Yazı Detayı
24 Mart 2020 - Salı 14:46
 
Evde Kalalım!!! Ama Stresi Nasıl Yönetelim?
Dr. Mustafa SAYGIN
mail.haber111@gmail.com
 
 

1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz’den aldığı Madura şaraplarını İskoçya’ya götürür. Demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, şilepte çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye denetlemek üzere soğuk hava deposuna girer. Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise, kapıyı dışardan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama kimseye duyuramaz sesini. Çakısıyla içerden açmaya çalışır kapıyı, mümkün değildir. Boş şilep, yeni yükünü almak üzere Portekiz’e doğru yola çıkar. Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Kapıyı açamayan çakısıyla, çelik duvarlara kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar. Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini, el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır. Şilep Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve kendisi de hayretten dona kalır. Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19’dur. İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmayı gerektirmiş, şilep yükünü boşalttıktan sonra soğutma sistemi zaten kapatılmış olup, kendi haline bırakılan deponun sıcaklığı bir derece de yükselmiştir.

Yani biçare denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüştür.  Paniğin bağışıklık sistemini büyük oranda zayıflatan bir etkisi vardır. Ve zihnimiz bize inanılmaz oyunlar oynayabilir. Korku çoğu zaman iyidir, sizi hayatta tutar. Lakin panik her zaman kötü sonuçlar verir. İnsanın boş ve amaçsız hissettiği anlar ise en kolay pes edilen zamanlardır.

Aslında burada süreç yönetimi yapabiliriz. Burada yapmamız gerekenleri sıralarsak;

  • Sürekli haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler meşgul olmayı bırakmalıyız. Bunun için sadece akşam neler olduğuna bir göz atabiliriz. Aksi takdirde elde telefon kaygı düzeyimizi artırarak stresle başa çıkmamızı engelleyecektir. Sürecin uzaması durumunda ise bunun depresyona dönüşmesi olasıdır.
  • Durumu kabullenmek ve uyum sağlamak gerekmekte. Şu an için insanoğlunun buna bir çaresi yok ama araştırılıyor. Tarihe baktığımızda birçok salgın vakası yaşanmış ve en etkili çözüm karantina. Bunu kabullenir ve evde kalırsak sağlık çalışanlarımıza da işlerini yapmaları için zaman kazandırmış oluruz.
  • Motivasyonumuz olmayabilir ama bunun için uygun bir ortam oluşturup, olayların biraz dışında kalmayı denememiz işe yarayacaktır.
  • Kadın ve erkeler için sıkı bir temizlik rutinden kurtulmaya yardım edebilir.
  • Hayatınıza küçük değişiklikler katın evinizdeki eşyaların yerini değiştirin. Ardından ihtiyaç dışı mobilyaları, aksesuar sayısını azaltın. Kullanmadığınız eşya ve kıyafetlerinizi paketleyip ihtiyaç sahiplerine iletmek. Bu sayede başkalarına yardım etmenin hazzını yaşabilirsiniz.
  • Uzun zamandır vakit bulamadığınız; resim yapma, kitap okuma, el becerinizi geliştirecek işler yapma, evde ailecek oyunlar oynamamaya ne dersiniz. Bunlar vaktin daha verimli geçmesini sağlayacaktır.
  • Egzersizi hem vücut direnci hem de stresle baş etmek için kullanabiliriz. Spor salonlarına gitmeden evde ya da doğa yürüyüşü tarzında yapabiliriz.
  • Ailemize fazla vakit ayıramamakla hepimiz dert yanıyoruz. Hadi o zaman daha fazla kaliteli zaman harcamaya ve aile fertlerini tanımaya.
  • Genellikle stres altındayken bir çözüm üretmek yerine, içinde bulunduğumuz durumun ne kadar kötü olduğunu, kolay değişmeyeceğini düşünerek ve bunu sürekli dile getirerek olayları zihnimize canlı tutuyoruz. Bu da stres yükünü arttırıyor.
  • Her zaman daha iyi ve daha kötüsünün bulunduğunu hatırlayın. Bu noktada biraz manevi destek fena olmaz sanırım. Biraz kendi içimize kapanıp, nefis muhasebesi yapabiliriz. Sağlığın kıymetini, elimizdeki her türlü varlığın bu durumda kıymetsiz olduğunu anlayabiliriz. Belki daha fazla paylaşımcı oluruz.
  • Sağlıklı beslenmeye dikkat edelim. Evde kalınca can sıkıntısından elimiz sürekli yiyeceklere gidebilir. Bu durumda kendimize farklı uğraşlar bulmazsak evden çıkıp sosyal hayata tekrar başlama zamanı geldiğinde kilonuzla başınız dertte olabilir. Ayrıca fazla kilo vücut direncinizi de düşürecektir.
  • Bu durumda evde kaldığımızdaki süreçte meydana gelecek olan emosyonel stres, oksidatif strese neden olacak ve bu da direk olarak birçok hastalığa kapı aralayacaktır. Uyku kalitesinde düşme ve uyku bozuklukları, kalp damar hastalıkları, gastrit, migren atakları, kas ağrıları ve sürekli yorgunluk hali vb birçok hastalığa kapı aralayacaktır.
  • Özellikle gece boyunca tartışma programları izlemek uykusuz kalıp vücut direncinin düşmesine ve stres yükünün artmasına neden olacaktır.
  • Evde kalıp süreci sakin bir şekilde yönetebilirsek yaşam kalitemiz artacaktır.

 

Daha fazlası için https://www.saglikveuyku.com/adresini ziyaret edebilirsiniz.

Soru ve istekleriniz için; saglikveuyku@gmail.com adresi ile iletişime geçebilirsiniz.

Doç. Dr. Mustafa SAYGIN

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi

Temel Tıp Bilimleri Bölümü,

Fizyoloji Ana Bilim Dalı, Isparta, Türkiye.

 
Etiketler: Evde, Kalalım!!!, , Ama, Stresi, Nasıl, Yönetelim?, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı