Yazı Detayı
16 Mart 2020 - Pazartesi 12:57
 
Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyûbî!...
Mehmet MEMDOĞLU
mail.haber111@gmail.com
 
 

Ailesi, nesep ve aşiret olarak Kürtlerin eşrafından, sayılan ve en büyüklerinden olan Hizyani soyundan olup, Ravadiyye adı ile bilinir. Bu kabile Azerbaycan’ın hudut uçlarında bulunan “Duvin” köyünde meskûndu. Ravadiyye’ye Selahaddin’in babası Şazi’nin oğlu “Eyyûb” nisbet edilir.

 

Selahaddin’in babası Eyyûb b. Şazî Bağdat’ta, Selçuklu valilerinden Mücahidedin Behruz’un idaresine girer. O da Eyyûb’u Tekrit Kalesi’ne komutan tayin eder, kardeşi Şirkuh Esededdin’i de kendisine yardımcı olarak atar. 

 

Selahaddin Eyyûbî, hicri 532, miladi 1137 yılında Bağdat ile Musul arasında yer alan Tekrit Kalesi’nde dünyaya gelmiştir. Kale, Dicle nehri üzerinde kurulu, muhkem ve sarp bir kale olmasıyla bilinir.

 

Sultan Selahaddin çocukluk yıllarının bir kısmını Balbek’te geçirdi. Bu yıllar, ömrünün en mutlu ve mesut dönemi sayılır. Farklı okullarda kıraat, kitabet, Kur-an’ı Kerim’i ezberleme ve buna ilave olarak âlimlerden gramer dersleri alır. Binicilik, harp ve cihadla meşgul oldu. Siyaset ve idareciliği öğrenip, görev ve sorumluluk yüklendi.

 

Amcası Esededdin Şirkuh ile Haçlı ve Mısır ordularına karşı yaptıkları savaşlarda, Selahaddin’in cesaret, tecrübe, siyaset, savaş, harp sanatındaki ustalığı ve eşsiz bir şahsiyet olduğu ortaya çıkar. Fatimî Halifesi El-Adıd tarafından otuz iki yaşında vezir olarak atanır. Bundan dolayı Fatimî devletinin gölge ve himayesinde çalışan devlet adamlarından pek çoğunun kıskançlık ve çekememezliklerine hedef olur.

 

Sultan Nureddin’in vefatından sonra, Şam başta olmak üzere idaresindeki bazı yerlerde karışıklıklar meydana gelir. Selahaddin’in Suriye’de olan bitenden haberi vardı. Şam halkı karışıklığı giderebilecek tek şahsiyetin Selahaddin olduğunu bildiği için, kendisi Şam’a davet eder.  Bu davet üzerine Mısır’dan ayrılan Selahaddin, hicri 570, miladi 1174 yıl Rebiülevvel ayında Şam’a ulaşır. Öncelikle Şam kalesi içindeki mal ve hazinelere el koyar. Bunları toplumda sosyal adaletin gerçekleşmesi, cehalet, sefalet ve hastalıklara karşı kullanılmak üzere İslami adalet ve Kur’ani öğretiye göre ehil olan ihtiyaç sahiplerine dağıtır. Şam’da adaleti tesis ettikten sonra, Humus, Hama ve Haleb’i fetheder.

 

Nureddin’in vefatından sonra, Sultan Selahaddin; İslam dünyasını, idaresi ve sancağı altında birleştirmeye çalıştı. Bu amaçla önce Yemen, sırasıyla Barka, Trablus ve bugünkü Tunus’un bir kısmını fethetti. Bu fetihler Kudüs’ün fethine uzanan yolun adeta habercisi niteliğindedirler.

 

Hicri 486 yılında Fransız Rahip Petross Nasık Kudüs’ü ziyaret eder. Döndüğünde papa ile görüşür, haçlı seferleri için görüş birliğine varılır. Papa önce Kuzey İtalya’da Belizans’ta bir toplantı yapar. Sonra Fransa’da Klirmon’da bir toplantı yapar ve Konstatiniyye’de (İstanbul) buluşmak üzere anlaşılır. Anadolu’da Kılıç Arslan’ı mağlup eden haçlı ordusu, sekiz aylık bir kuşatmadan sonra Antakya’yı da ele geçirir. Kudüs’e doğru yol olan haçlılar, bir aylık işgal sonrası yetmiş bin Müslümanı katlederek; hicri 492, miladi 1099 yılında Kudüs’ü ele geçirirler.

 

“Beyt-il Makdis haçlıların elinde iken ben nasıl olur da sevinir, beslenir ve uykunun tadına varabilirim?” diyen Sultan Selahaddin, ordularıyla Şam’dan ayrılır ve haçlılarla ilk karşılaşması Hıttin’de gerçekleşir. Hıttin’de haçlıları hüsrana uğratan Selahaddin, Akka limanına yönelir. Akka ve civarındaki Tibneyn, Sayda, Cübeyl, Beyrut şehir merkezleri ve kaleleriyle birlikte Askalan’ı da fetheder. Haçlı imdat kuvvetlerini engellemek için Kudüs’ün karşısına bir hisar inşa eder. Ardından Remle, Darum, Gazze, Beyt-i Lahm ve Natrun’un teslim olmasıyla Beyt-il Makdis’e yürür.

 

Sultan Selahaddin Beyt-il Makdis’e kötü bir muamele yapmak istemiyor, bunun için Kudüs’e barışla girerek, binalarını kuvvetlerine yıktırmamayı tercih ediyordu. Kudüs ahalisine şartları üzere teslim olmaları için elçiler göndererek şöyle dedi: “Sizin inandığınız gibi ben de tam bir iman ile Kudüs’ün Allah’ın evi olduğuna inanıyorum. Allah’ın evine saldırıda bulunarak hisara eza etmek veya hücum ederek zarara uğratmak emelinde değilim.” Frenkler bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Selahaddin savaş ve savunma yoluyla şehri ele geçirmeye karar verir. Sultan Selahaddin’in bir haftaya varmayan mukavemeti karşısında Kudüs, 2 Ekim 1187 tarihinde fethedilir.  Frenkler sulha yanaşır ve kırk gün içerisinde şehirden çıkmak, erkekleri için on, kadınlar için beş ve çocuklar için iki dinar fidye vermek, veremeyen ise esir kalmak şartıyla anlaşma yapılır.  Sultan Selahaddin anlaşmanın bu şartını yerine getirmez, haçlılara şefkat ve ihsanla muamelede bulunur.  

 

Hicri 14 Sefer 589 yılında Şam’da, Mekke’den dönen hacıları karşılamak için beklediği sırada “sarı humma” hastalığına yakalanır. Hastalığının on ikinci günü miladi 4 Mart 1193 tarihinde ruhunu rabbine teslim eder.

 

Kudüs Fâtihi, ölüm döşeğindeyken, emri gereğince şehre dağılan münadiler, mızrağa geçirilmiş kefenini göstererek şu ibret yüklü sözü haykırmışlardı: “Ey ahali!.. Şarkın hâkimi Sultan Selâhaddin ölmek üzeredir. Ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir. Öyleyse, Allah’a kullukta gevşeklik göstermeyin!..”

 

Şöhreti cihana mâl olan İslâm Mücahidi vefat ettiğinde, geride miras olarak bıraktıklarının dünya namına hiçbir değeri yoktu. Tüm mal varlığı şundan ibaretti: 1 Mısır dinarı ve kırk yedi Nasirî dirhemi. Koca Sultan, zühd ve takva içinde kâmil bir hayat sürmüştür. Dımeşk Kalesi’ne defnedilen Sultan Selahaddin’in naaşı üç yıl sonra oğlu Melik El-Efdal tarafından Emevi Camisi’ne yakın satın alınan ve makber olarak düzenlenen bir eve taşınır.

 

Kaynak: Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyubî

(Abdullah Nasıh Ulvân/Seçkin Yayıncılık 1992 Baskısı)

 

 

 

 

 
Etiketler: Kudüs, Fatihi, Selahaddin-i, Eyyûbî!...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Haziran 2020
Söyle Sevgili!...
27 Şubat 2020
Yürek Yangını!...
24 Aralık 2019
Firdevs!...
12 Kasım 2019
Gaz Lambası!...
10 Ekim 2019
Yıkık Merdivenli Ev!...
01 Ekim 2019
“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç
22 Temmuz 2019
Beyaz Kaplı Defter!...
26 Haziran 2019
Sadece Bir Hayal!...
08 Mayıs 2019
ERGENEKON’UN DERİN KÖKLERİ
08 Mayıs 2019
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ
08 Mayıs 2019
BDP VE KCK’NIN SON AÇIKLAMALARI NE ANLAMA GELİYOR?
08 Mayıs 2019
ABD ve TÜRKİYE’NİN KÜRT POLİTİKALARI
08 Mayıs 2019
Düşler Ülkesi
13 Şubat 2019
Yaban Arısı!...
30 Ocak 2019
Ah İstanbul!...
14 Ocak 2019
Dildare(m)!...
10 Aralık 2018
Aile ve Toplumsal Değerlerimiz!...
31 Ekim 2018
“Şiir Yürekli”ler!...
04 Eylül 2018
Vuslata Umudumuz Var!...
06 Haziran 2018
Elveda Gökkuşağı!...
09 Nisan 2018
Anneannemin Duası!...
22 Mart 2018
Bir Şampiyonun Dramı!...
15 Şubat 2018
Yusuf’un Fabrikası!...
25 Ocak 2018
Ehliyet ve Liyakat…!
08 Ocak 2018
“Takdir-i İlahî”!...
14 Aralık 2017
Yetmedi mi?!...
30 Kasım 2017
Kim Bilir?!...
08 Kasım 2017
“Adalet, Mülkün Temelidir!”
26 Ekim 2017
Bir Dostluk Hikâyesi
05 Ekim 2017
Derdim!...
21 Eylül 2017
Ah Masumiyet!...
11 Eylül 2017
Emanet…
05 Eylül 2017
Sonbahar...
18 Ağustos 2017
İmtihan…
17 Ağustos 2017
Bağcılar Belediyesi ve Sırat-ı Müstakim Dergisi
20 Nisan 2017
Bürokratik Sorumsuzluk!...
31 Aralık 2016
“Makyavelist” PKK!
04 Aralık 2016
Engelli Olmak Kişinin Kendi Tercihi Değildir
27 Ekim 2016
Biz Birbirimize Emanet Edilmemiş miydik?
08 Ekim 2016
Önce Adalet!
05 Ağustos 2016
PKK-FETÖ/PYD İlişkisi mi?
26 Temmuz 2016
"Sen de mi Brutus?!"
17 Temmuz 2016
İkinci Kurtuluş Zaferi!
11 Temmuz 2016
PKK’nın 15 Temmuz Fırsatçılığı!
06 Temmuz 2016
“Milli” Vesayetçiler!
25 Haziran 2016
Dönem Dönem PKK Faşizmi
16 Haziran 2016
Misafir Rızkı İle Gelir…
09 Haziran 2016
Almanya - PKK İlişkisi!...
02 Haziran 2016
PKK’nın “Bilimsel Sosyalizm” Dayatması!
23 Mayıs 2016
İç İnfazlara “Mücadele Şehitleri” Demek (?)
13 Mayıs 2016
Kanlı İttifak
03 Mayıs 2016
“Selam Olsun” Operasyonu!
26 Nisan 2016
Yok Edilen (!) Ergenekon
19 Nisan 2016
PKK-KCK’nın Yeni Stratejisi!
11 Nisan 2016
PKK’nın “Kürt ve Alevi Soykırımı” Yalanı!...
04 Nisan 2016
4 Nisan ve Apoizmin Kutsanması!
31 Mart 2016
Topyekûn Mücadele
24 Mart 2016
“AKP’li Kürtler! Ya İtaat, Ya Terk!”…
09 Mart 2016
28 Şubat ve Demokrasi!...
26 Şubat 2016
28 Şubat Süreci ve Kürtler
18 Şubat 2016
Ankara Saldırısı!
12 Şubat 2016
Suriye’nin Geleceği ve PKK’nın “15 Şubat” Beklentisi
09 Şubat 2016
“Aydın” Olmanın Ölçüsü!
05 Şubat 2016
HDP’li Siyasetçiler! Siz Ne Yaptınız?
28 Ocak 2016
HDP’de Değişen Ne Oldu?
20 Ocak 2016
Öcalan, “Özeleştiri” ve İmralı Notları!
13 Ocak 2016
AİHM’in Son Kararı ve Kandil’in Öcalan Kozu
07 Ocak 2016
Moskova’nın Yeni Sözcüsü Demirtaş!
03 Ocak 2016
Barışı Beklerken, Savaş ile Yüzleşmek!
30 Aralık 2015
DTK’dan “Teslimiyet” Manifestosu
23 Aralık 2015
Karayılan’ın Hezeyanları
18 Aralık 2015
“Kandil”leşen HDP!
13 Aralık 2015
PKK’nın Barzani Sancısı
09 Aralık 2015
İran'ca Komşuluk (!)
05 Aralık 2015
PKK Amacına Ulaşıyor mu?
02 Aralık 2015
Adıyaman Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi
28 Kasım 2015
Barışa “Elçi” Olmak da Yetmedi!
25 Kasım 2015
PKK’nın Hendek Stratejisi ve Yeni Türkiye
12 Kasım 2015
G-20 Zirvesi ve Türkiye
06 Kasım 2015
Yanlış Hesap Halktan Döner
02 Kasım 2015
Perdenin Ardındaki Hakikat
29 Ekim 2015
Türkler, Kürtler ve Cumhuriyet
27 Ekim 2015
Medine Sözleşmesi ve HDP
18 Ekim 2015
PKK’nın Eylem-sizlik- Kararı ve 1 Kasım!
11 Ekim 2015
Başka Bir Türkiye Yok!
04 Ekim 2015
Türkiye’nin Suriye Çıkmazı!
30 Eylül 2015
Sistematik Dezenformasyon ve PKK!
21 Eylül 2015
7 Haziran’dan Çıkarılacak Dersler ve 1 Kasım!
15 Eylül 2015
PKK’nın Kara Propagandası!
09 Eylül 2015
Şehitlere Ağıt!..
04 Eylül 2015
Kürtler Bir Tercih Yapmak Zorunda!
31 Ağustos 2015
MHP’nin Siyasi Manevraları
28 Ağustos 2015
KCK’nın Demokratik Özerklik Aldatmacası-II
24 Ağustos 2015
KCK’nın “Demokratik Özerklik” Aldatmacası-I
17 Ağustos 2015
“Özerklik” Hedefleyen PKK Eylemleri
12 Ağustos 2015
PKK’nın Medya Gücü
07 Ağustos 2015
PKK’nın Televizyon Yayıncılığı ve TRT KURDÎ’nin Misyonu!
03 Ağustos 2015
PKK’nın Dönüşümü ve Kürtler
28 Temmuz 2015
HDP Bir Tercih Yapmak Zorunda
21 Temmuz 2015
Terörün Kanlı Yüzü!
12 Temmuz 2015
HDP’nin Yükselişinde Gezi’nin Etkisi
06 Temmuz 2015
“Siyasi Hatıratım”da Sultan Abdulhamit’in Kürtlere Bakışı!
24 Haziran 2015
Orta Doğu’da Değişen Dengeler ve Çözüm Süreci!
11 Haziran 2015
AK Parti-CHP Koalisyonu mu?
08 Haziran 2015
Millet ile Yüzleşme
04 Haziran 2015
Seçime Gölge Düşmesin!
21 Mayıs 2015
Öcalan’ın Mustafa Kemal Okumaları
29 Nisan 2015
Askıdaki Çözüm Süreci!
17 Nisan 2015
Ziya Gökalp’in Kitabındaki Büyük Tahrifat!
06 Nisan 2015
Ontolojik Irkçılık
01 Nisan 2015
Güçlü Türkiye (!)
20 Mart 2015
Yine Nevruz, Yine Ümit
17 Mart 2015
“Kürt Sorunu Yoktur” (!)
13 Mart 2015
PKK ile Yüz Yüze Geçen Yıllar ve Barış!
10 Mart 2015
Yüzleşme, Uzlaşma ve Helalleşme!
06 Mart 2015
Kürtlerin Erdoğan’ı mı?
02 Mart 2015
Nihai Barış İçin Somut Bir Adım
18 Kasım 2014
SİLAH(SIZ)LANMA MI?
07 Ocak 2014
PENSİLVANYA MEKTUBU
02 Ocak 2014
YANLIŞA YANLIŞLA MUKABELE ETMEK
28 Aralık 2013
TERÖR VE TERÖRİZMİN HEDEFLERİ
22 Aralık 2013
GEZİ’DEN ÇIKTIM YOLA…
14 Aralık 2013
PKK’NIN SEÇİM TELAŞI…
08 Aralık 2013
KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK!
01 Aralık 2013
OLGUNLAŞMA SÜRECİ...!
30 Kasım 2013
KÜRT SORUN(UN)DAN, ÇÖZÜM(ÜN)E!
23 Kasım 2013
TÜRKİYE’NİN DEĞİŞEN KÜRT POLİTİKASI
16 Kasım 2013
PKK-HİZBULLAH ÇATIŞMASI KİME YARAR SAĞLAR?
10 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
09 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
02 Kasım 2013
ÖCALAN VE “ÇATI” PARTİSİ
26 Ekim 2013
“GEZİ” OLMADI, “ODTÜ” DENEYELİM!
18 Ekim 2013
“KAN” İLE BAŞLAYAN DOSTLUK
12 Ekim 2013
ÇÖZÜM SÜRECİ VE BDP
06 Ekim 2013
BİR EYLEMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
30 Eylül 2013
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: YETMEZ, AMA…
23 Eylül 2013
TOPLUMSAL ALGI VE AK PARTİ
17 Eylül 2013
BARIŞIN BEDELİ
10 Eylül 2013
BİN(GÖL)’ÜN ESRARI
15 Ağustos 2013
ÖCALAN ve DİN
31 Temmuz 2013
ÖCALAN EV HAPSİNE ALINIR MI?
08 Temmuz 2013
KCK’DA Kİ DEĞİŞİMİN KODLARI
Haber Yazılımı