KİM BİR VELİME DÜŞMANLIK EDERSE..." HADİSİ
" KİM BİR VELİME DÜŞMANLIK
EDERSE..." HADİSİ
Bu hadis, Kudsî hadis olup Ebû Hüreyre (ra) rivayetiyle Muhammed (sav)’den nakledilmiştir ve Sahih-i Buhârî’de (Rikâk 38, no: 6502) yer alır. Tasavvuf ve akaid literatüründe “velâyet hadisi” olarak meşhurdur.
Hadisin tefsirini ana başlıklar hâlinde ele alırsak; “Kim benim bir dostuma (velîme) düşmanlık ederse…”
Velî kimdir? Velî; Allah’a iman eden, farzları titizlikle yerine getiren, haramlardan sakınan, takvâ sahibi kul demektir. Öyle, açıkça keramet gösterip "uçuk kaçık" medihlerle ünü neşredilene "Allah dostu" manasında veli midir, değil midir; bilinmez.
Kur’ân’da:“Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Yûnus 62) buyurulur. Buradaki dostluk, Allah ile kul arasındaki manevî yakınlıktır.
“Ben ona harp ilan ederim” Bu ifade, velî kullara yapılan zulmün Allah katında ne kadar ağır olduğunu gösterir.
Yani Allah, mazlum ve salih kulunun tarafını tutar. Bu, ilahî adaletin ve himayenin ifadesidir.
“Kulum bana farzlardan daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz” Bu cümle hadisin temel mihveridir.
Farzlar (namaz, oruç, zekât, hac vs.) Allah’a en sevimli amellerdir. Nafileler farzların yerine geçmez.
Önce farzlar, sonra nafileler. İbadetlerde hiyerarşi gerçeği es geçilemez. Tasavvufta da velâyetin temeli, farzı ihmal edip nafileyle yükselmek değildir.
**
“Nafilelerle bana yaklaşır… sonunda onu severim”
Burada “muhabbetullah” (Allah’ın kulunu sevmesi) anlatılır. Allah’ın kulunu sevmesi ne demektir?
Ona hidayet vermesi,
Kalbine nur koyması,
Dualarını kabul etmesi,
Onu günahlardan muhafaza etmesidir.
Bu sevgi, kulun Allah’a yaklaşmasının neticesidir. “Onu sevince işiten kulağı, gören gözü olurum”
Bu cümle mecazîdir; hulûl (Allah’ın kula girmesi) anlamında inanmak, ehl-i sünnet inancına aykırıdır.
Manası: Allah kulunu yanlış işitmekten korur. Haramı görmez, harama uzanmaz. Yürüyüşü hayra olur.
Organları ilahî rızaya göre çalışır. Yani kulun bütün fiilleri Allah’ın rızasına uygun hâle gelir. Tasavvufta buna: “Fenâ fillah”, “Allah ile görmek”, “İlahi tasarrufun tecellisi” de
denilmiştir.
“Benden isterse veririm, bana sığınırsa korurum” Bu, velî kulun duasının makbuliyetine işarettir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır:
Her istenen dünyevî şey değil; kul için hayırlı olan verilir.
Koruma da sadece dünyada değil, ahirette de geçerlidir.
Hadisin Özeti: Allah’ın dostlarına düşmanlık büyük tehlikedir.Allah’a yaklaşmanın yolu ise farzlardan geçer.
Nafileler sevgi doğurur. Allah’ın sevgisi kulun hayatını kuşatır.
Böyle bir kul ilahî himaye altındadır. Bediüzzaman gibi diğer Dini büyüklerin, imanı inkişaf ettirici eserleri tetabbu ederek "teminat" vermelerindeki ( inşaallah kaydı ile) manayı böyle anlıyorum.
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ekleme
Tarihi: 16 Şubat 2026 -Pazartesi
KİM BİR VELİME DÜŞMANLIK EDERSE..." HADİSİ
" KİM BİR VELİME DÜŞMANLIK
EDERSE..." HADİSİ
Bu hadis, Kudsî hadis olup Ebû Hüreyre (ra) rivayetiyle Muhammed (sav)’den nakledilmiştir ve Sahih-i Buhârî’de (Rikâk 38, no: 6502) yer alır. Tasavvuf ve akaid literatüründe “velâyet hadisi” olarak meşhurdur.
Hadisin tefsirini ana başlıklar hâlinde ele alırsak; “Kim benim bir dostuma (velîme) düşmanlık ederse…”
Velî kimdir? Velî; Allah’a iman eden, farzları titizlikle yerine getiren, haramlardan sakınan, takvâ sahibi kul demektir. Öyle, açıkça keramet gösterip "uçuk kaçık" medihlerle ünü neşredilene "Allah dostu" manasında veli midir, değil midir; bilinmez.
Kur’ân’da:“Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Yûnus 62) buyurulur. Buradaki dostluk, Allah ile kul arasındaki manevî yakınlıktır.
“Ben ona harp ilan ederim” Bu ifade, velî kullara yapılan zulmün Allah katında ne kadar ağır olduğunu gösterir.
Yani Allah, mazlum ve salih kulunun tarafını tutar. Bu, ilahî adaletin ve himayenin ifadesidir.
“Kulum bana farzlardan daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz” Bu cümle hadisin temel mihveridir.
Farzlar (namaz, oruç, zekât, hac vs.) Allah’a en sevimli amellerdir. Nafileler farzların yerine geçmez.
Önce farzlar, sonra nafileler. İbadetlerde hiyerarşi gerçeği es geçilemez. Tasavvufta da velâyetin temeli, farzı ihmal edip nafileyle yükselmek değildir.
**
“Nafilelerle bana yaklaşır… sonunda onu severim”
Burada “muhabbetullah” (Allah’ın kulunu sevmesi) anlatılır. Allah’ın kulunu sevmesi ne demektir?
Ona hidayet vermesi,
Kalbine nur koyması,
Dualarını kabul etmesi,
Onu günahlardan muhafaza etmesidir.
Bu sevgi, kulun Allah’a yaklaşmasının neticesidir. “Onu sevince işiten kulağı, gören gözü olurum”
Bu cümle mecazîdir; hulûl (Allah’ın kula girmesi) anlamında inanmak, ehl-i sünnet inancına aykırıdır.
Manası: Allah kulunu yanlış işitmekten korur. Haramı görmez, harama uzanmaz. Yürüyüşü hayra olur.
Organları ilahî rızaya göre çalışır. Yani kulun bütün fiilleri Allah’ın rızasına uygun hâle gelir. Tasavvufta buna: “Fenâ fillah”, “Allah ile görmek”, “İlahi tasarrufun tecellisi” de
denilmiştir.
“Benden isterse veririm, bana sığınırsa korurum” Bu, velî kulun duasının makbuliyetine işarettir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır:
Her istenen dünyevî şey değil; kul için hayırlı olan verilir.
Koruma da sadece dünyada değil, ahirette de geçerlidir.
Hadisin Özeti: Allah’ın dostlarına düşmanlık büyük tehlikedir.Allah’a yaklaşmanın yolu ise farzlardan geçer.
Nafileler sevgi doğurur. Allah’ın sevgisi kulun hayatını kuşatır.
Böyle bir kul ilahî himaye altındadır. Bediüzzaman gibi diğer Dini büyüklerin, imanı inkişaf ettirici eserleri tetabbu ederek "teminat" vermelerindeki ( inşaallah kaydı ile) manayı böyle anlıyorum.
Mehmet Nuri BİNGÖL
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
