Yazı Detayı
12 Şubat 2021 - Cuma 14:18
 
SİZ NE DERSİNİZ, BİLMEM.
Nihat GÜÇ
 
 
Biz Müslümanız. Bizim dinimiz de İslam.  
Sakın yanlış anlamayın! Hristiyan, Yahudi, Mecusi veya putperestlerden bahsetmiyorum. 
Düşüncemiz Müslüman olmalı, düşündüklerimiz de bu minvalde şekillenmeli. İsmimiz cismimiz ve düşüncemiz aynı istikamette beraber yürümeli. Her biri bir tarafa bakmamalı. 
Müslümanı; Müslüman yapan asıl unsur, Allah'a olan teslimiyet ve bu teslimiyetin oluşturduğu düşüncedir.
Bizler Yüce Allah'a kayıt göstermeden ve herhangi bir şart ileri sürmeden teslim olmuş insanlarız. Düşüncelerimiz de teslimiyet derecesine göre şekil aldığını bilmem söylemeye gerek var mı? 
Aslında teslimiyetin derecesi dini düşüncenin miktarını göstermesi açısından son derece önemlidir. Bu cümleyi bir de tersinden okumak gerek. Kafamızda şekillendirdiğimiz dini düşüncemiz kadar teslim olduğumuzu söyleyebiliriz.
İnancımıza kimseyi karıştırmadığımız gibi birilerine göre de şekillendirmemiz, biçimlendirmemiz veya inancımızı yeniden kurgulamamız mümkün değil. 
Bu konuda kimin ne dediği, ne konuştuğu ve neyi kabul ettiği veya neyi ret ettiği bizi ırgalamaz. Tınlamaz bile. Her şeyden önce Rabbimizin dedikleri geçerli bizim için. 
Bu konuda siz ne dersiniz, bilmem.
Akıllı bir varlık olmak her şeyi bilmek manasına gelmediği herkesin malumu. Akıl; duyu organları vasıtasıyla edinilen bilgilerin farkına varabilmeyi sağlar. 
Bir çok kişinin kabul etmediği vahiy, bilginin asli kaynaklarındandır. Vahiyle bildirilen konuların farkına varmak da ancak akılla mümkündür. Yüce Allah, aklı olmayanları dini konularda muhatap bile kabul etmiyor. Yani Yüce Makam tarafından muhataplığımız aklımız oranındadır. 
Yüce Allah akılla ulaşamayacağımız bilgileri bize bildirmeseydi, öğrenemeyecektik, bilemeyecektik belki farkına da varamayacaktık birçok şeyin. O zaman diğer mahlukattan bir farkımız da olmayacaktı. Çünkü "... Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur...” (Bakara/32) Siz ne dersiniz bilmem ama bu ayet sadece meleklerin durumundan bahsettiğini iddia etmek mümkün değildir. 
Şayet Yüce yaratıcımız bize acımasaydı, acınır duruma düşecektik bilgisizlik ve akılsızlık yüzünden. Rahmetiyle ve mağfiretiyle Yüce Allah bize kol kanat germemiş olsaydı, perişan ve divane olacaktık bu dünya sürgününde. Bu imtihan arenasında insanca bir yaşam sergileyelim diye bize rahmeti gereği akıl verdi ve bu aklın tabi olacağı kuralları serdetti. 
Siz ne dersiniz, bilmem.
Eğer bu kurallar olmamış olsaydı farkına varamayacaktık başımıza gelecek hadiselerin. Karşılaşacağımız badirelerin hesabını, kitabını yapamayacaktık çoğu zaman. Yaptığımız işlerin doğruluğunu ve yanlışlığını tespit etmekte de büyük sorunlar yaşayacaktık. Belki de bir çok insan bir durumun doğruluğunu veya yanlışlığını kendi pozisyonuna göre karar verecekti. O zaman bencil insanların verdiği kararlar neticesinde dünya her gün farklı bir kıyamet yaşardı. 
Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v.'in uyarısıyla başımıza gelecek olayların farkına varabiliyoruz. Yürüdüğümüz yolun sonu ya Cennet ya da Cehennem olacak. Bunu iyi biliyoruz. Çünkü bunu bize şaşmaz, aldatmaz ve şaka yapmaz olan Allah bildirdi.
İlahi bildirimler sayesinde hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını öğrendik, belledik ve kavradık. 
Siz ne dersiniz, bilmem.
Daha dün ana karnında birer cenin olan insanlar, bu dünya hayatında sergiledikleri davranışlarına göre öldükten sonra cennet veya cehennem ile karşılaşacaklar. Bir inanç meselesi bu. Kafirler inanmayabilir buna. Herkes için serbest bir ortam. Dileyen dilediği gibi davranmakta serbest. İnanıp inanmamak onların bileceği bir şey. Ama inanmıyorlar diye bu durum değişecek de değil elbet.
Nasıl ki anne karnındaki çocuk dünya hayatını kabul etmese de bu dünyaya geliyorlarsa ahireti kabul etmeyenler de ahirete göçtüklerine her gün şahit oluyoruz. Bu da inkar edilmez bir başka gerçek. 
Herkes ceremesini çekmek şartıyla kendisine verilen ömrünü dilediği gibi kullanmakta serbest. Unutulmamalıdır k her insan günün birinde yaptıklarından hesaba çekilecek. 
Hesaptan kaçışın olmadığını bilen insanlar kurtuluşun nasıl olacağını da biliyorlar mı? Bence fark edilmesi gereken asıl nokta burası.
Siz ne dersiniz, bilmem ama bu durum kabul etmekle veya etmemekle değişecek bir realite, bir gerçeklik, bir hakikat değil. 
İnsanların çoğu inkar ettiler diye bu konu değişecek değil elbet.
O yüzden hesabını veremeyeceğimiz bir yazıyı kaleme almayalım! 
Karşılığını ödeyemeyeceğimiz bir resmi, bir fotoğrafı, bir olayı, bir durumu sosyal medya platformlarından paylaşmayalım! 
Allah'ın razı olmayacağı bir yanlışın peşinden seğirtmeyelim! 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in razı olmadığı işlerin banisi olmayalım! 
Allah'ın huzurunda okuduğumuzdan mütevellit rezil rüsva olacağımız kitapları şimdiden çöpe atalım!
Ve yine yüce dinimiz İslam ile çelişen bir fikrin, bir düşüncenin, bir idenin savunucusu ve mucidi olmayalım! Derim.
Siz ne dersiniz, bilmem.
 
Nihat GÜÇ
 
Etiketler: SİZ, NE, DERSİNİZ,, BİLMEM.,
Yorumlar
Haber Yazılımı