Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

DEĞERLER TERS YÜZ EDİLİRKEN...

DEĞERLER TERS YÜZ EDİLİRKEN... Bir milleti yıkmak için topa, tüfeğe, tanka ihtiyaç yoktur. Vicdanını köreltmeniz, değer yargılarını tersine çevirmeniz ve kötüyü iyi, iyiyi kötü göstermeniz yeterlidir. Bugün tam da böyle bir zamanın içinden geçiyoruz. Ahlâkın ayaklar altına alındığı, hayasızlığın "özgürlük", teşhirin "başarı", şöhret uğruna her sınırın çiğnenmesinin ise "cesaret" diye alkışlandığı bir çağdayız. Öyle bir çağ ki; anneliğin fedakârlığı, iffeti ve merhameti değil, sansasyon konuşuluyor. Çocuklarına örnek olması gerekenler, milyonlara örnek diye pazarlanıyor. Toplumun utanması gereken davranışlar ödüllendiriliyor, alkışlanıyor ve normalleştiriliyor. Öyle bir düzen kuruluyor ki; hakkında ciddi tartışmalar bulunan insanlar güven timsali olarak sunulabiliyor. Hakikat değil algı, karakter değil reklam, dürüstlük değil vitrin değer görüyor. Medyanın bir bölümü ise hakikatin sözcüsü olmak yerine, güç odaklarının propaganda aracına dönüşüyor. Kalemler adalet için değil, algı operasyonları için oynatılıyor. Milletin inancına, değerlerine ve tarihine düşmanlık edenler "aydın", "çağdaş" ve "özgürlük savaşçısı" diye pazarlanıyor. Bu, tesadüf değildir. Çünkü bir medeniyet, önce kavramları değiştirilerek işgal edilir. Namus gericilik, iffet baskı, inanç bağnazlık, ahlâksızlık ise özgürlük olarak sunulursa; geriye sadece manevî enkaz kalır. Bugün verilen ödüller, aslında yarının toplumuna yazılan karakter belgesidir. Kime alkış tuttuğunuz, nasıl bir nesil yetiştireceğinizi de belirler. Malik El Şahbaz'ın şu sözü, içinde bulunduğumuz tabloyu adeta özetliyor: "Eğer dikkat etmezsek, ne kadar namussuz varsa bize en dürüst insan diye pazarlarlar." İşte mücadele tam da burada başlıyor. Mesele sadece birkaç ödül değildir. Mesele; hakikatin mi, algının mı kazanacağıdır. Mesele; evlatlarımıza nasıl bir toplum bırakacağımızdır. Çünkü değerlerini kaybeden milletler, topraklarını kaybetmeden önce vicdanlarını kaybederler. Vicdanını kaybeden bir toplum ise en büyük felaketi yaşadığını fark ettiğinde artık çok geç olabilir. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Ekleme Tarihi: 31 Temmuz 2026 -Cuma

DEĞERLER TERS YÜZ EDİLİRKEN...

DEĞERLER TERS YÜZ EDİLİRKEN... Bir milleti yıkmak için topa, tüfeğe, tanka ihtiyaç yoktur. Vicdanını köreltmeniz, değer yargılarını tersine çevirmeniz ve kötüyü iyi, iyiyi kötü göstermeniz yeterlidir. Bugün tam da böyle bir zamanın içinden geçiyoruz. Ahlâkın ayaklar altına alındığı, hayasızlığın "özgürlük", teşhirin "başarı", şöhret uğruna her sınırın çiğnenmesinin ise "cesaret" diye alkışlandığı bir çağdayız. Öyle bir çağ ki; anneliğin fedakârlığı, iffeti ve merhameti değil, sansasyon konuşuluyor. Çocuklarına örnek olması gerekenler, milyonlara örnek diye pazarlanıyor. Toplumun utanması gereken davranışlar ödüllendiriliyor, alkışlanıyor ve normalleştiriliyor. Öyle bir düzen kuruluyor ki; hakkında ciddi tartışmalar bulunan insanlar güven timsali olarak sunulabiliyor. Hakikat değil algı, karakter değil reklam, dürüstlük değil vitrin değer görüyor. Medyanın bir bölümü ise hakikatin sözcüsü olmak yerine, güç odaklarının propaganda aracına dönüşüyor. Kalemler adalet için değil, algı operasyonları için oynatılıyor. Milletin inancına, değerlerine ve tarihine düşmanlık edenler "aydın", "çağdaş" ve "özgürlük savaşçısı" diye pazarlanıyor. Bu, tesadüf değildir. Çünkü bir medeniyet, önce kavramları değiştirilerek işgal edilir. Namus gericilik, iffet baskı, inanç bağnazlık, ahlâksızlık ise özgürlük olarak sunulursa; geriye sadece manevî enkaz kalır. Bugün verilen ödüller, aslında yarının toplumuna yazılan karakter belgesidir. Kime alkış tuttuğunuz, nasıl bir nesil yetiştireceğinizi de belirler. Malik El Şahbaz'ın şu sözü, içinde bulunduğumuz tabloyu adeta özetliyor: "Eğer dikkat etmezsek, ne kadar namussuz varsa bize en dürüst insan diye pazarlarlar." İşte mücadele tam da burada başlıyor. Mesele sadece birkaç ödül değildir. Mesele; hakikatin mi, algının mı kazanacağıdır. Mesele; evlatlarımıza nasıl bir toplum bırakacağımızdır. Çünkü değerlerini kaybeden milletler, topraklarını kaybetmeden önce vicdanlarını kaybederler. Vicdanını kaybeden bir toplum ise en büyük felaketi yaşadığını fark ettiğinde artık çok geç olabilir. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.