN REDDETTİĞİ BİR BİÇİM TERCİH EDİLEREK, HOMOSEKSÜEL VE LEZBİYENSEL İLİŞKİLER DE, YASAL TEMİNAT ALTINA ALINMIŞ, BİR EŞ SEVİYESİNDE TÜM HAKLARA SAHİP OLMUŞ BULUNUYOR, BU SÖZLEŞMEYLE. BU AKTİF YA DA PASİF HOMOSEKSÜELLER VE LEZBİYENLER DE, EKONOMİK OLARAK BİRBİRLERİNE BAĞLI VE SORUMLU HALE GELİYORLAR VE AİLE İÇİ ŞİDDET SUÇU KAPSAMINA GİRİYOR. TABİİ BU DA, HOMOSEKSÜEL VE LEZBİYENSEL HAYATIN, YASAL KORUMA ALT YAPISI DEMEKTİR. YANİ BU SÖZLEŞMEYLE YASAL OLARAK, BU İLLET İLK DEFA KANUNLA KORUMAYA ALINMIŞ OLUYOR.

TEKRAREN BELİRTELİM Kİ, OYSA BU HALLER, BİZİM İNANÇ SİSTEMİMİZDE ŞİDDETLE REDDEDİLEN VE CEZALANDIRILMASI GEREKLİ BİR HALDİR.

3 – Yine bu 3. maddenin f fıkrasıyla, 18 yaşından küçük çocuklara da, “kadın” misyonu yüklenmiş ve “KADIN GİBİ DEĞERLENDİRİLMESİ” ANLAYIŞI GETİRİLMİŞTİR.

4 -  Bu sözleşmenin 4/3. madde ve fıkrasında; “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrımcılık Yapmama” başlığı altında, “CİNSEL TERCİH/YÖNELİM” de sayılmakla, Cinsel tercihe saygı adı altında, her türlü sapıklık, açıkça meşrulaştırılmıştır.

YANİ HOMOSETSÜELLİK VEYA LEZBİYENLİK, BİR TEMEL HAK OLUYOR, ENGELLENEMİYOR VE BU TİPLER, DİĞER NAMUSLU İNSANLARLA, HER YERDE VE HER ŞEKİLDE EŞİT OLUYOR.

TABİİ BU KİŞİLER PSİKOLOJİK YAPILARI İTİBARİYLE AGRESİF, MÜTECAVİZ VE KAÇILMASI GEREKEN TİPLER OLMAKLA, NAMUSLU VATANDAŞLAR, BUNLARIN HER TÜRLÜ SALDIRILARINA KARŞ, HER ZAMAN TEDİRGİN VE KAÇMA DURUMUNDA BULUNMAKTADIRLAR, TOPLUM İÇİNDE.

ŞİMDİ BU SÖZLEŞMEYLE, BU TİPLERİN ŞIMARIKLIK VE ORTATOPLUMU GERİCİ TAVIRLARINA SIKÇA RASTLANACAKTIR.

5 - Sözleşmenin Türkçe metninde, her ne kadar “aile” kelimesiyle tercüme edilmişse de, orijinal metinde bu kelime, “domestic” olarak geçmektedir ki, domestik kelimesi, normal bir aileyi değil, “EV İÇİ HER TÜRLÜ ARKADAŞLIĞI-ORTAK EV ARKADAŞLIĞI” anlamını içerir. Çeviri bizi yanıltmasın. BU SÖZLEŞMEYLE, ARTIK AİLE KAVRAMI TARİHE KARIŞMIŞ VE YERİNE ORTAK EV ARKADAŞLIĞI KAVRAMI GELMİŞ OLUP, BU KAVRAM DA HER TÜRLÜ FARKLI ALGILAMA VE TAVIRLARI İÇİNDE BARINDIRMAKTADIR.

Herhangi bir ihtilafta esas olan, orijinal metindeki kelimelerin gerçek anlamları olup, elimizde bulunan metindeki “AİLE” deyimini, “ORTAK EV ARKADAŞLIĞI” olarak anlamalıyız.

            Yani bu ortak ev arkadaşlığı, erkek erkeğe veya kadın kadına cinsel birliktelik amaçlı, her türlü beraberliği de, kapsamaktadır.

