Yazı Detayı
04 Nisan 2021 - Pazar 11:55
 
ZULÜM VAR! (D)UYUYOR MUYUZ? 1
Mücahit GÜLER
 
 

Duyarsızlaşma, aynı koşullu olayla tekrar tekrar karşılaşılması durumunda duyuşsal tepkilerin azalması demektir. Duygularla ilgilidir ve psikolojik olarak tepkisiz kalmaktır. Psikolojik olarak tepkisiz kalmak ise korku, heyecan, öfke, nefret gibi duyguların baştaki kadar güçlü olmaması durumudur.

Örnek olarak, bir kişi gazetede dehşet-ü vahşet bir haberle karşılaşıyor ve buna çok üzülüyor. Ertesi gün gazetede benzer bir olayla tekrar karşılaşıyor ve buna da çok üzülüyor. Bu benzer durum tekrar tekrar gerçekleşiyor ve bu tarz haberlere eskisi gibi tepki vermemeye başlıyor. Dolayısıyla burada duyarsızlaşma gerçekleşiyor.

Bir örnek daha verecek olursak doktor ilk ameliyatında oldukça heyecanlanıyor. Daha sonraki süreçte ameliyatlara gire gire bir süre sonra bu heyecanlanma tepkisi azalıyor ve duyarsızlaşıyor. Bahse konu olan bu iki örnekte azalan ve ortadan kalkan tepkiler(üzülme, heyecan) duyuşsal durum olduğu için duyarsızlaşma söz konusudur. Yani duyarsızlaşma olması için duyuşsal olması gerekir.

Duyarsızlaşmayı dini sorumluluk açısından değerlendirecek olursak, duyarsızlaşmanın çeşitlerini artırabiliriz. Dini sorumluluk açısından baktığımızda; bireysel, toplumsal, devletsel ve ümmetsel duyarsızlaşma ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz.

Bireysel açıdan duyarsızlaşmaya çevremizde yapılan olumsuz davranışların ve haramların bireysel açıdan normalleşmesi ve bireylerin bundan rahatsızlık duymamalarını örnek olarak sıralayabiliriz. Yaşadığımız yerlerde, yaşamadığımız ama zulüm, kan ve gözyaşı haberlerinin geldiği Müslüman coğrafyadaki çığlıklara, ahlara ne kadar ses olduk? Bu zulümler gündemimizde ne kadar yer aldı?

Toplumsal açıdan duyarsızlaşma iki yönlü olmaktadır. Duyarsızlaşmaya bağlı etkenlerden dolayı toplumun içe dönük ve dışa dönük duyarsızlaşması olarak yorumlayabiliriz. İçe dönük duyarsızlaşma, sürekli kötü şeyler yaşanan bir toplumda insanlar, başlarına gelen kötülüklere karşı tepkisiz hale gelirler. Ortadoğu’daki birçok ülkeyi buna örnek verebiliriz. Dışa dönük duyarsızlaşma ise, zulümlerin sürekliliğinden dolayı bir toplumun başına gelenleri diğer toplumların izlemesi ve sonraki aşamalarda ise bu durumun normalleşmesidir. Zulümlerin ve haramların sürekliliği toplumsal bir hissizleşme olmasına ve zihinlerde bunların normalleşmesine sebep olmaktadır. Myanmar, Doğu Türkistan, Arakan ve daha nice Müslüman beldelerde yapılan zulümlere karşı toplamsal açıdan vazifemizi yaptık mı, yoksa meseleyi Allah’a havale edip dünyaya mı daldık?

Devletsel duyarsızlaşmaya Müslüman beldelerde yapılan zulümlere halkı Müslüman olan ülkelerin, bu zulmü toprak bütünlüğünün korunması açısından değerlendirmelerini, zalimin zulmünü meşrulaştıracak ifadelerde bulunmalarını, zalimin yanında ve mazlumların karşısında olmalarını örnek olarak verebiliriz. Hâmîlik lisân-ı kâl ile değil, lisân-ı hâl ile olur. Hâle yansımayan şey lafügüzaf(boş söz) olur. Ülkemizin yöneticilerinden zulme kalkan, mazluma umut, zalime keskin bir kılıç olmasını beklerken, Doğu Türkistan başta olmak üzere Myanmar, Arakan, Filistin ve daha nice beldelerde yapılan soykırımlara “toprak bütünlüğü açısından değerlendirmek” akla ziyan bir açıklama değilse, bu açıklama bütün Müslümanlara yapılan bir ihanet değil midir? Oralarda masum insanlar öldürülüyor farkında mısınız?

Ümmetsel duyarsızlaştırmaya zulümleri durdurup hakkı hâkim kılmak yerine birbirlerini durdurmaya çalışıp kendilerini hâkim kılmaya çalışmalarını, zalimlere karşı olmak yerine birbirlerine düşmanca hareketlerde bulunmalarını, Müslümanların birbirlerine karşı duyarsızlaşmalarını, birbirlerinden nefret etmelerini ve birbirlerinden uzak durmalarını örnek olarak verebiliriz.

Genel manada konuyu ele alınca ahvalimizin çetin olduğunu görmekteyiz. Değil bir başkasına kendimize dahi yardımcı olamamaktayız. Duyarsızlaştıkça duymamaya, hissetmemeye başladık. Tepki gösterilmesi gereken duygularımızın köreltildiğini gösteren bir tespittir. Uyaranlara(zulümlere) karşı tepkisizleştiğimizin, edilgenleştiğimizin ve nesne konumuna düştüğümüzün bir göstergesidir. Bu yazdıklarımız bir durum tespitidir. Bu durumumuz bize ye’se, ümitsizliğe düşürmemelidir. Tam tersine işimizin ne kadar büyük olduğunu görerek, buna uygun projeler üretmeye yani mücadeleye sevk etmelidir. Mücadelenin nasıl yapılacağını da bir başka yazımızda yazmak ümidiyle selametle kalın. Rabbim bizleri ümmet şuuruyla hareket edenlerden ve yaptığımız bu duanın çizgisinde duranlardan eylesin.

Mücahit GÜLER

 
Etiketler: ZULÜM, VAR!, (D)UYUYOR, MUYUZ?, 1,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Nisan 2021
Bağlılık Mı, Bağımlılık Mı, Bağımsızlık Mı?
21 Mart 2021
Absürt Sözleşme İstanbul Sözleşmesi
14 Mart 2021
Değersiz Şeylerle Zenginleşmek, Değerlerinden Fakirleşmek…
13 Mart 2021
Çanakkale Şehitlerini Kapitalizme Meze Yapılmasına Sessiz Mi Kalacağız?⠀
10 Mart 2021
Duyguda radikalleşmek düşüncede taassuplaştırır, davranışta şiddete sevk eder 2
09 Mart 2021
“Duyguda radikalleşmek düşüncede taassuplaştırır, davranışta şiddete sevk eder”⠀
03 Mart 2021
Çin’in Zulmü: Gördüm, Duydum ve Konuşuyorum
27 Şubat 2021
28 Şubat Bir Zihniyet Meselesidir.
20 Şubat 2021
Misalin Dünya Mı, Güneş Mi?
05 Şubat 2021
Davranışlar Düşüncelerimizin Birer İzdüşümüdür!
27 Ocak 2021
Prof. Mustafa Öztürk’ün Çıkmaz Sokağı-3
19 Ocak 2021
Dinamik Popülizm Ve Statik STK’lar 2
10 Ocak 2021
Dinamik Popülizm Ve Statik STK’lar 1
02 Ocak 2021
Yüreğini ‘‘Mekke’’ Kılana, Allah ‘‘Medine’yi’’ Bedenine Yansıtır
27 Aralık 2020
Materyalist Bir Okuma mı? Rahmani Bir Okuma mı?
21 Aralık 2020
Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlamı ve Mâhiyeti
11 Aralık 2020
Prof. Mustafa Öztürk’ün Çıkmaz Sokağı-1         
06 Aralık 2020
Mustafa Öztürk’e Gösterilen Duygusal Tepkilerin Analizi
29 Kasım 2020
“Vefat”
25 Kasım 2020
“Ey Dipdiri Meyyit”
17 Kasım 2020
Mağaramız ve Kurtuluş Yolları
10 Kasım 2020
Diziler İnsanları Zehirliyor...
04 Kasım 2020
Sayın Ahmet Hakan Niyetiniz Nedir?
30 Ekim 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 3
28 Ekim 2020
Mevlid Kandil’inin Önemi Ve Mesajı
18 Ekim 2020
Cübbeli’nin Platonik Derin Devlet Sevdası
16 Ekim 2020
İnsanlığı Mahkum Etmeyelim
15 Ekim 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 4
08 Eylül 2020
‘‘Davranışlar Çatışmaz, Duygular Çatışır; Davranışlar Uyuşmaz, Duygular Uyuşur’’
31 Ağustos 2020
Eleştirel Düşünme Ahlakı 1
24 Ağustos 2020
Talip Hangi Sevgiye Talipsin?
22 Ağustos 2020
Birey Olmadan İnsan Olamayız...!
08 Ağustos 2020
Ağzımızdan Çıkan Her Söz İmtihanımız, Kırdığımız Her Kalp Odunumuz Olacak…!
30 Temmuz 2020
Bu Bayramda İsmail’lerimizden Hangisini Keseceğiz?
26 Temmuz 2020
“Koç’un Bildirisini Analiz Edelim”⠀
22 Temmuz 2020
Mesele cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir…!
20 Temmuz 2020
Müminin Mesuliyeti
03 Temmuz 2020
Yerli ve Milli 3D Nesli Geliyor!
25 Haziran 2020
Hülya Avşar’a Birkaç Nasihat
13 Haziran 2020
İşlediğimiz Günahlar Kalbimizi Daraltıyor Mu?
09 Mayıs 2020
TALEP, TALİBİN AYNASIDIR
18 Nisan 2020
Musibetlerin Hikmetine Vasıl Olmak
30 Mart 2020
Din-Bilim İlişkisi
10 Mart 2020
"el-Hakim"in Hikmetsiz Yaşayan Kulları
24 Şubat 2020
KATEGORİ DIŞI MÜSLÜMANLIK…
04 Şubat 2020
Sorun Trump’ta değil, Müslümanlarda…
01 Şubat 2020
Allah'ın Kulunu Sevmesi...
Haber Yazılımı