Yazı Detayı
04 Nisan 2021 - Pazar 11:57
 
Mehmet Akif ve Kavmiyetçilik
Mehmet MEMDOĞLU
mail.haber111@gmail.com
 
 

Mehmet Akif Ersoy, sadece İstiklâl Marşı ve Safahat Şairi değildir. Kendisi aynı zamanda Yazar, Mütercim, İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Birinci Büyük Millet Meclisi Burdur Mebusu, Millî Mücadele’nin manevi lideri, Kahire Üniversitesi Türkçe Muallimi, yirmi yıllık baytar, büyük fikir, ahlâk ve dava adamıdır Mehmet Akif Ersoy.

 

Kendi ifadesiyle, milletini diğer milletlerden üstün görme hastalığı olan “fikr-i kavmiye” ye hep karşı durmuştur Mehmet Akif.  Dinde olmayan böyle bir düşünce, ona göre de küfürdür. Çünkü İslam dini insanlar arasında ırk, soy, rütbe, makam, sosyal sınıf gibi farkları gözetmez. İslam’a göre Allah katında en değerli insan, O’na kulluk ve takva bakımından en üstün olandır.

 

“Mehmet Akif’in en verimli şiir ve yayım faaliyetinin görüldüğü dönem,  1908-1922 arası Osmanlı Devleti’nin en buhranlı, siyasî istikrarsızlığın ve savaşların en yoğun olduğu bir dönemdir. Aydınların bu buhranı aşmak için gösterdikleri gayretlerin ürünü olan ve II. Meşrutiyet’in ardından gelişme alanı bulan siyasî ve ideolojik akımlar arasında Akif, adına sonraları ‘İslâmcılık’ denilen cereyanın içinde yer almıştır. Çocukluğundan beri aile muhitinde, mekteplerde, arkadaş çevresinde tam bir İslâm kültürüyle beslenmiş, inancı, ahlâkı ve yaşayışıyla İslâm’dan taviz vermemiş olan Mehmet Akif, İslâm’ın ruhuna aykırı olmamak şartıyla diğer fikir sahipleriyle iş birliği yapabilecek bir karakter göstermiştir. Safahat’ta ‘kavmiyet’ ve ‘milliyet’ kavramlarını birbirinden ayırmış, bunlardan ‘ırkçılık’ manasını verdiği ilkine İslâm’a aykırı olduğu ve devletin parçalanmasına sebebiyet vereceği için karşı çıkmıştır. Mehmet Akif vatan toprağına, bayrağa, milletinin faziletlerine, diline, sanatına son derece bağlı bir insandır. Süleymaniye Kürsüsündeki vaizinde ‘Kendi mahiyet-i ruhiyeniz olsun kılavuz’ derken, vurguladığı ruhî mahiyet, parçanın bütününe göre milletin manevi cevherinden başka bir şey değildir.

 

Haksızlıklara tahammül edemeyen Akif, müdürünün haksız yere vazifesinden alınması üzerine 11 Mayıs 1913 tarihinde memuriyetten istifa etti.  Bu yılın sonunda, İttihat ve Terakki’nin merkez-i umûmî üyesi olan, aynı zamanda şiir ve yazılarıyla İttihatçıların fikir babası sayılan Ziya Gökalp’in ileri sürdüğü kavmiyetçi düşüncelere ve aynı merkeze bağlı yazar ve aydınların din karşıtı yayınlarına karşı çıkmasının hükümet tarafından tasvip edilmediğinin bildirilmesi üzerine, İstanbul Darülfünunu’ndaki görevinden de ayrılmak zorunda kaldı. Çıkarmakta olduğu Sebîlürreşâd dergisi de aynı sebeplerle ittihatçı hükümetler tarafından birkaç kere kapatılmıştır.” 1

 

 

Akif'e Göre Milliyetçilik

 

“Sıratımüstakim Dergisi mensupları aydınlar, Mehmet Akif ve arkadaşları, neşriyatlarının ilk yıllarında, Türkçülük, bir kültür hareketi olarak Müslüman Türkleri uyandırmaya çalışırken, onu pek tabiî olarak desteklemişlerdi. Sıratımüstakim ‘Türk İslâm Âlemi’ genel başlığı altında, dış Türklerden haberler veriyor, ‘Ümmet-i Türkiyye’ sözünü kullanıyor, ‘Türk birliği’ teklif eden mektupları yayınlıyordu. 1909'da kurulan 'Türk Derneği’, dergiyi kendine yayın organı olarak tanıyor, Ahmet Mithat Efendi'nin ‘Türklüğe Dâir’ konferansı ve benzerleri yayınlanıyordu.

 

‘Türkçülük’ hareketinin kısa bir zaman sonra siyasi bir şekle bürünmesi üzerine Akif ve arkadaşları, ona karşı çıkmışlardır. Çünkü böyle bir cereyanı, İslâmiyet'e aykırı bulmakla beraber, Osmanlı vatanında bulunan Müslüman fakat gayri Türk unsurların ayrılmasına sebep olacağı için tehlikeli de görmekte idiler. Akif’in Safahat’ta bulunan ırkçılık aleyhtarı şiirlerinin yazılışı sebebi de budur.

 

…Ey cemaat, uyanın, elverir artık uyku!

Yok mu sizlerde vatan namına hiçbir duygu?

Düşmeden pençesinin altına istikbalin,

Biliniz kadrini hürriyetin, istiklalin.

Söyletip başka memalikteki mahkûmani...

Hâkimiyet ne imiş, öğreniniz kıymetini.

Yoksa, onsuz ne şu dünya kalır İslam'a, ne din ...

Kuşatır millet-i mahkûmeyi hüsran-ı mübin.

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,

Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlayamam,

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmiyeti şeytan mı sokan zihninize?

Birbirinden müteferrik bu kadar akvamı,

Aynı milliyetin altında tutan İslam'ı,

Temelinden yıkacak zelzele kavmiyettir.

Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir.

Amavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez ..

Son siyaset ise Türklük, o siyaset yürümez.

Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;

Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

Siz bu davada iken yoksa iyazen-billah,

Ecnebiler olacak sahibi mülkün nâgah.

Diye dursun atalar: “Kal 'a, içinden alınır”… 2

 

 

Mehmet Akif’e göre kavmiyet davası, milliyetçilik, asabiyet ve ırkçılık, Batı’nın İslam toplumunu bölmek için ortaya attığı fikir ve zehirli bir hançerdi.  1912’deki Balkan Savaşı’nda Sırpların Arnavutluk’u işgal sonrası, Müslüman tebayı katletmesi üzerine “Hakkın Sesleri” şiirini kaleme almıştır. Kendisi de Arnavut olan Akif,  Arnavutların Osmanlıya isyan etmesine neden olan milliyetçilik cereyanı karşısındaki fikir ve duruşunu aşağıdaki şiiriyle dile getirmiştir.

 

…İşte, ey unsur-i isyan, bu elim izmihlal,

Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti!

Ya neden beklemiyordun bu rezil akıbeti?

Hani, milliyetin İslam idi ... Kavmiyet ne!?

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

“Arnavutluk” ne demek? Var mı Şeriat'te yeri?

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri.

Arabın Türke; Lazın Çerkese, yahut Kürde;

Acemin Çinliye rüchanı mı varmış? Nerde!

Müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyyeti tel'in ediyor Peygamber.

En büyük düşmanıdır ruh-i Nebi tefrikanın;

Adı batsın onu İslam'a sokan kaltabanını

Şu senin akıbetin bin bu kadar yıl evvel,

Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?.. 3

 

“Akif, aralık 1918 de kaleme alacağı bir makale ile bütün bu düşünce ve endişelerle birlikte o zamana kadar olanları ve o günkü ‘İslâmcı’ların görüşlerini özetleyecektir: ‘Ne olurdu, kavmiyet denilen o melun cereyan, derhal siyasî bir şekil almasaydı, kitaplarıyla, gazeteleriyle, konferanslarıyla, nutuklarıyla, Müslüman unsurları birbirine düşürürken, aynı vasıtalarla biraz da, parçaladığı kitlelerin lisanına, irfanına hizmet edeydi de, bugün o büyük şerrin, bari şu kadarcık bir hayrını gördük, diyebileydik! Arnavutluk, Araplık, Türklük namına ortaya çıkan kavmiyet reislerini, bundan altı yedi sene evvel bir yere çağırmış, kendilerine şöyle demiştik:

 

Kavmiyet cereyanı en medenî en ileri cemiyetleri birbirine düşürüyor. Bizim gibi, kendini teşkil eden unsurları istisnasız cahil bulunan bir cemaati ise tarumar eder. Geliniz bu cereyanı körüklemeyiniz. Mensup olduğunuz kavimlere hizmet etmek istiyorsanız, bunun yolu başkadır. Evet, hep biliyoruz ki, İslâm unsurlarının hepsi irşada, ikaza muhtaçtır. Bunlardan, meselâ Arapları irşat vazifesini Arap münevverlerine bırakınız. Çünkü irşadına çalışacağı unsurların lisanını, âdetlerini mizacını, ruhunu diğer unsurlara mensup münevverlerden iyi bildiği için, muvaffak olması çok daha kolaydır. Türk’ün Arnavut’un uyandırılması için de aynı usule başvururuz.” 4

 

“1920, Anadolu'daki Millî Mücadele faaliyetinin başladığı yıl oldu. İlerleyen Yunan işgal kuvvetlerine karşı Batı Anadolu'da Ayvalık ve Balıkesir’de ilk cephe açılmıştı. İşgal altındaki İstanbul'da bunalan Mehmet Akif, ocak ayı sonunda Eşref Edib'le birlikte Balıkesir'e gitti. Burada, Zağnos Paşa Camisi’nde Cuma namazından sonra vaaz kürsüsüne çıkarak halka hitap etti.

 

‘Ey Müslüman!’ hitabıyla konuşmasına başlayan Akif, önce ‘Cihan altüst olurken seyre baktın öyle durdun da; bugün bir serserisin, derbedersin kendi yurdunda!’ diye başlayan şiirini okumuştu. Bundan sonra, Müslümanların neden geri kaldıklarını; ‘hayat hakkına sahip olmak isteyenlerin kuvvetli olmaya mecbur olduklarını; denizaltılar, uçaklar yapan Batılıların bunu tek tek değil, birleşerek yaptıklarını, bugün her şeyin cemaatler ve şirketler tarafından yapıldığını; bizim, bir araya gelip çalışmayı beceremediğimiz için aynı şeyleri yapamadığımızı; geçmişteki kırgınlıkları unutmak ve birleşmek lâzım geldiğini; eğer bunu yapamazsak, bizi idarelerine alacak olanların, bize hayvan muamelesi edeceğini anlatmıştı. Anlattıklarını misallerle izah eden ve ayetlerle destekleyen Akif, sözü Balıkesir’de başlamış olan Millî Mücadele’ye getirmiş ve konuşmasını şöyle bitirmiştir:

 

Ey cemaat-ı müslimin! Memleketlerinizi kurtarmak için devam eden mücâhedâtınızda bir noktaya son derece dikkat etmelisiniz: Bu hareketlerin, bu himmetlerin sırf müdafaayı din ü vatan gayesine müteveccih olduğu yâr ü ağyar nazarında tamimiyle anlaşılmalıdır. Fırkacılık, menfaatçilik, kavmiyetçilik gibi hislerden külliyen müberrâ olduğuna yakındakilere uzaktakilere tamamıyla kanaat gelmelidir. Bu kanaati zerre kadar sarsacak bir harekete, bir söze kimse tarafından meydan verilmemelidir. Hususi emeller, hususi içtihatlar, yine hususi olarak sahiplerinin kafasında, kalbinde kalmalıdır. Çünkü gaye birdir. Efrat tarafından o müşterek gayeye karşı gösterilecek ufacık bir inhiraf, son derece muhtaç olduğumuz vahdeti temelinden sarsmaya kâfidir. Onun için bundan son derece sakınmalıdır.” 5

 

“Akif, hayatı boyunca vatanını ve milletini sevmiş ve bu yolda hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. O, milletini severken ırk üstünlüğü iddiasında bulunmamıştır. Çünkü İslam'a göre ırk ögesi, insanlara fıtrî bir üstünlük sağlamamaktadır. Akif, milletleri parçalayan ve yok olmaya sürükleyen ırkçılığa şiddetle karşı çıkmış ve onunla mücadele etmiştir. Akif, milliyetçi ayrılıklar karşısında birliği ve kardeşliği tavsiye etmiştir. Bunun dini ve insani bir zorunluluk olduğunu bütün gücüyle haykırmıştır. Birlik ve beraberliği tavsiyede, Akif’in dayandığı kaynak dindir. Akif’e göre din, insanlar arasındaki birliği sağlayan en kuvvetli bağdır. O, birlik ve beraberlikten uzaklaşmayı Allah’tan uzaklaşmak olarak değerlendirir.” 6

 

Kaynakça:

 

1- https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-akif-ersoy

2- M. Ertuğrul Düzdağ Safahat 2007/S.168

3- M. Ertuğrul Düzdağ Safahat 2007/S.192

4- M. Ertuğrul Düzdağ /Mehmet Akif Ersoy İkinci Baskı S. 71,72)

5- M. Ertuğrul Düzdağ /Mehmet Akif Ersoy İkinci Baskı S. 84,85)

6- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31079

 

 

 

 

