Yazı Detayı
13 Nisan 2020 - Pazartesi 15:05
 
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 
 Bahar da, baharlar da eninde sonunda, “erinde gecinde” geliverir; o sevimli ve samimi vagonuna renk renk, desen desen “çiçekleri” takıp takıştırarak, yemyeşil bir alemi sırtına -yahud uhdesine- alarak, bizlere- ulaştırıverir.
   Teşrif ettiği zaman önceki baharlar dahi aniden geliverdiği vakit, çok kimseye hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecek vehmi hakimdi belki...
   Çok zaman kendimize şunu sormadan edemeyiz; güz, kış, hatta yaz mevsimi gelecek diye bir acayip telaşa kapılıyor, hazırlık üstüne hazırlık yapıyoruz. Peki, yalnız insanların değil, tüm mahlukatın maşuku “bahar” için neden hazırlanmıyoruz?
   Bahar’dan bir önceki mevsimin kış olduğunu çoğumuz biliyoruz. Bahara çekilen hasretle, onun eşiği kış mevsiminin boraları, fırtına ve tayfunları bile nasipleniyor; nasiplenmeli; hikmet ve teklif sırrı bunu gerektirmez mi?..
   Hiç kış da özlenir miymiş; kimi zaman özlenirmiş, öyle diyorlar. Kardelenlere duyulan iştiyak, karın varlığına teşne gönüllere delil teşkil etmez mi hiç?
  Kışın da kendine göre güzellikleri bilinir elbet; hele tatlı yanları saymakla bitmez.
   Sobanın yaydığı ısıya yaslanıp, dışarıda yağan karı seyretmenin hoşnutluk verici bir hal olmadığını kim diyebilir? Kalın pardesülere sarınıp kar örtüsü üzerinde, yağmur altında gezinti veya “teferrüc”e çıkmayı sanırım herkes sever. Hele yağmurun camları yıkadığı bir günde, şiir dakikaları geçirip de hayallere dalmanın tadına doyum olmaz.
   “Bazılarının hissine karışmak tabii ki hiç birimizin haddi değil. Ama kışın gelmesini sadece bu zevkleri yaşamak için,  yalnız bunun için isteyenlere de hodgam gözüyle bakmamak elimizden gelmez. O kadar fakir fukara var; evsiz-barksız, gariban vatandaş. Onlar ne yapacak? Odun alamayanına yardım elini uzatabilecek misin; o sıcacık pardesünü bir tarafa fırlatıp, soğuğun tadını duyanların halini anlamayı hiç ister misin, pek bilemem. Belki de sadece bahara ne kaldı tesellisiyle eğlenmeyi iş edineceksin!”
   *****
   Kar ile kışa lüzumsuz mu diyorsun, herhal yanlış anladık veya maksadını çok çok aşan sözlere takıldın. Aldığın, hep birlikte aldığımız irfan öyle demene yol vermez ama, belki de yanlış anladım. Bizimki belki de bir hüsn-ü kuruntu; belki!
   Bahar da “baharlar” da gelir elbet, gelmeli ve gelecek de… Hem vaadedilmiş, hem de şaşmaz mizan kantarı. Her çıkışın bir inişi olacak "helbet", her kemalin bir zevali olacak! 
   Demek istediğimiz o ki, bizler kışı ta’n ettiğin zaviyeden hiç bir vakit sevmedik, hiçbir vakit de sevmeyeceğiz.
   Kar tabii ki toprağı örtmeli, yağmurun yağmasına ancak tedbirsizler itirazı basabilir; sen değil! Hem kış gelmezse, baharın o sevimli ve samimi vagonu zaman rayının üzerinde tekrardan ve yeniden görünebilir mi? Demir gülle içine “düşürülmüş” damlacığın donması için bile, şiddetli bir soğuk gerekmez mi?
   Kış gelmeden evvel ve “evalinde” onun verebilmesi muhtemel ziyanlara karşı sıkıca hazırlanırız; tedbirimizi almamazlık da etmeyiz. Yine de -bazen- tedbir medbir dinlemeyip, yataklara düşürür bizi. Hele bir de uzar, Nisan ortalarına kadar sarkarsa, yandı gülüm keten helva…
   Kar örtüsü, haftalar ve haftalar boyunca kaskatı kesilip sokaklardaki, damlardaki, kırlardaki istila hareketinden vazgeçivermezse, kış insana hiç gitmeyecek, hiç bitmeyecekmiş hissi yamar. Hele bir de KIŞ SALGINI İNSANI BİZAR ederse...
   Öylesi bir halde, bahar akıllara değil, rüyalara bile kolay kolay giremezmiş, diyorlar. Fakat, ah o hayal! Yine de arada bir oraya uğramadan edemez.
   *****
   “….Herşeye rağmen bilinen hakikat, bahar ve baharlar yine de geliverir ansızın, dünyamıza çat kapı ediverir. Kış uzun da sürse, rüzgarlar, boralar acayip dehşette de olsa, karlar istila hareketinde pek ısrarlı da dursa, bahar günün birinde, erinde gecinde -belki de apansız- çıkagelir.
   O samimi ve sevimli vagonuna renk renk, desen desen çiçekleri takıp takıştırmıştır gene, yemyeşil bir alemi sırtına -yahud uhdesine- alıp, bize ulaştırmıştır bir bakarsın.
   Sen de haydi -yallah- dalmışsındır baharın kucağına… Tedbiri mi soruyorsun; Hak getire. Her şeyin geçtiğini, artık günlerin hep böyle çiçekli, hep böyle yeşil olacağını düşündün ya bir anlığına; kendini bile unutursun azizim, bırak tedbiri… Serde kör olası nefis var.
    Belki de haklısın. Biz bile -bir bakarsınız- baharın o sevimli ve samimi vagonunun zaman rayı üzerinden çekilerek hiç bir yere götürülmeyeceği hissine düşmüşüz, olur ya, insanlık! Hiç birimiz hazırlanmayız üstelik, yanımıza bir ceket bile almadan yollara çıkarız. Bahar için de hazırlıklı olmak gerektiğini es geçmek, belki de yılların biriktirdiği hasretin aniden dinebileceği ümidine kapılmamızdan kaynaklanıyordur.
   Nisan yağmurunu kırlara açılarak o da -iyice yeyip, yatağa düşenler sürü sepettir -gözlerimiz tavanda düşünürken olan biteni, belki de “bahara hazırlanma”nın bir zaruret olduğunu mırıldanıp duracağız. “Çiçekler baharda gelir.” Amenna; “O nurani çiçeklere zemin ihzarı” için heyecanlı olmayı anlamak da mümkün; fakat dört başı mamur yol azığını yanına almamayı anlamak boyumuzu pek aşar, şaşar kalırız. 
   “Beni kazanmanın pek ehven ve adiyattan olduğunu, her vakit de aynı basitliklerle çevrili olacağını sanan, elbet aldanır, hatta aldanmaktadır. Layık olmayan ile bana hazırlık yapmayana hangi tarihte eriştim ki…    
   Teyakkuzda bulunmalısınız her zaman. Kim dedi size bende ani soğuklar, yağmurlar, hatta fırtınalar yoktur diye; hava, badem dallarında açıvermiş pes pembe ümit çiçeklerini kavuruveren gece ayazına çekmez diye kimden teminat aldınız siz?.. İşte onlardan birini daha yaşıyorsunuz, belki ilerde daha da yaşayacaksınız, ilkyaza kavuşmanın bedelini onca ucuz mu zannettiniz?
   Bir önceki baharı hatırlıyorum da, büsbüyük ümitlerle ne hedef kalmıştı yerinde, ne vazife, “tavzif” -Varsa yoksa, “Bahar geldi!” büyüklenmesi ve “müfrit hüsn-ü zann” vadileri… Ne kaldı elde avuçta içi boş böbürlenmelerin dışında?
   Hep mazinin haşmetindeki hayallere dayanarak yaşama isteği, -bak- başınıza neler açtı. Gerçekten ne güzeldi geçen bahar, İstanbul’un bile “İspanyol hastalığından” kurtuluvereceği zehabındaydınız. Verilen müjdeli ihbarların o günü değil de, ilerileri hedeflediğini düşünemeyecek kadar sermesttiniz, belki de cezbe halindeydiniz.
   Neticede anlaşıldı ki ezici ekseriyet ona, bahara, “ferec”e tam manasıyla hazır değildi, görünen köy ile “müştebih ağaçlar” meseli gibiydi haliniz. Kıymetimi bilemez kimselerin görünmesiyle, hadiselerin seyrine “cevelan” verdiğinizi düşünemezdiniz bile…
   Siz bana rağmen bahara değil YAZ mevsimine hazır olun.
 
