Yazı Detayı
10 Kasım 2019 - Pazar 13:58
 
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 

Arada bir “alevlendirilen” Üstad’ın “seyyidliği” mevzuuna bir nevi “kıyl u kal” nazarıyla bakmama bazı dostlar gönü koymazlar umarım. Eğer “birileri” incinecekse  bu satırlardan, peşin  peşin özür dilerim.
     Birkaç gün içinde çeşitli canip ve vasıtalardan bazı “dost”lardan, “gündem”e oturmuş  Bediüzzaman  Said Nursi Hazreterinin (RH)ın “seyyidliği” ya da “şerifliği” mevzuunu sorunca hem  hafızamı yokladım, hem de düşündüm.
     Hafızamı  o kadar  yoklamama rağmen Üstad Hazretleri’nin  Risale-i Nur Külliyatı’nın hiçbir yerinde “seyyidliği” ile alâkalı olarak “kıyl u kal” etmemesine rağmen,  “dost” ya da “talebe” olduklarını dillendiren zevâtın O’na muhalif olarak bu tavırlarını anlamada hakikaten zorlanıyorum.
     Yanlış anlaşılmasın. Üstad  Risalelerinin hiçbir yerinde “Ben seyyidim-şerifim!” demediği halde O’nun hem seyyidliğe, hem de şerifliğe layık olduğuna inanıyor, bunun “mümkün” olduğunu da biliyorum.
     Mümkündür; araştırmalarımdan biliyorum ki “bu vatan ahalisi” tarih boyunca pek çok “muhaceret”lere uğramış, bir mozaik ya da “atkı ipleri gibi” gergefli bir yapı göstermiştir.  Osmanlı’nın mânevi mimarı “ Edebali Hazretleri”  aslında seyyid iken “sun’i” şecerelerle Türk asıllı diye takdim edilmiş, Mevlâna Celaleddin-i Rûmi (RH) ise “şerif” iken yine Türk diye sunulmuş, “yalan söyleyen tarih utansın  ” itabına mazhar olunmuştur.
     Ya bölgem Güneydoğu?.. Pek çok aşiret – mesela Şeyhanlı- aslında “seyyid” ya da “şerif” olmasına rağmen, yaşlıları “Kürtçe”den başka bir dil bilmezler. “Karakeçili” aşireti de “Kürt” olarak bilinmesine rağmen , ıv. Murad tarafından Bağdat Seferi sırasında, bölgenin Şii tasallutundan kurtarılması için buraya yerleştirilmiş bir Türk boyudur.
     “Hakiki Nur Şakirtleri de manevi ehl-i beytten sayılabildik.”  ( Emirdağ Lahikası, cilt 1)
      Üstad’ın “telifatındaki” (yani “kelam namustur” fehvasınca Hazret’in tek bağlayıcısı durumundaki eserlerinde) bulunan “seyyidlikle alâkalı” –müsbet, tasdikleyici görüş- sadece bu ifadedir!
     Muhakemat’ta fıkhi bir mütearife var:
     " …….Seyyid olmayanın seyidim demesi caiz olmadığı gibi seyyid olanın (bunu) inkarı da caiz değilken…”
     Üstad’ın  bu ifadeleri çok zaman zihnimi meşgul etmiştir. Bu satırların fıkhi kaynağını çok aradım. “ Kur’an’dan sonra bütün ulema-i İslam’ın en mutemed kitab kabul ettikleri Sahih-i Buhari”( Mektubat, 19. Mektup) nevinden bir eserde hakikatı destekleyici bazı Hadis’ler bulmama rağmen, “mütearife”ye “motamot” uymuyordu.
     "Kendi nesebin gizleyen ( başka Hadis: kendini başka birine isnat eden) kişi haramzadedir” (Evkamekal)
     Ne zaman ki “ehl-i sünnet ve’l-cemaat” itikadı yazarlarından alim-muhaddis Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi’nin “Zübdetü’l-Akaid ve Nuhbetü’l-Fevaid” eserindeki itikad esaslarını görünce tam mütmain oldum.
     “ Bir kimsenin kendisinin neseben ehl-i beytten olduğunu gizlemesi gibi kat’i bildiği halde açıklamaması da sünnet akaidine zıttır.” ( Sadeleştirilmiştir.)
