Yazı Detayı
24 Aralık 2019 - Salı 17:27
 
Firdevs!...
Mehmet MEMDOĞLU
mail.haber111@gmail.com
 
 

İmam Efendi o yanık sesiyle köyün camisinden sala verdiğinde, köy ahalisince kimin vefat ettiği merak edilir. Salayı bitiren imam, “Hasan kızı Firdevs Çelik vefat etmiştir. Cenazesi köy mezarlığına defnedilecektir” anonsuyla, köyün ahalisinde bir telaş, bir koşuşturma başlar.

 

Köyün üç kilometre doğusu, “Gedük” olarak bilinen bölgedeki mezarlık kalabalıklaşır. Şehit kızıdır Firdevs ve zahiren olmasa da ruhen babasıyla kucaklaşmıştır artık. Kalabalık içerisinde komşu köyden olan Ferit sorar: “Manası nedir Firdevs’in?”

 

Kazılan mezarı dikkatle izleyen İmam Efendi:  “Firdevs, Cennetin tamamı veya bir bölümünü ifade etmek için kullanılan bir kelime olsa da İslam Ansiklopedisi’nde: Cennetin ortası, en yüksek ve en değerli bölgesini teşkil eden kısımlarının adı olarak tarif edilmektedir. Cenneti hatırlattığından olacak ki İslam Coğrafyası’nda çocuklara “isim” olarak verilmiştir, verilmektedir” dedikten sonra: “Ömeroğlu Hasan da kendisine Cenneti hatırlatsın diye, ikinci kız çocuğuna ‘Firdevs’ ismini koymuş” diyerek sözünü bitirir.

 

Uzun bir yaşamın sırrını en çok merak edenlerden biriydi ancak cenazenin matem havasında içini kemiren bu merakını nasıl dillendirebilirdi ki Arif.  İşte, karşısında boylu boyunca beyazlar içinde yatan Firdevs Anne, birazdan ebedi yolculuğunun ilk durağı olan kabir hayatına başlamış olacaktı. Kalabalığa göz gezdirdi, soğuk havanın matem ve hüzünle buluştuğu bu günde, insanlar çaresizliğin kollarında “bilgece” bir tını ile konuşuyorlardı. Fısıltılar, fısıltıları kovalıyordu. Ölümün sessiz kabullenişi miydi bu sessiz bakışlar, yoksa sıranın bir gün kendilerine geleceğini az çok hissetmiş olmaları mıydı onları bu denli ürküten?  Ne tür bir şeydi acaba bir yokluk muydu ölüm?...

 

Hâlbuki ölüm kalabalıklar arasında dolaşan bir hayalet gibiydi. Varlığını kimse kabul etmek istemez ölümün. Bir gün önce kendileri gibi nefes alıp vermekte olan Firdevs Anne de sonsuzluk duygusunun içinde yaşattığı bir ebedi hayatın nüvelerini taşımıyor muydu? Dün geride kaldı, faniliğin çaresizlik kokan kollarından kabre uzanan Firdevs Anne’nin hikâyesi, an itibarıyla herkesin hikâyesiydi aslında.  Sorular, sorular, sorular?!… Merakını gizleyemez ve  “Firdevs Teyze kaç yaşındaydı? diye soruverir.

 

Torun Veysel: “En son hastanede yatarken doktorları tarafından yapılan kemik testinde, biz de ninemin 107 yaşında olduğunu öğrenmiş olduk” der. Cemaat: “Maşallah” dedikten sonra küçük oğlu Cemil söz alır: “Annem bir şehit kızıdır. Rahmetli dedem, Rusların Erzurum’u işgali sırasında şehit olmuş” dedikten sonra, köy öğretmeni Rıfat Bey’e döner. Rıfat Bey mesajı almıştır ve o dönemi: “İttihat ve Terakki Hükümeti’nin Osmanlıyı 1. Dünya Savaşı’na sokması,   Osmanlı için felaket olmuş, Rusların Kafkas-Doğu Cephesi’ndeki ilerleyişi Erzurum’un işgali ile sonuçlanmıştı. 1 Şubat 1916’da Ordu Karargâhlarını Erzurum’un doğusunda bulunan Hasankale’ye nakleden Ruslar,  11 Şubat günü Erzurum’a taarruz etmeye başlarlar. 12 Şubat sabahı Erzurum’un doğu ve kuzeydoğusunda bulunan Dolangez ve Çobandede Tabyaları da işgal edilir. Ruslara ağır kayıplar verdiren Osmanlı kuvvetleri, kendileri de büyük kayıplar vermelerine rağmen, Erzurum’un Ruslarca işgal edilmesini önleyemez” sözleriyle özetler.

 

 Aynı zamanda teyzesi de olan köyün kanaat önderlerinden Osman: “Firdevs’in babası dedem Hasan, Hamidiye Alayları’nda görevli bir süvari olarak Doğu Cephesi -Erzurum-Hasankale, şimdiki ismiyle Pasinler’de- Ruslara karşı savaşırken şehit olmuş,  son nefesini verirken  ‘Firdevsim’ dediği rivayet edilirdi” diyerek, dedesi ve teyzesini hayırla yâd eder.

 

Kalabalık içerisinden Kazım: “Kim bilir, neler görmüştür, neler yaşamıştır Firdevs Anne?” deyince, gözyaşlarını tutamayan oğlu Hüseyin: “Dedem cepheye gittiğinde altı yaşında olan annem, annesi ve kardeşleri gibi yıllarca baba yolu gözler. Öyle ki baba hasreti kor bir ateş gibi yakar yüreğini annemin. Onun bu hali yaşadığı mekânlara dahi yansırmış. Ağaçlar renksiz, meyveler tatsız,  sümbül ve nevruzlar elemli, zambaklar nemli, güllerin boynu bükükmüş. Tıpkı annem gibi…”

 

Oysaki dram içinde dram barındırır Firdevs Anne’nin hayatı… Yıllar yılları kovalasa da açlık ve sefalet içerisinde geçen zor günler geçmek bilmez. Bir yandan evin bakımını üstlenecek, bahçe ve tarla işlerini yürütecek yetişkin kimsenin olmayışı, öbür yandan babasından haber alınamayışı…

 

Altı yıl sonra, birlikte cepheye gittikleri bir gazi arkadaşı döner köye. Acı haber, Firdevs başta olmak üzere tüm aileyi ve köyü üzüntüye gark eder. Önce gökyüzüne, sonra etrafına bakınır. Gökyüzü de kendisi gibi yastadır. Dokunulsa ağlayacak gibidir bulutlar. Meşe ağaçlarının bulunduğu evlerinin üst kısmındaki tepeye doğru koşar, büyük ağacın altına diz çöker. Geçmişte de kendisini en çok bu koca meşe ağacının gölgesi kucaklamıştı. Toprakla, ağaçla, rüzgârla, kuşlarla konuşur, döker içini… Öyle ki hıçkırıklarına gökyüzü de eşlik eder. Çisil çisil yağan yağmur, şefkat ve merhametle okşar Firdevs’in beline kadar inen örgülü saçlarını…

 

Bir şehit kızıdır Firdevs. Babasının Hasankale’de şehit düştüğü haberini aldığında, on iki yaşında bir genç kızdır artık. Damarlarında dolaşan kanı, onun yokluk ve sefaletle mücadelesindeki en büyük güç kaynağıdır.  Ev işleriyle birlikte, koyun ve kuzuları otlatma işi de Firdevs’e verilir. Koyun ve kuzuları en yakın arkadaşıdır kendisinin. Kimi zaman konuşur kuzularla, dertleşir. Kendi elleriyle kopardığı taze otlarla besler onları… Ah papatyalar… Dert ortağıdır, çok sever papatyaları.

 

Firdevs ve kardeşleri için daha da zorlaşır hayat. Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde üç çocukla hayat mücadelesi vermek, eşi şehitlik mertebesine ulaşan bir anne için çok zordur. Cepheye giderken eşi kendisine: “Hatunum! Savaş hali bu, gidip de dönmemek var. Şayet geri dönemezsem, sen azatsın. Ama ne olur çocuklarımı götürme?” ricasında bulunmuş olsa da hiçbir zaman evini ve çocuklarını terk etmeyi düşünmemiştir. Aile büyükleri toplanıp karar verir.  Yokluk ve sefalet içinde altı yıl üç çocuk ile eş yolu bekleyen Sultan’ı, kendisinden on beş yaş küçük olan kayınbiraderi Mehmet ile nikâhlamaya karar verirler. Dönemin şartları gereği, ağabeyinin çocuklarına babalık etmek için, ağır bir yükün altına girmeye razı olur Mehmet.

 

Ablası Nazife aynı köyden Osman oğlu Hasan ile evlendirilir. Evlilik çağı geldiğinde Firdevs de ablasının eşinin amcazadesi Mustafa ile evlendirilir. Mutlu bir evliliği vardır. Üçü kız, üçü erkek altı çocuğu dünyaya gelir. Rabbim çok sevmiştir kendisini ve imtihanı büyüktür Firdevs’in.  Otuz beş yaşına geldiğinde bu kez, amansız bir hastalığın pençesine düşen eşi Mustafa’yı kaybeder. İkinci bir evliliği kabul etmez, çocuklarının hem annesi, hem babasıdır artık. Gün olur çarıkla odun toplamaya, gün olur elinde kazma kürek tarla işlerine koşturur.  Hasat zamanı geldiğinde elinde orak, ekin biçmeye gider. Evlilik çağına gelmiş oğullarına kız ister, evlendirir onları, bir bir gelin eder kızlarını…

 

Acılar mı kendisini olgunlaştırdı, yoksa Firdevs Anne mi acıları olgunlaştırdı bilinmez? Bilinen şu ki yeise düşmeden, bu kadar ağır ve zahmetli bir yaşama isyan etmeden sabretmenin -biz ödülü desek de kendisi bedeli derdi- bedelini uzun yaşama ile ödedi belki de. Kimseye yük olmadığı gibi, dünyaya da yük olmadı, aksine insanoğlu ve dünya yük oldu kendisine… Bu acı tecrübe ve bilgelik onu, köyün hem ebesi, hem baş aşçısı yapmıştı. Köydeki bir düğünde, bir mevlit de kazanların başında hep Firdevs Anne vardı. Sevgisini katık ederdi ateşte kaynayan kazanlara… Köyde yeni doğan çocuklara ebelik etme işi de ona kalırdı.

 

Muhteşem bir hafızaya sahiptir. Geçmişi geleceğe aktaran bir köprü vazifesi görür kendisi. Hikâye ve masal kitaplığıdır adetâ. Ve dahası… Kâinat eczanesinden topladığı bitkiler ve otlarla birçok hastalığı tedavi edip, insanlara şifa dağıtan bir “Lokman Anne” idi aynı zamanda…

 

Sevgiyle yoğrulmuş bir fıtrat ve ruh haline sahip olan Firdevs’in hayatı hep “özlem” ile geçti.

 

Bir gün kendisine sorulur: “Hep mi özlem?”

 

Firdevs: “Evet” der. Ve devamla “‘Özlem’e özlem duymayı seviyoruz. Çünkü ‘özlem’ bizi vuslata yakınlaştırıyor” derdi.

 

Ruhun şad olsun Firdevs Anne. Şunu bil ki!... Geride bıraktıkların da seni çok özlüyor…

 

Selam ve dua ile efendim…

 

Memdoğlu…

 

 
Etiketler: Firdevs!...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Mart 2020
Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyûbî!...
27 Şubat 2020
Yürek Yangını!...
12 Kasım 2019
Gaz Lambası!...
10 Ekim 2019
Yıkık Merdivenli Ev!...
01 Ekim 2019
“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç
22 Temmuz 2019
Beyaz Kaplı Defter!...
26 Haziran 2019
Sadece Bir Hayal!...
08 Mayıs 2019
ERGENEKON’UN DERİN KÖKLERİ
08 Mayıs 2019
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ
08 Mayıs 2019
BDP VE KCK’NIN SON AÇIKLAMALARI NE ANLAMA GELİYOR?
08 Mayıs 2019
ABD ve TÜRKİYE’NİN KÜRT POLİTİKALARI
08 Mayıs 2019
Düşler Ülkesi
13 Şubat 2019
Yaban Arısı!...
30 Ocak 2019
Ah İstanbul!...
14 Ocak 2019
Dildare(m)!...
10 Aralık 2018
Aile ve Toplumsal Değerlerimiz!...
31 Ekim 2018
“Şiir Yürekli”ler!...
04 Eylül 2018
Vuslata Umudumuz Var!...
06 Haziran 2018
Elveda Gökkuşağı!...
09 Nisan 2018
Anneannemin Duası!...
22 Mart 2018
Bir Şampiyonun Dramı!...
15 Şubat 2018
Yusuf’un Fabrikası!...
25 Ocak 2018
Ehliyet ve Liyakat…!
08 Ocak 2018
“Takdir-i İlahî”!...
14 Aralık 2017
Yetmedi mi?!...
30 Kasım 2017
Kim Bilir?!...
08 Kasım 2017
“Adalet, Mülkün Temelidir!”
26 Ekim 2017
Bir Dostluk Hikâyesi
05 Ekim 2017
Derdim!...
21 Eylül 2017
Ah Masumiyet!...
11 Eylül 2017
Emanet…
05 Eylül 2017
Sonbahar...
18 Ağustos 2017
İmtihan…
17 Ağustos 2017
Bağcılar Belediyesi ve Sırat-ı Müstakim Dergisi
20 Nisan 2017
Bürokratik Sorumsuzluk!...
31 Aralık 2016
“Makyavelist” PKK!
04 Aralık 2016
Engelli Olmak Kişinin Kendi Tercihi Değildir
27 Ekim 2016
Biz Birbirimize Emanet Edilmemiş miydik?
08 Ekim 2016
Önce Adalet!
05 Ağustos 2016
PKK-FETÖ/PYD İlişkisi mi?
26 Temmuz 2016
"Sen de mi Brutus?!"
17 Temmuz 2016
İkinci Kurtuluş Zaferi!
11 Temmuz 2016
PKK’nın 15 Temmuz Fırsatçılığı!
06 Temmuz 2016
“Milli” Vesayetçiler!
25 Haziran 2016
Dönem Dönem PKK Faşizmi
16 Haziran 2016
Misafir Rızkı İle Gelir…
09 Haziran 2016
Almanya - PKK İlişkisi!...
02 Haziran 2016
PKK’nın “Bilimsel Sosyalizm” Dayatması!
23 Mayıs 2016
İç İnfazlara “Mücadele Şehitleri” Demek (?)
13 Mayıs 2016
Kanlı İttifak
03 Mayıs 2016
“Selam Olsun” Operasyonu!
26 Nisan 2016
Yok Edilen (!) Ergenekon
19 Nisan 2016
PKK-KCK’nın Yeni Stratejisi!
11 Nisan 2016
PKK’nın “Kürt ve Alevi Soykırımı” Yalanı!...
04 Nisan 2016
4 Nisan ve Apoizmin Kutsanması!
31 Mart 2016
Topyekûn Mücadele
24 Mart 2016
“AKP’li Kürtler! Ya İtaat, Ya Terk!”…
09 Mart 2016
28 Şubat ve Demokrasi!...
26 Şubat 2016
28 Şubat Süreci ve Kürtler
18 Şubat 2016
Ankara Saldırısı!
12 Şubat 2016
Suriye’nin Geleceği ve PKK’nın “15 Şubat” Beklentisi
09 Şubat 2016
“Aydın” Olmanın Ölçüsü!
05 Şubat 2016
HDP’li Siyasetçiler! Siz Ne Yaptınız?
28 Ocak 2016
HDP’de Değişen Ne Oldu?
20 Ocak 2016
Öcalan, “Özeleştiri” ve İmralı Notları!
13 Ocak 2016
AİHM’in Son Kararı ve Kandil’in Öcalan Kozu
07 Ocak 2016
Moskova’nın Yeni Sözcüsü Demirtaş!
03 Ocak 2016
Barışı Beklerken, Savaş ile Yüzleşmek!
30 Aralık 2015
DTK’dan “Teslimiyet” Manifestosu
23 Aralık 2015
Karayılan’ın Hezeyanları
18 Aralık 2015
“Kandil”leşen HDP!
13 Aralık 2015
PKK’nın Barzani Sancısı
09 Aralık 2015
İran'ca Komşuluk (!)
05 Aralık 2015
PKK Amacına Ulaşıyor mu?
02 Aralık 2015
Adıyaman Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi
28 Kasım 2015
Barışa “Elçi” Olmak da Yetmedi!
25 Kasım 2015
PKK’nın Hendek Stratejisi ve Yeni Türkiye
12 Kasım 2015
G-20 Zirvesi ve Türkiye
06 Kasım 2015
Yanlış Hesap Halktan Döner
02 Kasım 2015
Perdenin Ardındaki Hakikat
29 Ekim 2015
Türkler, Kürtler ve Cumhuriyet
27 Ekim 2015
Medine Sözleşmesi ve HDP
18 Ekim 2015
PKK’nın Eylem-sizlik- Kararı ve 1 Kasım!
11 Ekim 2015
Başka Bir Türkiye Yok!
04 Ekim 2015
Türkiye’nin Suriye Çıkmazı!
30 Eylül 2015
Sistematik Dezenformasyon ve PKK!
21 Eylül 2015
7 Haziran’dan Çıkarılacak Dersler ve 1 Kasım!
15 Eylül 2015
PKK’nın Kara Propagandası!
09 Eylül 2015
Şehitlere Ağıt!..
04 Eylül 2015
Kürtler Bir Tercih Yapmak Zorunda!
31 Ağustos 2015
MHP’nin Siyasi Manevraları
28 Ağustos 2015
KCK’nın Demokratik Özerklik Aldatmacası-II
24 Ağustos 2015
KCK’nın “Demokratik Özerklik” Aldatmacası-I
17 Ağustos 2015
“Özerklik” Hedefleyen PKK Eylemleri
12 Ağustos 2015
PKK’nın Medya Gücü
07 Ağustos 2015
PKK’nın Televizyon Yayıncılığı ve TRT KURDÎ’nin Misyonu!
03 Ağustos 2015
PKK’nın Dönüşümü ve Kürtler
28 Temmuz 2015
HDP Bir Tercih Yapmak Zorunda
21 Temmuz 2015
Terörün Kanlı Yüzü!
12 Temmuz 2015
HDP’nin Yükselişinde Gezi’nin Etkisi
06 Temmuz 2015
“Siyasi Hatıratım”da Sultan Abdulhamit’in Kürtlere Bakışı!
24 Haziran 2015
Orta Doğu’da Değişen Dengeler ve Çözüm Süreci!
11 Haziran 2015
AK Parti-CHP Koalisyonu mu?
08 Haziran 2015
Millet ile Yüzleşme
04 Haziran 2015
Seçime Gölge Düşmesin!
21 Mayıs 2015
Öcalan’ın Mustafa Kemal Okumaları
29 Nisan 2015
Askıdaki Çözüm Süreci!
17 Nisan 2015
Ziya Gökalp’in Kitabındaki Büyük Tahrifat!
06 Nisan 2015
Ontolojik Irkçılık
01 Nisan 2015
Güçlü Türkiye (!)
20 Mart 2015
Yine Nevruz, Yine Ümit
17 Mart 2015
“Kürt Sorunu Yoktur” (!)
13 Mart 2015
PKK ile Yüz Yüze Geçen Yıllar ve Barış!
10 Mart 2015
Yüzleşme, Uzlaşma ve Helalleşme!
06 Mart 2015
Kürtlerin Erdoğan’ı mı?
02 Mart 2015
Nihai Barış İçin Somut Bir Adım
18 Kasım 2014
SİLAH(SIZ)LANMA MI?
07 Ocak 2014
PENSİLVANYA MEKTUBU
02 Ocak 2014
YANLIŞA YANLIŞLA MUKABELE ETMEK
28 Aralık 2013
TERÖR VE TERÖRİZMİN HEDEFLERİ
22 Aralık 2013
GEZİ’DEN ÇIKTIM YOLA…
14 Aralık 2013
PKK’NIN SEÇİM TELAŞI…
08 Aralık 2013
KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK!
01 Aralık 2013
OLGUNLAŞMA SÜRECİ...!
30 Kasım 2013
KÜRT SORUN(UN)DAN, ÇÖZÜM(ÜN)E!
23 Kasım 2013
TÜRKİYE’NİN DEĞİŞEN KÜRT POLİTİKASI
16 Kasım 2013
PKK-HİZBULLAH ÇATIŞMASI KİME YARAR SAĞLAR?
10 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
09 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
02 Kasım 2013
ÖCALAN VE “ÇATI” PARTİSİ
26 Ekim 2013
“GEZİ” OLMADI, “ODTÜ” DENEYELİM!
18 Ekim 2013
“KAN” İLE BAŞLAYAN DOSTLUK
12 Ekim 2013
ÇÖZÜM SÜRECİ VE BDP
06 Ekim 2013
BİR EYLEMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
30 Eylül 2013
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: YETMEZ, AMA…
23 Eylül 2013
TOPLUMSAL ALGI VE AK PARTİ
17 Eylül 2013
BARIŞIN BEDELİ
10 Eylül 2013
BİN(GÖL)’ÜN ESRARI
15 Ağustos 2013
ÖCALAN ve DİN
31 Temmuz 2013
ÖCALAN EV HAPSİNE ALINIR MI?
08 Temmuz 2013
KCK’DA Kİ DEĞİŞİMİN KODLARI
Haber Yazılımı