RÜYALAR ALEMİ
RÜYALAR ALEMİ
Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühu kıymetli dostlar..
Bugün sizlerle önemli bir eserden ilginizi çekeceğini düşündüğüm bölümler paylaşmak istiyorum.
Eserin ismi: Tasavvuf ve Psikoloji Perspektifinde Rüyalar Alemi. Alanında uzman yedi kişinin çalışması olan bu eserde rüyaya dair aklınıza takılan ne varsa cevapları bulabilirsiniz.
Gelin hep birlikte göz atalım..
Rüya, Hazreti Allah Teala’dan gelen haberdir. Rüya, uykudan tekrar uykuya geçerken yahut uyanırken gösterilir; hatırladığımız rüyalar bu nevidendir.
Yapılan bilimsel araştırmalar rüyanın uykuyu koruduğunu ve sağlıklı hale getirdiğini ortaya koymuştur. Rüya görmesi engellenen bireylerde öğrenmenin zorlaştığı, çeşitli depresif ve psikotik tepkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.
Nasıl açılan bir deri yarası kendi kendine kapanıyorsa veya kırık kemik kaynıyorsa, insan psikolojisinde de kendini tamir ve düzeltme eğilimi vardır. Yeter ki yarayı temiz tutalım (nefs tezkiyesi) veya kırık organı hareket ettirmeyelim. İşte rüyalar da eğer ibret gözüyle bakılırsa sistematik bir yaklaşımla bu tedaviyi yapar. Yani sanki derunumuzdaki bir “hekim” veya “mürebbi” (terbiyeci) çok ince ve bilgece terapi uygular.
Pskiyatrist, psikolog, pskianalist ve bu sahalarda uğraşan uzmanlar her insanın rüya gördüğünü, rüya görmenin sıhhat alameti olduğunu söylüyor.
Rüya, insanın hayatındaki en önemli evrelerdendir. Yaşadıklarını sindirebilmek ve hayata devam edebilmek, adaptasyonu sağlayabilmek için rüya, bir insanı hazırlayan en önemli etkenlerdendir.
Psikolog Ross Levin, stres seviyemiz yükseldiğinde kötü rüyalar ve kabuslar görmeye başladığımızı, rüyaların bizleri bir şekilde stres seviyemizin tehlikeli yükselişi karşısında uyardığını söylüyor. Kötü rüyalar, bu sayede beynin kimyasal işleyişlerini etkileyerek stres seviyesini azaltıyor. Rüyalar duygusal termostatlar olarak görev yapıp ruhsal durumumuzu da düzenliyor.
Kişi uyuduğunda onun üzerinde hangi hal ve makam baskınsa, bu tesirle rüyadan nasibini alır.
Rüya tabiri Peygamber mesleğidir. Mektebi de yoktur. Allah Teala’nın indinde bir ilimdir. Yani ilmi ledündür.
Bütün mesele rüyaların kime anlatılabileceği ve o kimsenin bu tarz rüyaları yorumlamada ehliyet sahibi olup olmadığında yatar. Çünkü hadisi şerifte zikredildiği gibi: “O rüyayı (hoşuna giden) sadece sevdiğine söylesin. Hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah’a sığınsın ve onu hiç kimseye söylemesin. O zaman o rüya kendisine zarar vermez.”
Sebebi vücudunu bilmesek bile bu hadisi şeriften çok önemli bir hususu öğreniyoruz. Eğer rüya yanlış yorumlanırsa kişiye zarar getirebilir. Nitekim güzel rüyayı bile sevdiğine söylemek lazımdır. Çünkü hikmetini bilmesek bile büyüklerimizden “ilk yorumun” çok önemli olduğu işaretini alıyoruz. Yani nasıl tabir edilirse öyle çıkar. Tarihte çok örneği olmakla birlikte bir tanesini aktaralım:
Bir paşa rüya görmüş. Denizleri, nehirleri içiyor, içiyor fakat susuzluğu gitmiyormuş. Sabah olunca adamlarından birini hemen çağırmış, “Bak oğlum, bana şöyle şöyle bir rüya gösterildi, iyice dinle, anla!” dedikten sonra, “Şimdi hemen git rüya tabirinde mütahassıs Ünsi Hasan Efendi hazretlerine hürmet ve selamımı arz ettikten sonra bu rüyanın tabirini öğren gel” demiş.
Adam çıkmış yola tekkeye giderken, bir hemşehrisine rastlamış. Arkadaşı, “Nereye gidiyorsun yahu?” diye sormuş. “Bizim bey bir rüya görmüş de, onu tabir ettirmeye gidiyorum” deyince densiz arkadaşı ısrarla rüyayı sorup anlatmaya mecbur etmiş. Anlatılan rüya üzerine boşboğaz arkadaşı: “Yuh, çatlamıştır o adam yav” deyip istihza ile gülmüş. Sonra ayrılmışlar. Vazifeli bu zat Ünsi Hasan Efendi hazretlerinin yanına gelmiş, tam kendisine selam iletilmişken, şeyh efendi gözlerini fincan gibi açmış “çabuk git çabuk belki beyefendi ölmeden yetişirsin. Allahu alem şuan çatladı” diye gürleyerek adamı huzurundan kovmuş. Tabi adam gitmiş ama iş işten geçmiş. Bu vakıa meşhurdur ve şahitleriyle kitaplara kaydolmuştur.
Rüya tabirlerinin ilmi ledün olmasına dair en güzel örneklerden biri de şöyledir:
Kutbül Mürşidin Şeyh Süleyman Veliyyüddin Efendi ihvanıyla sohbet ederken bir adam çıkagelmiş. “Şeyh Efendi bir rüyam var arz edebilir miyim?” diyerek müsaade istemiş ve anlatmaya başlamış.
Şeyh Efendi rüyayı dinleyince bir müddet sükut etmiş, rüyasını anlatan zata hitaben; “Hayrolsun efendi, anlayabildiğim kadarıyla galiba hacca niyet etmişsiniz, Allah Teala inşallah sıhhat, selamet ve afiyetle sizi haccetmeye muvaffak kılacak. Barekallah” buyurmuş. Adamcağız sevinmiş, meclisten ayrılmış.
Beş on dakika sonra sohbet meclisine başka bir adam çıkagelmiş. “Şeyh efendi müsaitseniz tesirinde kaldığım bir rüyayı size arz etmek istiyorum.” Diyerek Şeyhin desturuyla rüyasını anlatmaya başlamış. Fesübhanallah! O da ne! Demin gelen adamın anlattığı rüyanın aynısı. Hüve hüvesine! Şeyh Efendi yine aynı şekilde biraz sükut ettikten sonra, mahzun fakat biraz da ikna ve ikaz edici bir ses tonuyla rüyayı anlatan kişiye: “Bak kardeşim, ahirette rezil olmaktansa dünyada mahcup olmak çok daha iyidir. Hangi malı hırsızlık yapıp çaldıysan hemen git, iade et ve sahibinden helallik iste. Allah Teala cümlemizin günahlarını affeylesin.” Buyurarak rüyayı tabir eylemiş. Adamcağız kızarmış, bozarmış hatta morarmış, sessizce meclisten çıkıp gitmiş.
Gitmiş ama bu sefer dervişan şaşırıp kalmışlar. İçlerinden Şeyhe nazı geçen bir zat, “Efendi hazretleri, bu ne iştir? Aynı rüya lakin tabirler birbirleri ile hiç alakalı değil.. bu işin nasıl olduğunu lütfedip izah buyurursanız hakikaten mesrur oluruz.” Diye şeyhe sual eylemiş.
Bunun üzerine Şeyh Süleyman Efendi; “İhvanım, bu yolumun ve pirimin bir sırrıdır. Lakin size şu kadarını ifade edebilirim. İlk adam gelip de rüyasını anlattığında Cenabı Hak hac ile alakalı ayetler gösterdi, ilham etti. İkinci adam rüyasını anlatırken de hırsızlıkla alakalı ayetler zuhur etti. Fakir de buna göre rüyayı yorumladım” buyurmuştur.
Tefekküre vesile ola.. selametle
Emine Aydemir
Kaynak: Sufi Kitap/ Tasavvuf ve Psikoloji Perspektifinde Rüyal
Ekleme
Tarihi: 09 Haziran 2026 -Salı
RÜYALAR ALEMİ
RÜYALAR ALEMİ
Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühu kıymetli dostlar..
Bugün sizlerle önemli bir eserden ilginizi çekeceğini düşündüğüm bölümler paylaşmak istiyorum.
Eserin ismi: Tasavvuf ve Psikoloji Perspektifinde Rüyalar Alemi. Alanında uzman yedi kişinin çalışması olan bu eserde rüyaya dair aklınıza takılan ne varsa cevapları bulabilirsiniz.
Gelin hep birlikte göz atalım..
Rüya, Hazreti Allah Teala’dan gelen haberdir. Rüya, uykudan tekrar uykuya geçerken yahut uyanırken gösterilir; hatırladığımız rüyalar bu nevidendir.
Yapılan bilimsel araştırmalar rüyanın uykuyu koruduğunu ve sağlıklı hale getirdiğini ortaya koymuştur. Rüya görmesi engellenen bireylerde öğrenmenin zorlaştığı, çeşitli depresif ve psikotik tepkilerin ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.
Nasıl açılan bir deri yarası kendi kendine kapanıyorsa veya kırık kemik kaynıyorsa, insan psikolojisinde de kendini tamir ve düzeltme eğilimi vardır. Yeter ki yarayı temiz tutalım (nefs tezkiyesi) veya kırık organı hareket ettirmeyelim. İşte rüyalar da eğer ibret gözüyle bakılırsa sistematik bir yaklaşımla bu tedaviyi yapar. Yani sanki derunumuzdaki bir “hekim” veya “mürebbi” (terbiyeci) çok ince ve bilgece terapi uygular.
Pskiyatrist, psikolog, pskianalist ve bu sahalarda uğraşan uzmanlar her insanın rüya gördüğünü, rüya görmenin sıhhat alameti olduğunu söylüyor.
Rüya, insanın hayatındaki en önemli evrelerdendir. Yaşadıklarını sindirebilmek ve hayata devam edebilmek, adaptasyonu sağlayabilmek için rüya, bir insanı hazırlayan en önemli etkenlerdendir.
Psikolog Ross Levin, stres seviyemiz yükseldiğinde kötü rüyalar ve kabuslar görmeye başladığımızı, rüyaların bizleri bir şekilde stres seviyemizin tehlikeli yükselişi karşısında uyardığını söylüyor. Kötü rüyalar, bu sayede beynin kimyasal işleyişlerini etkileyerek stres seviyesini azaltıyor. Rüyalar duygusal termostatlar olarak görev yapıp ruhsal durumumuzu da düzenliyor.
Kişi uyuduğunda onun üzerinde hangi hal ve makam baskınsa, bu tesirle rüyadan nasibini alır.
Rüya tabiri Peygamber mesleğidir. Mektebi de yoktur. Allah Teala’nın indinde bir ilimdir. Yani ilmi ledündür.
Bütün mesele rüyaların kime anlatılabileceği ve o kimsenin bu tarz rüyaları yorumlamada ehliyet sahibi olup olmadığında yatar. Çünkü hadisi şerifte zikredildiği gibi: “O rüyayı (hoşuna giden) sadece sevdiğine söylesin. Hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah’a sığınsın ve onu hiç kimseye söylemesin. O zaman o rüya kendisine zarar vermez.”
Sebebi vücudunu bilmesek bile bu hadisi şeriften çok önemli bir hususu öğreniyoruz. Eğer rüya yanlış yorumlanırsa kişiye zarar getirebilir. Nitekim güzel rüyayı bile sevdiğine söylemek lazımdır. Çünkü hikmetini bilmesek bile büyüklerimizden “ilk yorumun” çok önemli olduğu işaretini alıyoruz. Yani nasıl tabir edilirse öyle çıkar. Tarihte çok örneği olmakla birlikte bir tanesini aktaralım:
Bir paşa rüya görmüş. Denizleri, nehirleri içiyor, içiyor fakat susuzluğu gitmiyormuş. Sabah olunca adamlarından birini hemen çağırmış, “Bak oğlum, bana şöyle şöyle bir rüya gösterildi, iyice dinle, anla!” dedikten sonra, “Şimdi hemen git rüya tabirinde mütahassıs Ünsi Hasan Efendi hazretlerine hürmet ve selamımı arz ettikten sonra bu rüyanın tabirini öğren gel” demiş.
Adam çıkmış yola tekkeye giderken, bir hemşehrisine rastlamış. Arkadaşı, “Nereye gidiyorsun yahu?” diye sormuş. “Bizim bey bir rüya görmüş de, onu tabir ettirmeye gidiyorum” deyince densiz arkadaşı ısrarla rüyayı sorup anlatmaya mecbur etmiş. Anlatılan rüya üzerine boşboğaz arkadaşı: “Yuh, çatlamıştır o adam yav” deyip istihza ile gülmüş. Sonra ayrılmışlar. Vazifeli bu zat Ünsi Hasan Efendi hazretlerinin yanına gelmiş, tam kendisine selam iletilmişken, şeyh efendi gözlerini fincan gibi açmış “çabuk git çabuk belki beyefendi ölmeden yetişirsin. Allahu alem şuan çatladı” diye gürleyerek adamı huzurundan kovmuş. Tabi adam gitmiş ama iş işten geçmiş. Bu vakıa meşhurdur ve şahitleriyle kitaplara kaydolmuştur.
Rüya tabirlerinin ilmi ledün olmasına dair en güzel örneklerden biri de şöyledir:
Kutbül Mürşidin Şeyh Süleyman Veliyyüddin Efendi ihvanıyla sohbet ederken bir adam çıkagelmiş. “Şeyh Efendi bir rüyam var arz edebilir miyim?” diyerek müsaade istemiş ve anlatmaya başlamış.
Şeyh Efendi rüyayı dinleyince bir müddet sükut etmiş, rüyasını anlatan zata hitaben; “Hayrolsun efendi, anlayabildiğim kadarıyla galiba hacca niyet etmişsiniz, Allah Teala inşallah sıhhat, selamet ve afiyetle sizi haccetmeye muvaffak kılacak. Barekallah” buyurmuş. Adamcağız sevinmiş, meclisten ayrılmış.
Beş on dakika sonra sohbet meclisine başka bir adam çıkagelmiş. “Şeyh efendi müsaitseniz tesirinde kaldığım bir rüyayı size arz etmek istiyorum.” Diyerek Şeyhin desturuyla rüyasını anlatmaya başlamış. Fesübhanallah! O da ne! Demin gelen adamın anlattığı rüyanın aynısı. Hüve hüvesine! Şeyh Efendi yine aynı şekilde biraz sükut ettikten sonra, mahzun fakat biraz da ikna ve ikaz edici bir ses tonuyla rüyayı anlatan kişiye: “Bak kardeşim, ahirette rezil olmaktansa dünyada mahcup olmak çok daha iyidir. Hangi malı hırsızlık yapıp çaldıysan hemen git, iade et ve sahibinden helallik iste. Allah Teala cümlemizin günahlarını affeylesin.” Buyurarak rüyayı tabir eylemiş. Adamcağız kızarmış, bozarmış hatta morarmış, sessizce meclisten çıkıp gitmiş.
Gitmiş ama bu sefer dervişan şaşırıp kalmışlar. İçlerinden Şeyhe nazı geçen bir zat, “Efendi hazretleri, bu ne iştir? Aynı rüya lakin tabirler birbirleri ile hiç alakalı değil.. bu işin nasıl olduğunu lütfedip izah buyurursanız hakikaten mesrur oluruz.” Diye şeyhe sual eylemiş.
Bunun üzerine Şeyh Süleyman Efendi; “İhvanım, bu yolumun ve pirimin bir sırrıdır. Lakin size şu kadarını ifade edebilirim. İlk adam gelip de rüyasını anlattığında Cenabı Hak hac ile alakalı ayetler gösterdi, ilham etti. İkinci adam rüyasını anlatırken de hırsızlıkla alakalı ayetler zuhur etti. Fakir de buna göre rüyayı yorumladım” buyurmuştur.
Tefekküre vesile ola.. selametle
Emine Aydemir
Kaynak: Sufi Kitap/ Tasavvuf ve Psikoloji Perspektifinde Rüyal
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
