Yazı Detayı
27 Eylül 2019 - Cuma 11:35
 
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 

İnsan  “en câmi” bir fıtratta yaratıldığından çok zaman  mihanikî bir duygu gölünde saklanamıyor. Bazen “sükûnette” bulunduğunuz bir anda  “bir kırık çini” bile  heyecan veriyor size, tarihî bir hadiseyi hatırlatan  mekânı görmek insanı heyecan denizine atıyor.

Cihangîr olduğunuz zamanları, üç kıtada adalet dağıttığınız anları karşınızda görür  gibi oluyorsunuz. Malazgirt’te “ Allah, Allah!” nidâlarıyla Anadolu’yu saran zulüm çemberini kırdığınız, “ tevhid” sancağını göklere yükselttiğiniz çağları hayalliyorsunuz.

İnsan, “Bir tane sıdk (doğruluk), bin harman yalanı yakar,” hikmeti gereği, yakın tarihlere gelir çabucak. Tanzimat’ın ilanından sonra üst üste gelen çöküşleri hayal meyal görünce ufukta, kollarınız iki yana düşüyor;düşünüyor, düşünüyorsunuz.

Milletimiz, ülkemiz bu duruma nasıl düştü? Üç kıta, "yedi iklim “hayranlığından ve Latin zulmünden” kurtulduğu için  ecdadın atlarının üzengisini öperken hem de?

Dün “Allah, Allah!” diyen dudaklar bugün niçin sus pus?  Soruya cevabı  kafanızın içi bir yıldız gibi aydınlanarak buluyorsunuz  birden. Milletleri galip ya da mağlup, medenî ya da geri, itibarlı ya da itibarsız yapan yegâne unsur: İnsan.

İnsanımıza “hakikî” olarak; eskilerin “zülcenaheyn” dedikleri hem maddî, hem de mânevi, moral yönden kıymet vermiş, ona ne zaman “aslî vazifesini” göstermişsek,  o vakit ilerlemiş, terakki etmişizdir. Ne zaman “onu” “aslî olmayan- teferruat” meselelerle meşgul edip, ona “vazife-i asliyesi”ni unutturmuşsak gerilemiş, büyük yıkılışlara  ve çöküşlere uğramışızdır.

*

“Biz ehl-i hal, namzed-i istikbaliz. Tasvir-i müddea bizi meşbu etmiyor, delil ve bürhan isteriz.”  hikmetli söz gereği delil mi istersiniz?  Bürhan koca bir mâzi, “ hakiki vukuatı kaydeden TARİH”!

Çok değil, “Söğüt”te başlayan ve kısa sayılabilecek bir vetire içerisinde “çınar” haline gelmiş  hadiseye bakalım. Kırk çadırlık bir aşiretten üç kıtaya yayılmış bir devlet çıkaran o şanlı levha bize ne gösterir?

Meselenin “menakıbnâme” yönünü bir yana bırakacak olursak, “insan olma” şuuruna varmış, kendisinin diğer varlıklardan ayrılan yanını görmüş, asıl ve temel vazifesini- misyonunu- anlamış bir İNSAN. Çünkü mensup olmakla “ şeref bulduğu” ve müşerref olduğu  Din-i Mübin-i İslam, ona “ Vazifelisin!” demiş; “ Şu koca kâinatı bu düzen ve sanatta yaratan Zât’ı tanımak, sonra da O’na ‘kulluk’ yapmakla vazifelisin!”

Asırlar boyu cemiyet bu şuurda insanlar yetiştirmiş durmuş. “ İnsanlık vazifelerinin ne olduğunu” nesillere aktara aktara Osmanlı ile bütün Doğu milletlerinin de hezimetle tanışacağı günlere kadar gelmiş.

Ya sonra?..

“Mâlumu îlama lüzûm yok.”  Herşey  ậyan beyan ortada. Sadece Filistin’in Rahmetlik Lideri Arafat’ın itirafı bile kâfi: “Osmanlı çekildiğinden beri biz perişanız.”

Kudüs’ün hahamlarından birinin cesareti de hakikata temasta: “Bir Osmanlı başçuvuşu bile Kudüs’teki inzibatı daha iyi sağlıyordu!”

"Et-tekraru ahsen…” fehvasınca biz de tekrar soralım. Ya sonra?…

"İnsan”ımızın başına birden çok çoraplar örüldü: Batıcılık, “her nevi” ırkçılık, dinde reformculuk, Türkçülük, dünyevileşme…

İnsan unutularak şekille uğraşılmaya başlandı.Yeni nesillere asıl vazifesi bildirilmedi, talim ettirilmedi, tanıtılmadı. “ Nereden gelip nereye gideceği” hakkında bilgi verilmedi. Üst üste gelen ve “fakr” hastalığını ziyadeleştiren “bozgun”lar da işin tuzu biberi oldu.

*
İnsanın fıtratının değişmezliği onun vazifeli olduğunun en büyük delilidir. “Fıtrat yalan söylemez” çünkü…

Sünuhat’taki misal çok açıktır. Bir tohum taşları delip yeşilleneceğim dediğinde söylediğini, yani “lisan-ı hal” ile  dediğini “şeriat-ı fıtriye” haksız çıkarmayarak ağaca kadar kademe kademe ilerletir. Demir elementi, “Beni açık havada nemle temas ettirme, yoksa paslanırım.” diye tehdit savurmadığı halde pas tutabileceğini idrak ediyoruz elbet.

Adı üzerinde insan. En boşvermiş kişi bile insandışı bir varlığın “adıyla bile” anılmayı istemediğine göre, insanın “eşrefül-mahlukat” olduğuna inanıyor demektir.

Şu çığlık çığlığa ağaçlarda uçan  rengarenk “arı kuşu” hayat cihetiyle bizden daha iyi yaşıyor; her bakımdan… Ama aklı da yok, tedbir alacak feraseti de… O bize sesiyle “mana-yi harfi” olmasıyla hizmetkar, bizse onu tefekkürden bile –bazen- aciziz.

Hani 23.  Söz’de temsili bir hikaye vardır. "Bir adam, bir hizmetkarına on altın verip  ‘Mahsus bir kumaştan bir kat elbise yaptır’ emreder. İkincisine bin altın verir, bir pusula içinde bazı şeyler yazılı o hizmetkarın cebine koyar, bir pazara gönderir.” şeklinde olan  hikayedeki  ikinci hizmetçinin sadece iki metre kumaş almak ile vazifelendirildiği neticesine mi varırız?

Demek ki insan, “cedd-i emcedi” olan Ādem (AS) gibi “tavzif” edilmiştir. Dağların bile “haml”inden (yüklenmesinden) imtina ettikleri teklif  sırrına muhataptır.  İnsanımız bu “sırr”ın iktizasını öğrenir ve tatbik ederse, “mazideki” o muhteşem levhaları yine göz önüne serebilir;  kıtalara hak, adalet ve nizam dağıtabilir.

“Nizâm-ı âlem” misyonunun yapılabilmesi için “bilmiyorum başka çıkar yol!”

 
Etiketler: Hakikata, Şahit, Tarih;, Ama, Resmi, Olmayanı, ...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı