MİSAFİR KALEM
Köşe Yazarı
MİSAFİR KALEM
 

Okumayan Eksik Kalır

Okumayan Eksik Kalır İnsan bazen bir kitabın kapağını açtığında yalnızca birkaç sayfaya değil, başka bir dünyaya açılır. Bir kelimenin peşinden gider, bir cümlenin içinde kendini bulur, hiç tanımadığı insanların hayatlarından kendi hayatına bir anlam taşır. Belki de bu yüzden okumak, yalnızca bilgi edinmek değildir. Okumak, insanın kendi içindeki kapıları aralamasıdır. Kur’an-ı Kerim’in ilk vahyiyle gelen ilk emrin “Oku!” olması da üzerinde düşünülmesi gereken derin bir anlam taşır. “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (Alak, 96/1) Bu emir, okumayı yalnızca harfleri ve kelimeleri anlamakla sınırlamaz. İnsanı kendisini, hayatı, yaratılışı ve çevresindeki dünyayı anlamaya davet eden bir çağrı olarak da düşünülebilir. Gökyüzünü okumak… Bir insanın yüzündeki hüznü okumak… Hayatın bize verdiği işaretleri okumak… Kendi hatalarımızdan ders çıkarmak… Ve elbette kitapları okumak… Belki de gerçek okuma, kelimelerin ötesine geçebilmektir. Bugün ise kitap okumaya yeterince zaman ayıramadığımızı söylüyoruz. Oysa saatlerimizi telefon ekranlarında, sosyal medyada ve kısa videolar arasında geçirebiliyoruz. Demek ki çoğu zaman sorun zamanın yokluğu değil, zamanı nereye verdiğimiz. Bir kitap bize hiç gitmediğimiz şehirleri gösterebilir, hiç tanımadığımız insanların hayatlarını anlatabilir. Tarih geçmişimizi hatırlatır, romanlar empati kurmayı öğretir, düşünce kitapları zihnimizde yeni pencereler açar. Fakat okumak yalnızca bilgi biriktirmek de değildir. Çok kitap okumak insanı bilgili yapabilir; fakat okuduklarını hayatına taşıyabilmek insanı olgunlaştırır. Bir insan yüzlerce kitap okuyup hâlâ başkasının acısını anlayamıyorsa, okumanın ruhuna ulaşamamış olabilir. Buna karşılık bir kitaptan öğrendiği tek bir cümleyle davranışını değiştiren insan, belki de gerçek anlamda okumaya başlamıştır. Çocuklarımıza “Kitap oku.” diyoruz. Fakat onların en çok ihtiyacı olan şey, kitap okuyan yetişkinleri görmektir. Evde herkes telefonuna bakarken çocuğa kitap sevgisini anlatmak kolay değildir. Çünkü çocuklar çoğu zaman söylediklerimizi değil, yaşadıklarımızı öğrenir. Belki de kitaplığımızdaki kitapların sayısından önce, hayatımızdaki yerlerine bakmalıyız. Her gün birkaç sayfa okuyup, okuduğu cümlelerin üzerinde düşünmek, küçük adımlar gibi görünse de insanın zihninde ve ruhunda büyük yollar açabilir. Çünkü okumayan insan yalnızca bilgiden uzak kalmaz; merakından, hayal gücünden ve düşüncenin derinliğinden de eksilebilir. Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: “Kitap okumaya gerçekten vaktim mi yok, yoksa başka şeylere mi daha fazla zaman ayırıyorum?” Cevabımız, hayatımızdaki kitabın yerini de gösterecektir. Unutmayalım; insan yalnızca gördükleriyle değil, okudukları ve düşündükleriyle de büyür. Kur’an’ın ilk emri “Oku!” iken, bizim bugün okumaya sırt çevirmemiz üzerinde yeniden düşünmemiz gereken bir çelişkidir. Çünkü okumak, yalnızca dünyayı tanımak değil; insanın kendisini tanıma yolculuğudur ve belki de bu yüzden: Okumayan insan eksik kalır. Şerafettin YILDIZ / Instagram: serafettinyildiz
Ekleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 -Cuma

Okumayan Eksik Kalır

Okumayan Eksik Kalır İnsan bazen bir kitabın kapağını açtığında yalnızca birkaç sayfaya değil, başka bir dünyaya açılır. Bir kelimenin peşinden gider, bir cümlenin içinde kendini bulur, hiç tanımadığı insanların hayatlarından kendi hayatına bir anlam taşır. Belki de bu yüzden okumak, yalnızca bilgi edinmek değildir. Okumak, insanın kendi içindeki kapıları aralamasıdır. Kur’an-ı Kerim’in ilk vahyiyle gelen ilk emrin “Oku!” olması da üzerinde düşünülmesi gereken derin bir anlam taşır. “Yaratan Rabbinin adıyla oku.” (Alak, 96/1) Bu emir, okumayı yalnızca harfleri ve kelimeleri anlamakla sınırlamaz. İnsanı kendisini, hayatı, yaratılışı ve çevresindeki dünyayı anlamaya davet eden bir çağrı olarak da düşünülebilir. Gökyüzünü okumak… Bir insanın yüzündeki hüznü okumak… Hayatın bize verdiği işaretleri okumak… Kendi hatalarımızdan ders çıkarmak… Ve elbette kitapları okumak… Belki de gerçek okuma, kelimelerin ötesine geçebilmektir. Bugün ise kitap okumaya yeterince zaman ayıramadığımızı söylüyoruz. Oysa saatlerimizi telefon ekranlarında, sosyal medyada ve kısa videolar arasında geçirebiliyoruz. Demek ki çoğu zaman sorun zamanın yokluğu değil, zamanı nereye verdiğimiz. Bir kitap bize hiç gitmediğimiz şehirleri gösterebilir, hiç tanımadığımız insanların hayatlarını anlatabilir. Tarih geçmişimizi hatırlatır, romanlar empati kurmayı öğretir, düşünce kitapları zihnimizde yeni pencereler açar. Fakat okumak yalnızca bilgi biriktirmek de değildir. Çok kitap okumak insanı bilgili yapabilir; fakat okuduklarını hayatına taşıyabilmek insanı olgunlaştırır. Bir insan yüzlerce kitap okuyup hâlâ başkasının acısını anlayamıyorsa, okumanın ruhuna ulaşamamış olabilir. Buna karşılık bir kitaptan öğrendiği tek bir cümleyle davranışını değiştiren insan, belki de gerçek anlamda okumaya başlamıştır. Çocuklarımıza “Kitap oku.” diyoruz. Fakat onların en çok ihtiyacı olan şey, kitap okuyan yetişkinleri görmektir. Evde herkes telefonuna bakarken çocuğa kitap sevgisini anlatmak kolay değildir. Çünkü çocuklar çoğu zaman söylediklerimizi değil, yaşadıklarımızı öğrenir. Belki de kitaplığımızdaki kitapların sayısından önce, hayatımızdaki yerlerine bakmalıyız. Her gün birkaç sayfa okuyup, okuduğu cümlelerin üzerinde düşünmek, küçük adımlar gibi görünse de insanın zihninde ve ruhunda büyük yollar açabilir. Çünkü okumayan insan yalnızca bilgiden uzak kalmaz; merakından, hayal gücünden ve düşüncenin derinliğinden de eksilebilir. Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: “Kitap okumaya gerçekten vaktim mi yok, yoksa başka şeylere mi daha fazla zaman ayırıyorum?” Cevabımız, hayatımızdaki kitabın yerini de gösterecektir. Unutmayalım; insan yalnızca gördükleriyle değil, okudukları ve düşündükleriyle de büyür. Kur’an’ın ilk emri “Oku!” iken, bizim bugün okumaya sırt çevirmemiz üzerinde yeniden düşünmemiz gereken bir çelişkidir. Çünkü okumak, yalnızca dünyayı tanımak değil; insanın kendisini tanıma yolculuğudur ve belki de bu yüzden: Okumayan insan eksik kalır. Şerafettin YILDIZ / Instagram: serafettinyildiz
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.