 

6 - Sözleşmenin 4/4. madde ve fıkrasıyla, gerek bu sözleşme içeriğinde ve gerekse başka yerlerde olsun, “KADINLARIN LEHİNE ALINACAK HER TÜRLÜ TEDBİR, AYRIMCILIK SAYILAMAYACAK.”

BU TEDBİRLERİN ANAYASAYA, KANUNLARA UYGUN OLMA ŞARTI DA ORTADAN KALKIYOR, 4. MADDENİN BU FIKRASIYLA. ÇÜNKÜ ANAYASAMIZIN 90. MADDESİ BU ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİN BİZİM KENDİ KANUNLARIMIZIN ÜSTÜNDE OLDUĞUNU VE VATANDAŞIMIZA, “BU SÖZLEŞMENİN KANUNLARIMIZLA ANAYASAMIZA AYKIRI” OLDUĞUNU İDDİA EDEREK, DAVA AÇMA HAKKI VERMİYOR OLUP, SADECE, İKTİDAR BU SÖZLEŞMELERİ KENDİ ELİYLE FESHEDEBİLİR.

YANİ KARI-KOCA ADAYLARININ KENDİ ARALARINDA YAPACAKLARI BAZI SÖZLEŞMELER DE, BU SÖZLEŞMEYE AYKIRILIKLA İPTAL EDİLECEK, MAHKEMELERDE.

Yani İstanbul Sözleşmesindeki müeyyideleri göze almak zorundadır, evlenecek olanlar!.. Aksi halde, ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalması melhuzdur. 

            Bu sözleşme bizi, KENDİ MİLLİ BENLİĞİMİZDEN VE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN KOPARARAK, AVRUPA BİRLİĞİ UĞRUNA, AİLE SINIRLARIMIZ YIKILMIŞ, AHLAKİ DEĞERLERİMİZ ÇÖKERTİLMİŞ VE KADIN ERKEK, KARŞI CİNSLERLE DEĞİL DE, BİRBİRLERİYLE, HOMOSEKSÜEL VE LEZBİYEN İLİŞKİLERİN TEŞVİKİ !..

            Ayrıca bu madde, GEREK ANAYASAMIZ VE GEREKSE BAZI USUL YASALARIMIZDA BULUNAN, “EŞİTLİK” İLKESİNİ DE, ORTADAN KALDIRMAKTADIR.

 

7 - Sözleşmenin 7. maddesinde, “alınan tedbirler, ulusal insan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütleri gibi, tüm aktörleri kapsar,” denmekte olup bununla, cinsel tercihler (homoseksüel ve lezbiyensel ilişkiler) i de kapsayan her türlü dernek, vakıf gibi koruyucu kurumların oluşturulması da, teminat altına alınmaktadır.

 

8 - Sözleşmenin 9. maddesinde; “Sivil Toplum Kuruluşları ve Sivil Toplum” başlığı altında:

“Sözleşmeye taraf devletler, kadına yönelik şiddetle mücadelede, aktif olan ilgili sivil toplum kuruluşları ve SİVİL TOPLUMUN ÇALIŞMALARINI, HER DÜZEYDE GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUR, TEŞVİK EDER VE DESTEKLER VE BU KURULUŞLARLA ETKİN İŞBİRLİĞİ TESİS EDER” diyor.

            Bu madde gereğince, o zamanın Aile Bakanı Fatma Şahin, başında lgbt ve Morçatı’nın bulunduğu 236 kadın derneği ile masaya oturup, 6284 sayılı yasa tasarısını hazırladı.

            Toplumsal cinsiyet eşitliğini savunduğunu iddia eden bu derneklerin çoğunluğu, PKK ve LBTG destekçisi derneklerdi.

 

            Bu maddenin uygulanmasıyla ilgili olarak, çok yakınlarda mecliste yapılmış bulunan çalışmalara, kimlerin davet edildiğine ilişkin resmi yazının bir fotokopisini arz ediyoruz.

            bu yazının katılımcılar bölümünü incelediğimizde, her çeşit lgbt ve pkk destekleyicisi derneklerin de çağırıldığını görürüz.

            HEYHAT Kİ, MİLLETİN TEMEL DEĞERLERİNİ TEMSİL EDEN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ VAR MI ACABA, BU KONUDA VE VARSA NEREDE?..

 

 

9 - Türkiye, İstanbul Sözleşmesinin gereğini yerine getirmek üzere, 2012 Eylül ayında yürürlüğe giren,Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu” adlı 6284 s. lı kanunu, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, çoğunluğunu yukardaki derneklerin oluşturduğu feminist kadın dernekleriyle birlikte hazırlayarak, mecliste çıkarıldı.

 10 - Bu sözleşmenin 12. maddesinin 1. fıkrasında; “taraflar, kadınlar ve erkekler için, ALIŞILAGELMİŞ ROLLERİN BULUNDUĞU DÜŞÜNCESİNE DAYANAN ÖN YANGILARI, ÖRF VE ADETLERİ, GELENEKLERİ VE HER TÜRLÜ FARKLI UYGULAMALARI ORTADAN KALDIRMAK AMACIYLA, KADIN VE ERKEKLERE İLİŞKİN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL DAVRANIŞ MODELLERİNDE DEĞİŞİM SAĞLAMAK İÇİN, GEREKLİ TEDBİRLERİ ALIR” denmektedir.

 Burada “KADINLAR VE ERKEKLER İÇİN ALIŞILAGELMİŞ ROLLER” deyimiyle, İNANÇ VE AHLAKİ DEĞERLERİMİZLE, ÖRF VE ADETLERİMİZİN GETİRDİĞİ, KARI-KOCA VE EVLATLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI SORUMLULUK İLİŞKİLERİ, tamamen inkar edilmekte ve toplumumuzun, inanç referanslarımızda bulunan tarihi sorumluluk anlayışından uzaklaştırılması istenmektedir.

YANİ EVİN İÇİNDE, KARI-KOCA VE ÇOCUK MESULİYETLERİNE İLİŞKİN TÜM İNANÇ VERİLERİ, ALTÜST EDİLMEKTEDİR. Eşler ve çocuklar birbirinden bağımsız ve sorumsuz olacaklar, bu maddeye göre.

YANİ SORUMLU BİR AİLE ORTAMI YERİNE, HERKESİN BİRBİRİNE KARŞI SORUMSUZ OLUP, LİNGONUN AHIRI GİBİ İSTENEN SAATTE GELİNİP GİDİLEN BİR ORTAK MEKAN TERCİH EDİLDİ, BU SÖZLEŞMEYLE.

 

11 – Yukardaki 12/1. madde ve fıkrasında, “ortadan kaldırmak” olarak yapılan tercümenin asıl metindeki karşılığı, “kökünden kazımak” tır, orijinal metinde.

Yani İNANÇ VE AHLAK ANLAYIŞLARINDAN KAYNAKLANAN HER TÜRLÜ DUYGULARIN  VE KARŞI ÇIKIŞLARIN TAMAMI, KÖKÜNDEN KAZINACAKTIR, BU MADDEYLE. Ama, ne acı ki, tercümede bu gerçek mana gizlenmiş.

Lütfen bu maddeyi tekrar okuyalım. Yani kadın-erkek ve çocukların aile içindeki rolleri ve karşılıklı görevlerine ilişkin dini ve ahlaki ilkelerimiz, kökünden kazınıyor.

Aile içinde, birbirine karşı bağımsız, sorumsuz ve herkesin istediği zaman gelip gideceği ve istediği gibi yapıp edeceği bir ortam oluşturuluyor ki, bu bizim için, ciddi bir kaos ortamı demektir. Zira sözleşmenin bu maddesinde, “VE NE KADAR İNANÇ DEĞERLERİ, ESKİ ÖRF VE ADETLER İLE GELENEKLER VARSA, BUNLARIN KÖKÜ KAZINACAK, AİLE KUTSİYETİ VE MAHREMİYETİ DİYE BİR ŞEY KALMAYACAK” deniyor..

 

12 - 12. maddenin 5. fıkrasında;taraflar (yani Türkiye), KÜLTÜR, GELENEK, GÖRENEK, DİN VEYA “SÖZDE NAMUS”UN (?) İŞBU SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ HER HANGİ BİR ŞİDDET EYLEMİ İÇİN, MAZERET OLUŞTURMAMASINI SAĞLAR” denmektedir. 

Bu maddeyle, 1 ve 2 numaralı başlık altlarında anlattığımız; “CİNSEL YÖNELİM,” ADI ALTINDA TOPLANAN BÜTÜN SAPIKLIKLAR (homoseksüellik, biseksüellik, lezbiyenlik vs. gibi), HAYATIN HER ALANINDA KORUMA ALTINA ALINMIŞ BULUNMAKLA, bu tür kişiler, size ev kiralamak için geldiklerinde, bu gerekçelerle veremeyeceğinizi bildirmeniz halinde, “toplumsal cinsiyet ayrımı yapma” suçlamasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

 

13 - 13. madde, “Taraflar, İşbu sözleşme kapsamındaki, her türlü şiddetin ve (protesto gibi) farklı tezahürlerinin  önlenmesi gerektiğinin, toplum içinde anlaşılması ve buna ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, başta kadın örgütleri olmak üzere, ulusal insan hakları kurumları ve bunlara denk organları, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içerisinde, düzenli aralıklarla ve her seviyede, farkındalık yaratma kampanyaları geliştirir veya yürütür,demektedir.

            Yani, cinsel eğilim (homoseksüel, lezbiyensel vs.) ve aile fertlerinin alışılagelmiş rollerinin değiştirilmesi (karı-koca sorumluluk ve görevleri ) adı altında, her türlü homoseksüel, lezbiyen ilişkilerle, aile içindeki birliktelik huzurunu sağlayan her türlü duygu ve düşüncelerin altüst edilmesine sebep olacak bulunan tüm dernekler ve vakıflar korunacak, geliştirilecek ve onlarla sık sık toplantılar yapılacaktır, bu maddeye göre.

            Yani sistemli bir biçimde, ailenin ve toplumun tüm değerlerden uzaklaştırılması, tüm insan cinsinin, HAYVAN TOPLULUKLARINDA BİLE GÖRÜLMEYEN, zevklerine ve tercihlerine göre, “KADIN KADINA, ERKEK ERKEĞE BİRBİRLERİYLE CİNSEL İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ ANLAYIŞLARI” geliştirilecek, tabir caizse, insanların hayvanlardan da aşağı bir hayat sürmesine çalışılacaktır.

            Tabii, bu homoseksüel ve lezbiyen ilişkilerin geliştirilerek, kadının hayatından erkeği, erkeğin hayatından da kadını çıkarmak suretiyle, meşru üremelerin de önüne geçilecek, toplumda çocuk olmayacak, bunun yerini kedi ve köpek beslemeleri alarak, uzun zaman içinde insanların sayısı bitirilecektir. Tabii şayet çok isteyen kadın olursa, erkek genlerinin bulunduğu bankalardan gidip erkek hücresi alarak, hamile kalabilecektir.

Tabii bu yok oluşta, bu projeyi ortaya atan Cio-Emperyalist güçlerin oluşturacağı savaş ve katliamlar ile, çeşitli hastalıklardan ölümler de, önemli görevler almış olacaklar. Bir taraftan da dünya insanları, bu sarmal ihanetin cenderesi içinde bulunmaktadırlar.

Ülkemizde de uygulamaya geçirilen bu sözleşmenin dışında,  DÜNYADA SİYASAL, SOSYAL, SAĞLIK VE TARIMSAL ALANLARIN TÜMÜNDE, ÇOK ÇEŞİTLİ TEZGAHLAR, BU SİYONİST AMACIN EMRİNDE DÖNMEYE DEVAM EDİYOR.

            Dünya çapında bu uygulama hızlandırılarak, Siyonizm’in insan topluluklarını yok edip, dünya insanlarının toplam 500 milyona indirgenerek kuracakları “Dünya Krallığı” efsanesine doğru, hızla yol alınacaktır.

 

            14 - Sözleşmenin 14. maddesi, “eğitim” başlığı altında, “bu sözleşme kapsamına giren “HER TÜRLÜ CİNSİYET ROLLERİ” (erkek erkeğe ve kadın kadına cinsi ilişkiler) ile, “BUNLARA SAYGIhususunda her türlü eğitimin, müfredat programlarına eklenmesini ve bu konuda çeşitli kurumlarla eşgüdümlü çalışılmasınıemretmekte olup, böylece ilkokuldan itibaren çocukların erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel ilişkileri hoş görüp, gereğinde tercihini buna göre yapabileceği anlayışı, küçüklükten beyinlerine yerleştirilmiş olacaktır ki, okullarda bunların müfredatları hazırlanmış olup dersleri verilmeye başlandı ve Kadıköy ve Şişli Belediyeleri ile bazı dernekler de, küçük çocukları lgbt’ci olarak yetiştirmeye yönelik faaliyetlerini açıkça yapar hale geldiler.

            15 - Sözleşmenin 16. maddesi, “bu cinsel yönelimlere ve tercihlere (homoseksüel ve lezbiyensel ilişkilere) yönelenlere karşı oluşacak protesto ve şiddet eylemlerinin önlenmesi ve şiddete başvuranların eğitimiyle” ilgili tedbirlerin alınmasını emrediyor.

            Yani toplumda bu lgbt’ci kuruluşlar ve faaliyetleri halkımızca protesto edilemeyecek. Edilirse şiddet gösteriyorlar adı altında bunlar engellenecektir.

            16 - Sözleşmenin 17. maddesi, bu konuda özel sektör ve medya kuruluşlarını da görevlendiriliyor.

            Sair maddeler, daha başkaca bir sürü tedbirleri içermektedir.

            17 - Sözleşmenin 36. maddesinin başlığı, “TECAVÜZ DAHİL OLMAK ÜZERE, CİNSEL ŞİDDET” başlığını taşımakta, 1/b fıkrasındaki “kişilere, KARŞI TARAFIN RIZASI OLMAKSIZIN diğer cinsel nitelikli eylemlerde bulunmak” eylemini, 3. fıkrasında da, “EŞLERE VEYA PARTNERLERE KARŞI İŞLENEN EYLEMLER İÇİN DE, GEÇERLİ OLMASINI SAĞLAMAK ÜZERE, GEREKLİ HUKUKİ VE DİĞER TEDBİRLERİ ALIRdenmekle, “PARTNER” deyimi adı altında, kadın erkek her türlü cinsel birleşimi artık normalleştirmiş ve eş cinselleri de eşleri seviyesine çıkarıp aynı kategoride zikredilerek, eşleriyle de, onların rızaları dışında cinsel ilişki kuramayacakları, kurarlarsa açıkça cinsel şiddet uygulama suçunu işleyecekleri anlatılmakta olup, Ankara Barosu avukatlarından bir arkadaş, ben Mağrib devletine gelirken, eşinin telefonla polise yaptığı, “eşim bana zorla bana tecavüz etti” ihbarıyla, bu suçlamayla hapse atılmıştı.

            Yargıtay üyeleri de, “bu sözleşme iptal edilmediği müddetçe, biz bu konudaki kararları onaylamak zorundayız” demektedirler, mahalli mahkemelerin verdikleri ve 10 yılı geçen cezalarla ilgili olarak.

18 - 48. maddede, “taraflar (sözleşmeyi imzalayan devletler), İŞBU SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ ŞİDDET EYLEMLERİNDE ARABULUCULUK VE UZLAŞMA DA DAHİL, ZORUNLU ALTERNATİF UYUŞMAZLIK  ÇÖZÜM SÜREÇLERİNİ YASAKLAMAK ÜZERE, GEREKLİ HUKUKİ VE DİĞER TEDBİRLERİ ALIR” denmektedir.

            Yani bu madde, herhangi bir konuda anlaşamayıp tartışan eşler veya kişiler arasında, ARABULUCULUK VE UZLAŞMA YAPILMASINI YASAKLIYOR.

Hatta tarafların ana-bubuları ve çocukları dahi olsa, onları barıştırıp anlaştırmaya yönelik hiçbir çaba sarf edemeyeceklerdir. Onlara da yasaktır bu maddeye göre.

İlla kavga devam edecek ve mahkemelere intikal ettirilecek. Bu çok tehlikeli ve toplum fertlerini uzlaşma ve anlaşmaya değil, kavga ve mahkemelerde sürünmelere ve aile birlikteliğini ortadan kaldırmaya sevk edecek, yıkıcı bir maddedir.

           

19 – Sözleşmenin 66. ve 70. maddeleri arasındaGrevio” adlı bir sistem anlatılıyor. Buna göre, Avrupa Birliği Konseyi nezdinde, bizim “İstanbul Sözleşmesi” diye adlandırdığımız bu sözleşme hükümlerinin ülkelerde uygulanış biçimini ve kadınla ilgili sorunlarla, bu sözleşme maddelerine aykırılıkları takip etmek üzere, en az 10 ve en çok 15 kişiden oluşan, adı da “Grevio” olan bir kuruluş oluşturulacak.

