Yazı Detayı
21 Eylül 2019 - Cumartesi 11:42
 
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 

Hem de öyle ki Tanzimat sonrası sultan ve seraskerinki gibi değil, Yavuz’ınki gibi bir pala...

Hâdise meşhur: “Üzengi öpmeye hasret” batı elçileri Yavuz’dan huzura kabullerini rica ederler.

Sultan Selim’i alır bir düşünce.

Bu “herif”lerin gözünü kamaştırmak, “Devlet-i Âliye-i Osman”ın azâmetini göstermek için ne yapması gerektiğini sorar.

Vezirlerinden biri şahâne bir elbise diktirmesini ve giymesini tavsiye eder.

Bir diğer vezir itiraz eder.

“Sultanım” der. “Bu adamların en aşağıda bulunanı bile karı gibi süslü ‘telebbüs eder’ zaten. Siz öyle bir şey alın ki üzerinize, adamlar gözlerini alamasınlar ondan. Söyleyeceklerini bile unutsunlar.”

“Ne olabilir o.”

“Enli ve parlak bir pala!”

***

İnsan bazen şaşırıyor, iki arada bir derede kalıyorsunuz. Size kaleminizi istimal için bir mesuliyet verilmiş; doğruları yazmazsanız eğer, “dilsiz şeytan olma” vebali altına girme düşüncesi bile insanı buram buram  terletmelidir.

Bu durumda birileri alınıp ya da yanlış anlayıp, sizi “faziletfüruşluk” yapan biri zannedebilir ki “sui zann”a vesile olma vebali de görünür ufukta.

“Kardeş kerdeşe peder olamaz, mürşit vaziyetini takınamaz.”

Velâkin…

Hele “gıpta damarını tahrik etmek”? Şer’an cevaz verilen “gıpta” için bile hassas olunmasını emreder Üstad.

O vakit ne yapacak insan?

Hangi vebal daha “az” ağırsa onu yapmak zorunda kalacak. Çünkü Mecelle kaidesi budur: “Cemm-i zıddeynin ictimaında ehvenini tercih etmek evladır.”

Bediüzzaman Hazretleri bu düstura “ehven-i şer” yahud “adalet-i izafiye” namlarıyla yadeder.

Hani Hoca Nasreddin’in “zekatını da verseniz yeter” (Lemaat) dediği “kıssadan hisseleri” var ya. Birini hatırlamanın tam zamanıdır:

Âmi biri bir başkasına mektup yazmış. Kullandığı mürekkep kuruduğu için yanlışlıklarını kazıması için bir de “yazı kazıyıcı kalem” (Tashih Kalemtraşı) getirir Hoca’ya. Koca Nasreddin bir, mektuptaki hatalara bakar; bir de getirilen ufacık tashih kalemtraşına.

“Bu hataları tashih için bu ufacık çakı yetmez evlat” der tane tane ve ekler.

“Bu mektuptaki hatiatı tashihe ancak bir pala lazımdır.”

***

Biz de affınıza sığınarak diyoruz ki “Risale-i Nur’a sadakat”, onu tam ve doğru anlamayı gerektirir.

“Evet, mümin kardeşini sever ve sevmeli. FENALIĞI İÇİN YALNIZ ACIR. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır.” (Mektubat, 263) ifadelerini – 35 yıllık camia hayatımda- aşağıdaki gibi anlamayan, yani yerinde ve müstakim anlayan tek tük insan gördüm. (Onlara da beyan-ı Üstadane ile ‘ hasların hası’ deniyor.)

Dost ya da kardeşinin zahiri kusur gördüğü bir hali tahkik etmeyip, işin aslını ve o davranışının İslami menşeini sorup öğrenmeden “Vur pençe-i Ali’deki Şemşir aşkına” diyen “sevdalı”lardan olmaktan da Allah’a sığınmışımdır hep.

“İkram” etmek sadece nimet sunmak değil tavır ve davranışla da “muaşeretli” olmayı; mesela bile bile yalan yere “itham” etmemeyi iktiza eder.

Birilerinin kulakları çınlasın dememek için kendimi güç tutuyorum.

***

Denilebilir ki bu “yanlış anlama”lardan “biri” sadece bu misal midir? Arz edeceğim.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Barla’da “menfa”dadır. Yıl 1927’dir. Münazarat’ın ilk neşrindan (telif değil neşir) yaklaşık 14 yıl sonradır. (Kastamonu Lahikası, 78)

“İnkılabdan (II. Meşrutiyet’in ilanı) ve o muhitten ve TE’SİRAT-I Hariciyeden neşet eden bir halet-i ruhiye ile yazdığı bu gibi eserlerinde hatiat var.” (Kastamonu Lahikası, 78)

Bir TV programında ne demişti “bir kadim dost”?

“Zaten II. Said döneminde o fikrinden vazgeçmişti.”

Yani Üstad’ın “hatalıyım” beyanından çok hafif bir ifade kullanmış. Yalsızuçanlar’ın es geçtiği bir nokta var yalnız. O da Bediüzzaman Said Nursi’nin hiçbir zaman Sultan Abdulhamid’in bizzat şahsına taarruz etmediğidir.

Sonradan “Sultan-ı masum” dediği zata, isim tasrih etmeden îma yollu itirazları, ya devrinde “mecbur kaldığı istibdad” a (Münazarat) yapılan birer “dostane ikaz”dır, ya da çevresinde ondan habersiz iç ve dış mihrakların sevkiyle yaptıkları yanlışlıklara dikkat çekmektir. ( Münazarat)

 
Etiketler: KİMİ, "HATİAT"I, TASHİH, İÇİN, "PALA", MI, GEREK?...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Temmuz 2020
"İBİBİKLER ÖTTÜĞÜNDE ORDAYIM "
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı