Yazı Detayı
12 Şubat 2021 - Cuma 14:17
 
İnsan Terazisi
Zelal ALPASLAN
zelal.alpaslan.vet@gmail.com
 
 

Kilometrelerce yüklerin sırtımıza bindirildiği bir dünyada yaşıyoruz. Ne olduğumuzdan, ne olacağımızdan bir haber. Herşey o kadar rutine girmiş ki... Her gün sanki bir önceki günün aynısı ama daha yorgun, daha ruhsuz, daha suskun... Hani bir poşet yükün olur elinde taşırsın, başta çok ağır gelmez. Fakat taşıdığın süre arttıkça ağırlaşır yükün. İşte öyle değil miydi sırtımıza bindirilen uzun soluklu yükler. Her gün bir önceki gün ile aynı ama yükler pas tutmuş vaziyette. Pas tuttukça ruhun kanıyor. Zehirleniyorsun...
Yüklerin altıdan bir anka kuşu gibi yeniden doğarak çıkmak istiyorsun. Bir bakıyorsun ki doğanda sensin ölende. Etrafa bakıyorsun, diğerlerine bakıyorsun, aynada ki seni inceliyorsun... Kıyaslıyorsun dokunduğunda her yanı acıyan sen ile aynada gördüğün seni... Konduramiyorsun aynada ki sen'e yuklediklerini. Belkide sen kendine eziyet ediyorsundur sırtına yüklediğin ya da yüklenmesine izin verdiğin yükler için... İnsan kendi hakkına giremez mi?... 100 kilogram tartan bir teraziye 150 kilogram yüklerseniz terazi şaşırır. Ya da 4 kişilik bir asansöre 8 kişi bindiğinizde asansör aşağı çeker ve durur. Yüksek ısıda cam patlar. Kaynama noktasını aşan bir süt taşar. Uzun süre fırında kalan yemek yanar. Bu kadar hasarın üzerine birşey ekleyerek devam edemezsiniz. Altta kalanlar çürür. 
Velhasıl fazlasını yüklediğiniz herşey bozulur, dengesi şaşar. 
İnsanda böyle değil midir? 
Bu yüzdendir kendi kul hakkımıza girmemiz. Bu yüzdendir dokunduğunda acıyan tenimiz, ruhumuzun yamaları.
 Bu yüzdendir kanayan yaralar ve bu yüzdendir ruhumuzun çürümesi. 
Konuştu meczup: Ruhunuza yüklediklerinize ve size selam ile... 

Zelal ALPASLAN

 
Etiketler: İnsan, Terazisi,
Yorumlar
Haber Yazılımı