UNUTMADIĞIMIZ NE KALDI?
UNUTMADIĞIMIZ NE KALDI?
Kolay olmadı bunları unutturmak/unutmak!
Osmanlı, Kayı Boyu’nun haricinde bütün Türk boylarını rakip gördü. Beylikleri yok etti. Kendi vezirlerini devşirmelerden seçti. Türkleri payitahttan uzak tutup idari kadrolara bulaştırmadı; yalnızca savaşlarda asker yaptı. Mesela, akıncı birlikleri yalnız Türklerden oluşurdu; sonraları Boşnaklardan da asker aldı. Payitahta yakın olan yeniçeriler ise azınlık ve devşirmelerden seçilirdi.
Türkler saraydan uzak tutuldu, devlet yönetimini unuttu. Bu yüzden yıllardır devlet yönetimine Türk olmayanlar getiriliyor.
Ben Çepni Boyu’ndanım, lakin benim sülalemin umurunda bile değil. Bu yüzden çok dağınıklar ve birbirlerinden haberleri yok. Yalnızca Türk olduklarını biliyorlar; boylarını unutmuşlar.
Osmanlı zamanında ve öncesinde Türkler boy isimleriyle anılırdı. Osmanlı’nın sonuna doğru ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde boylar tamamen unutuldu. Birçok boy, Türk olduğunu bile unutup Kürt, Zaza, Laz, Arap olarak anılmaya başladı. Daha sonraki yıllarda Türkler arasında, hangi boya mensup olduklarını önemsememe eğilimi arttı. Osmanlı döneminde, çocukları yeniçeri ocağına kabul edilsin diye Ermeni veya Rum olduğunu söyleyenler bile oldu.
İki binli yılların başından itibaren, mensup olduğumuz değerlerin çoğundan uzaklaştık/uzaklaştırıldık. Bu, bilinçli yapıldı. Mesela din, ideoloji, parti, para, memleket gibi kavramlar öne çıkarıldı. Kimilerine göre “insan olmak” yeterliydi, kimilerine göre ise “tarikatlar ve cemaatler” kutsallaştırıldı.
Yavaş yavaş milli ve kültürel değerlerimizden uzaklaştık. Soy, boy ve akrabalar önemsenmemeye ve unutulmaya başlandı. Günümüzde anneye babaya sevgi duymayan insanlara rastlıyoruz. Kardeşler birbirleriyle görüşmüyor, konuşmuyor.
Daha unutulacak ne kaldı, diye düşünüyorum. Anne ve baba, çocuklarının/torunlarının yolunu gözlüyor, cenazeler sahipsiz kalkıyor. Kardeşler, yeğenlerini tanımıyor. Aileler bölünüyor…
Yaşlıların atıldığı tecrit (bakım) evleri var ya, işte onlar bize çok pahalıya mal oldu. Onlar bizim hafızamızdı. Saygıyı, sevgiyi, aidiyeti, sorumluluğu, merhameti, yardımlaşmayı unuttuk…
Ninesinin, dedesinin kucağında büyüyen torunlar, memleketine, kültürüne, dinine bağlı olurdu. Şimdiki çocuklar ise kreşlerde büyüyor…
Mahir ADIBEŞ
Ekleme
Tarihi: 27 Mart 2025 - Perşembe
UNUTMADIĞIMIZ NE KALDI?
UNUTMADIĞIMIZ NE KALDI?
Kolay olmadı bunları unutturmak/unutmak!
Osmanlı, Kayı Boyu’nun haricinde bütün Türk boylarını rakip gördü. Beylikleri yok etti. Kendi vezirlerini devşirmelerden seçti. Türkleri payitahttan uzak tutup idari kadrolara bulaştırmadı; yalnızca savaşlarda asker yaptı. Mesela, akıncı birlikleri yalnız Türklerden oluşurdu; sonraları Boşnaklardan da asker aldı. Payitahta yakın olan yeniçeriler ise azınlık ve devşirmelerden seçilirdi.
Türkler saraydan uzak tutuldu, devlet yönetimini unuttu. Bu yüzden yıllardır devlet yönetimine Türk olmayanlar getiriliyor.
Ben Çepni Boyu’ndanım, lakin benim sülalemin umurunda bile değil. Bu yüzden çok dağınıklar ve birbirlerinden haberleri yok. Yalnızca Türk olduklarını biliyorlar; boylarını unutmuşlar.
Osmanlı zamanında ve öncesinde Türkler boy isimleriyle anılırdı. Osmanlı’nın sonuna doğru ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde boylar tamamen unutuldu. Birçok boy, Türk olduğunu bile unutup Kürt, Zaza, Laz, Arap olarak anılmaya başladı. Daha sonraki yıllarda Türkler arasında, hangi boya mensup olduklarını önemsememe eğilimi arttı. Osmanlı döneminde, çocukları yeniçeri ocağına kabul edilsin diye Ermeni veya Rum olduğunu söyleyenler bile oldu.
İki binli yılların başından itibaren, mensup olduğumuz değerlerin çoğundan uzaklaştık/uzaklaştırıldık. Bu, bilinçli yapıldı. Mesela din, ideoloji, parti, para, memleket gibi kavramlar öne çıkarıldı. Kimilerine göre “insan olmak” yeterliydi, kimilerine göre ise “tarikatlar ve cemaatler” kutsallaştırıldı.
Yavaş yavaş milli ve kültürel değerlerimizden uzaklaştık. Soy, boy ve akrabalar önemsenmemeye ve unutulmaya başlandı. Günümüzde anneye babaya sevgi duymayan insanlara rastlıyoruz. Kardeşler birbirleriyle görüşmüyor, konuşmuyor.
Daha unutulacak ne kaldı, diye düşünüyorum. Anne ve baba, çocuklarının/torunlarının yolunu gözlüyor, cenazeler sahipsiz kalkıyor. Kardeşler, yeğenlerini tanımıyor. Aileler bölünüyor…
Yaşlıların atıldığı tecrit (bakım) evleri var ya, işte onlar bize çok pahalıya mal oldu. Onlar bizim hafızamızdı. Saygıyı, sevgiyi, aidiyeti, sorumluluğu, merhameti, yardımlaşmayı unuttuk…
Ninesinin, dedesinin kucağında büyüyen torunlar, memleketine, kültürüne, dinine bağlı olurdu. Şimdiki çocuklar ise kreşlerde büyüyor…
Mahir ADIBEŞ
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.