MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

ADALETİN PARTİSİ OLMAZ

ADALETİN PARTİSİ OLMAZ Gerçek sınav, rakibimizin yanlışını görmek değil; kendi tarafımızın yanlışına da aynı ölçüyle bakabilmektir. Bir siyasî tartışmada asıl sınav, tarafı olduğumuz bir siyasî partinin ya da sevdiğimiz bir insanın yaptığı yanlış karşısında takındığımız tavırda, söylediğimiz sözdedir. Bugün Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve gerçekleştirilen operasyonlar karşısında siyasî tartışmaların geldiği nokta, son derece çarpıcı bir tabloyu ortaya koyuyor: Bir tarafta: “İstifa yetmez; soruşturma açılmalı, varsa suç ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesabı sorulmalı.” diyenler… Diğer tarafta ise: “İftira, komplo, kumpas, siyasî operasyon…” diyerek ortaya atılan iddiaları daha en baştan reddedenler… Hatta kimi zaman, hakkında ciddî iddia ve suçlamalar bulunan siyasî aktörleri desteklemek amacıyla meydanları dolduran kitleler… Peki mesele gerçekten AK Parti tabanı ile CHP veya diğer siyasî parti tabanlarından hangisinin daha haklı olduğu meselesi midir? Şüphesiz ki hayır. Asıl mesele şudur: Biz hukuku ve adaleti mi savunuyoruz, yoksa yalnızca kendi tarafımızı mı? Bir insanın dâhil olduğu siyasî görüş, yaptığı yanlışı doğru kılmaz. Bir siyasetçi bizim partimizdense onun yanlışına “komplo” veya “iftira” demek ne kadar yanlışsa, karşı partiden olduğunda henüz kesinleşmemiş bir iddiayı “kesinleşmiş bir suç” saymak da aynı derecede tutarsızlıktır. Çünkü hukuk, taraftarlık zırhına göre şekil almaz. Bugün başkasından hesap sorulmasını yüksek sesle talep eden bir insan, yarın kendi mahallesindeki bir yanlış karşısında da aynı cesareti gösterebiliyorsa işte o zaman ilkeli demektir. Aynı şekilde, bugün kendi partisinden birini savunmak adına “kumpas” diyen kişi, karşı mahalle için benzer bir iddia ortaya atıldığında da “Önce delil, önce hukuk!” diyebiliyorsa tutarlı demektir. Ülke ve millet olarak ihtiyacımız olan, “Bizimkiler yaparsa doğrudur, onlar yaparsa suçtur.” anlayışı değildir. İhtiyacımız olan; siyasî aidiyetlerin, kişisel yakınlıkların ve tarafgirliğin önüne hukuku, adaleti ve hakkaniyeti koyabilmektir. Bunun yolu da bellidir: Suç şüphesi varsa, kim olduğuna bakılmaksızın hukuk içinde soruşturulsun. Delil varsa, ortaya konulsun. Suç sabit olursa, kim olursa olsun hukuk gereğini yapsın. Suç sabit değilse, hiç kimse siyasî hesaplaşmanın malzemesi hâline getirilmesin. Çünkü adalet, tuttuğumuz takımın formasını giymez. Adaletin rengi parti rengi değildir. Adaletin ölçüsü, “Bizden mi, onlardan mı?” sorusu hiç değildir. Gerçek demokrasi de tam olarak bu eşikte başlar: Kendi tarafımızın yanlışına da tereddütsüzce “yanlış” diyebildiğimiz gün… İşte o gün, dönemsel siyaseti değil, kalıcı ilkeleri savunmaya başlamış oluruz. Sözün özü, mesele AK Parti, CHP ya da bir başka parti meselesi değildir. Mesele şudur: Biz adaletten mi yanayız, yoksa sadece kendi tarafımızdan mı? Mithat Güdü Emekli İmam Hatip / Gazeteci-Yazar
Ekleme Tarihi: 28 Eylül 2026 -Pazartesi

ADALETİN PARTİSİ OLMAZ

ADALETİN PARTİSİ OLMAZ Gerçek sınav, rakibimizin yanlışını görmek değil; kendi tarafımızın yanlışına da aynı ölçüyle bakabilmektir. Bir siyasî tartışmada asıl sınav, tarafı olduğumuz bir siyasî partinin ya da sevdiğimiz bir insanın yaptığı yanlış karşısında takındığımız tavırda, söylediğimiz sözdedir. Bugün Türkiye'de yaşanan gelişmeler ve gerçekleştirilen operasyonlar karşısında siyasî tartışmaların geldiği nokta, son derece çarpıcı bir tabloyu ortaya koyuyor: Bir tarafta: “İstifa yetmez; soruşturma açılmalı, varsa suç ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesabı sorulmalı.” diyenler… Diğer tarafta ise: “İftira, komplo, kumpas, siyasî operasyon…” diyerek ortaya atılan iddiaları daha en baştan reddedenler… Hatta kimi zaman, hakkında ciddî iddia ve suçlamalar bulunan siyasî aktörleri desteklemek amacıyla meydanları dolduran kitleler… Peki mesele gerçekten AK Parti tabanı ile CHP veya diğer siyasî parti tabanlarından hangisinin daha haklı olduğu meselesi midir? Şüphesiz ki hayır. Asıl mesele şudur: Biz hukuku ve adaleti mi savunuyoruz, yoksa yalnızca kendi tarafımızı mı? Bir insanın dâhil olduğu siyasî görüş, yaptığı yanlışı doğru kılmaz. Bir siyasetçi bizim partimizdense onun yanlışına “komplo” veya “iftira” demek ne kadar yanlışsa, karşı partiden olduğunda henüz kesinleşmemiş bir iddiayı “kesinleşmiş bir suç” saymak da aynı derecede tutarsızlıktır. Çünkü hukuk, taraftarlık zırhına göre şekil almaz. Bugün başkasından hesap sorulmasını yüksek sesle talep eden bir insan, yarın kendi mahallesindeki bir yanlış karşısında da aynı cesareti gösterebiliyorsa işte o zaman ilkeli demektir. Aynı şekilde, bugün kendi partisinden birini savunmak adına “kumpas” diyen kişi, karşı mahalle için benzer bir iddia ortaya atıldığında da “Önce delil, önce hukuk!” diyebiliyorsa tutarlı demektir. Ülke ve millet olarak ihtiyacımız olan, “Bizimkiler yaparsa doğrudur, onlar yaparsa suçtur.” anlayışı değildir. İhtiyacımız olan; siyasî aidiyetlerin, kişisel yakınlıkların ve tarafgirliğin önüne hukuku, adaleti ve hakkaniyeti koyabilmektir. Bunun yolu da bellidir: Suç şüphesi varsa, kim olduğuna bakılmaksızın hukuk içinde soruşturulsun. Delil varsa, ortaya konulsun. Suç sabit olursa, kim olursa olsun hukuk gereğini yapsın. Suç sabit değilse, hiç kimse siyasî hesaplaşmanın malzemesi hâline getirilmesin. Çünkü adalet, tuttuğumuz takımın formasını giymez. Adaletin rengi parti rengi değildir. Adaletin ölçüsü, “Bizden mi, onlardan mı?” sorusu hiç değildir. Gerçek demokrasi de tam olarak bu eşikte başlar: Kendi tarafımızın yanlışına da tereddütsüzce “yanlış” diyebildiğimiz gün… İşte o gün, dönemsel siyaseti değil, kalıcı ilkeleri savunmaya başlamış oluruz. Sözün özü, mesele AK Parti, CHP ya da bir başka parti meselesi değildir. Mesele şudur: Biz adaletten mi yanayız, yoksa sadece kendi tarafımızdan mı? Mithat Güdü Emekli İmam Hatip / Gazeteci-Yazar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.