Yazı Detayı
08 Aralık 2021 - Çarşamba 07:53
 
İnatlaşanlar İlahlaşanlardır.
Nihat GÜÇ
 
 
İnatlaşanlar İlahlaşanlardır. Eleştiriyi bilmiyoruz. Haliyle neyi eleştireceğimizi de bilemiyoruz. İnsanları eleştirebiliriz. Kitapları eleştirebiliriz. Yapılan iş ve işlemleri eleştirebiliriz. Hatta insani olan her şeyi eleştirebiliriz. Bunun da bir kuralı olmalıdır. Bu kural da Kur’an ve Sünnet’e uygunluktur. Ancak eleştirdiğimiz şey inanarak bağlandığımız, emir ve yasaklarına teslim olduğumuz kendi dinimiz olamaz. Din; inanmayı, bağlanmayı ve teslim olmayı gerektirir. İnanılan, bağlanılan ve teslim olunan bir din, nasıl eleştirebiliyor, kural ve kaideleri hedef tahtasına konularak atış serbest diyebiliyor bir insan. Bir Yahudinin, bir Hristiyanın, bir mecusinin, bir ateistin benim dinimi eleştirmesi kadar normal bir durum yok. Ancak anormal olan durum inandığını söyleyen birisinin dini emir ve yasakları arasında laik yaşantısına uygun bir şekilde seçmece davranmasıdır. Sanki karpuz seçiyor adam. Gerçi Allah’ın dinine inanmayan insanlardan başka bir şey beklemiyorum. Hemen her şeyi oluruna bırakan sözüm ona medeni(!) arkadaş; dini naslar karşısında çok cesur. Bu konuda pervasızca davranıyor. Belki de "Medeni cesaret" dedikleri şey bu olsa gerek. Ya da “Medeni cesaret” kavramı sadece dine karşı kullanılan bir argüman. Artık bu medeniyet nasıl bir medeniyetse... Ama bu cesaretini yanlış yerde kullanıyor. Keşke; şirk, küfür, nifak, batıl ve atıl unsurlara karşı kullanabilseydi bu hasletini, bu eleştirisini, bu duruşunu. Eskiden "Cahil cesareti" diye bir kavramımız vardı. Şıp deyip oturuyor bu tanımlamaya. Ayet hadis demeden pervasızca biçiyor, yakıp yıkıyor ortalığı. “Bad-el harab-ül Basra”dan sonra kendine ve keyfine göre şekillenmesini istediği yeni bir dinin duvarlarını örüyor. Belki de zevk meselesidir bu. Zevkine uyan, heva ve hevesine karışmayan, doğrularına müdahale etmeyen, yanlışlara yol veren bir duvarı örmekle meşgul. Benim dinden öğrendiğim dini naslara teslim olunur. Dini naslar hedef tahtasına konularak teslim alınmaya kalkışılmaz. Keyfi uygulamaya tabi tutulmaz. Böyle yapan insanların sonunu gördük daha önce, hem de kaç sefer. Birçok şeyi bir çırpıda yok sayabiliyor bu arkadaş. Nerede şekillendiği, besin kaynağını bilemediğimiz aklı ilahlaştırmaktan geri kalmıyor. Zatı muhterem aklına uymayan her şeye "Uydurma yaftası" vurabiliyor. Sanki son teknoloji harikası, etiket üretim fabrikası. Madem ki bu din Allah’ındır. O halde kural ve kaideleri, emir ve yasakları arasında seçmece davranamazsın. İşime gelen ve gelmeyen kurallar diye ayıklamaya kalkışamazsın. Bu din Allah’ın olduğuna göre bizim "doğrudur" dediklerimiz ile Allah'ın "doğrudur" dedikleri mutlaka mutabık olmalıdır. Biz Allah’a uyacağız hem de kayıtsız ve şartsız bir şekilde. Aksi taktirde vay halimize. Dikkat etmemiz gereken önemli nokta şu: Allah’ın bildirimlerine rağmen doğruları ve yanlışları belirleme yetkisi bizde değildir. Şayet bu konuda inatlaşıyorsak ilahlaşıyoruzdur. Hem Vallahi, hem Billahi, hem de Tallahi günümüzün kimi insanı şartlarını kendisinin belirlediği, çerçevesini kendisinin çizdiği, laik ve demokrat yaşantısına paralel bir din oluşturmuş zihninde, çevresinde, yaşamında. Her şeyden korkuyor ama Allah’tan asla. Allah (c.c.)’ın ve Peygamber (s.a.v.)’in müdahale etmediği bir din, İlahi din değildir. Çünkü bu dinin hiçbir yerinde ne Allah var, ne Peygamber var, ne Kur'an var, ne de İslam'ın serdettiği kurallar ve kaideler. Söylediklerinin ve yaşadıklarının hiçbir yerinde İlahi kurallardan bir emmare bulunmuyor. Zaten İslam'ın kural ve kaidelerine karşı amansız bir savaş veriyor zatı âlileri. Bu yeni din; "Aklıma uymayan hiçbir şey İslam'i de değildir." anlayışı üzere kurgulanmış. Onlar hem kendilerini hem de nefislerini ilahlaştıran kimselerdir. Ayeti kerimede; “Nefsinin arzusunu ilah edinen, Allah’ın; (halini) bildiği için saptırdığı ve kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?” (Casiye/23) şeklinde zikrediliyor. Kalın sağlıcakla. Nihat Güç
 
Etiketler: İnatlaşanlar, İlahlaşanlardır.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Aralık 2021
Zamansız mı gitti?
02 Aralık 2021
Kur’an’ı Anlama Ve Yorumlama Sorunu -2-
27 Kasım 2021
Kur’an’ı Anlama Ve Yorumlama Sorunu -1-
24 Kasım 2021
Medeniyet
19 Kasım 2021
UZLAŞI
15 Kasım 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -3-
04 Kasım 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -2-
30 Ekim 2021
Her Şeyin Bir Tadı Vardır -1-
28 Ekim 2021
Hey Dostum!
19 Ekim 2021
ZAMAN
14 Ekim 2021
Peygamberleşmek- 2-
09 Ekim 2021
PEYGAMBERLEŞMEK-1
05 Ekim 2021
Eleştirinin Eleştirisi -2-
01 Ekim 2021
Eleştirinin Eleştirisi -1-
25 Eylül 2021
Evirmek Çevirmek
20 Eylül 2021
KABULLERİMİZ VE RETLERİMİZ
12 Eylül 2021
Korku
30 Ağustos 2021
Düşünce Ve Davranış
26 Ağustos 2021
BİR TİYATRO
22 Ağustos 2021
BİR DE DİNDAR DEMEYİN!
16 Ağustos 2021
MİLLİYETÇİLİK BİR KÖRLÜKTÜR.
06 Ağustos 2021
Şeytan’ın İnsana Yaklaşım Tarzı
31 Temmuz 2021
Namaz -VI-
23 Temmuz 2021
Rehber-2
17 Temmuz 2021
Rehber-1-
24 Haziran 2021
Şirk Ve Müşrik
20 Haziran 2021
Neler oluyor bu Millete!
17 Haziran 2021
FERASET
09 Haziran 2021
Düşünce Biçimi
05 Haziran 2021
Yalana Farklı Bir Bakış
29 Mayıs 2021
KUR'AN GÖZLÜĞÜ
17 Mayıs 2021
İslam'i Tavır
12 Mayıs 2021
Mescid-i Aksa
10 Mayıs 2021
Maneviyat
07 Mayıs 2021
Tanıyor Muyuz?
28 Nisan 2021
Namaz-III-
24 Nisan 2021
Boş Köşeyi Dönmek
20 Nisan 2021
Namaz-II-
17 Nisan 2021
Namaz-I-
12 Nisan 2021
Kazanmak Veya Kaybetmek
05 Nisan 2021
Dini Bir Eğitim
30 Mart 2021
Müslümanca Düşünmek
23 Mart 2021
Gazeteci
16 Mart 2021
O Gün
12 Mart 2021
Hz. Ömer Mi Dediniz?
10 Mart 2021
İnanç Meselesi
05 Mart 2021
Süfli Yükselişler
01 Mart 2021
Sevda!
20 Şubat 2021
İnsanoğlu Bu
18 Şubat 2021
Kendimizi Unutmayalım!
15 Şubat 2021
Nasıl Bir Doğru?
12 Şubat 2021
SİZ NE DERSİNİZ, BİLMEM.
08 Şubat 2021
Aynanın Karşısındayım
04 Şubat 2021
Bir Kıssa, Bir Nasihat
29 Ocak 2021
Muhasebe!
27 Ocak 2021
Benim Derdim.
Haber Yazılımı