Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

İsrail'e Mesafe Koyan Amerikan Başkanı Siyasi Bedel Öder mi?

İsrail'e Mesafe Koyan Amerikan Başkanı Siyasi Bedel Öder mi? Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasında değişmeyen başlıklardan biri, İsrail ile kurduğu yakın ilişkidir. Başkanlar değişir, partiler değişir, söylemler farklılaşır; ancak İsrail'in güvenliği uzun yıllardır Washington'da geniş ölçüde destek gören bir devlet politikası olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sebeple Amerikan siyasetini izleyen birçok yorumcu, İsrail konusunda atılacak radikal adımların başkanlar açısından ciddi siyasi sonuçlar doğurabileceğini savunur ki tarih, bunun reddedilemez gerçek olduğunu gösterir. ** Tarih bunun çeşitli örneklerini sunmaktadır. 1956 Süveyş Krizi sırasında Başkan Dwight D. Eisenhower, İsrail'e geri çekilmesi yönünde baskı yaptı. Bu durum iki ülke arasında gerilim oluştursa da Eisenhower'ın başkanlığı bu nedenle sona ermedi ama bir sonraki seçimi kaybetti ( kaybettirildi). 1991 yılında Başkan George H. W. Bush, İsrail'e yönelik kredi garantileri konusunda sert bir tutum benimsedi. Bu politika bazı çevrelerle ilişkilerini zorlaştırdı. Ancak 1992 seçimlerini kaybetmesini yalnızca bu meseleyle açıklamak doğru değildir; ekonomik koşullar ve dönemin iç siyasi atmosferi de belirleyici olmuştur. Donald Trump ise başkanlığı döneminde İsrail'e güçlü destek veren liderlerden biri olarak öne çıktı. Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve diğer bazı kararları, İsrail yanlısı çevrelerden destek görürken farklı kesimlerden de eleştiriler aldı. Bu nedenle Trump'ın böyle bir çizgiden tamamen vazgeçmesi, özellikle kendi siyasi tabanının bir bölümünde önemli tartışmalar doğurabilir. ** Ancak Amerikan demokrasisi tek bir dış politika başlığı üzerine kurulmuş değildir. Başkanların siyasi geleceğini ekonomi, enflasyon, istihdam, göç, ulusal güvenlik, Kongre ile ilişkiler, kamuoyu desteği ve seçim kampanyalarının başarısı gibi pek çok etken birlikte belirler. Ama bunların en büyüğü İsrail politikasıdır! Sonuç olarak, İsrail meselesi Amerikan siyasetinde etkili ve hassas bir konudur. Bu alanda atılacak büyük adımların siyasi sonuçları olması tabiidir. Ancak tarihin gösterdiği üzere, hiçbir Amerikan başkanının kaderi yalnızca tek bir dış politika meselesiyle belirlenmez; siyasi başarı veya başarısızlık, birçok faktörün bir araya gelmesiyle şekillenir. Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme Tarihi: 25 Temmuz 2026 -Cumartesi

İsrail'e Mesafe Koyan Amerikan Başkanı Siyasi Bedel Öder mi?

İsrail'e Mesafe Koyan Amerikan Başkanı Siyasi Bedel Öder mi? Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasında değişmeyen başlıklardan biri, İsrail ile kurduğu yakın ilişkidir. Başkanlar değişir, partiler değişir, söylemler farklılaşır; ancak İsrail'in güvenliği uzun yıllardır Washington'da geniş ölçüde destek gören bir devlet politikası olarak varlığını sürdürmektedir. Bu sebeple Amerikan siyasetini izleyen birçok yorumcu, İsrail konusunda atılacak radikal adımların başkanlar açısından ciddi siyasi sonuçlar doğurabileceğini savunur ki tarih, bunun reddedilemez gerçek olduğunu gösterir. ** Tarih bunun çeşitli örneklerini sunmaktadır. 1956 Süveyş Krizi sırasında Başkan Dwight D. Eisenhower, İsrail'e geri çekilmesi yönünde baskı yaptı. Bu durum iki ülke arasında gerilim oluştursa da Eisenhower'ın başkanlığı bu nedenle sona ermedi ama bir sonraki seçimi kaybetti ( kaybettirildi). 1991 yılında Başkan George H. W. Bush, İsrail'e yönelik kredi garantileri konusunda sert bir tutum benimsedi. Bu politika bazı çevrelerle ilişkilerini zorlaştırdı. Ancak 1992 seçimlerini kaybetmesini yalnızca bu meseleyle açıklamak doğru değildir; ekonomik koşullar ve dönemin iç siyasi atmosferi de belirleyici olmuştur. Donald Trump ise başkanlığı döneminde İsrail'e güçlü destek veren liderlerden biri olarak öne çıktı. Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve diğer bazı kararları, İsrail yanlısı çevrelerden destek görürken farklı kesimlerden de eleştiriler aldı. Bu nedenle Trump'ın böyle bir çizgiden tamamen vazgeçmesi, özellikle kendi siyasi tabanının bir bölümünde önemli tartışmalar doğurabilir. ** Ancak Amerikan demokrasisi tek bir dış politika başlığı üzerine kurulmuş değildir. Başkanların siyasi geleceğini ekonomi, enflasyon, istihdam, göç, ulusal güvenlik, Kongre ile ilişkiler, kamuoyu desteği ve seçim kampanyalarının başarısı gibi pek çok etken birlikte belirler. Ama bunların en büyüğü İsrail politikasıdır! Sonuç olarak, İsrail meselesi Amerikan siyasetinde etkili ve hassas bir konudur. Bu alanda atılacak büyük adımların siyasi sonuçları olması tabiidir. Ancak tarihin gösterdiği üzere, hiçbir Amerikan başkanının kaderi yalnızca tek bir dış politika meselesiyle belirlenmez; siyasi başarı veya başarısızlık, birçok faktörün bir araya gelmesiyle şekillenir. Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.