Yazı Detayı
05 Mayıs 2020 - Salı 21:20
 
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 
Suriye mültecisi kardeşimizi tanıyalı epey oldu. Adı Mahmud’du.  Üç oğlunu Şam’ın bir banliyosundaki camide namaz kılarken, bombardımanda şehid vermiş, kendisi de “şüheda babası” olma saadetine ermişti. O,  can yakan bu  “zahiri firak” hadisesi karşısında  ” İnna Lillah ve inna ileyhi raci’un” diyordu.

Metindi ama bizim gözlerimiz bulutlanmıştı; geçen Ramazan oruçlu iken Fırat Nehri’nde boğularak şehit düşen oğlunu hatırlayan  camii imamı İbrahim Bey de sesizdi.

İkindi namazından çıkmış Kur’an tefsiri dinlemek – talebe-i ulum sıfatına sahip olma bir yana, onları sevme şerefine nail olmak- üzere imam odasına geçmiştik.

İlk başta birine iş bulunduğu şeklinde havadis konuşuldu, ardından da o geldi mihmandarı olan tecrübeli mülteciyle,  İçeriye  utana sıkıla değil,  ölçülü bir şükran hissiyle girdi.

Hemen kapının yanına çökmek istedi selam verdikten sonra. Arabi lisanı iyi bilen imam dostum İbrahim Bey ısrar edip onu içeriye çağırdı, ardından da biz işaretle yukarıya buyur ettik; yanımdaki boş yeri işaretledim ona . Bizi Arabi lisandan ve Osmanlıca’dan uzak tutan zihniyete iğbirarım daha bir büyüdü.

İçeriye ondan sonra girdiler. Biri başından yaralıydı ve  sekiz yaşındaydı. Büyüğü on yaşında var ya da yoktu. Verilen bilgiye göre,  sınıra ulaşmaya çalışırken yaralanmıştı çocuk. İsimlerini sormak istedim ama zemin müsait değildi.

Mahmud’un, evladının şehadet haberiyle okuduğu bir ayet daha vardı. Fecr suresinin 27. Ayeti. “Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.”

Bununla,   Rabb-I Rahim’in razı olacağı fiilleri işlemekten ve sabırdan başka bir vazifemizin olmadığını murad etmişti, belli… Eve dönüp de  surenin mealini tamamen okuyunca, tarihteki zalim ve uluhiyet dava edenlerin başına gelen musibetleri hatırlattığını da anlayarak inşirah bulmuştum.  “Zalimler için yaşasın Cehennem” hitabı da bu manaya  bakmıyor muydu hani?

Hem Mahmud’u, hem   çocuklarını seyrederken hatırlayıp  ümitle doldum:

“ Eskiden beri I’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-I İslam için; farz-I kifaye-I cihadı deruhte ile kendini yek-vücud olan alem-I İslam’a fedaya vazifedar ve HİLAFETE BAYRAKDAR olan bu devlet-I İslamiye’nin felaketi, alem-I İslam’ın saadet ve hürriyet-I müstakbelesiyle telafi edilecektir.”  (Asar-I Bediiyye, Envar Neşriyat, Hakikat Çekirdekleri, s.659)

Aynen böyleydi. Yaklaşık 1000 yıldan beri Allah ismi Celilini – ve alametlerini-  cihanda en yükseğe çıkarmaya ve İslam aleminin istiklalinin devamlı olması için farz-I kifaye olan cihad vazifesini üstlenen ve  – her türlü etnik unsuruyla birlikte- İslam aleminin İTTİHADına feda etmekle vazifeli olan ve halifelik sancağını yükseltmek misyonunu üstlenmiş bu İslam devletinin felaketi, İslam Aleminin gelecekteki saadet ve hürriyetiyle telafi edilecekti elbet; bunu “ Muhbir-i Sadık”ın (asm)  ihbari hadislerine dayanarak söyleyen ehl-I idarenin  “ Bitlisli Said” dediği Üstad  ne haklıdır!

Gerçi buradaki “devlet-I İslamiye”den kasıt Osmanlı Cihan Devleti’dir. Tamamıyla olmasa da  “ekseriyet”le İslami esaslara bina edilmiş bir devlet sistemine sahipti Osmanlı.

Nur Üstad Bediüzzaman Hazretleri Eskişehir Müdafaalarından birinde ve başka müdafaalarında  Türkiye Cumhuriyeti için de “hükümet-I İslamiye” tabirini kullanır. Demek ki – müçtehidlerin ekseriyetince de kabul edildiği gibi- “İslam Devleti”nin –ya da Dar-ül İslam’ın- diğer tarifi;  üzerindekilerin  ekseriyeti Müslüman olan ülke demektir.

Bu temel ölçüye göre Suriye yaklaşık  40 yıldan beri   “Ladini” Baas rejimi altında olmasına rağmen, yine de – ekseriyet ehli sünnet olmasından- “hükumet-I İslamiye”dir ve buradaki müjde sadece Suriye için değil, Filistin, Cubuti, Afganistan, Özbekistan, Çeçenistan vb. Ülkeler için de caridir.

Bakara-154  ayetini tefsir eden Üstad’ın ifadelerini düşününce de kalbimin sızısından bile eser kalmadı:

“Şehid kendini hayy bilir. Feda ettiği hayatı, sekeratı tatmadığından gayr-I münkatı’ ve baki görüyor. Yalnız daha nezih olarak buluyor. Başka meyyite nisbeti şuna benzer ki: İki adam rü’yada lezaizin enva’ına cami’ bir bahçede geziyorlar. Biri rüyada olduğunu bilir, ehemmiyet vermez. Diğeri ise yakaza bilir, hakiki mütelezziz olur.” ( Age. S. 132)

Bazı dost ve medya mensuplarının dolaylı olarak birtakım  ülkelerin –kifayetsiz şekilde- muhalif ve mücahit güçlere desteklerini kerih, kabul edilemez görmelerine de Üstad’ın şu beyanları ile gülmeden edemedim:

“- Gavurlardaki iki cereyanları nasıl görüyorsun?
– Şimdilik biri necis, biri encestir. Tahir-i mutlak yalnız desati-i İslamiyettir. Öyle ise iki cereyana da lanet. Evet,  lakin bize bulaşmış olan encesin temizliği hesabına onun izalesine çalışan necise necis demekle, onu da kendimize sıçratmak maslahat olmasa gerektir. Mesela bir hınzır seni boğuyor. Ayı da onu boğuyor. Ayının bağrına dürtmekle kendine musallat etmek, akıldan ziyade CÜNUNDUR. (Ehl-i idarenin Suriye politikasını delilik olarak gören dost ve ulusalcıların kulakları çınlasın) Zaten bir cinnet-i müstevliye  DÜNYAYA DAĞILMIŞTIR.” ( Age. S. 85)

Bu ifadeler zihnimde dolanırken ilk romanım Sürgündeki ÇEÇENYA ile tefrika Yokuşta Tırmanış'ın ana karakterinin adının da Mahmud oluşuyla - bu tevafuktan- müteşekkirdim Rabbimize...
 
Mehmet Nuri BİNGÖL 
 
Etiketler: SURİYE, yahut, "DİYAR-I, ŞAM",
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Ağustos 2020
NUR'UN İKİ KURMAYINDAN BIRİ: Mustafa SUNGUR
08 Ağustos 2020
YİNE İSPANYOL SİYASETİ VEYA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
04 Ağustos 2020
OSMANLI'NIN TÖRESİ SÜNNET'İN TAA KENDİSİ...
30 Temmuz 2020
“Doğruyu Her Yerde Deme”mek, ama Hangi Makamda?
27 Temmuz 2020
Ne Fâcia! “Güneydoğu Nurculara Kal”mış!
24 Temmuz 2020
Kelam-ı Ezeli ve Hutbenin Arapça Okunması
24 Temmuz 2020
“Sarp Ufuklar”ın Hikâyesi
19 Temmuz 2020
NUR"LARIN (AHİRZAMANDAKİ) MAKAMI VE BÜTÜNLÜK...
16 Temmuz 2020
15 TEMMUZ'DA BİZE KEFEN Mİ BİÇMEK? ( Darbr darbe dirildik hamdolsun)
15 Temmuz 2020
Düşünme Özgürlüğüne Set Haline Dönüşmüş Bir Kanun: 5816
13 Temmuz 2020
Ayasofya Davası İçin Her Nakil Seslendirildi de...
11 Temmuz 2020
Ayasofya Davamız ve Muhafazakar Aydınlar
06 Temmuz 2020
"İBİBİKLER ÖTTÜĞÜNDE ORDAYIM "
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
26 Eylül 2019
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı