Sancakkale’nin Zincirleri Ne Zaman Kırılacak?
Sancakkale’nin Zincirleri Ne Zaman Kırılacak?
Bazen insan yaşadığı şehri gerçekten tanıdığını zanneder. Oysa çoğu zaman yanı başımızda duran tarihî mirasın farkında bile olmayız. Ben de İzmir’de yaşayan biri olarak Sancakkale’nin içinde bulunduğu durumu açıkçası yakın zamana kadar bu kadar derinden bilmiyordum. Ta ki Celâl Öcal hocamızla bu konuyu konuşuncaya kadar…
Meğer İzmir’in kalbinde, ecdadımızdan bize emanet kalan bir tarih sessizce bekliyormuş.
Mahzun…
Hüzünlü…
Ve neredeyse unutulmuş bir hâlde…
Sancakkale, tıpkı bir dönem zincirlenmiş hâlde bekleyen Ayasofya Camii gibi adeta sessiz bir çağrı yapıyor:
“Beni hatırlayın.”
Bir asırdır millet olarak bağımsızlığın, özgürlüğün ve tarihimizin değerini haykırırken, böylesine önemli bir mirasın sessizliğe terk edilmesi gerçekten düşündürücüdür. Peki biz ne yapacağız? Görmezden mi geleceğiz? Üç maymunu mu oynayacağız?
Bu noktada Peygamber Efendimizin şu hadisi bize çok şey anlatır:
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Bu hadis sadece bireysel bir nasihat değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun da özüdür.
Çok şükür ki bu milletin içinden her zaman cesur insanlar çıkar. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de değerlerine sahip çıkan aslan yürekli insanlar vardır.
Celâl Öcal ve Levent Ertekin gibi isimler bunlardan yalnızca bazıları…
Birisi Sancakkale için mücadele ederken, diğeri İzmir’in kadim tarihini hatırlatmaya çalışıyor. İzmir’in manevi hafızasında önemli yer tutan Çaka Bey ve Gazi Umur Bey gibi değerlerin unutulmaması için çaba gösteriyorlar.
Bu insanlar çoğu zaman yola tek başına çıkarlar.
Bazen yolda yine tek başına kalırlar.
Ama onların bildiği bir gerçek vardır:
Hizmetin büyüklüğü sayıyla değil, niyet ve kararlılıkla ölçülür.
Bazen bir kişinin attığı samimi bir adım, yıllar sonra büyük bir hareketin başlangıcı olabilir. Çünkü hizmet kalabalıklardan önce gönüllerde başlar. Samimiyet varsa, sabır varsa, inanç varsa; tek bir kişinin gayreti bile toplumda dalga dalga yayılabilir.
Elbette bu yolda herkes aynı şekilde yürümeyebilir. Kurulan gruplardan ayrılanlar olabilir, farklı sebeplerle geri duranlar olabilir. Bu insanlara kırılmak yerine şunu bilmek gerekir: Gönlü bu davada olan herkes, bir gün mutlaka aynı noktada buluşur.
Celâl Öcal hocamız bugün toprağa bir tohum ekti.
Bu tohum büyür mü, büyümez mi?
Tarih bize şunu söylüyor:
Samimiyetle atılan tohumlar er ya da geç filiz verir.
Ben inanıyorum ki bir gün bu tohum büyüyecek, kök salacak ve büyük bir çınara dönüşecek.
Ve o gün geldiğinde, hep birlikte şu cümleyi söyleyeceğiz:
Sancakkale’nin zincirlerini kırdık.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 12 Mart 2026 -Perşembe
Sancakkale’nin Zincirleri Ne Zaman Kırılacak?
Sancakkale’nin Zincirleri Ne Zaman Kırılacak?
Bazen insan yaşadığı şehri gerçekten tanıdığını zanneder. Oysa çoğu zaman yanı başımızda duran tarihî mirasın farkında bile olmayız. Ben de İzmir’de yaşayan biri olarak Sancakkale’nin içinde bulunduğu durumu açıkçası yakın zamana kadar bu kadar derinden bilmiyordum. Ta ki Celâl Öcal hocamızla bu konuyu konuşuncaya kadar…
Meğer İzmir’in kalbinde, ecdadımızdan bize emanet kalan bir tarih sessizce bekliyormuş.
Mahzun…
Hüzünlü…
Ve neredeyse unutulmuş bir hâlde…
Sancakkale, tıpkı bir dönem zincirlenmiş hâlde bekleyen Ayasofya Camii gibi adeta sessiz bir çağrı yapıyor:
“Beni hatırlayın.”
Bir asırdır millet olarak bağımsızlığın, özgürlüğün ve tarihimizin değerini haykırırken, böylesine önemli bir mirasın sessizliğe terk edilmesi gerçekten düşündürücüdür. Peki biz ne yapacağız? Görmezden mi geleceğiz? Üç maymunu mu oynayacağız?
Bu noktada Peygamber Efendimizin şu hadisi bize çok şey anlatır:
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”
Bu hadis sadece bireysel bir nasihat değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun da özüdür.
Çok şükür ki bu milletin içinden her zaman cesur insanlar çıkar. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de değerlerine sahip çıkan aslan yürekli insanlar vardır.
Celâl Öcal ve Levent Ertekin gibi isimler bunlardan yalnızca bazıları…
Birisi Sancakkale için mücadele ederken, diğeri İzmir’in kadim tarihini hatırlatmaya çalışıyor. İzmir’in manevi hafızasında önemli yer tutan Çaka Bey ve Gazi Umur Bey gibi değerlerin unutulmaması için çaba gösteriyorlar.
Bu insanlar çoğu zaman yola tek başına çıkarlar.
Bazen yolda yine tek başına kalırlar.
Ama onların bildiği bir gerçek vardır:
Hizmetin büyüklüğü sayıyla değil, niyet ve kararlılıkla ölçülür.
Bazen bir kişinin attığı samimi bir adım, yıllar sonra büyük bir hareketin başlangıcı olabilir. Çünkü hizmet kalabalıklardan önce gönüllerde başlar. Samimiyet varsa, sabır varsa, inanç varsa; tek bir kişinin gayreti bile toplumda dalga dalga yayılabilir.
Elbette bu yolda herkes aynı şekilde yürümeyebilir. Kurulan gruplardan ayrılanlar olabilir, farklı sebeplerle geri duranlar olabilir. Bu insanlara kırılmak yerine şunu bilmek gerekir: Gönlü bu davada olan herkes, bir gün mutlaka aynı noktada buluşur.
Celâl Öcal hocamız bugün toprağa bir tohum ekti.
Bu tohum büyür mü, büyümez mi?
Tarih bize şunu söylüyor:
Samimiyetle atılan tohumlar er ya da geç filiz verir.
Ben inanıyorum ki bir gün bu tohum büyüyecek, kök salacak ve büyük bir çınara dönüşecek.
Ve o gün geldiğinde, hep birlikte şu cümleyi söyleyeceğiz:
Sancakkale’nin zincirlerini kırdık.
Selâm ve dua ile.
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
