Yazı Detayı
11 Haziran 2021 - Cuma 23:57
 
ÖZSAYGININ KORUNMASINDA DUYGU YÖNETİMİ
Cevahir AYDIN
seyyahsepet@gmail.com
 
 
ÖZSAYGININ KORUNMASINDA DUYGU YÖNETİMİ Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. (Ali İmran Suresi/14) Arzu, insan yaşamında olumlu bir gelecek hayali, tatmin olma unsuru gibi insan için sağlıklı çalışan bir duygu çalışmasıdır. Her zaman pozitif yönde çalışmayan bu duygu bazı zamanlarda duygu durum değişikliklerinde bireye çok ciddi acı verebiliyor. Burada belirleyici olan erişkin kıvamını yakalamış olmaktır. Her duygu durumu gibi bu duygu da erişkin kıvamımızı ortaya koyar. Arzularını yönetebilen veya arzuları tarafından yönetilen bireyler bu kıvamı davranışsal sorgulamalar ile test edebilir. Arzulanan şey, duygusal açıdan adı konduktan sonra fiili olarak enerji harcayacağımız bir fiziki araca, bir emtiaya (ölçülebilir, test edilebilir, dışarıdan da görülebilir bir nesneye/davranışa) dönüşür. ... Arzu kişinin kendisinde eksik gördüğüne ulaşma çabasıdır. Bir anlamda o eksik yönünden kaçma çabasıdır. Tabiri yerindeyse bunun için uzağına ötesine bir peynir koyar, sürekli buna ulaşmak hissiyle yaşar. Bu fıtri bir davranış olsa da sağlıklı yönetildiğinde kabul görür, değilse o eksikliği tamamlasa da yeni eksik görmeler ile yeni arzulara yelken açar ve arzularının elinde oyuncak olur. Bu fıtri bir koddur bizde. Onarılması gereken nokta arzu duymalarımız değil, arzularımızın hayatımızın ve ulaşmak istediğimiz şeyin önüne geçmesidir. ... Her arzu bizim içimizdeki bir eksikliği veya eksikliğini hissettiğimiz bir şeyi işaret ediyor bilincini diri tutmak arzu yönetimini kolaylaştıracaktır. Arzuya ulaşma sonrasında bizde ortaya çıkardığı duyguları, duygu durum değişikliklerini okumak, bizim arzuya karşı duruşumuzu göstermesi açısından kıymetlidir. Hayatını sadece arzularını tatmin için sürdüren hep arzularının peşinde koşan insanlar çoğunlukla acı yaşarlar, o bitmek bilmeyen arzuların sonu hiçbir zaman gelmeyecektir. Elde edilen şey ise kısa süreli, geçici olacaktır. Arzuya ulaşma yolları arzunun önüne geçince, birey bir projeye döner. Yaşamının her alanını arzular kaplar. Oysa insan bu dünyada sadece arzuları için yaşamaz. Bu konuda ısrar kişiyi de yakın çevresini de yorar, tüketir. İlişkileri kopma noktasına getirir. Acilen onarım isteyen bir vakaya dönüşür. Tedavi için; ihtiyaçlarını helal dairede karşılayıp ondan sonra arzularına alan/yer açmalı. Değilse hayattan verilen tavizler kaçınılmaz olur ve diğer ihtiyaçlardan mahrum kalınır. Öncelikler karışır. Arzular değerlidir; fakat yetişkine yakışan bunları önceliklendirmesidir. Herkesin kendi zamanında olgunlaşması gerektiği konusu burada devreye girer. Her yaşın ihtiyacı gözetildiğinde, öncelik ihtiyaca verildiğinde arzuların frenlenmesi konusu gündeme gelecektir. Bu olgunluk ile yönetilen arzu disiplini, ileriki yaşlarda bocalama ve tükenmişlik yaşanmasına engel olur, bireyi sağlıklı, kaliteli bir yaşama taşır. … Hayatın sorgulanması neticesinde anlam sadelikte bulunur, arzular yarınlarımızı tüketmesin için minimal yaşam öncelenir, seçilir. Bastırılmış duyguların, eksikliklerin yerini arzularla örtme çabasının sorgulanması bu dengeyi sağlamakta ipucu olarak bizlere yardımcı olur. Muhataplarımızı tanımak açısından da onlara arzularını sormak, onları dinlemek, onların yetişkin kişilikleri ile alakalı çok değerli bilgiler, ipuçları verir. Bir insanı anlamak için hayallerinin, arzularının, hedeflerinin ne olduğu, hayattan ne istediği konusunu/sorusunu ilişkimizin merkezine alabiliriz. Zira bir insanı anlamak onun hayallerini sormakla başlar. ... Dünyalık meta’lar hoş gösterilmesi yönüyle her zaman arzulanır. Fakat kendi zamanında/yaşında gelişim olmayınca, bu aşamalar sağlıklı aşılmayınca, gelişim kendi içindeki doğal süreciyle olmayınca, bireyin dağıldığına üzülerek şahit oluruz. Bizler bu noktada şu hakikate kulak kabartıp kendimize gelmeli, kısacık dünya hayatını ne kendimize ne de sevdiklerimize/sevdiğimizi iddia ettiklerimize zindan etmemeliyiz: "Bizler dünyadan sadece geçiyoruz, esas varılacak yer ukbadır. Dünya köprüsü, dünya gölgeliği otak kurulacak yer değildir. Bir kere geldiğimiz dünyadan ikinci bir ölümle ayrılmayacağız vesselam." Cevâhir / Küçük Dünyam
 
Etiketler: ÖZSAYGININ, KORUNMASINDA, DUYGU, YÖNETİMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı