Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

HAKLI OLMAK YETMEZ, ANLATTIĞIN KİŞİ DE ÖNEMLİDİR

HAKLI OLMAK YETMEZ, ANLATTIĞIN KİŞİ DE ÖNEMLİDİR Başlık aslında tek cümleden ibaret. Ancak ihtiva ettiği mana, ciltler dolusu kitaptan daha kıymetlidir. Çünkü iletişimde mesele sadece haklı olmak değildir. Asıl mesele, karşınızdaki kişinin hakikati anlayabilecek bir vicdana, akla ve samimiyete sahip olup olmadığıdır. Zira anlamaya niyeti olmayan, peşin hükümle hareket eden veya işine geldiği gibi anlamayı tercih eden birine hakikati anlatmaya çalışmak, boşa kürek çekmektir. Elinizde tartışmasız deliller, inkâr edilemez gerçekler ve yüzde yüz doğru bir fikir olabilir. Fakat karşınızdaki kişi gerçeği görmek istemiyorsa, haklı olmanızın hiçbir kıymeti kalmaz. Çünkü bazı insanlar gerçeği aramaz; sadece kendi ezberlerini doğrulayacak malzeme ararlar. Son günlerde omuzundaki apoletleri en üst seviyede olan bir zat-ı muhteremin şahsımız ve yazar kadromuzun çok değerli bir kaç kalemi hakkında gerçekle bağdaşmayan isnatlarda bulunması üzerine, gayriihtiyari bu ikinci yazıyı kaleme almak zorunda kaldım. Temennim odur ki bu, ikinci ve son yazı olsun. Çünkü bazı tartışmaların kazananı olmaz; sadece zaman kaybettiren tarafları olur. Bu gerçeği anlatan ibretlik bir kıssa vardır: Hâkim sormuş: — İki çarpı üç kaç eder? Birisi: — Sekiz eder, hâkim bey, demiş. Diğeri ise: — Altı eder, hâkim bey, demiş. Bunun üzerine ikisi birbirine girmiş. Biri, "Sekiz olur, cahil adam!" diye bağırırken, diğeri de, "Altı olur, hiç sekiz olur mu?" diye karşılık vermiş. Tartışma büyümüş, gırtlak gırtlağa gelmişler. Güçlükle ayırmışlar. Hâkim tokmağını vurmuş: — Sessizlik! Kararımı açıklıyorum. Ardından: — "İki çarpı üç sekiz eder." diyen vatandaş, ayağa kalk. Sen serbestsin, gidebilirsin. Sonra diğerine dönmüş: — Sen ise bir ay hapis cezası alıyorsun. Adam şaşkınlıkla itiraz etmiş: — Nasıl olur efendim? Siz de mi matematik bilmiyorsunuz? İki çarpı üç altı eder! Hâkim gülümsemiş: — Bilmez olur muyum evladım? Benim hayatım matematikle geçti. Elbette iki çarpı üçün altı ettiğini biliyorum. Sonra da asıl hükmü vermiş: — Fakat sen haklı olduğunu, seni anlamaya niyeti olmayan insanlara ispat etmeye çalışarak ömrünü tüketiyorsun. Senin cezan da budur. Git, içeride duvara anlat. Bakalım o seni anlayacak mı? Kıssadan hisse şudur: Her tartışmaya girmek marifet değildir. Her iddiaya cevap vermek de mecburiyet değildir. Bazı insanlar gerçeği öğrenmek için değil, gerçeği boğmak için konuşur. Böylelerine harcanan her cümle, kaybedilmiş zamandır. Unutmayın... Hayattaki en büyük israf ne paranızı ne de malınızı kaybetmektir. En büyük israf; sizi anlamaya niyeti olmayan, hakikati kabul etmeye kapalı insanlara kendinizi anlatmaya çalışırken tükettiğiniz ömürdür. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı

HAKLI OLMAK YETMEZ, ANLATTIĞIN KİŞİ DE ÖNEMLİDİR

HAKLI OLMAK YETMEZ, ANLATTIĞIN KİŞİ DE ÖNEMLİDİR Başlık aslında tek cümleden ibaret. Ancak ihtiva ettiği mana, ciltler dolusu kitaptan daha kıymetlidir. Çünkü iletişimde mesele sadece haklı olmak değildir. Asıl mesele, karşınızdaki kişinin hakikati anlayabilecek bir vicdana, akla ve samimiyete sahip olup olmadığıdır. Zira anlamaya niyeti olmayan, peşin hükümle hareket eden veya işine geldiği gibi anlamayı tercih eden birine hakikati anlatmaya çalışmak, boşa kürek çekmektir. Elinizde tartışmasız deliller, inkâr edilemez gerçekler ve yüzde yüz doğru bir fikir olabilir. Fakat karşınızdaki kişi gerçeği görmek istemiyorsa, haklı olmanızın hiçbir kıymeti kalmaz. Çünkü bazı insanlar gerçeği aramaz; sadece kendi ezberlerini doğrulayacak malzeme ararlar. Son günlerde omuzundaki apoletleri en üst seviyede olan bir zat-ı muhteremin şahsımız ve yazar kadromuzun çok değerli bir kaç kalemi hakkında gerçekle bağdaşmayan isnatlarda bulunması üzerine, gayriihtiyari bu ikinci yazıyı kaleme almak zorunda kaldım. Temennim odur ki bu, ikinci ve son yazı olsun. Çünkü bazı tartışmaların kazananı olmaz; sadece zaman kaybettiren tarafları olur. Bu gerçeği anlatan ibretlik bir kıssa vardır: Hâkim sormuş: — İki çarpı üç kaç eder? Birisi: — Sekiz eder, hâkim bey, demiş. Diğeri ise: — Altı eder, hâkim bey, demiş. Bunun üzerine ikisi birbirine girmiş. Biri, "Sekiz olur, cahil adam!" diye bağırırken, diğeri de, "Altı olur, hiç sekiz olur mu?" diye karşılık vermiş. Tartışma büyümüş, gırtlak gırtlağa gelmişler. Güçlükle ayırmışlar. Hâkim tokmağını vurmuş: — Sessizlik! Kararımı açıklıyorum. Ardından: — "İki çarpı üç sekiz eder." diyen vatandaş, ayağa kalk. Sen serbestsin, gidebilirsin. Sonra diğerine dönmüş: — Sen ise bir ay hapis cezası alıyorsun. Adam şaşkınlıkla itiraz etmiş: — Nasıl olur efendim? Siz de mi matematik bilmiyorsunuz? İki çarpı üç altı eder! Hâkim gülümsemiş: — Bilmez olur muyum evladım? Benim hayatım matematikle geçti. Elbette iki çarpı üçün altı ettiğini biliyorum. Sonra da asıl hükmü vermiş: — Fakat sen haklı olduğunu, seni anlamaya niyeti olmayan insanlara ispat etmeye çalışarak ömrünü tüketiyorsun. Senin cezan da budur. Git, içeride duvara anlat. Bakalım o seni anlayacak mı? Kıssadan hisse şudur: Her tartışmaya girmek marifet değildir. Her iddiaya cevap vermek de mecburiyet değildir. Bazı insanlar gerçeği öğrenmek için değil, gerçeği boğmak için konuşur. Böylelerine harcanan her cümle, kaybedilmiş zamandır. Unutmayın... Hayattaki en büyük israf ne paranızı ne de malınızı kaybetmektir. En büyük israf; sizi anlamaya niyeti olmayan, hakikati kabul etmeye kapalı insanlara kendinizi anlatmaya çalışırken tükettiğiniz ömürdür. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.