Yazı Detayı
13 Ağustos 2020 - Perşembe 14:41
 
Yaratıcıya İman veya İnkar Şahsidir 1
Dr. Levent BİLGİLİ
mail.haber111@gmail.com
 
 

Hz. İbrahim kendisine, varlıklara baktı ve “Bütün bunların bir yaratıcısı olmalı.” dedi.
Biz doğduk, büyüdük bize bir Allah var ve sen en büyük din olan Müslümansın denildi. Biz de peki dedik ve Müslümanlığımızla övündük.
Başka coğrafyalarda başkaları da doğdu, büyüdü. Onlara da siz en kutsal din olan Hristiyansınız, Yahudisiniz, Budistsiniz vs. denildi. Onlar da evet büyüklerimiz, atalarımız elbette ki doğru söylüyorlar dediler ve dinleri ile övündüler.
Din hepimiz için atalarımızdan, geleneklerimizden kalan bir miras oldu bizlere.
Bir yaratıcının varlığı veya yokluğu üzerine hiç düşünmedik.
Hele bir de dinler siyasallaşıp, kültür ve milliyetçilikle kaynaşınca hepten ruhunu kaybetti, adeta takım taraftarlığına dönüştü.
Müslümanlık Araplık ve Türklük ile özdeşleşti, Yahudilik İsrailleşti, Hristiyanlık Avrupa ve Amerika’nın dini sembolleri haline geldi. Devasa büyük camilerimizle, kiliselerimizle, havralarımızla övünür, yarışır olduk.
Ayasofya’nın kilise, müze, cami olması dinin kendisinden daha önemli oldu.
Gelenekselleşmiş ve millileşmiş din elbette ki atalarımızdan miras kalacaktı.
Ama bir Allah’ın varlığına veya yokluğuna inanç miras kalmaz.
Hepimiz tek tek bir yaratıcı olmalı mı olmamalı mı sorusuna muhatabız.
Bir Allah’ın varlığı da yokluğu da ispat edilemez.
Çünkü yaratıcı yaratılmış cinsinden olmamalı. Ve yaratılmışlar arasında, yaratılmışların beş duyu ile algılayabileceği cinsten de olmamalı. Yani yaratıcı kainatta aranmamalı.
Dinlerin nasları, ritüelleri, sembolleri,  ibadetleri, mabedleri vs. ile bir yaratıcıya inanıp inanmadığımızı karıştırmamalıyız.
Bir yaratıcıya iman eden dinsiz olabildiğimiz gibi, yaratıcıya iman etmeyen dindar olmamız da mümkündür.
Bir yaratıcının varlığını anlamadan, düşünmeden, sorgulamadan, dini bir kültür ve gelenek halinde yaşama ihtimalimiz de mümkündür.
Nitekim Ziya Gökalp, Yahya Kemal gibi düşünürler dinin (inanç değil) kültürel anlamda mutlaka olması gerektiğini, bir toplumun varlığı için olmazsa olmaz şart olduğunu söylerler.
Mesela felsefe duayenlerinden Ahmet Arslan bir sohbetimizde kendisinin ateist olduğunu, ama dinin toplum için mutlaka olması gerektiğini, kültürümüzün en temel esaslarından biri olduğunu söylemişti.
Ben ise dini kültürleştirmenin, gelenekselleştirmenin, siyasallaştırmanın  inanma ve inanmama üzerine kurulu şahsi bir tercihe yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu savunuyorum.
Din bugün kültür, gelenek, siyaset, milliyetçilik, devletçilik olmuş.
Oysa bir yaratıcının varlığına veya yokluğuna inanmak benim şahsi tercihimdir. Doğrudan doğruya benim şahsi, ruhi hayatım ile ilgilidir.
İnanan veya inanmayan insanların bugün depresyon halleri, dogmatik, kaba, ölçüsüz halleri onların bir yaratıcı konusundaki tercihlerinin atalardan kalıp, sağlam temeller üzerine oturmamasındadır.
Bence bir yaratıcıya inanıyorsak da bu sağlam sebepler ve delillerle olmalı, inanmıyorsak da.
Meşhur ateist bir filozofa neden inanmadığını sormuştum. Dedi “Kim gitmiş kim gelmiş.”
İşte bu olmadı.
Kütüphanelerce kitap oku, ciltlerce kitap yaz, sonunda böylesine hayati bir konuda böylesine uyduruk bir cevap ver.
Acaba dindar olduğunu söyleyen Müslüman, Hristiyan, Yahudi’lere aynı sorunun tersini sorsak uyduruk ve ezberletilmiş cevaplar (doğmalar) dışında ne söyleyebilirler?
Bir yaratıcının varlığına inanmak mı, inanmamak mı?
Bu doğrudan doğruya benim meselem, devletin, toplumun, geleneğin, kültürün, atalarımın  vs. değil.

Dr. Levent BİLGİ

 
Etiketler: Yaratıcıya, İman, veya, İnkar, Şahsidir, 1,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Eylül 2020
DENMEZ
27 Temmuz 2020
Fehmi Koru, Said Nursi ve Susmak
29 Haziran 2020
İTİBAR
06 Haziran 2020
Zencilerin Protestolarında Beyazların İşi Ne ?
10 Mayıs 2020
Göznüru Annelerimiz
24 Nisan 2020
BU YAZIYI OKUMAYIN, ÖLECEKSİNİZ
30 Mart 2020
Broadway ve Fitne
20 Mart 2020
İNSANLIĞA KORONAVİRÜS MESAJI
16 Mart 2020
Kassandra Damgası veya Koronavirüs
09 Mart 2020
Carpe Diem veya Derviş
02 Mart 2020
Neler Yapmadık Şu Vatan İçin
15 Şubat 2020
ÖZGÜR VE ÖZGÜN
10 Şubat 2020
Çağdaş Müslümanın Çağdaş Prensipleri
28 Ocak 2020
Şehir, Deprem, Toki ve İş bilmek
17 Ocak 2020
DİNÎ DEĞİL, DİN ALGIMIZI DEĞİŞTİRMEK.
03 Ocak 2020
2020 düşünceleri: söz sükut olmak, ilham filan…
26 Aralık 2019
INTERNET KASIRGASI
19 Aralık 2019
Davamız sağ olsun!
02 Aralık 2019
BENİM MUHTEŞEM, KARMAŞIK ALLAH'IM
22 Kasım 2019
KENDİMDEN HABERİM YOK, DÜNYADAN HABERİM OLSA NE OLACAK
06 Kasım 2019
TENKİT, MUHALEFET VEYA İKTİDARLARIN KÖRLEŞMESİ
23 Ekim 2019
Soğan severler derneği
23 Eylül 2019
ELİMİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPMAK ARTIK YETERLİ DEĞİL. İMKANSIZ GÖRÜNENİ YAPMALIYIZ
12 Eylül 2019
HASAN CEMAL’E AHMET ALTAN MEKTUBU
27 Ağustos 2019
BİN CAN İLE ARZU EDİLİR BİR SEYAHAT: ÖLÜM
09 Ağustos 2019
KURBAN, KALP VE DOST
06 Ağustos 2019
DOSTLUKLARIN/AŞKLARIN SON KULLANMA TARİHİ
17 Temmuz 2019
DARBELER VE FARELER 1
17 Haziran 2019
KÜÇÜCÜK
22 Mayıs 2019
GOOD WORDS ANOİNT A MAN, İLL WORDS KİLL A MAN
09 Nisan 2019
CRASH
01 Nisan 2019
MİLLİYETÇİLİĞİN PATENTİ MHP’DE GERÇEKLER
12 Mart 2019
MEHMET AKİF’TE İSTİKLAL, HÜRRİYET VURGULARI
04 Mart 2019
SURAT ASMAK HAKKIMIZ.
19 Şubat 2019
YOKSA SİZ BİR AJAN DA MI DEĞİLSİNİZ?
11 Şubat 2019
HÜZÜN Kİ EN ÇOK YAKIŞANDIR BİZE
30 Ocak 2019
Putlaştırdıklarımız 1
25 Ocak 2019
İSTİKRARLI BİR OTOBİYOGRAFİK HİKAYE OLUŞTURMA İHTİYACI.
22 Ocak 2019
BİR MÜNKER NEKİR SOHBETİ
Haber Yazılımı