 
Etiketler: Mehmet, Akif, ve, Kavmiyetçilik,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2021
Son Mesaj!..
07 Kasım 2020
Hiç!...
04 Eylül 2020
Dem!...
13 Temmuz 2020
Şairlerle Hasbihâl…!
27 Haziran 2020
Söyle Sevgili!...
16 Mart 2020
Kudüs Fatihi Selahaddin-i Eyyûbî!...
27 Şubat 2020
Yürek Yangını!...
24 Aralık 2019
Firdevs!...
12 Kasım 2019
Gaz Lambası!...
10 Ekim 2019
Yıkık Merdivenli Ev!...
01 Ekim 2019
“Bilge Kral” Aliya İzzetbegoviç
22 Temmuz 2019
Beyaz Kaplı Defter!...
26 Haziran 2019
Sadece Bir Hayal!...
08 Mayıs 2019
ERGENEKON’UN DERİN KÖKLERİ
08 Mayıs 2019
TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ
08 Mayıs 2019
BDP VE KCK’NIN SON AÇIKLAMALARI NE ANLAMA GELİYOR?
08 Mayıs 2019
ABD ve TÜRKİYE’NİN KÜRT POLİTİKALARI
08 Mayıs 2019
Düşler Ülkesi
13 Şubat 2019
Yaban Arısı!...
30 Ocak 2019
Ah İstanbul!...
14 Ocak 2019
Dildare(m)!...
10 Aralık 2018
Aile ve Toplumsal Değerlerimiz!...
31 Ekim 2018
“Şiir Yürekli”ler!...
04 Eylül 2018
Vuslata Umudumuz Var!...
06 Haziran 2018
Elveda Gökkuşağı!...
09 Nisan 2018
Anneannemin Duası!...
22 Mart 2018
Bir Şampiyonun Dramı!...
15 Şubat 2018
Yusuf’un Fabrikası!...
25 Ocak 2018
Ehliyet ve Liyakat…!
08 Ocak 2018
“Takdir-i İlahî”!...
14 Aralık 2017
Yetmedi mi?!...
30 Kasım 2017
Kim Bilir?!...
08 Kasım 2017
“Adalet, Mülkün Temelidir!”
26 Ekim 2017
Bir Dostluk Hikâyesi
05 Ekim 2017
Derdim!...
21 Eylül 2017
Ah Masumiyet!...
11 Eylül 2017
Emanet…
05 Eylül 2017
Sonbahar...
18 Ağustos 2017
İmtihan…
17 Ağustos 2017
Bağcılar Belediyesi ve Sırat-ı Müstakim Dergisi
20 Nisan 2017
Bürokratik Sorumsuzluk!...
31 Aralık 2016
“Makyavelist” PKK!
04 Aralık 2016
Engelli Olmak Kişinin Kendi Tercihi Değildir
27 Ekim 2016
Biz Birbirimize Emanet Edilmemiş miydik?
08 Ekim 2016
Önce Adalet!
05 Ağustos 2016
PKK-FETÖ/PYD İlişkisi mi?
26 Temmuz 2016
"Sen de mi Brutus?!"
17 Temmuz 2016
İkinci Kurtuluş Zaferi!
11 Temmuz 2016
PKK’nın 15 Temmuz Fırsatçılığı!
06 Temmuz 2016
“Milli” Vesayetçiler!
25 Haziran 2016
Dönem Dönem PKK Faşizmi
16 Haziran 2016
Misafir Rızkı İle Gelir…
09 Haziran 2016
Almanya - PKK İlişkisi!...
02 Haziran 2016
PKK’nın “Bilimsel Sosyalizm” Dayatması!
23 Mayıs 2016
İç İnfazlara “Mücadele Şehitleri” Demek (?)
13 Mayıs 2016
Kanlı İttifak
03 Mayıs 2016
“Selam Olsun” Operasyonu!
26 Nisan 2016
Yok Edilen (!) Ergenekon
19 Nisan 2016
PKK-KCK’nın Yeni Stratejisi!
11 Nisan 2016
PKK’nın “Kürt ve Alevi Soykırımı” Yalanı!...
04 Nisan 2016
4 Nisan ve Apoizmin Kutsanması!
31 Mart 2016
Topyekûn Mücadele
24 Mart 2016
“AKP’li Kürtler! Ya İtaat, Ya Terk!”…
09 Mart 2016
28 Şubat ve Demokrasi!...
26 Şubat 2016
28 Şubat Süreci ve Kürtler
18 Şubat 2016
Ankara Saldırısı!
12 Şubat 2016
Suriye’nin Geleceği ve PKK’nın “15 Şubat” Beklentisi
09 Şubat 2016
“Aydın” Olmanın Ölçüsü!
05 Şubat 2016
HDP’li Siyasetçiler! Siz Ne Yaptınız?
28 Ocak 2016
HDP’de Değişen Ne Oldu?
20 Ocak 2016
Öcalan, “Özeleştiri” ve İmralı Notları!
13 Ocak 2016
AİHM’in Son Kararı ve Kandil’in Öcalan Kozu
07 Ocak 2016
Moskova’nın Yeni Sözcüsü Demirtaş!
03 Ocak 2016
Barışı Beklerken, Savaş ile Yüzleşmek!
30 Aralık 2015
DTK’dan “Teslimiyet” Manifestosu
23 Aralık 2015
Karayılan’ın Hezeyanları
18 Aralık 2015
“Kandil”leşen HDP!
13 Aralık 2015
PKK’nın Barzani Sancısı
09 Aralık 2015
İran'ca Komşuluk (!)
05 Aralık 2015
PKK Amacına Ulaşıyor mu?
02 Aralık 2015
Adıyaman Madde Bağımlıları Rehabilitasyon Merkezi
28 Kasım 2015
Barışa “Elçi” Olmak da Yetmedi!
25 Kasım 2015
PKK’nın Hendek Stratejisi ve Yeni Türkiye
12 Kasım 2015
G-20 Zirvesi ve Türkiye
06 Kasım 2015
Yanlış Hesap Halktan Döner
02 Kasım 2015
Perdenin Ardındaki Hakikat
29 Ekim 2015
Türkler, Kürtler ve Cumhuriyet
27 Ekim 2015
Medine Sözleşmesi ve HDP
18 Ekim 2015
PKK’nın Eylem-sizlik- Kararı ve 1 Kasım!
11 Ekim 2015
Başka Bir Türkiye Yok!
04 Ekim 2015
Türkiye’nin Suriye Çıkmazı!
30 Eylül 2015
Sistematik Dezenformasyon ve PKK!
21 Eylül 2015
7 Haziran’dan Çıkarılacak Dersler ve 1 Kasım!
15 Eylül 2015
PKK’nın Kara Propagandası!
09 Eylül 2015
Şehitlere Ağıt!..
04 Eylül 2015
Kürtler Bir Tercih Yapmak Zorunda!
31 Ağustos 2015
MHP’nin Siyasi Manevraları
28 Ağustos 2015
KCK’nın Demokratik Özerklik Aldatmacası-II
24 Ağustos 2015
KCK’nın “Demokratik Özerklik” Aldatmacası-I
17 Ağustos 2015
“Özerklik” Hedefleyen PKK Eylemleri
12 Ağustos 2015
PKK’nın Medya Gücü
07 Ağustos 2015
PKK’nın Televizyon Yayıncılığı ve TRT KURDÎ’nin Misyonu!
03 Ağustos 2015
PKK’nın Dönüşümü ve Kürtler
28 Temmuz 2015
HDP Bir Tercih Yapmak Zorunda
21 Temmuz 2015
Terörün Kanlı Yüzü!
12 Temmuz 2015
HDP’nin Yükselişinde Gezi’nin Etkisi
06 Temmuz 2015
“Siyasi Hatıratım”da Sultan Abdulhamit’in Kürtlere Bakışı!
24 Haziran 2015
Orta Doğu’da Değişen Dengeler ve Çözüm Süreci!
11 Haziran 2015
AK Parti-CHP Koalisyonu mu?
08 Haziran 2015
Millet ile Yüzleşme
04 Haziran 2015
Seçime Gölge Düşmesin!
21 Mayıs 2015
Öcalan’ın Mustafa Kemal Okumaları
29 Nisan 2015
Askıdaki Çözüm Süreci!
17 Nisan 2015
Ziya Gökalp’in Kitabındaki Büyük Tahrifat!
06 Nisan 2015
Ontolojik Irkçılık
01 Nisan 2015
Güçlü Türkiye (!)
20 Mart 2015
Yine Nevruz, Yine Ümit
17 Mart 2015
“Kürt Sorunu Yoktur” (!)
13 Mart 2015
PKK ile Yüz Yüze Geçen Yıllar ve Barış!
10 Mart 2015
Yüzleşme, Uzlaşma ve Helalleşme!
06 Mart 2015
Kürtlerin Erdoğan’ı mı?
02 Mart 2015
Nihai Barış İçin Somut Bir Adım
18 Kasım 2014
SİLAH(SIZ)LANMA MI?
07 Ocak 2014
PENSİLVANYA MEKTUBU
02 Ocak 2014
YANLIŞA YANLIŞLA MUKABELE ETMEK
28 Aralık 2013
TERÖR VE TERÖRİZMİN HEDEFLERİ
22 Aralık 2013
GEZİ’DEN ÇIKTIM YOLA…
14 Aralık 2013
PKK’NIN SEÇİM TELAŞI…
08 Aralık 2013
KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK!
01 Aralık 2013
OLGUNLAŞMA SÜRECİ...!
30 Kasım 2013
KÜRT SORUN(UN)DAN, ÇÖZÜM(ÜN)E!
23 Kasım 2013
TÜRKİYE’NİN DEĞİŞEN KÜRT POLİTİKASI
16 Kasım 2013
PKK-HİZBULLAH ÇATIŞMASI KİME YARAR SAĞLAR?
10 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
09 Kasım 2013
FRANSA’DAKİ KARA KUTU: ÖMER GÜNEY
02 Kasım 2013
ÖCALAN VE “ÇATI” PARTİSİ
26 Ekim 2013
“GEZİ” OLMADI, “ODTÜ” DENEYELİM!
18 Ekim 2013
“KAN” İLE BAŞLAYAN DOSTLUK
12 Ekim 2013
ÇÖZÜM SÜRECİ VE BDP
06 Ekim 2013
BİR EYLEMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
30 Eylül 2013
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: YETMEZ, AMA…
23 Eylül 2013
TOPLUMSAL ALGI VE AK PARTİ
17 Eylül 2013
BARIŞIN BEDELİ
10 Eylül 2013
BİN(GÖL)’ÜN ESRARI
15 Ağustos 2013
ÖCALAN ve DİN
31 Temmuz 2013
ÖCALAN EV HAPSİNE ALINIR MI?
08 Temmuz 2013
KCK’DA Kİ DEĞİŞİMİN KODLARI
Haber Yazılımı