Yazı Detayı
26 Eylül 2019 - Perşembe 11:10
 
YOKUŞTU VE DÖNEMEÇLE SÜSLÜYDÜ YOLLAR
Mehmet Nuri BİNGÖL
 
 

Yokuştu ama bazen de diken setleriyle, çalı barikatlarıyla kapalıydı, kesik ve aşılamaz geliyordu insana... Devrik çam gövdeleri tel örgülerden de beterdi. Acayip sivrilikte taşlarla iri kayalar mı? Onlar da cabası.

      Bütün bunlara kulak asan bile yok, ama… İşin içinde “karanlığa kalmak” da var!

      Ey genç! Bu yüzden yürümeli, hep yürümelisin; bıkıp usanmadan, ısrarla.   

     Adım ayarlayıcılar ile Bezirgânlar – “Dümdar” ya da “Pişdar”– size bakmakta daima...

     Dikkatini hedefine vererek yürümene titizlen sadece, bütün “hissiyat”ını yalnızca onda topla!

     Başını dimdik,  zihin ve idrâkini hep dinç, yüreğini perk tut her vakit…  

     Zira…

     “Karanlığa kalmak da var!”

     Ümitsizlik dikenleri ayağına batmasın hiç. Hırs denen polat barikat kalbine ayak bile basmasın.

     Yeter ki yoluna git sen, delikanlım. “Karanlığa kalıp kalmama” endişesi soluğunu kesmesin.

     Yan tarafında, “derin dere”ye inen bir uçurum mu varmış?..

     “Varsa, vardır!”

      Yabani çalıların dikenleri “müfarakattan” -ayrılıktan- ellerine mi takılırmış.

     “Ne olacak ki. Takılır elbet.”

     Çam gövdeleri yolunun önüne bir eşkıya heybetiyle dikilip hızını azaltabilir pekâla.

     “Takdir, başa gelene sabır…”

     Ne doğru; hepsi de takdir, hikmetin tecellisi. Ama gene de…

     Bütün bunlar olmasaydı eğer “yürüyüş”ünün kıymetini kimler -ve niçin- bir “nisbet” emâresi diye yüreğine işleyecekti sahi? Yok bunun tam tersi, dikensiz bir gül bahçesi arzuluyor idiysen, ayağına demir çarığı çekip, eline demir asanı almasan, daha iyiydi.

     Hiç olmazsa “ÖNCÜ”lük dâvasına gönül vermiş erlerin yanında, mâzur görülür, anlaşılırdın!

     “Ama mecbur bırakıldım. Başka şans tanınsaydı bana…”

     Öyleyse bu şikayetlerin ne; sürü sepet sitem ederek tomarla iş yapma pozların?.. Ne gerek var bunlara? 

     “Bir ihtimal, vardır belki de!..” 

      Öyle “buyuruyorsan”, eh, gıkımız bile çıkmaz buna. Hem bize düşen neyse, bir hâl yoluna girdirilir; başa gelen çekilir.

     Bütün bunlara rağmen yürümene bir ara verirsen, paçalarına saldıran “çalı dikenleri” ile “gubar”ı temizleyemezsen eğer, hep birlikte, kolkola…

   Kendimizi  “hakikî birlik" içinde sandığımızda o da… 

     “Karanlığa kalma” ihtimali her vakit zinde…

     ***

      Bak, nicedir oradalar; nasıl da par par yanmadalar.

      Işık topunun dağlar ardına sığınacak bir zaman aralığı bulması bile, öylesi “ kudsi  çiçeklere zemin ihzarı” kavgasının en son, belki de en cılız, ama akıbet hazırlayıcısı, gülzârı…

     “Buradan… Bizden önce geçenler de olmuş elbet!”

     Tersi görünseydi eğer, bu “derin dere”ye kavisli kaygan yolu bile bulamaz, bir “kel” yamaçta olurdun ki… O da nereye, nasıl ve ne ile gideceğini; niçin ve neden sahip olacağını bile anlamadan.

     Ne aynısı, ne de gayrısı izleri, ayak vuruşlarının şiddetleriyle inşâ ederek kuranları ve en son da “O’nu” tanıyamamış olsaydın belki, sana hiç bir yol geçit vermez, kalakalırdın.

     “O zaman…”

      Pek haklısın birader, “karanlığa kalma” revaçta şimdi. Karanlıkta sağlam kalma zaferine bile pek çok müşkülü yaşadıktan sonra ancak sahip olabilirdin, değil mi?

      “O zaman…”

     Onları mânen takip edişinin şeref ifadesi olan sürüyle mâniayı bile göremezdin. Dereye doğru kayar giderdin!

     “Denge ve adaleti”i temin mi etmek? Git azizim, git! Bırak düşünmeyi, niyet bile edemezdin.

     Cücelikler yığılırdı başına, “Yed-i beyza”yı gözlerken hem de.