Bu kuruluş, hem imzacı ülkeler ve hem de Konsey üyesi ile, konsey dışındaki tüm devletlerle ilişkiler kurarak, bu sözleşme hükümlerini geçerli hale getirmek için,  sözleşmeyi uygulatma tedbirlerini alabileceklerdir.

ÜLKEMİZDE, BUNUN UYGULAMA BİÇİMİ OLARAK, TÜM İLLERDEN, KADINLARLA İLGİLİ İSTATİSTİKLER, AİLE BAKANLIĞI’NA GÖNDERİLİYOR VE BURADAN DA BAKANLIK KANALIYLA, GREVİO’YA BİLDİRİLİYOR.

Grevio’nun yetkisi o kadar fazla ki, tüm uluslararası kuruluşlarla ve bu arada Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletlerle de temasa geçerek, kadınlar aleyhine ciddi boyutlarda gelişmeler olursa, bu devletin bu gelişmeleri önlenecek.

Bu önleme biçimi nasıl olacak?.. Burada çok sinsi ve tehlikeli  bir plan var.

Şöyle ki: Avrupa’da oluşturulan kuruluşların verecekleri parasal fonlarla da desteklenerek, ülkemizde kadınlar aleyhine, bu sözleşmeye aykırı eylemler, her gün teşvik ve tahrik edilerek, istatistikler de kabartılmak suretiyle, Greviyö kanalıyla Birleşmiş milletler nezdinde, yoğun bir kadın hakkı ihlali gündeme getirilerek, bu gerekçeyle, ülkemize askeri müdahale yapılmasının önü açılmış olacak.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER EVRENSEL İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİNDE, BİR DEVLETTE KADINLAR İLE ETNİK VE FELSEFİ GURUPLAR ALEYHİNE TEHLİKELİ DURUMLARIN OLUŞMASI HALİNDE, BU DEVLETE ASKERİ MÜDAHALE YAPILABİLECEĞİ YAZILI OLMAKLA, BU GREVİO KANALIYLA, YARIN ÜLKEMİZ ALEYHİNE ASKERİ MÜDAHALELERİN YAPILMASINA BİLE, BU SÖZLEŞME İMKAN VERMEKTEDİR.

Bu ise, ülkemizin geleceği için ciddi tehlikeler teşkil etmekte olup, devlet yöneticilerimizin, basiretli ve ufku geniş olmalarını gerekli kılmaktadır.

 

20 – Sözleşmenin 80. maddesi, “İMZA KOYANLARIN, İSTEDİĞİ  ZAMAN, KONSEY GENEL SEKRETERİNE, TEK TARAFLI OLARAK YAPACAĞI BİLDİRİMLE, BU SÖZLEŞMEYİ KENDİ YÖNÜNDEN FESHEDEBİLECEĞİ” Nİ YAZMAKTA OLUP, BU MADDEYE GÖRE, BİZ  İSTERSEK, ŞARTSIZ VE HİÇ BİR MÜEYYİDEYE DE TAKILMADAN, HEMEN BU SÖZLEŞMEYİ FESHEDEBİLİRİZ.

EFENDİM,

ARACILIĞINIZLA, İNANÇ VE AHLAK DEĞERLERİMİZİ TAMAMEN ALTÜST EDEN VE MİLLİ BİR FELAKET OLAN, ŞİMDİLİK HENÜZ ÇOK FARKEDİLMEYİP, İLERDE “BİZ NE YAPTIK!” VAVEYLASIYLA BAĞIRIŞACAĞIMIZ BU SÖZLEŞMENİN 80. MADDEYE GÖRE FESHEDİLMESİNİ, SAYGIDEĞER CUMHURBAŞKANIMIZDAN TEKRAR VE ISRARLA TALEP EDİYORUZ, KENDİLERİNİ SEVEN VE TAKDİR EDEN BİR VATANDAŞ OLARAK.

                UZAKTAN ANCAK BU KADAR!..

SAYGILARIMLA!..

20.7.2019

Mehmet Yaman

Casablanca-Mağrib

 

 

 

 

      

      

 

 

 

 
Etiketler: EFENDİM!, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı