MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

YOKLUĞUN BÖYLESİ DE NE BİLEYİM…

YOKLUĞUN BÖYLESİ DE NE BİLEYİM… Her şeyin bolluğunu yaşadığımız canım memleketimde bir tek “adam” kıtlığı çekiyoruz şimdilerde. “Adam” kelimesinin bu yazıdaki kullanımının cinsiyetten âzâde olduğunun altını iki kere çiziyorum bu arada. Cepler dolu, masalar donatılmış, etraf kalabalık ama ortada şöyle iki dakika sırtımızı yaslayacak adam yok ne yazık ki. Eskiler "adam kıtlığı" derken bugünü görmemişlerdi üstelik. Bugünkü hâli kıtlık da değil yoklukla ifade edebiliriz belki de. Evet evet, düpedüz adam yokluğu, güven fukaralığı çekiyoruz. Diyeceksiniz ki: Sadakat, vefa, merhamet, dürüstlük… Yahu bırakın bu kelimelerin hakını vermeyi, anlamını bilen babayiğit kaldı mı aramızda? Her köşe başında bir tanıdık varken, her telefonda yüzlerce isim kayıtlıyken, sosyal medyada binlerce takipçi kasarken, herkes herkesin peşindeyken kalabalıklar içinde yalnız, insanlar arasında emniyetsiziz. Sözünün arkasında duran, zor günde elini taşın altına koyan, haklının hakkını aramasına yardım eden, güçsüze düşmesin diye destek olan, zayıfın elinden tutan yok. Kendi gölgesinden korkan insancıklar, yine ancak o gölgenin peşinden yürüdükçe memleket de bir sûretler ülkesine evriliverdi. Platon’un mağarasında zincirlenmiş insanlar gibiyiz. Birinin dışarı çıkıp güneşi görmesi lazım sonra da bize göstermesi. Bugün memleketin en büyük meselesi ekonomik darboğaz, emsal değer tutarsızlıkları, gelir adaletsizliği falan değil; karakterli, sözü senet sayılan, güven veren insanlara hasret kalmış; kalabalıklar içinde yalnız, insanlar arasında emniyetsiz bırakılmış olmamız. Hadi acı bir tespitte daha bulunayım: Sözü senet olan, omurgalı tek bir insan bulamadıktan sonra bu memleket koskoca bir ıssızlıktan ibaret. Böylesine mutsuz olmamız da işte bu yüzden. Haksızlık karşısında ilk susan kim bilmiyorum ama bütün katillerin günahına ilk cinayeti işleyen Kabil’in ortak olacağı gibi haksızlık karşısında sus pus olan herkesin günahına da o vatandaşın ortak olacağı gün gibi ortada. Bugünlerde eşinize, dostunuza, arkadaşınıza, komşunuza güvenip başınızı belaya sokmayın sakın. Valla Timur’un karşısında bir başına kalan Hoca Nasreddin’e dönersiniz üstelik sizde huzurdan sıvışmanızı sağlayacak o kıvrak zeka da yok. Benden söylemesi. Ha bir de söylemeden geçemeyeceğim: Hani şu yılan var ya! Hangi yılan mı? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” daki o meşhur yılan canım. İşte o yılanın da tez zamanda haksızlığa ses çıkarmayan herkesi dönüp dönüp sokmasını diliyorum. Hayatından fayda gelmeyenin mematı da umurumuzda olmaz neticede. Kime yapılırsa yapılsın, haksızlığa en susmaması gereken topluluğa son sözüm. Sayısal verilere göre ülkemizin de %94’üne yani. Ne diyordu o meşhur çeşmenin kitabesinde: “Bu çeşmenin suyu her kula helâl, Müslüman’a haram.” Ey cemaat-i Müslimin! Sen bunu iyice bir düşün e mi? Sevgi Karaman
Ekleme Tarihi: 03 Temmuz 2026 -Cuma

YOKLUĞUN BÖYLESİ DE NE BİLEYİM…

YOKLUĞUN BÖYLESİ DE NE BİLEYİM… Her şeyin bolluğunu yaşadığımız canım memleketimde bir tek “adam” kıtlığı çekiyoruz şimdilerde. “Adam” kelimesinin bu yazıdaki kullanımının cinsiyetten âzâde olduğunun altını iki kere çiziyorum bu arada. Cepler dolu, masalar donatılmış, etraf kalabalık ama ortada şöyle iki dakika sırtımızı yaslayacak adam yok ne yazık ki. Eskiler "adam kıtlığı" derken bugünü görmemişlerdi üstelik. Bugünkü hâli kıtlık da değil yoklukla ifade edebiliriz belki de. Evet evet, düpedüz adam yokluğu, güven fukaralığı çekiyoruz. Diyeceksiniz ki: Sadakat, vefa, merhamet, dürüstlük… Yahu bırakın bu kelimelerin hakını vermeyi, anlamını bilen babayiğit kaldı mı aramızda? Her köşe başında bir tanıdık varken, her telefonda yüzlerce isim kayıtlıyken, sosyal medyada binlerce takipçi kasarken, herkes herkesin peşindeyken kalabalıklar içinde yalnız, insanlar arasında emniyetsiziz. Sözünün arkasında duran, zor günde elini taşın altına koyan, haklının hakkını aramasına yardım eden, güçsüze düşmesin diye destek olan, zayıfın elinden tutan yok. Kendi gölgesinden korkan insancıklar, yine ancak o gölgenin peşinden yürüdükçe memleket de bir sûretler ülkesine evriliverdi. Platon’un mağarasında zincirlenmiş insanlar gibiyiz. Birinin dışarı çıkıp güneşi görmesi lazım sonra da bize göstermesi. Bugün memleketin en büyük meselesi ekonomik darboğaz, emsal değer tutarsızlıkları, gelir adaletsizliği falan değil; karakterli, sözü senet sayılan, güven veren insanlara hasret kalmış; kalabalıklar içinde yalnız, insanlar arasında emniyetsiz bırakılmış olmamız. Hadi acı bir tespitte daha bulunayım: Sözü senet olan, omurgalı tek bir insan bulamadıktan sonra bu memleket koskoca bir ıssızlıktan ibaret. Böylesine mutsuz olmamız da işte bu yüzden. Haksızlık karşısında ilk susan kim bilmiyorum ama bütün katillerin günahına ilk cinayeti işleyen Kabil’in ortak olacağı gibi haksızlık karşısında sus pus olan herkesin günahına da o vatandaşın ortak olacağı gün gibi ortada. Bugünlerde eşinize, dostunuza, arkadaşınıza, komşunuza güvenip başınızı belaya sokmayın sakın. Valla Timur’un karşısında bir başına kalan Hoca Nasreddin’e dönersiniz üstelik sizde huzurdan sıvışmanızı sağlayacak o kıvrak zeka da yok. Benden söylemesi. Ha bir de söylemeden geçemeyeceğim: Hani şu yılan var ya! Hangi yılan mı? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” daki o meşhur yılan canım. İşte o yılanın da tez zamanda haksızlığa ses çıkarmayan herkesi dönüp dönüp sokmasını diliyorum. Hayatından fayda gelmeyenin mematı da umurumuzda olmaz neticede. Kime yapılırsa yapılsın, haksızlığa en susmaması gereken topluluğa son sözüm. Sayısal verilere göre ülkemizin de %94’üne yani. Ne diyordu o meşhur çeşmenin kitabesinde: “Bu çeşmenin suyu her kula helâl, Müslüman’a haram.” Ey cemaat-i Müslimin! Sen bunu iyice bir düşün e mi? Sevgi Karaman
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.