Aydın BENLİ
Köşe Yazarı
Aydın BENLİ
 

HÜKÜMET SAMİMİYSE ANAYASANIN ŞU İKİ MADDESİNİ DEĞİŞTİRSİN!

HÜKÜMET SAMİMİYSE ANAYASANIN ŞU İKİ MADDESİNİ DEĞİŞTİRSİN! “Ailem Güvende” operasyonlarını destekliyorum. Bana göre bu operasyonlar yerinde ve geç kalınmış bir adımdır. Ancak aile kurumunun korunması konusunda sadece operasyonlar ve günlük uygulamalar yeterli değildir. Eğer amaç gerçekten aileyi korumaksa, bunun hukuki ve anayasal zemininin de oluşturulması gerekir. LGBT’nin Türkiye tarihinden kaldırılması için Anayasa değişikliği şarttır. Başörtüsü sorunu, Sayın Erdoğan’ın liderliğinde şimdilik çözülmüş durumdadır. Ancak bu kazanımın kalıcı hâle getirilmesi için anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğine inanıyorum. Peki, bunun için ne yapılmalıdır? Öncelikle Anayasa’nın 41. maddesine; “Aile erkek ve kadından oluşur. Aile ilişkisinin temeli evliliktir.”cümlesinin eklenmesi gerekmektedir. İkinci olarak Anayasa’nın 24. maddesine; “..... dini inancı sebebiyle tercih ettiği kılık kıyafetin engellenmemesi için gerekli tedbirleri alabilir....” fıkrasının eklenmesi gerekmektedir. Üçüncü olarak da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na; “.... Aynı cinsiyete sahip kişiler evlenemez...” maddesinin eklenmesi için gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. İşte benim ifade ettiğim mesele tam olarak budur. Anayasanın bu üç maddesinde gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Dördüncü olarak da 5253 sayılı Dernekler Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat yeniden ele alınmalıdır. Çocukları ve gençleri zararlı faaliyetlerden koruyacak açık hükümler getirilmeli; LGBT gibi zararlı derneklerin faaliyetleri konusunda çocuğun üstün yararı, aile bütünlüğü ve kamu düzeni esas alınmalıdır. Dernekler Kanunu Madde 30'da ifade edildiği gibi Yasaklı Faaliyetler kapsamına alınmalıdır. Çocukların cinsiyet ve cinsel yönelim konularında yönlendirilmesi, özendirilmesi veya teşvik edilmesine ilişkin açık yasal sınırlar oluşturulmalıdır. Beşinci olarak da doğurganlık oranındaki düşüş ve nüfusun yaşlanması Türkiye'nin geleceği açısından stratejik bir meseledir. Bu mesele planlıdır ve 10 Nisan 1965, Türkiye’nin demografik kaderinin bilinçli biçimde hedef alındığı kara bir dönüm noktasıdır. 557 sayılı Nüfus Planlaması Yasası yürürlüğe sokulmuştur. Bu yasa, masum bir “sağlık düzenlemesi” değil, toplumu küçültmeyi hedefleyen ideolojik bir müdahaledir. 557 sayılı yasa, 1983’te 2827 sayılı kanunla kaldırılmış gibi gösterilmiş, ancak gerçekte daha ağır bir aşamaya geçilmiştir. Bu sayede bugün 160 milyon olması gereken nüfusumuz maalesef 86 milyonda kalmıştır. Acı ama gerçek 2070’lerde nüfusumuz 70 milyon, 2100'de 50'milyon nüfusumuz olacaktır. Günümüzde “Çocuk külfet”, olarak görülmektedir. Çocuk berekettir! Cumhur İttifakı eğer bu konuda samimiyse, sadece “Ailem Güvende” demekle yetinmemeli; aile, inanç özgürlüğü ve evlilik kurumu konusunda gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri de gündeme getirmelidir. Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değildir. Mesele, gelecek nesiller için kalıcı bir hukuk düzeni oluşturmaktır. Bugün atılacak adımların yarın geri alınmaması için, bu konuların anayasal güvence altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Ezcümle; Aile korunacaksa, bunun hukuki zemini de oluşturulmalıdır. Hükümet samimiyse, Anayasanın bu iki maddesini ve diğer kanunları da değiştirsin! Allah’a ısmarladık… Aydın Benli Siyaset Bilimci-Yazar
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar

HÜKÜMET SAMİMİYSE ANAYASANIN ŞU İKİ MADDESİNİ DEĞİŞTİRSİN!

HÜKÜMET SAMİMİYSE ANAYASANIN ŞU İKİ MADDESİNİ DEĞİŞTİRSİN! “Ailem Güvende” operasyonlarını destekliyorum. Bana göre bu operasyonlar yerinde ve geç kalınmış bir adımdır. Ancak aile kurumunun korunması konusunda sadece operasyonlar ve günlük uygulamalar yeterli değildir. Eğer amaç gerçekten aileyi korumaksa, bunun hukuki ve anayasal zemininin de oluşturulması gerekir. LGBT’nin Türkiye tarihinden kaldırılması için Anayasa değişikliği şarttır. Başörtüsü sorunu, Sayın Erdoğan’ın liderliğinde şimdilik çözülmüş durumdadır. Ancak bu kazanımın kalıcı hâle getirilmesi için anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğine inanıyorum. Peki, bunun için ne yapılmalıdır? Öncelikle Anayasa’nın 41. maddesine; “Aile erkek ve kadından oluşur. Aile ilişkisinin temeli evliliktir.”cümlesinin eklenmesi gerekmektedir. İkinci olarak Anayasa’nın 24. maddesine; “..... dini inancı sebebiyle tercih ettiği kılık kıyafetin engellenmemesi için gerekli tedbirleri alabilir....” fıkrasının eklenmesi gerekmektedir. Üçüncü olarak da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na; “.... Aynı cinsiyete sahip kişiler evlenemez...” maddesinin eklenmesi için gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. İşte benim ifade ettiğim mesele tam olarak budur. Anayasanın bu üç maddesinde gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Dördüncü olarak da 5253 sayılı Dernekler Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat yeniden ele alınmalıdır. Çocukları ve gençleri zararlı faaliyetlerden koruyacak açık hükümler getirilmeli; LGBT gibi zararlı derneklerin faaliyetleri konusunda çocuğun üstün yararı, aile bütünlüğü ve kamu düzeni esas alınmalıdır. Dernekler Kanunu Madde 30'da ifade edildiği gibi Yasaklı Faaliyetler kapsamına alınmalıdır. Çocukların cinsiyet ve cinsel yönelim konularında yönlendirilmesi, özendirilmesi veya teşvik edilmesine ilişkin açık yasal sınırlar oluşturulmalıdır. Beşinci olarak da doğurganlık oranındaki düşüş ve nüfusun yaşlanması Türkiye'nin geleceği açısından stratejik bir meseledir. Bu mesele planlıdır ve 10 Nisan 1965, Türkiye’nin demografik kaderinin bilinçli biçimde hedef alındığı kara bir dönüm noktasıdır. 557 sayılı Nüfus Planlaması Yasası yürürlüğe sokulmuştur. Bu yasa, masum bir “sağlık düzenlemesi” değil, toplumu küçültmeyi hedefleyen ideolojik bir müdahaledir. 557 sayılı yasa, 1983’te 2827 sayılı kanunla kaldırılmış gibi gösterilmiş, ancak gerçekte daha ağır bir aşamaya geçilmiştir. Bu sayede bugün 160 milyon olması gereken nüfusumuz maalesef 86 milyonda kalmıştır. Acı ama gerçek 2070’lerde nüfusumuz 70 milyon, 2100'de 50'milyon nüfusumuz olacaktır. Günümüzde “Çocuk külfet”, olarak görülmektedir. Çocuk berekettir! Cumhur İttifakı eğer bu konuda samimiyse, sadece “Ailem Güvende” demekle yetinmemeli; aile, inanç özgürlüğü ve evlilik kurumu konusunda gerekli anayasal ve yasal düzenlemeleri de gündeme getirmelidir. Çünkü mesele sadece bugünü kurtarmak değildir. Mesele, gelecek nesiller için kalıcı bir hukuk düzeni oluşturmaktır. Bugün atılacak adımların yarın geri alınmaması için, bu konuların anayasal güvence altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Ezcümle; Aile korunacaksa, bunun hukuki zemini de oluşturulmalıdır. Hükümet samimiyse, Anayasanın bu iki maddesini ve diğer kanunları da değiştirsin! Allah’a ısmarladık… Aydın Benli Siyaset Bilimci-Yazar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.