Mehmet Nuri BİNGÖL 
 
Etiketler: EVDE, MAHPUSKEN, BAHAR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Ağustos 2020
NUR'UN İKİ KURMAYINDAN BIRİ: Mustafa SUNGUR
08 Ağustos 2020
YİNE İSPANYOL SİYASETİ VEYA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
04 Ağustos 2020
OSMANLI'NIN TÖRESİ SÜNNET'İN TAA KENDİSİ...
30 Temmuz 2020
“Doğruyu Her Yerde Deme”mek, ama Hangi Makamda?
27 Temmuz 2020
Ne Fâcia! “Güneydoğu Nurculara Kal”mış!
24 Temmuz 2020
Kelam-ı Ezeli ve Hutbenin Arapça Okunması
24 Temmuz 2020
“Sarp Ufuklar”ın Hikâyesi
19 Temmuz 2020
NUR"LARIN (AHİRZAMANDAKİ) MAKAMI VE BÜTÜNLÜK...
16 Temmuz 2020
15 TEMMUZ'DA BİZE KEFEN Mİ BİÇMEK? ( Darbr darbe dirildik hamdolsun)
15 Temmuz 2020
Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816
13 Temmuz 2020
Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de...
11 Temmuz 2020
Ayasofya Davamız ve Muhafazakar Aydınlar
06 Temmuz 2020
"İBİBİKLER ÖTTÜĞÜNDE ORDAYIM "
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı