Yazı Detayı
12 Mayıs 2021 - Çarşamba 18:01
 
Mescid-i Aksa
Nihat GÜÇ
 
 
Mescid-i Aksa Kimse bana nasılsın diye sormasın bugün. İyi değilim çünkü. İyi olmam için hiçbir sebep de yok ortada. Madem bir gün öleceğim, o gün neden bugün olmasın. kutsal değerim, on altı ay boyunca yönelerek namaz kıldığım Mescid-i Aksa'da olanları gördükçe sinemde nefretim, garazım, kinim ve hıncım biraz daha büyüyor her geçen dakika. Artık kimse bana kalleş, vahşi, zalim, yamyam siyonist Yahudilere karşı hümanizma şarkıları çalmasın. Dedeleri kurguladıkları hile ve desiselerinden dolayı maymuna dönüşmüş bu insanların ne melanet oldukları ortada. Bu durumu görmeyen gözler utansın! Hissetmeyen yürek dağlansın! Feryad-u figanı dağlarda yankılansın! Müslümanların, hümanizma şarkılarını dillendirmeyi bırakma vakitleri geldi artık. Her geçen saniye büyüyen bu nefrette, bu kinde, bu garezde boğulacak tüm zalimler, tüm iğrenç yaratıklar. "Zalimler için yaşasın cehennem" diyorum bugün, elbette postalama işini de yapacağım bir gün. Ellerim elbet bir gün armut toplamıyor olacak. İşte o günü bekliyorum. Belki yarın, belki yarından da yakın. Bu seslenişim yürekleri özgür olanlaradır. Beyinleri tutsak olanların anlamasını beklemiyorum, şimdiye kadar beklemediğim gibi. Kudüs'ün çevresini kuşatan Yahudileri diskalifiye edebilmek için evvela Mescid-i Aksa'ya can-u gönülden bağlı Müslümanların çevresini muhkem kaleler gibi çepeçevre sarıp sarmalayan ve zapturapt altına alan devlet aygıtlarının diskalifiye edilmeleri şart. Bunun için uğraşmak bunun için didinmek gerek. İnancımızı kaybetmedik hiçbir zaman. Kaybedecek de değiliz. Çünkü biz hergün iman eden insanlarız. Tam bir asırdır pranga vurulmuş ayaklar üzerinde durmaya çalışırken yüzümüze yüzümüze savrulan yumruklar ve başımızın üstünden dökülen onca bombalar karşısında kelepçelenmiş ellerimizi çözmekle uğraşıyoruz. Şartlar hiç eşit değil. Ancak sabretmesini bilenler için: "Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır." ayeti boşuna serdedilmiş değildir. Ah! Bir çözebilsek ellerimizi, özgürleştirebilsek beyinlerimizi, savunabilsek kendimizi... Kurtulsak prangalardan, kelepçelerden... Her şeyden önce düşüncelerimize vurulan zincirleri kırabilsek... Her şey yoluna girecek tren vagonlarının ardı sıra dizildiği gibi. İşte o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu belleteceğiz cihana. Talut ve Calut hikayesinin yeniden hatırlanması gereken bir zamandayız. Nerede sıkışırsanız Yüce Allah o kapıyı açacak anahtarın adresini vermiş bizlere. O anahtarlardan biri de bu olaydır. İyi bellemek gerek: "Talut, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir. (Talut’un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et.” Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir." (Bakara/249-251) Bilmem bu ayetler merhem oldu mu sinelere? Bir yol bir yordam gösterdi mi düşüncelere? Bir çıkış kapısı gösterdi mi gözlere? Eğer cevabınız "hayır" ise: "Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin." (Nisa/136) ayetini tekrar tekrar okumak gerek. Kalın sağlıcakla. Nihat GÜÇ
 
Etiketler: Mescid-i, Aksa,
Yorumlar
Haber Yazılımı