     Bu “ehl-i sünnet ve’l- cemaat  itikad (inanç-iman) düsturuna göre, Üstad Hazretleri’nin Münazarat’ın Maruzat’ında “mâruf bir sülaleye mensup olmadığını” buyurması, Afyon mahkeme ve savcısına kendilerinin neseben değil, mânen ehl-i beytten  “sayıl-abil-diğini” (Türkçe kaidelerine göre –ebil- birleşik fiilinin ne mânaya geldiği malumdur)  beyan buyurmasını değişik şekillerde “te’vil” etmek mümkün müdür?
     "Dördüncüsü: İslâmiyetle eskiden beri imtizaç ve ittihad eden, ciddî dindar ve dinine samimî hürmetkâr Türklük milliyetine bütün bütün zıt bir surette, frenklik mânâsında Türkçülük namıyla, tahrifdârâne ve bid’akârâne bir fetvâ ile ‘Türkçe kamet et’ diye, benim gibi başka milletten olanlara teklif etmek hangi usulledir? Evet, hakikî Türklere pek hakikî dostâne ve uhuvvetkârâne münasebettar olduğum hâlde, böyle sizin gibi frenkmeşreplerin Türkçülüğüyle hiçbir cihette münasebetim yoktur. Nasıl bana teklif ediyorsunuz? Hangi kanunla? Eğer milyonlarla efradı bulunan ve binler seneden beri milliyetini ve lisanını unutmayan ve Türklerin hakikî bir vatandaşı ve eskiden beri cihad arkadaşı olan Kürtlerin milliyetini kaldırıp onların dilini onlara unutturduktan sonra, belki, BİZİM gibi ayrı unsurdan sayılanlara teklifiniz, bir nevi usul-ü vahşiyâne olur. Yoksa sırf keyfîdir. Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez ve etmeyiz!” (Mektubat, Es’ille-i Sitte) şeklindeki beyanı zıt bir şekilde “indi tevilata” girmek “sadakat” umdesini çiğnemek olmuyor mu?
     BU İFADELER ÜSTAD'IN KABUL ETTİĞİ MİLLİYETİNİN NE OLDUĞUNU AMA HİÇBİR ZAMAN DAVA EDİNMEDİĞİ GERÇEĞİNİ HAYKIRMIYOR MU? YOKSA TÜRKÇE YA DA METİN ÇÖZÜMLEMESİNİ BİLMİYOR MUYUZ?
      Bence şu nokta da mühim: Hatıra’nın edebiyat –ya da belağat- ilmindeki “tanımı” şudur elbet. “Edebiyat sahasının en yaygın türlerinden biridir. Bu türde verilen eserlerin çok değişik sahalarda oluşu, ona belli bir sınır çizme imkânını zorlaştırır. Anıların önde gelen özelliği, yazarının hayatının belli bir kesitini alması ve çok sonra yazıya dökülmesidir.” (www.türkçeciler.com) En mühim hususiyeti ise  “ Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel indi görüş ve yorumlarla veril”mesidir. Yani aradan zaman geçtiğinden dolayı tarihe tam bir “belge”  değil, belli bir zaviyeden bakmaya fırsat tanıması ve “kurgusal” ifadelerin – ya da seçkinci- BULUNABİLECEĞİDİR.
     Demek ki hiçbir hatıra, bir “ilmi” eserden daha açıklayıcı olamaz.( Hülefa-i Raşid ve Sahabe-i Kiram Hazeratının (“RA” Ecmain) ehadisi müstesna.) Üstad’ın tabiriyle onların beyanları “nüsustur, hile ve şüphe giremez.” (İçtihad ve Sahabeler bahsi) Yani bazı “muhterem” insanların “ehass-ı havassı” olan kişilerin hatıraları, Sahabe ifadeleri gibi “nass” sayılamaz.
     Filan "hizmetkar"ın filan hatırası İLMİ VE TAHKİKİ bir delil olamaz demek ki... Mesleğiniz de "meslek-i tahkik" olduğuna göre!

 
Etiketler: MANEVİ, “SEYYİDLİK”,, , RESULULAH(ASM)NİN, DĀVASINA, SAHİP, ÇIKMAKTIR!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı