SİYASETTE SICAK GÜNDEM
SİYASETTE SICAK GÜNDEM
Siyaset Haymana Kaplıcaları Gibi Kimini Isıtıyor, Kimini Terletiyor!
Kıymetli dostlar,
Türkiye siyasetinde sıcaklık her geçen gün biraz daha yükseliyor. Öyle ki siyaset arenası, adeta Haymana Kaplıcaları gibi, kimisi sıcak suyun keyfini çıkarıyor, kimisi ise sıcaktan terliyor!
Son günlerde peş peşe yaşanan gelişmeler, siyasi kulisleri hareketlendirdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne çıkması, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ağzında sakızla yeniden kamuoyunun karşısına çıkması, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla ifadeye çağrılması ve ardından oğlunun düğününe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davet edildiğine ilişkin iddialar gündemin en sıcak gelişmeleri.
Bunların üzerine eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in savcılıkta ifade vermesi eklenince, ister istemez şu soru gündeme geliyor:
Türkiye siyasetinde yeni bir dönem mi başlıyor?
Her gelişmeyi tek başına değerlendirmek doğru olmaz. Ancak siyasette zamanlama önemlidir. Birbirinden farklı görünen olayların aynı dönemde yaşanması, kamuoyunun dikkatini ister istemez Ankara’daki siyasi hareketliliğe çeviriyor.
SİYASETTE KARTLAR YENİDEN Mİ DAĞITILIYOR?
Ankara’da bu yaşananlar, önümüzdeki dönemin siyasi mimarisini kökten değiştirecek cinsten. Siyasette kartlar sadece karılmıyor, adeta havada uçuşuyor!
Bir tarafta Külliye trafiği, diğer tarafta adliye koridorları mı olacak?
Bir tarafta geçmişin önemli siyasi aktörleri, diğer tarafta geleceğin siyasi hesapları ve bütün bunların ortasında yaklaşan anayasa ve seçim sistemi tartışmaları mı olacak?
İşte tam bu noktada Devlet Bahçeli’nin seçim yasasının değiştirilmesine yönelik açıklamaları ayrı bir önem kazanıyor.
BAHÇELİ'NİN SEÇİM YASASI ÇIKIŞI KİME YARAR?
Siyasetin en çok konuşacağı sorulardan biri belki de şu olacak: Seçim yasasında yapılması düşünülen değişiklikler, hangi siyasi partinin önünü açacak, hangisinin yükselişini frenleyecek?
Özellikle Yeniden Refah Partisi ve Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan’ın son dönemdeki siyasi yükselişi, bu tartışmanın dışında düşünülebilir mi?
Yeniden Refah Partisi’nin teşkilatlanması, üye sayısı ve Millî Görüş tabanındaki karşılığı siyasetin dikkatinden kaçmıyor.
Burada önemli bir ayrıntı daha var. Yeni Yol Partisi’nin gurubuna Konya Millet vekili Ali Yüksel’in katılmasıyla birlikte TBMM’deki siyasi dengeler değişirken, Milli Görüş cephesinde de Yeniden Refah Partisi’nin ağırlığı daha fazla hissedilmeye başlandı.
Peki bu tablo önümüzdeki seçimlere nasıl yansıyacak?
Millî Görüş hareketinin farklı siyasi adreslerden yeniden Yeniden Refah Partisi çatısı altında buluşması mümkün mü?
Bu sorunun cevabı bugün için kesin değil. Ama siyasette hiçbir ihtimal artık küçümsenemez. Çünkü seçmen davranışları değişiyor, siyasi ittifakların biçimi değişiyor ve partilerin geçmişteki kalıpların dışında yeni arayışlara yöneldiği görülüyor.
Yeniden Refah Partisi'nin özellikle Millî Görüş tabanını yeniden konsolide etme ihtimali, önümüzdeki dönemin önemli siyasi başlıklarından biri olabilir. Tam da bu nedenle seçim sistemi tartışmaları önem kazanıyor. Eğer seçim yasasında değişiklik gündeme gelecekse, bunun siyasi partilere etkisi ne olacak?
Yeniden Refah’ın yükselişi bundan nasıl etkilenecek?
Dr. Fatih Erbakan’ın önümüzdeki seçimlerde kuracağı siyasi strateji, Cumhur İttifakı ile ilişkiler ve muhalefet bloklarının geleceği nasıl şekillenecek?
Bunlar sadece siyasi kulis soruları değil. Bunlar, Türkiye'nin önümüzdeki dönem siyasi haritasını belirleyebilecek sorular.
Ancak bir hususun altını çizmek gerekir ki Bahçeli’nin seçim yasası değişikliği çağrısının doğrudan Yeniden Refah Partisi’ni engellemeye yönelik olduğunu söylemek mantıklı olur.
Bunu bugün kesin bir gerçek olarak değil, siyasetin tartışması gereken önemli bir ihtimal ve soru olarak görmek gerekir. Demokratik siyasette asıl ölçü, hangi partinin kazanacağı değil; milletin iradesinin sandığa en adil biçimde nasıl yansıyacağıdır.
MİLLİ GÖRÜŞ YENİDEN TEK ÇATI ALTINDA MI?
Millî Görüş, Türkiye siyasetinde yarım asrı aşan güçlü bir siyasi hafızaya sahip. Merhum Necmettin Erbakan Hocanın ortaya koyduğu siyasi çizginin farklı dönemlerde farklı partiler üzerinden devam etmesi, bugün yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor: Millî Görüşçüler yeniden tek bir siyasi çatı altında buluşabilir mi?
Bu sorunun cevabı belki de önümüzdeki dönemde siyasetin en önemli sürprizlerinden biri olabilir.
Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, bu tabanın önemli bir bölümünün dikkatini üzerine çekmiş durumda. Eğer geçmişte farklı siyasi adreslere dağılan Millî Görüş seçmeni yeniden tek bir merkezde toplanırsa, bu durum Türkiye’de seçim dengelerini ciddi biçimde değiştirebilir.
İşte siyasetin sıcaklığı da tam burada yükseliyor. Çünkü mesele sadece bir partinin oy oranı değildir. Mesele, siyasi tabanların yeniden nasıl şekilleneceğidir.
DOSYALAR YENİDEN Mİ AÇILIYOR?
Türkiye’nin hafızasında cevapsız kalmış, toplum vicdanında tartışması bitmemiş dosyalar var.
Bunların başında MİT mensubu Kâşif Kozinoğlu’nun ölümü ve bunun etrafındaki soru işaretleri geliyor. Ardından yıllardır kamuoyunun yakından takip ettiği Gülistan Doku, Rabia Naz Vatan ve Rojin Kabaiş dosyaları var!
Bu dosyaların her biri, sadece adli bir olay olmaktan çıkmış, toplum vicdanında adalet arayışının sembollerine dönüşmüştür.
Şimdi kamuoyunun adli mercilerden beklentisi ucu kime dokunursa dokunsun gerçek neyse ortaya çıksın. Suçlu varsa hukuk önünde hesabını versin. Masum olanın üzerine gölge düşürülmesin ve hiçbir dosya siyasi hesaplaşmanın aracı hâline getirilmesin. Çünkü adaletin tarafı olmaz, adaletin tek tarafı hakikattir.
PEKİ KİMLERE DOKUNACAK?
Asıl merak edilen soru da bu. Eğer geçmişte karanlıkta kalmış bazı dosyalar yeniden ve ciddi biçimde inceleniyorsa, soruşturmaların ucu nerelere ulaşacak? Siyasetçiye mi? Bürokrata mı? İş dünyasına mı? Güvenlik bürokrasisine mi? Yoksa yıllardır dokunulmaz olduğu düşünülen başka güç odaklarına mı? Burada çok dikkatli olmak gerekiyor.
Bir kişinin adının bir dosyada geçmesi, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Türkiye’nin artık geçmişteki hataları tekrar etmemesi gerekir. İddia ile delil, şüphe ile hüküm birbirine karıştırılmamalıdır.
Ancak aynı şekilde, güçlü insanların isimleri geçiyor diye soruşturmaların da durdurulmaması gerekir. Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.
BAHÇELİ'NİN SÖZLERİ VE ANAYASA GÜNDEMİ
Diğer tarafta siyasetin bir başka sıcak başlığı var ki Devlet Bahçeli’nin seçim sistemi ve seçim yasasına ilişkin açıklamaları gündemde büyük yankı buldu.
Bu açıklamalar, Türkiye’de yeniden anayasa ve seçim sistemi tartışmasını hareketlendirmiş durumda.
Seçim sistemi değişecek mi?
Anayasa değişikliği gündeme gelecek mi?
Parlamenter sistem, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletvekili dağılımı, seçim barajı ve siyasi partiler arasındaki ittifakların geleceği nasıl şekillenecek?
Bunların tamamı önümüzdeki dönemin en önemli siyasi başlıkları olabilir.
Çünkü Türkiye’de seçim yasasında yapılacak her değişiklik, yalnızca siyasi partilerin değil, seçmenin sandıktaki iradesinin nasıl temsil edileceğini de doğrudan etkiler.
ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER DAHA SICAK GEÇECEK
Bana göre asıl hareketlilik henüz başlamadı. Önümüzdeki günlerde yeni ifadeler, yeni siyasi açıklamalar, yeni görüşmeler ve geçmişten bugüne taşınan bazı dosyalarla ilgili gelişmeler görebiliriz. Fakat bütün bunların merkezinde tek bir kavram olmalıdır, HUKUK!
Siyasi hesaplaşma değil.
Kişisel intikam değil.
Kulis dedikodusu değil.
Belge, delil ve hukuk…
Türkiye'nin ihtiyacı olan tam olarak budur.
Çünkü millet artık faili değil, gerçeği bilmek istiyor.
Kimin güçlü, kimin zayıf olduğuna bakılmaksızın herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyor.
Bugün siyaset gerçekten sıcak.
Haymana Kaplıcaları gibi…
Fakat unutmayalım ki kaplıcada terlemek geçicidir. Siyasette hesap vermek ise hukuk önünde olur. Önümüzdeki günlerde Ankara'nın siyasi termometresi daha da yükselebilir.
Kimlerin yolu Külliye'ye düşecek?
Kimler adliyede ifade verecek?
Hangi eski dosyalar yeniden gündeme gelecek?
Seçim yasası değişecek mi?
Bu değişiklik kimin önünü açacak, kimin önünü kesecek?
Millî Görüş yeniden tek çatı altında buluşacak mı? Bu dosyalar kime kadar uzanacak? Bunu zaman gösterecek ama milletin beklentisi belli, gizli kalan ne varsa aydınlansın. Suçlu varsa hukuk önünde hesap versin. Masum olan aklansın. Milletin iradesi hiçbir siyasi mühendisliğe kurban edilmesin ve Türkiye'de adalet, hiçbir gücün gölgesinde kalmasın. Allah’a ısmarladık.
Aydın Benli
Siyaset Bilimci-Yazar
Ekleme
Tarihi: 10 Eylül 2026 -Perşembe
SİYASETTE SICAK GÜNDEM
SİYASETTE SICAK GÜNDEM
Siyaset Haymana Kaplıcaları Gibi Kimini Isıtıyor, Kimini Terletiyor!
Kıymetli dostlar,
Türkiye siyasetinde sıcaklık her geçen gün biraz daha yükseliyor. Öyle ki siyaset arenası, adeta Haymana Kaplıcaları gibi, kimisi sıcak suyun keyfini çıkarıyor, kimisi ise sıcaktan terliyor!
Son günlerde peş peşe yaşanan gelişmeler, siyasi kulisleri hareketlendirdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne çıkması, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ağzında sakızla yeniden kamuoyunun karşısına çıkması, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla ifadeye çağrılması ve ardından oğlunun düğününe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davet edildiğine ilişkin iddialar gündemin en sıcak gelişmeleri.
Bunların üzerine eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in savcılıkta ifade vermesi eklenince, ister istemez şu soru gündeme geliyor:
Türkiye siyasetinde yeni bir dönem mi başlıyor?
Her gelişmeyi tek başına değerlendirmek doğru olmaz. Ancak siyasette zamanlama önemlidir. Birbirinden farklı görünen olayların aynı dönemde yaşanması, kamuoyunun dikkatini ister istemez Ankara’daki siyasi hareketliliğe çeviriyor.
SİYASETTE KARTLAR YENİDEN Mİ DAĞITILIYOR?
Ankara’da bu yaşananlar, önümüzdeki dönemin siyasi mimarisini kökten değiştirecek cinsten. Siyasette kartlar sadece karılmıyor, adeta havada uçuşuyor!
Bir tarafta Külliye trafiği, diğer tarafta adliye koridorları mı olacak?
Bir tarafta geçmişin önemli siyasi aktörleri, diğer tarafta geleceğin siyasi hesapları ve bütün bunların ortasında yaklaşan anayasa ve seçim sistemi tartışmaları mı olacak?
İşte tam bu noktada Devlet Bahçeli’nin seçim yasasının değiştirilmesine yönelik açıklamaları ayrı bir önem kazanıyor.
BAHÇELİ'NİN SEÇİM YASASI ÇIKIŞI KİME YARAR?
Siyasetin en çok konuşacağı sorulardan biri belki de şu olacak: Seçim yasasında yapılması düşünülen değişiklikler, hangi siyasi partinin önünü açacak, hangisinin yükselişini frenleyecek?
Özellikle Yeniden Refah Partisi ve Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan’ın son dönemdeki siyasi yükselişi, bu tartışmanın dışında düşünülebilir mi?
Yeniden Refah Partisi’nin teşkilatlanması, üye sayısı ve Millî Görüş tabanındaki karşılığı siyasetin dikkatinden kaçmıyor.
Burada önemli bir ayrıntı daha var. Yeni Yol Partisi’nin gurubuna Konya Millet vekili Ali Yüksel’in katılmasıyla birlikte TBMM’deki siyasi dengeler değişirken, Milli Görüş cephesinde de Yeniden Refah Partisi’nin ağırlığı daha fazla hissedilmeye başlandı.
Peki bu tablo önümüzdeki seçimlere nasıl yansıyacak?
Millî Görüş hareketinin farklı siyasi adreslerden yeniden Yeniden Refah Partisi çatısı altında buluşması mümkün mü?
Bu sorunun cevabı bugün için kesin değil. Ama siyasette hiçbir ihtimal artık küçümsenemez. Çünkü seçmen davranışları değişiyor, siyasi ittifakların biçimi değişiyor ve partilerin geçmişteki kalıpların dışında yeni arayışlara yöneldiği görülüyor.
Yeniden Refah Partisi'nin özellikle Millî Görüş tabanını yeniden konsolide etme ihtimali, önümüzdeki dönemin önemli siyasi başlıklarından biri olabilir. Tam da bu nedenle seçim sistemi tartışmaları önem kazanıyor. Eğer seçim yasasında değişiklik gündeme gelecekse, bunun siyasi partilere etkisi ne olacak?
Yeniden Refah’ın yükselişi bundan nasıl etkilenecek?
Dr. Fatih Erbakan’ın önümüzdeki seçimlerde kuracağı siyasi strateji, Cumhur İttifakı ile ilişkiler ve muhalefet bloklarının geleceği nasıl şekillenecek?
Bunlar sadece siyasi kulis soruları değil. Bunlar, Türkiye'nin önümüzdeki dönem siyasi haritasını belirleyebilecek sorular.
Ancak bir hususun altını çizmek gerekir ki Bahçeli’nin seçim yasası değişikliği çağrısının doğrudan Yeniden Refah Partisi’ni engellemeye yönelik olduğunu söylemek mantıklı olur.
Bunu bugün kesin bir gerçek olarak değil, siyasetin tartışması gereken önemli bir ihtimal ve soru olarak görmek gerekir. Demokratik siyasette asıl ölçü, hangi partinin kazanacağı değil; milletin iradesinin sandığa en adil biçimde nasıl yansıyacağıdır.
MİLLİ GÖRÜŞ YENİDEN TEK ÇATI ALTINDA MI?
Millî Görüş, Türkiye siyasetinde yarım asrı aşan güçlü bir siyasi hafızaya sahip. Merhum Necmettin Erbakan Hocanın ortaya koyduğu siyasi çizginin farklı dönemlerde farklı partiler üzerinden devam etmesi, bugün yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor: Millî Görüşçüler yeniden tek bir siyasi çatı altında buluşabilir mi?
Bu sorunun cevabı belki de önümüzdeki dönemde siyasetin en önemli sürprizlerinden biri olabilir.
Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, bu tabanın önemli bir bölümünün dikkatini üzerine çekmiş durumda. Eğer geçmişte farklı siyasi adreslere dağılan Millî Görüş seçmeni yeniden tek bir merkezde toplanırsa, bu durum Türkiye’de seçim dengelerini ciddi biçimde değiştirebilir.
İşte siyasetin sıcaklığı da tam burada yükseliyor. Çünkü mesele sadece bir partinin oy oranı değildir. Mesele, siyasi tabanların yeniden nasıl şekilleneceğidir.
DOSYALAR YENİDEN Mİ AÇILIYOR?
Türkiye’nin hafızasında cevapsız kalmış, toplum vicdanında tartışması bitmemiş dosyalar var.
Bunların başında MİT mensubu Kâşif Kozinoğlu’nun ölümü ve bunun etrafındaki soru işaretleri geliyor. Ardından yıllardır kamuoyunun yakından takip ettiği Gülistan Doku, Rabia Naz Vatan ve Rojin Kabaiş dosyaları var!
Bu dosyaların her biri, sadece adli bir olay olmaktan çıkmış, toplum vicdanında adalet arayışının sembollerine dönüşmüştür.
Şimdi kamuoyunun adli mercilerden beklentisi ucu kime dokunursa dokunsun gerçek neyse ortaya çıksın. Suçlu varsa hukuk önünde hesabını versin. Masum olanın üzerine gölge düşürülmesin ve hiçbir dosya siyasi hesaplaşmanın aracı hâline getirilmesin. Çünkü adaletin tarafı olmaz, adaletin tek tarafı hakikattir.
PEKİ KİMLERE DOKUNACAK?
Asıl merak edilen soru da bu. Eğer geçmişte karanlıkta kalmış bazı dosyalar yeniden ve ciddi biçimde inceleniyorsa, soruşturmaların ucu nerelere ulaşacak? Siyasetçiye mi? Bürokrata mı? İş dünyasına mı? Güvenlik bürokrasisine mi? Yoksa yıllardır dokunulmaz olduğu düşünülen başka güç odaklarına mı? Burada çok dikkatli olmak gerekiyor.
Bir kişinin adının bir dosyada geçmesi, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Türkiye’nin artık geçmişteki hataları tekrar etmemesi gerekir. İddia ile delil, şüphe ile hüküm birbirine karıştırılmamalıdır.
Ancak aynı şekilde, güçlü insanların isimleri geçiyor diye soruşturmaların da durdurulmaması gerekir. Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.
BAHÇELİ'NİN SÖZLERİ VE ANAYASA GÜNDEMİ
Diğer tarafta siyasetin bir başka sıcak başlığı var ki Devlet Bahçeli’nin seçim sistemi ve seçim yasasına ilişkin açıklamaları gündemde büyük yankı buldu.
Bu açıklamalar, Türkiye’de yeniden anayasa ve seçim sistemi tartışmasını hareketlendirmiş durumda.
Seçim sistemi değişecek mi?
Anayasa değişikliği gündeme gelecek mi?
Parlamenter sistem, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletvekili dağılımı, seçim barajı ve siyasi partiler arasındaki ittifakların geleceği nasıl şekillenecek?
Bunların tamamı önümüzdeki dönemin en önemli siyasi başlıkları olabilir.
Çünkü Türkiye’de seçim yasasında yapılacak her değişiklik, yalnızca siyasi partilerin değil, seçmenin sandıktaki iradesinin nasıl temsil edileceğini de doğrudan etkiler.
ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER DAHA SICAK GEÇECEK
Bana göre asıl hareketlilik henüz başlamadı. Önümüzdeki günlerde yeni ifadeler, yeni siyasi açıklamalar, yeni görüşmeler ve geçmişten bugüne taşınan bazı dosyalarla ilgili gelişmeler görebiliriz. Fakat bütün bunların merkezinde tek bir kavram olmalıdır, HUKUK!
Siyasi hesaplaşma değil.
Kişisel intikam değil.
Kulis dedikodusu değil.
Belge, delil ve hukuk…
Türkiye'nin ihtiyacı olan tam olarak budur.
Çünkü millet artık faili değil, gerçeği bilmek istiyor.
Kimin güçlü, kimin zayıf olduğuna bakılmaksızın herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyor.
Bugün siyaset gerçekten sıcak.
Haymana Kaplıcaları gibi…
Fakat unutmayalım ki kaplıcada terlemek geçicidir. Siyasette hesap vermek ise hukuk önünde olur. Önümüzdeki günlerde Ankara'nın siyasi termometresi daha da yükselebilir.
Kimlerin yolu Külliye'ye düşecek?
Kimler adliyede ifade verecek?
Hangi eski dosyalar yeniden gündeme gelecek?
Seçim yasası değişecek mi?
Bu değişiklik kimin önünü açacak, kimin önünü kesecek?
Millî Görüş yeniden tek çatı altında buluşacak mı? Bu dosyalar kime kadar uzanacak? Bunu zaman gösterecek ama milletin beklentisi belli, gizli kalan ne varsa aydınlansın. Suçlu varsa hukuk önünde hesap versin. Masum olan aklansın. Milletin iradesi hiçbir siyasi mühendisliğe kurban edilmesin ve Türkiye'de adalet, hiçbir gücün gölgesinde kalmasın. Allah’a ısmarladık.
Aydın Benli
Siyaset Bilimci-Yazar
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
