Bir bütündür, bedenin her bir parçası,
Uzuv adını alır, her bir çıkıntısı,
Ruhun ebedi nefes alışı,
Onu et ve kemik oluşundan ayıran yanı,
İslam nuru ile insanlığın aydınlığı,
Her Muhammed deyişi, sönmeyen şahlanışı,
Akıl ile kavrayarak, yürekten sınırsız saygı duyuşu,
İnsan oluşun, belki de en erdemli yanı,
Bilse insan, her nefes alışta sonsuz döngüyü,
Şükürsüz kalır mı, ilme hasret, huzura muhtaç yüreği?
Varlık; nesne olmaktan, nicel bir madde olarak anılmaktan, çok daha fazlası,
Bir bedene sığdırılan; sayısız hayal ve umut bunun ispatı,
Görmeden, ölçmeden, yürekten hissedilen hüzün,
Sevgi ve daha nicesi soyut olan maddenin değil mânânın asıl açıklayıcısı,
Soyut olan ruhun, somut olan bedenden ziyade gıdası olan namaz,
Secde eşliğinde, yaratan ile yaratıcının birleşimi olan namaz,
İnsanoğluna; aciz oluşunun, benliği değil, bizliği düşünerek yaşamanın bir hatırlatıcısı,
Günde 5 kez, yılda 1825 kez, edilen secde iken, huzuruna vardığımız Rabbimiz ile irtibat kopar mı?
İnsan bu denli sık ziyaret ettiğini, unutabilir mi?
Üstelik, ziyaret ettiğini de her ziyaret ettiğinde bir davetin tecellisi olarak ediyor iken,
Onun izzeti ile izzetlenir, neşesi ile neşe, huzuru ile huzur, vakar dolu oluşundan insana vakar tecelli eder,
Ne de olsa; bu bir sevdadır. Beşere değil, Rahman’a duyulan yüce bir sevda...