      “Gözyaşlarını silme” işine muhatap olayım derken, “Dipsiz kuyu”ların merkezine iner de haberin bile olmazdı!

     “O vakit bu yolu ben açmış sayılmaz mıydım?”

     Buna sükût imkânsız; usûlünce, müspet ve “şe’ni kerim” bir hisle davranmak gerek.

     Sebebi mi? Diyeyim.

     Kör akılla taş atmak kuyulara, içlerini doldurmak nasıl bir hamakat ise, eğri ağacın gölgesinin birdenbire dümdüz olacağını zannetmek de işte öylesi bir bakar körlük...

     “Müştebih ağaç”ları gösteren meyveleriyse eğer, “ayakta gezen ölü” pozlarını çıkarıp at üzerinden " nesl-i cedid"- Yepyeni Nesil...

     ***

     Bu yolu perk basışlarıyla açanlara ihtiyacın var senin, onların “dümdâr”lığına ne kadar da muhtaçsın.


     “Efrâdı milyonları bulan…” kitlelerle tek başına mı kalmak; iki büyük, “âzâm” vazife varken hem de?..

     “Karanlığa kalma”nın en zâlimi -işte- bu yalnızlık, bu gariplik.

     Hele zifirîlikler basmayagörsün bir, gri aydınlık siyaha kesmeye görsün; avucunu, “yed-i beyza”nı yırtan bin bir çalı ile nice çam dalı, gecenin böğründe birbirine yaslanmaya görsün, nura  ve “Pişdar”a olan ihtiyacını tam hissedersin.

     İdrâk zirvesi de orası, basiret nuru da…

     “Öyle ya; o izlerden yürümezsem, işin içinde karanlığa kalmak da var.”

     Nihayet hizaya gel böyle.

     Var elbette; o da öylesine var ki…

     Ondandır ki uçurumun dikliğine, yolun ikide bir sert dönemeç almasına, ona veya buna hiç aldırmadan, çalıların “elini yırtmasına” kulak bile asmadan, ışık topunun dağlar ardına -veya sipere- sinmesinden endişe etmeden, kaygan mı kaygan topraklı yolun “kesek”lerinden nem kapmadan, gövdelerin çok yüzlülüğünü ve hiçbir hilesini umursamadan, “hakikat-ı mutlaka”ya olan ihtiyacını çoğaltan bir idrâkle yürümelisin hep; “maskeli balo masalı”na hiç dalmadan ve aldanmadan.

      Ey genç! Silkelemesin “an”ı, “hâl-i hazır”ı; kendini ve haddini bilerek yürümeli, yürümelisin...

      Karanlığa kalmayacağından emin olmak isteyen o kadar fazla insan var ki…

     Sen kendini yapayalnız, yolsuz yordamsız mı bilmektesin?

 
Etiketler: YOKUŞTU, VE, DÖNEMEÇLE, SÜSLÜYDÜ, YOLLAR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Temmuz 2020
" DİN EDEBTİR" ( HAD DİNİ BİLMEK...)
28 Haziran 2020
İHLAS, HAL-İ ALEM SİYASETİ VE " SİYASET-İ İSLAMİYE"
26 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA SOHBET-2
24 Haziran 2020
GAZETECİ BİR DOSTLA MUSAHABE YAHUT MUHASEBE…
23 Haziran 2020
"HAKİKİ MEŞVERET"
21 Haziran 2020
İT, "TÜREVİ" CHP'NİN HALİ PÜR-MELALİ VE TİR TİR TİTREMEK!
19 Haziran 2020
" HEYYİ HEY!!!"
17 Haziran 2020
AĞABEYİM ( İktibas)
14 Haziran 2020
Said Molla, Şeyh Said ve Molla Said (Bediüzzaman) BİR mi?..
11 Haziran 2020
AYASOFYA FETHİ VE ZİNCİRLER...
09 Haziran 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
07 Haziran 2020
Bir Portre: Prof. Dr. Mehmet Kaplan
05 Haziran 2020
SÜNNET İTİKADINDA MEHDİ (AS)
01 Haziran 2020
VEHBİ'NİN KERRAKESİ
24 Mayıs 2020
BAY-RAM DÜŞÜNCELERİ...
16 Mayıs 2020
VER ELİNİ TÜRKMENELİ ( yayını bekliyor) ROMANIMDAN BİR BÖLÜM
11 Mayıs 2020
Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
05 Mayıs 2020
SURİYE yahut "DİYAR-I ŞAM"
29 Nisan 2020
CORONA SÜRECİNDE İSLAM
27 Nisan 2020
FARİZA DENECEK KADAR AZİM VE EHEM MESELE
25 Nisan 2020
HER ZAMANIN PAKRADUNI'Sİ
19 Nisan 2020
AYA SOPHİA MI, MAHZUN MABED Mİ!( YAHUT FATİH'İN BEDDUASINDAN NE KURTULUŞ NE ZAMAN?)
13 Nisan 2020
EVDE MAHPUSKEN BAHAR
28 Mart 2020
NEFSİ YENMEK VE KORONAYI YENMEK. HANGİSİ ZOR?
19 Mart 2020
SAİT MOLLA MOLLA SAİD FARKI
08 Mart 2020
"Nâbî'yi Nabi Eden Hüsn-ü Nazar..."
08 Mart 2020
NE ÇEKTİKSE KAMAL'LARDAN...
03 Mart 2020
VATANI SEVMEK...
27 Şubat 2020
“İSTİKLÂLDEN İSTİKBÂLE” DENEME ESERİYLE “EFENDİ BEY” ROMANI
21 Şubat 2020
Enbiya Şehri URFA ama Diyarbakır "Şehr-i Ashab"
20 Şubat 2020
HALİLULLAH (AS.) YA DA MENFAAT PUTUNU KIRMAK...
19 Şubat 2020
BALTANIN SAPI...
14 Şubat 2020
Maydanoz ve Limon
10 Şubat 2020
KEŞKE HAKLI ÇIKMASAYDIK...
10 Şubat 2020
FASL-I PAŞA
09 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
08 Şubat 2020
“Hikmet-i Kudsiye” ile Felsefe Hikmeti Münazarası
05 Şubat 2020
“SEYDA!”
29 Ocak 2020
HAVANDA SU DÖVENLER... ŞİMDİKİLER GİBİ!
22 Ocak 2020
Doğubayezıd Hâni
17 Ocak 2020
“Elif Öğretmen” ve Romancı Hüseyin Yılmaz
13 Ocak 2020
FİKİR CÜCELİĞİ
10 Ocak 2020
TARİH; GERÇEK AYNASI
03 Ocak 2020
Yol Açıcılar- Yol Kapatıcılar
28 Aralık 2019
İDİLHAN, İLHANLI VE EL-MEGİDDO OVASI!..
26 Aralık 2019
“Hakikatı Dışlamış Kimselerle Tevhidi Toplum İnşa Edilemez.”
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
24 Aralık 2019
" ERKEĞE KARI LİBASI YAKIŞMAZ" VEYA "KENDİ YÜRÜYÜŞÜNÜ TERK ETTİ..." MESELESİ...
21 Aralık 2019
AKASYA YAHUT AĞAÇ- 2
19 Aralık 2019
GÖBEKLİTEPE DİYE BİR YER
16 Aralık 2019
KİMLERE?
08 Aralık 2019
YOKUŞTA YÜRÜYENLER ( Bir Emek Hülasası)
05 Aralık 2019
"ŞURA-YI HAKİKİ" VEYA "MEŞVERET-İ ŞER'İYYE"
24 Kasım 2019
MEHDİ İTTİHAD-I İSLAM ORDULARININ BAŞKOMUTANI... ( BEDİÜZZAMAN- EL: 266)
18 Kasım 2019
Dünkü Ağaç, Bugünkü Fidan -1
10 Kasım 2019
MANEVİ “SEYYİDLİK”, RESULULAH(ASM)NİN DĀVASINA SAHİP ÇIKMAKTIR!
10 Kasım 2019
ABD EŞKİYASI " DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ”!
10 Kasım 2019
"ÜFÜRÜKTEN TEYYARE" KRİPTO VAZİFE
09 Kasım 2019
KISIR DÖNGÜ YAHUT "FASİT TEVİLAT"
17 Ekim 2019
SAVAŞ DEĞİL HAREKAT, İŞGAL DEĞİL FETİH!
17 Ekim 2019
AB "BARIŞ PINARI"NIN MANASINI TAM ANLAMIŞ...
17 Ekim 2019
31 MART “MEŞ’UM” VAKASI
17 Ekim 2019
HADİSLER KUR'AN'IN HAKİKİ TEFSİRİ, TERCÜMANIDIR
13 Ekim 2019
EDEBİYAT HAKKINDA BAZI NOTLAR
01 Ekim 2019
"… Bir gün de hesap” Dönünce Olacaklar Olur.
27 Eylül 2019
Hakikata Şahit Tarih; Ama Resmi Olmayanı ...
21 Eylül 2019
KİMİ "HATİAT"I TASHİH İÇİN "PALA" MI GEREK?...
18 Eylül 2019
İMAM ALİ ŞAMİL( ŞEYH ŞAMİL)
17 Eylül 2019
“FASL-I PAŞA”
16 Eylül 2019
Ha Çeçenya, Ha Suriye
13 Eylül 2019
Fetih Misyonu ve “Yakın Tutulan Düşman!”
12 Eylül 2019
"SİYASET-İ HAZIRA" GÜNLÜK POLİTİKA, "SİYASET-İ ALİYE" İSE İMANİ HİZMETTİR.
08 Eylül 2019
BİR BAŞKA ÇEŞME
07 Eylül 2019
Tahassür
29 Ağustos 2019
MALARZGİRT'TEKİ SIR VE HATIRLATTIKLARI
Haber Yazılımı