Kıymetli Yazıcılar
Kıymetli Yazıcılar
İnsan, hayat denilen bu muazzam yolculukta özgür bir birey olarak yaşarken, çoğunlukla adımlarının görünmez bir tanıklıkla kuşatıldığını unutur.
Oysa her inanan insan, varlık sahnesinde rüştünü ispat ettiği ilk andan itibaren görünenden ibaret olmadığını; evrenin ve yeryüzünün İlahi bir işleyişle kaim bulunduğunu öğrenir.
Kur’ân-ı Kerîm meleklerin varlığını bize bildirirken, onların yaratılış gayelerinden ve yeryüzündeki sistemin kusursuz işleyişindeki görevlerinden de bahseder.
Bize bu geniş kozmik düzen içinde en yakın olanlar ise omuzlarımızda taşıdığımız, ömrümüzün her anına tanıklık eden Kirâmen Kâtibîn melekleridir.
Onlar; insanın varlık sahnesindeki sessiz, sadık ve adil yazıcılarıdır.
Bugün ister bir devletin devasa bütçesi, ister küresel bir şirketin bilançosu, isterse mütevazı bir evin mutfak gideri olsun; her şey sağlam bir kayıt düzeni üzerine inşa edilir.
Kazancın nereden geldiği, harcamanın nereye yapıldığı o şaşmaz tablolarda netleşsin istenir. Devletler ve kurumlar kayıt dışı tek bir kuruş kalmasın diye titizlikle çalışır.
Zira bilançosu tutulmayan, hesabı verilemeyen hiçbir yapının sürdürülebilir olması mümkün değildir.
İşte tam da bu noktada, insan hayatının da her anıyla kayıt altına alınan manevi bir bütçe içerdiğini fark ederiz.
Oysa insan hayatının bilançosu hiçbir dünyevi bütçeyle kıyas kabul etmez.
İnsanı yaratan Kadîr-i Mutlak, ona bir vazife yüklemiş; gideceği rotayı, sakınacağı sapakları açıkça belirtmiştir.
Kur’ân’ın övgüyle bahsettiği o şerefli yazıcılar; kulun attığı her adımı, söylediği her sözü, hatta göğsünde sakladığı en gizli niyeti dahi eksiksiz kaydeder.
Kıyamet günü insana sunulacak o hassas defter; sadece eylemleri değil, kişinin o eylemi gerçekleştirirken sahip olduğu imkânları ve iradeyi de gözeten nihai bir adalet belgesidir.
O gün insan, hayret ve şaşkınlık içinde Kur'an'ın ifadesiyle şöyle haykıracaktır: “Bu nasıl bir defter ki; küçük, büyük hiçbir şeyi bırakmayıp hepsini sayıp dökmüş!”[Kehf][49]
Kul, hesap gününe kadar bu dünyada hürdür. Seçimlerinde özgür bırakılmıştır.
Ancak özgürlük, sorumluluktan bağımsız değildir. Günün sonunda kayıtlar açılacak, mizan kurulacak ve herkes kendi amelinin bilançosuyla baş başa kalacaktır.
O hassas tartıda, kulun imkânları ölçüsünde yaptığı her iyilik ve kalbinden geçen en samimi niyet adaletle teraziye girecektir.
Hayatın her anını İlahi bir kayıt bilinciyle yaşamak, insanı hem dünyada hem de ukbada "hesap verilebilir" kılacak yegâne yoldur.
Omuzlarımızdaki kıymetli kâtiplere, arkamızda adil, temiz ve yüz akı bir ömür bilançosu bırakabilmek duasıyla...
Aydın Babacan
Ekleme
Tarihi: 21 Ağustos 2026 -Cuma
Kıymetli Yazıcılar
Kıymetli Yazıcılar
İnsan, hayat denilen bu muazzam yolculukta özgür bir birey olarak yaşarken, çoğunlukla adımlarının görünmez bir tanıklıkla kuşatıldığını unutur.
Oysa her inanan insan, varlık sahnesinde rüştünü ispat ettiği ilk andan itibaren görünenden ibaret olmadığını; evrenin ve yeryüzünün İlahi bir işleyişle kaim bulunduğunu öğrenir.
Kur’ân-ı Kerîm meleklerin varlığını bize bildirirken, onların yaratılış gayelerinden ve yeryüzündeki sistemin kusursuz işleyişindeki görevlerinden de bahseder.
Bize bu geniş kozmik düzen içinde en yakın olanlar ise omuzlarımızda taşıdığımız, ömrümüzün her anına tanıklık eden Kirâmen Kâtibîn melekleridir.
Onlar; insanın varlık sahnesindeki sessiz, sadık ve adil yazıcılarıdır.
Bugün ister bir devletin devasa bütçesi, ister küresel bir şirketin bilançosu, isterse mütevazı bir evin mutfak gideri olsun; her şey sağlam bir kayıt düzeni üzerine inşa edilir.
Kazancın nereden geldiği, harcamanın nereye yapıldığı o şaşmaz tablolarda netleşsin istenir. Devletler ve kurumlar kayıt dışı tek bir kuruş kalmasın diye titizlikle çalışır.
Zira bilançosu tutulmayan, hesabı verilemeyen hiçbir yapının sürdürülebilir olması mümkün değildir.
İşte tam da bu noktada, insan hayatının da her anıyla kayıt altına alınan manevi bir bütçe içerdiğini fark ederiz.
Oysa insan hayatının bilançosu hiçbir dünyevi bütçeyle kıyas kabul etmez.
İnsanı yaratan Kadîr-i Mutlak, ona bir vazife yüklemiş; gideceği rotayı, sakınacağı sapakları açıkça belirtmiştir.
Kur’ân’ın övgüyle bahsettiği o şerefli yazıcılar; kulun attığı her adımı, söylediği her sözü, hatta göğsünde sakladığı en gizli niyeti dahi eksiksiz kaydeder.
Kıyamet günü insana sunulacak o hassas defter; sadece eylemleri değil, kişinin o eylemi gerçekleştirirken sahip olduğu imkânları ve iradeyi de gözeten nihai bir adalet belgesidir.
O gün insan, hayret ve şaşkınlık içinde Kur'an'ın ifadesiyle şöyle haykıracaktır: “Bu nasıl bir defter ki; küçük, büyük hiçbir şeyi bırakmayıp hepsini sayıp dökmüş!”[Kehf][49]
Kul, hesap gününe kadar bu dünyada hürdür. Seçimlerinde özgür bırakılmıştır.
Ancak özgürlük, sorumluluktan bağımsız değildir. Günün sonunda kayıtlar açılacak, mizan kurulacak ve herkes kendi amelinin bilançosuyla baş başa kalacaktır.
O hassas tartıda, kulun imkânları ölçüsünde yaptığı her iyilik ve kalbinden geçen en samimi niyet adaletle teraziye girecektir.
Hayatın her anını İlahi bir kayıt bilinciyle yaşamak, insanı hem dünyada hem de ukbada "hesap verilebilir" kılacak yegâne yoldur.
Omuzlarımızdaki kıymetli kâtiplere, arkamızda adil, temiz ve yüz akı bir ömür bilançosu bırakabilmek duasıyla...
Aydın Babacan
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
