Yazı Detayı
12 Mayıs 2020 - Salı 23:26
 
Korona Sonrası Dönemde İşsiz Kalmanın Sonuçları
Dr. Vehbi KARA
 
 

Yapılan araştırmalarda insanların yüzde doksanına yakın bir bölümü başkasının yanında çalışmak yerine kendi işinde çalışmak istediğini belirtmişlerdir. Çünkü insanoğlu, doğası gereği köle veya esir olarak çalışmak istemediği gibi ücretli olarak da çalışmak istemez.

Bununla birlikte ücretli sistem iki binli yıllara girildiğinde özellikle Batı dünyasında çok fazla büyümüştür. Yapılan bir çalışmada Batı dünyasında kendi işinin sahibi olan çiftçiler, avukatlar, mühendis ve doktorlar dahi ücretli çalışmayı tercih eder olmuştur. Çünkü kapitalist sistem güçlü sermayeye sahip şirketleri koruyarak bağımsız çalışan insanları ezmeye devam etmiştir.

Elbette ilanihaye bu modern kölelik de adı verilen ücretli sistem devam edecek değildir. Zira insanın kendi emeği karşılığı risklere girerek kazandığı paranın tadı çok tatlıdır. Buna mukabil başkasının yanında çalışırken milyonlarca lira para kazandırsa dahi kapital sahibi olan patronun ağzından çıkan tek bir kelime ile işsiz kalabilmektedir.

Özellikle Korona virüs salgını esnasında milyonlarca ücretlinin işinden olması insan davranışlarında çok büyük değişmelere sebep olacağı kaçınılmaz bir gerçektir. Bu süreçte yıllar boyu işverene karşı sorumluluklarını kusursuz bir şekilde yerine getirdikten sonra “kriz var” denilerek kapı dışına konulmak insan onuruna aykırı bir durumdur.

Sosyal güvenlik kurumları ve işsizlik sigortaları çok kısa ve yetersiz bir biçimde ücretlilerin kayıplarını karşılamaktadır. Bunun yanında üretim çarklarının yeniden harekete geçmesi sonrasında da işsizliğin ortadan kalkacağını düşünmek oldukça safiyane bir düşüncedir. Çünkü şirket sahipleri, harcamalarını kısıtlamak için tadını aldıkları evlerinden çalışma yapan bağımsız çalışanları tercih etmeye devam edeceği beklenmektedir. Yüksek maliyetle çalıştırdıkları ücretli insanlara geri dönmeyi iflas etmenin mazereti olarak gören işverenler, en azından bu yöntemi deneyecektir.

Ücretli sistem orta ve uzun vadede tamamen ortadan kalkmasa da büyük ölçüde yerini kendi işinin sahiplerine ve bağımsız çalışanlara bırakacaktır. Bir başka tehdit ise robotlar olup yavaş yavaş çalışma hayatında insanların yerini almaktadır. Ücretli çalışanların geriye dönmesine izin vermeyecek derecede avantajlı şartlar sunan otomasyon sistemleri bir başka nedendir.

Peki, Korona sonrasında çalışma hayatında olabilecek gelişmelerle ilgili olarak bir beyin jimnastiği yapacak olursak; nelerle karşılaşabiliriz? Bunu anlamaya çalışalım:

Bu konunun detaylarını “Korona Sonrası Dönem Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri” isimli kitabımdan öğrenebilirsiniz. Bununla birlikte özel mülkiyet ve bağımsız çalışanların ortaya koydukları kendi işinin sahibi olma istek ve arzusunun çok güçlü bir şekilde ortaya çıkacağını bekleyebiliriz.

Bu duruma geçmeden önce ücretli sisteminin ana parametrelerini ortaya koyalım:

Çalışma yaşamında insanlar genellikle “bağımsız çalışanlar” ve “bağımlı çalışanlar” olarak iki ana grupta yer alırlar. Bağımsız çalışanlar genellikle kendiişlerinin sahibi olan insanlardır. Bu sınıftaki çalışanlar bazen ortaklıklar şeklinde bir araya gelebilirler. Bağımlı çalışanlar ise ücretlilerdir.

Çalıştıran ile çalışan arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi vardır. Bağımlı olarak çalışanların tümü, iş hukuku açısından “işçi” olarak kabul edilir. İş mahkemeleri işçi ve işverenlerin hukuksal ihtiyaçlarını karşılamak içindir. Devlet ve kamu kuruluşunda çalışanlar ise “memur” olarak adlandırılır ve bunların hukuki işlemleri idare hukuku açısından ele alınır. Beyaz, mavi ve altın (bilişim sektöründe çalışanlara verilen ad) yakalıların hepsi ücretli çalışanlardır.

Bu anlamda işçi, işverenle yaptığı sözlü ya da yazılı sözleşmeye dayanarak, ister bedensel ister zihinsel nitelikte olsun, herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan kişi olup genel anlamda bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutara “ücret” adı verilmektedir.

Ücret kavramının anlaşılabilmesi için ücretin hesaplanması ve ödeme tarzı öne çıkmıştır. Muhtelif şekillerde ortaya çıkan ücret kavramı çeşitli sistemlerin doğmasına yol açmıştır. Ücret sistemleri umumiyetle iki ana gruba ayrılır; zaman esasına tabi olan ücret sistemleri ve emek hâsılasına göre hesaplanan, teşvik edici ücret sistemleridir.

Çalışma biçimlerinden bahsederken çalışmayı temelde: “ücret karşılığı olmaksızın çalışma” ve “bir ücret karşılığı çalışma” şeklinde iki farklı ayırıma tabi tutmak gereklidir. Çünkü bu ayırımda dikkat çekilmesi gereken başlıca unsurlardan biri, çalışmanın pratikteki anlam bakımından bir ücret karşılığı olup olmaması yönündeki ayırımıdır. Çünkü bağımlı olup olmamaya göre de yapılabilecek bu ayırım birbirlerinin yerine kullanılamamaktadır.

Çalışmanın günümüzde yaygın şekli bir ücret karşılığı çalışmadır. Ancak bu ayırım tarih boyunca ve günümüzde bu kadar kesin bir şekilde net bir şekilde ifade edilmemiştir. Çünkü bugün Batı toplumlarında bir çalışanın ücret alıp almadığı, bağımlı çalışan olup olmadığı belirlerken, Batı toplumları dışındaki toplumlarda, ücret bağımlılık ile olan ilişkisini yitirmekte, ücret konuşulmasa dahi belirgin bir bağımlılık unsurunun ücret dışındaki nedenlerle ortaya çıktığı görülmektedir.

Ücretli sistemin büyük ölçüde yapısal olarak sona ermesi, herkesin kendisinin sevdiği işi yapması, insan hak ve hürriyetlerinin kâmil manada kullanılmasına imkân tanıyan “özel mülkiyet ve hürriyet devrinde” mümkün olacaktır. İnsanların kendi istidatlarına yani kabiliyetlerine uygun bir şekilde çalışması sağlandığı takdirde zorunlu çalışma diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Nasıl ki bir sanatkâr, maddi kaygılardan ziyade kendi sanatını icra etmekten zevk alabiliyor ve ücreti ikinci derecede bırakabiliyor ise benzer şekilde hoşlandığı işlerle meşgul olarak çalışmak; insanın doğasında da mevcuttur.

İnsanın tekâmül sürecinde ücretlilik yerine kendi işini yapmak isteyeceği anlaşılmakta ve bu konuda yapılan anket çalışmaları da bu sonucu teyit etmektedir. Özel mülkiyet ve hürriyet devrinin anlaşılabilmesi de ücretli sistemin sorgulanması ve mahzurlarının ortaya çıkması ile birlikte daha iyi anlaşılabilecektir. İşte korona sonrası dönemde en çok tartışılacak konulardan bir tanesinin işsizlik ve buna karşı geliştirilen yöntemler olacağı düşünülmektedir, vesselam…

 

Dr. Vehbi KARA 

 

 
Etiketler: Korona, Sonrası, Dönemde, İşsiz, Kalmanın, Sonuçları,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Mayıs 2020
FETÖ Elebaşı Gülen’i Tanıyalım
04 Mayıs 2020
Modern Köleliğin Sonu
03 Mayıs 2020
CAMİDE DANS VAR
30 Nisan 2020
Lut Kavminin Sapkınları Hala Yaşıyor
28 Nisan 2020
İNSAN DÜNYAYA NEDEN GÖNDERİLMİŞ
26 Nisan 2020
Libya’da Yedi Düvel ile Savaşıyoruz
21 Nisan 2020
Alkollü İçki Serbest Sigara Haram
18 Nisan 2020
Korona Sonrası Dönem ve Yeni Bir Dünya Gerçeği
17 Nisan 2020
Bediüzzaman Said Nursi’nin Memuriyet Hizmeti
12 Nisan 2020
Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri
09 Nisan 2020
19 Mayıs 1915’te Çanakkale’de Neler Oldu?
31 Mart 2020
Uzaktan Kumanda İle Çalışma Şekilleri
30 Mart 2020
Çalışma İlişkilerinde Yeni Dönem
26 Mart 2020
Korona Virüsünün Hatırlattığı İnsanın Büyük Yolculuğu
25 Mart 2020
Miraç Mucizesinin Hediyeleri Nelerdir?
22 Mart 2020
Cevşen Duasını Bir de Okuyanlardan Dinleyin
19 Mart 2020
Cuma Namazı Hür İnsanlar İçin Farzdır
17 Mart 2020
Hastalıkların Hikmeti Hakkında
12 Mart 2020
Tunus’a Silah İhracatı
10 Mart 2020
Rusya’nın da Karizması Çizildi
08 Mart 2020
Kem Söz Sahibine Aittir
08 Mart 2020
Şia ve Vahhabi Kıskacında Kalan Müslümanlar
29 Şubat 2020
TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER ONU TOP SİNDİREMEZ
27 Şubat 2020
Rusya’nın Boğazını Sıkma Zamanı Geldi
24 Şubat 2020
Kızıl Elma Değil Misak-ı Milli Esastır
20 Şubat 2020
Asker Ülkeyi Savunmak ve Savaşmak İçin Beslenir
15 Şubat 2020
Bir Tek Sigara Kaldı
14 Şubat 2020
Türk Tokadının Sesi Tahran’dan Duyulmalıdır
11 Şubat 2020
Atanmışlar Seçilmişlere Karşı Asker Gibi Selam Durmalıdır
09 Şubat 2020
SURİYE VE FİLİSTİN'İN GELECEĞİ
06 Şubat 2020
İki Dünyada Hesap Veremezsiniz
04 Şubat 2020
İDLİB OPERASYONU BAŞLAMAK ÜZERE
01 Şubat 2020
DEPREM VİRÜS VE HİKMETLERİ
30 Ocak 2020
Deccal Aldatıcı Demektir
27 Ocak 2020
Mehdi İnkârcıları Bilsinler Ki
25 Ocak 2020
Kadınların İş Hayatı İçin Zorlanmasına Gerek Yoktur
23 Ocak 2020
İslam Ülkeleri Ortak Savunma Araçları Üretimi
21 Ocak 2020
MİLLETİMİZİ SİNSİCE FAİZE ALIŞTIRIYORLAR
18 Ocak 2020
İRAN YALAN CUMHURİYETİ
16 Ocak 2020
Yalancılık ve FETÖ İlişkisi
13 Ocak 2020
Haydut ABD Muavenet’imizi Vurmuştu
11 Ocak 2020
ADNAN TANRİVERDİ PAŞA'YA NİÇİN SALDIRIYORLAR?
07 Ocak 2020
ASKER VATAN MENFAATİ UĞRUNA ÖLMEK İÇİN VARDIR.
04 Ocak 2020
Keşifler Çağının Öncüsü Müslüman Amiral Zheng He
02 Ocak 2020
Abdülhamid Han’ın Konya Suyolu ve Köprüsü Projesi
31 Aralık 2019
PARİS ELÇİSİ YİRMİSEKİZ MEHME T ÇELEBİ ’NİN KANAL RAPORU
28 Aralık 2019
SOKULLU ’NUN YAPAMADIĞI STALİN'İN BAŞARDIĞI SUYOLU
26 Aralık 2019
Batılılar Müslümanları Nasıl Aldatıyor?
24 Aralık 2019
Menemen Hürriyeti Boğma Operasyonudur
21 Aralık 2019
HOCAM, BEN DE O SÜRÜ'NÜN BİR NEFERİYİM.
21 Aralık 2019
ALKOL VE KADINA ŞİDDET
19 Aralık 2019
İslam Ülkeleri Arasında Savunma İşbirliği Neden İstenmiyor?
18 Aralık 2019
Barış Pınarı Harekâtı ve Geleceğe Yansımaları
14 Aralık 2019
Dünyanın En Tehlikeli Suyollarından Bir Tanesi İstanbul Boğazı’dır
06 Aralık 2019
BATIDA VE TÜRKİYE'DE KADINA ŞİDDET
30 Kasım 2019
BATIDA VE TÜRKİYE ’DE KADINA ŞİDDET
30 Kasım 2019
İCTİHAD KAPISI AÇIK MIDIR?
26 Kasım 2019
Darbeci General Büyükanıt’a Hakkımızı Helal Etmiyoruz
22 Kasım 2019
Deniz Harp Okulunda Değişenler ve Değişmeyenler
Haber Yazılımı