Yazı Detayı
04 Ağustos 2019 - Pazar 18:56
 
KURBAN: ALLAH’A YAKIN OLMA ÇABASI
Doç. Dr. Ömer MENEKŞE
mail.haber111@gmail.com
 
 

Kişiye olgunluk kazandıran, tefekkür dünyamızın pencerelerini varlığın nihaî anlamını kavramaya doğru açan, ruhu süflî benlik egemenliğinden sıyırarak manevî güzelliklere aralanan bir kapı haline dönüştüren ibadetler, şeklî boyutlarından daha derin anlamlar içermektedir.

Özünde yaratanı tanıma ve yaratılanı sevme olan yüce dinimiz İslâm’da, kişiye Allah’la birliktelik bilinci kazandıran ve müminin zamanını mânen diri yaşamasını sağlayan bir disiplin vardır. Bu da “Zikrullah” tır. Yani “Allah’ı anmak” … Bu ibadetlerdeki en önemli temadır. Bir bakıma tüm ibadetler “zikrullah” içinde mütalaa edilmektedir.

Kurban da bir nevi zikrullahtır. O’nun bize “şah damarımızndan daha yakın”, (Kaf, 50/16) ve “nerede olursak olalım, bizimle beraber” olduğunu (Hadid, 57/4) idrak etme, her adımımızı bu idrak içinde atma sorumluluğudur.

Kurban, yaratıcıya yakınlaşma, O’nun rızasını, sevgisini kazanma, emrine uyma, O’na kul olmanın şuuruna erme… Kurb anı… Yani O’na yakın olma zamanı… Allah’ın emrine boyun eğiş… Kulluk bilincini tazeleyiş…

Kurban, mukarrebundan olma çabası… Yani takvaya erişme arzusu içinde yüce yaratıcıya yaklaşanlar arasına girebilme gayreti…

Kurban, kurbiyyet… Gönülden bağlılık… Gönüllerin, duaların birleşmesi, milletçe yakınlaşma…

Kesilen kurbanlarda bir parça et paylaşmak değil amaç, yoksul, mahrum, mazlum, mağdur insanlara ulaşmak, onlarla yakınlığımızı oluşturmaktır asıl gaye... Çünkü onlarla kurulan yakınlık Rabbimizle yakınlıktır.

Kurban, takvaya, takva da Allah’a ulaştırır. Nitekim Yüce Rabbimiz hac kurbanlarından söz ederken kurbanların, aslında Allah’ı yüceltme ve O’na şükretme vesilesi olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurur:

“(O kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat O’na sizin takvanız ulaşacaktır” (Hac, 22/ 36–7).

Sevgili Peygamberimiz de... “…Öyleyse kurbanlarınızla arındırın nefislerinizi!” (Tirmizî, “Edâhi”, 1) buyurur.

Demek ki etlerin ve akan kanın ötesinde bir şey var kurbanda. Etler ve kanlar gitmiyor yüceliklere, “Allah’a yönelik derin saygı ve ona olan bağlılık, dinî duyarlılık” idraki gidiyor. Aşkın ve ilâhî olanla yakınlıkta, şekilden ziyade öz ve niyet önemlidir.

Nitekim Allah Resulü’nün namazla, oruçla ilgili uyarılarına baktığımızda, o, ruhî derinliği kaybolmuş bir namazın zahmetten ve yorgunluktan, (Beyhakî, Şu’abü’l- İman, IV, 275), aynı nitelikteki bir orucun ise aç kalmaktan ibaret olduğunu (İbn Mâce, “Sıyam”, 21) bildirmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de, “O gün ne mal fayda verir ne oğullar!,”Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka..” buyuruluyor (Şuara, 26/88-89). Kurbanla, hacla, namazla, hulasa ibadetlerle insan, işte o kalbî kıvamı yakalamaya çalışmaktadır.

Fuzûlî şöyle der:

“Yılda bir kurban keserler halk-ı âlem ıyd içün

Ben senin sâat-be-sâat dem- be-dem kurbânınam”

Her an ve her saat Hak yolunda kurban olmak…Nefsi kurban etmek, benlikten arınmak… Nefes başına bin defa kurban olurcasına yakınlaşmak… Kurbanla yakınlaşmak. Bir ismi Karîb olan, yakınlaştıran, yakın kılan, yakınlığa çağıran, Allah’a yakınlaşmadır.

Kuyruğundan, boynundan, boynuzundan tutup sürükleyerek kendilerine eziyet edilen hayvancıkları kesmekten, çevreyi kirletmekten öte bir manevî atmosfer var bu işte. Kesilmek için boynunu besmeleye uzatan kurbanlık koç mu hayırlı, yoksa ona olanca öfkesiyle abanan veya bıçağı niçin çaldığına dair en küçük bilinç kırıntısı taşımayan “insan” mı?

Kurban, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in baba-oğul sevgisi ile Hakk’a bağlılık duygularının sınanıp kazandığı engin dünyayı yaşamadır. Öfke ile değil sevgiyle bıçağı tutmaktır, kurbanlıkla boğuşma yerine onu kutlu bir armağan gibi uğurlama, belki de kurbanlığa saygı duymadır. Yaratılana şefkat ve merhamet, temizlik, insana saygı, çevrenin korunması, israftan kaçınma bütün bu temel duyarlılıklara riayettir.

Kurban, İsmail olana sabır ve teslimiyet, İbrahim olana azim ve niyettir. Sonra da dua etmektir:

“Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir” (En’am, 6/162).

Kurban, bir bayramdır aynı zamanda… Sevinçleri büyütme mevsimidir. Önce kendi kalplerimizi bir sevinç yumağı haline getirip sonra anne-babamızın gönüllerini alıp, çocuklarımızı, şefkat ve merhamete muhtaç öksüz ve yetimleri, yoksul ve kimsesizleri görmektir. Hasta yatağında ziyaretçi bekleyenleri sevindireceğimiz, insanî duyarlılıkları ve yardımlaşmayı öne çıkararak bütün insanlığın gözlerine sevinç taşıyacağımız müstesna zaman dilimidir.

Hz. Âişe validemiz şöyle anlatıyor:

Bir koyun kesilmişti. Efendimiz sordu: “Ne kadarı dağıtıldı, geriye ne kaldı?”

“Sadece bir kürek kemiği kaldı.” cevabını aldı. Kürek kemiği dışında hepsi dağıtılmıştı. Bunun üzerine o şöyle buyurdu:

“(Desene Ya Aişe) bir kürek kemiği hariç, hepsi duruyor!” (Tirmizî, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 35)

Öyle ise düşünelim gerçekten kurbanlarımızın ne kadarı bizim…

Kurbanlarımız Rabbimize yakınlığa vesile olsun.

Gurbeti kurbete, firkati vuslata döndüren Rabbimiz! bir yakınlık versin bize; bir sürur versin gönlümüze...

 
Etiketler: KURBAN:, ALLAH’A, YAKIN, OLMA, ÇABASI,
Yorumlar
Haber Yazılımı