GÖZYAŞLARI DEĞİL, İHANETİN BEDELİ KONUŞULMALI!
GÖZYAŞLARI DEĞİL, İHANETİN BEDELİ KONUŞULMALI!
Bir 15 Temmuz daha geride kaldı...
Yurdun dört bir yanında meydanlar doldu taştı. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle milyonlar aynı ruhu yeniden yaşadı. O gece toprağa düşen şehitler rahmetle anıldı, gaziler minnetle yâd edildi. Millet, bir kez daha o karanlık gecede yazdığı destanı hafızasında tazeledi.
Fakat ne gariptir ki aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ birileri, bu milletin üzerine bomba yağdıran, Meclis'i hedef alan, insanını tankların altında ezen hain kalkışmanın failleri için gözyaşı dökmeye devam ediyor.
Birileri çıkıp şöyle diyor:
"Belki bazıları için zindan oldu. Anneler çocuklarından ayrıldı. Hayalini kurdukları meslekleri ellerinden alındı. Gözü yaşlı aileler ortada kaldı..."
İyi de...
Peki o insanların bugün döktüğü gözyaşının sebebi nedir?
Vicdan mı?
Pişmanlık mı?
Yoksa sadece kaybettikleri makamlar, imkânlar ve düzenleri mi?
Şimdiye kadar içlerinden kaç kişi çıkıp:
"Biz aldandık. Yanlış yaptık. Bu millete büyük zarar verdik. Allah bizi affetsin." dedi?
Ben duymadım.
Tam aksine...
15 Temmuz'dan yıllar önce, yakından tanıdığım iki aileye açık açık, "Gittiğiniz yol yanlış. Bu yapı dinî bir hizmet hareketi değil; devleti ele geçirmeyi hedefleyen siyasi bir projedir." dediğimde bana verilen cevap şuydu:
"Mübareğin bir bildiği vardır."
İşte kör bağlılığın sonu...
Biri yurt dışına kaçtı.
Diğeri kamu görevinden ihraç edildi.
Dağılan aileler...
Biten hayatlar...
Kaybolan yıllar...
Peki bunun sorumlusu kim?
Elbette tercihini kendi iradesiyle yapanlardır.
Uyarıları küçümseyenlerdir.
Aklını ve iradesini başkasına teslim edenlerdir.
Bugün çıkıp da yaşadıkları mağduriyet üzerinden vicdan ticareti yapmaya kimsenin hakkı yoktur.
Çünkü tercih onların tercihiydi.
Karar onların kararıydı.
Sonuç da onların sonucudur.
İslam hukukunda önemli bir kaide vardır:
"Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez."
Bu sözün anlamı açıktır.
İnsan, sonuçlarını bile bile yanlış bir yola girerse; yapılan bütün uyarılara rağmen aynı yolda yürümekte ısrar ederse, ortaya çıkan ağır bedelin sorumluluğunu başkasına yükleyemez.
Elbette hukuk herkese adil davranmalıdır.
Suç şahsîdir.
Masum olan korunmalıdır.
Ancak suçu romantikleştirmek, ihaneti mağduriyet hikâyesine çevirmek de bu millete yapılacak en büyük haksızlıklardan biridir.
Artık şu sözleri bırakın:
"Meslekleri gitti... Aileleri dağıldı... Çocukları yetim kaldı..."
Önce şu sorunun cevabını verin:
Bu milletin üzerine sürülen tankların, bombalanan Meclis'in, şehit edilen insanların hesabını kim verecek?
Hâlâ fırsat kollayanlara da bir çift sözümüz var:
Bu milletin yeniden diz çökmesini bekliyorsanız...
Devletin yeniden tökezlemesini umut ediyorsanız...
Hesap günü hayalleri kuruyorsanız...
Boşuna bekliyorsunuz.
15 Temmuz gecesi bu millet size geçit vermedi.
Bugün de vermeyecek.
Yarın da vermeyecek.
Çünkü bu millet, ihaneti unutmaz; ihaneti asla meşrulaştırmaz.
Selâm ve dua ile...
Bülent Ertekin
Ekleme
Tarihi: 16 Temmuz 2026 -Perşembe
GÖZYAŞLARI DEĞİL, İHANETİN BEDELİ KONUŞULMALI!
GÖZYAŞLARI DEĞİL, İHANETİN BEDELİ KONUŞULMALI!
Bir 15 Temmuz daha geride kaldı...
Yurdun dört bir yanında meydanlar doldu taştı. Genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle milyonlar aynı ruhu yeniden yaşadı. O gece toprağa düşen şehitler rahmetle anıldı, gaziler minnetle yâd edildi. Millet, bir kez daha o karanlık gecede yazdığı destanı hafızasında tazeledi.
Fakat ne gariptir ki aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ birileri, bu milletin üzerine bomba yağdıran, Meclis'i hedef alan, insanını tankların altında ezen hain kalkışmanın failleri için gözyaşı dökmeye devam ediyor.
Birileri çıkıp şöyle diyor:
"Belki bazıları için zindan oldu. Anneler çocuklarından ayrıldı. Hayalini kurdukları meslekleri ellerinden alındı. Gözü yaşlı aileler ortada kaldı..."
İyi de...
Peki o insanların bugün döktüğü gözyaşının sebebi nedir?
Vicdan mı?
Pişmanlık mı?
Yoksa sadece kaybettikleri makamlar, imkânlar ve düzenleri mi?
Şimdiye kadar içlerinden kaç kişi çıkıp:
"Biz aldandık. Yanlış yaptık. Bu millete büyük zarar verdik. Allah bizi affetsin." dedi?
Ben duymadım.
Tam aksine...
15 Temmuz'dan yıllar önce, yakından tanıdığım iki aileye açık açık, "Gittiğiniz yol yanlış. Bu yapı dinî bir hizmet hareketi değil; devleti ele geçirmeyi hedefleyen siyasi bir projedir." dediğimde bana verilen cevap şuydu:
"Mübareğin bir bildiği vardır."
İşte kör bağlılığın sonu...
Biri yurt dışına kaçtı.
Diğeri kamu görevinden ihraç edildi.
Dağılan aileler...
Biten hayatlar...
Kaybolan yıllar...
Peki bunun sorumlusu kim?
Elbette tercihini kendi iradesiyle yapanlardır.
Uyarıları küçümseyenlerdir.
Aklını ve iradesini başkasına teslim edenlerdir.
Bugün çıkıp da yaşadıkları mağduriyet üzerinden vicdan ticareti yapmaya kimsenin hakkı yoktur.
Çünkü tercih onların tercihiydi.
Karar onların kararıydı.
Sonuç da onların sonucudur.
İslam hukukunda önemli bir kaide vardır:
"Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez."
Bu sözün anlamı açıktır.
İnsan, sonuçlarını bile bile yanlış bir yola girerse; yapılan bütün uyarılara rağmen aynı yolda yürümekte ısrar ederse, ortaya çıkan ağır bedelin sorumluluğunu başkasına yükleyemez.
Elbette hukuk herkese adil davranmalıdır.
Suç şahsîdir.
Masum olan korunmalıdır.
Ancak suçu romantikleştirmek, ihaneti mağduriyet hikâyesine çevirmek de bu millete yapılacak en büyük haksızlıklardan biridir.
Artık şu sözleri bırakın:
"Meslekleri gitti... Aileleri dağıldı... Çocukları yetim kaldı..."
Önce şu sorunun cevabını verin:
Bu milletin üzerine sürülen tankların, bombalanan Meclis'in, şehit edilen insanların hesabını kim verecek?
Hâlâ fırsat kollayanlara da bir çift sözümüz var:
Bu milletin yeniden diz çökmesini bekliyorsanız...
Devletin yeniden tökezlemesini umut ediyorsanız...
Hesap günü hayalleri kuruyorsanız...
Boşuna bekliyorsunuz.
15 Temmuz gecesi bu millet size geçit vermedi.
Bugün de vermeyecek.
Yarın da vermeyecek.
Çünkü bu millet, ihaneti unutmaz; ihaneti asla meşrulaştırmaz.
Selâm ve dua ile...
Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
