MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

GÖRÜNMEZ İTTİFAK DEŞİFRE OLDU

GÖRÜNMEZ İTTİFAK DEŞİFRE OLDU Kuriş ve Kuytul Soruşturmalarına FETÖ’den Tam Destek! ​Devletin meşru operasyonları karşısında FETÖ, Kuriş ve Kuytul grupları tek saf oldu; firari tetikçiler savunma hattına geçti. Bağımsız ve başı dik bir ülke olmanın ilk şartı; kamu otoritesine alternatif olmaya çalışan her türlü yapılanmadan arınmaktır. ​Türkiye, jeopolitik türbülansların ve bölgesel krizlerin ortasında var olma mücadelesi verirken içeride yıllardır kök salmış bazı yapıların hareketliliği gözden kaçmıyor. Son günlerde Süleymancılar grubunun yönetim kadrosuna yönelik gerçekleştirilen operasyonların ardından dijital mecralarda tanıklık ettiğimiz tablo, sıradan bir "hak arayışı" ya da "hukukî eleştiri" sınırlarını çoktan aşmış durumda. Karşımızda; FETÖ, Alihan Kuriş yönetimindeki Süleymancılar ve Alparslan Kuytul çevresindeki yapılanmanın aynı hizaya geçerek kurduğu örtülü bir ittifak duruyor. ​Uzun süredir mensuplarına uyguladığı ketum sosyal medya yasaklarıyla bilinen Süleymancılar yapısında, son operasyonların ardından bu yasağın ansızın kaldırılması tesadüf değildir. Alihan Kuriş’in yönlendirdiği dijital ağlar, bir anlık refleksle FETÖ’nün firari kalemleri ve propaganda makineleriyle senkronize hareket etmeye başladı. Denklem sadece bununla da sınırlı kalmadı; sürece Alparslan Kuytul grubu da eklemlenerek "mağduriyet" söylemi üzerinden ortak bir cephe inşa edildi. ​Tablonun vahameti, bu yapıların birbirine uzattığı zeytin dallarında açıkça görülüyor. Firari FETÖ imamı Hamdullah Öztürk’ün "Hepimiz kardeşiz" nidası ile Emre Uslu, Adem Yavuz Arslan, Cevheri Güven, Sait Sefa ve Bülent Korucu gibi isimlerin arka arkaya yayımladığı destek videoları, bu kirli ittifakın alenen ilanıdır. Düne kadar farklı kulvarlarda koşan bu yapıların, devletin meşru soruşturmaları karşısında anında kenetlenmesi, sorunun münferit bir hukukî mesele olmadığını, aksine organize bir direniş hattı oluşturulduğunu kanıtlamaktadır. ​Ne yazık ki bu tabloyu perdeleyen en tehlikeli unsur, "soyut ve teknik bir hukuk söylemi" arkasına saklanan tarafsız görünen yorumculardır. 2014’ten bu yana kararlılıkla yürütülen FETÖ’yle mücadeleyi hafifletmeye çalışan, meseleyi kurgusal bir "hukuk ihlâli" zeminine çekmeye gayret edenlerin yaklaşımı; niyetlerinden bağımsız olarak Kuriş ve Kuytul gruplarının ve nihayetinde FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramamaktadır. ​Söz konusu soruşturmalar, basit idarî ya da adlî süreçler değildir. Bu hamleler, Türkiye’nin geleceği, iç huzuru ve kamu düzeni açısından hayatî birer güvenlik adımıdır. Devletin niteliğini ve kamu kurumlarının özerkliğini zedeleme potansiyeline sahip paralel yapılanmalarla mücadele, hevesli "hukukî" tahrifatlarla gölgelenemeyecek kadar ciddidir. ​Türkiye’nin millî, bağımsız, üreten, egemen ve dünyada başı dik bir ülke olarak yoluna devam edebilmesi, devlet aygıtının içerisine sızmayı veya kamu otoritelerine alternatif bir güç odağı olmayı hedefleyen bu tarz yapılanmalardan tamamen arınmasına bağlıdır. Bu mücadele, geleceğimize bırakacağımız en önemli miras olacaktır. ​Mithat Güdü Emekli İmam Hatip / Gazeteci - Yazar
Ekleme Tarihi: 12 Eylül 2026 -Cumartesi

GÖRÜNMEZ İTTİFAK DEŞİFRE OLDU

GÖRÜNMEZ İTTİFAK DEŞİFRE OLDU Kuriş ve Kuytul Soruşturmalarına FETÖ’den Tam Destek! ​Devletin meşru operasyonları karşısında FETÖ, Kuriş ve Kuytul grupları tek saf oldu; firari tetikçiler savunma hattına geçti. Bağımsız ve başı dik bir ülke olmanın ilk şartı; kamu otoritesine alternatif olmaya çalışan her türlü yapılanmadan arınmaktır. ​Türkiye, jeopolitik türbülansların ve bölgesel krizlerin ortasında var olma mücadelesi verirken içeride yıllardır kök salmış bazı yapıların hareketliliği gözden kaçmıyor. Son günlerde Süleymancılar grubunun yönetim kadrosuna yönelik gerçekleştirilen operasyonların ardından dijital mecralarda tanıklık ettiğimiz tablo, sıradan bir "hak arayışı" ya da "hukukî eleştiri" sınırlarını çoktan aşmış durumda. Karşımızda; FETÖ, Alihan Kuriş yönetimindeki Süleymancılar ve Alparslan Kuytul çevresindeki yapılanmanın aynı hizaya geçerek kurduğu örtülü bir ittifak duruyor. ​Uzun süredir mensuplarına uyguladığı ketum sosyal medya yasaklarıyla bilinen Süleymancılar yapısında, son operasyonların ardından bu yasağın ansızın kaldırılması tesadüf değildir. Alihan Kuriş’in yönlendirdiği dijital ağlar, bir anlık refleksle FETÖ’nün firari kalemleri ve propaganda makineleriyle senkronize hareket etmeye başladı. Denklem sadece bununla da sınırlı kalmadı; sürece Alparslan Kuytul grubu da eklemlenerek "mağduriyet" söylemi üzerinden ortak bir cephe inşa edildi. ​Tablonun vahameti, bu yapıların birbirine uzattığı zeytin dallarında açıkça görülüyor. Firari FETÖ imamı Hamdullah Öztürk’ün "Hepimiz kardeşiz" nidası ile Emre Uslu, Adem Yavuz Arslan, Cevheri Güven, Sait Sefa ve Bülent Korucu gibi isimlerin arka arkaya yayımladığı destek videoları, bu kirli ittifakın alenen ilanıdır. Düne kadar farklı kulvarlarda koşan bu yapıların, devletin meşru soruşturmaları karşısında anında kenetlenmesi, sorunun münferit bir hukukî mesele olmadığını, aksine organize bir direniş hattı oluşturulduğunu kanıtlamaktadır. ​Ne yazık ki bu tabloyu perdeleyen en tehlikeli unsur, "soyut ve teknik bir hukuk söylemi" arkasına saklanan tarafsız görünen yorumculardır. 2014’ten bu yana kararlılıkla yürütülen FETÖ’yle mücadeleyi hafifletmeye çalışan, meseleyi kurgusal bir "hukuk ihlâli" zeminine çekmeye gayret edenlerin yaklaşımı; niyetlerinden bağımsız olarak Kuriş ve Kuytul gruplarının ve nihayetinde FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramamaktadır. ​Söz konusu soruşturmalar, basit idarî ya da adlî süreçler değildir. Bu hamleler, Türkiye’nin geleceği, iç huzuru ve kamu düzeni açısından hayatî birer güvenlik adımıdır. Devletin niteliğini ve kamu kurumlarının özerkliğini zedeleme potansiyeline sahip paralel yapılanmalarla mücadele, hevesli "hukukî" tahrifatlarla gölgelenemeyecek kadar ciddidir. ​Türkiye’nin millî, bağımsız, üreten, egemen ve dünyada başı dik bir ülke olarak yoluna devam edebilmesi, devlet aygıtının içerisine sızmayı veya kamu otoritelerine alternatif bir güç odağı olmayı hedefleyen bu tarz yapılanmalardan tamamen arınmasına bağlıdır. Bu mücadele, geleceğimize bırakacağımız en önemli miras olacaktır. ​Mithat Güdü Emekli İmam Hatip / Gazeteci - Yazar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.