Bülent ERTEKİN
Köşe Yazarı
Bülent ERTEKİN
 

TİMSAH GÖZYAŞLARIYLA VİCDAN TEMİZLENMEZ!

TİMSAH GÖZYAŞLARIYLA VİCDAN TEMİZLENMEZ! Dün alkış tuttuklarınızı bugün lanetlemek, dün omuzlara çıkardıklarınızı bugün yerin dibine sokmak... İşte çağımızın en büyük ahlâkî çöküşlerinden biri budur. Şimdi aynı isimler ekran ekran dolaşıyor; gözyaşı döküyor, mağduriyet edebiyatı yapıyor, "Biz de kandırıldık." diyerek vicdanları yeniden satın almaya çalışıyor. Hayır! Bu kadar kolay değil. İnsanlara yıllarca güven telkin edeceksiniz, ekranlarda öve öve bitiremeyeceksiniz, milyonların güvenini arkanıza alarak birilerini parlatacaksınız; sonra gerçekler ortaya çıkınca da "Ben de mağdurum." diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışacaksınız. Kimse kusura bakmasın... Buna mağduriyet değil, sorumluluktan kaçış denir. Sormak gerekiyor: Dün bu kişiyi hangi araştırmayla topluma tavsiye ettiniz? Hangi bilgiye dayanarak onun arkasında durdunuz? Devlet kurumlarını hedef alan açıklamalar yaparken bu cesareti nereden aldınız? Vatandaş ile devleti karşı karşıya getirirken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Bugün çıkıp gözyaşı dökmeniz, dün yaptığınız yanlışları silmez. Kamuoyunu etkileyen insanların omuzlarında sıradan vatandaşlardan daha ağır bir sorumluluk vardır. Bir kişiye kefil olduğunuzda sadece kendi itibarınızı değil, size güvenen binlerce insanın umudunu da ortaya koyarsınız. Şimdi ise aynı çevreler, "İyilik yaptık, başımıza bunlar geldi." diyerek kendilerini aklamaya çalışıyor. Hayır! İyilik yapmak başka, sorgulamadan kefil olmak başka şeydir. Araştırmadan övmek, delilini bilmeden savunmak, hakikati öğrenmeden kahraman ilan etmek; iyilik değil, büyük bir sorumsuzluktur. Bugün yaşananların ardından hâlâ suçu sadece bir kişinin üzerine yıkmaya çalışmak da vicdani değildir. Çünkü alkışlayanlar olmasaydı, parlatanlar olmasaydı, ekranlarda meşruiyet kazandıranlar olmasaydı, o etki de oluşmayacaktı. Merhum Cemil Meriç'in şu sözü ibretliktir: "İyilik eden mükâfat bekliyorsa tefecidir." Ben de şu cümleyi ekliyorum: Hakikati araştırmadan insanlara kefil olanlar, en az yanlış kişiyi parlatanlar kadar vicdani sorumluluk taşırlar. Unutulmamalıdır ki; Vicdan, gözyaşıyla değil; hatayı kabul etmek, sorumluluğu üstlenmek ve hesabını vermekle temizlenir. Toplum artık ajitasyon değil, samimiyet istiyor. Timsah gözyaşları ise ne gerçeği değiştirir ne de vicdanları susturur. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Ekleme Tarihi: 01 Ağustos 2026 -Cumartesi

TİMSAH GÖZYAŞLARIYLA VİCDAN TEMİZLENMEZ!

TİMSAH GÖZYAŞLARIYLA VİCDAN TEMİZLENMEZ! Dün alkış tuttuklarınızı bugün lanetlemek, dün omuzlara çıkardıklarınızı bugün yerin dibine sokmak... İşte çağımızın en büyük ahlâkî çöküşlerinden biri budur. Şimdi aynı isimler ekran ekran dolaşıyor; gözyaşı döküyor, mağduriyet edebiyatı yapıyor, "Biz de kandırıldık." diyerek vicdanları yeniden satın almaya çalışıyor. Hayır! Bu kadar kolay değil. İnsanlara yıllarca güven telkin edeceksiniz, ekranlarda öve öve bitiremeyeceksiniz, milyonların güvenini arkanıza alarak birilerini parlatacaksınız; sonra gerçekler ortaya çıkınca da "Ben de mağdurum." diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışacaksınız. Kimse kusura bakmasın... Buna mağduriyet değil, sorumluluktan kaçış denir. Sormak gerekiyor: Dün bu kişiyi hangi araştırmayla topluma tavsiye ettiniz? Hangi bilgiye dayanarak onun arkasında durdunuz? Devlet kurumlarını hedef alan açıklamalar yaparken bu cesareti nereden aldınız? Vatandaş ile devleti karşı karşıya getirirken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Bugün çıkıp gözyaşı dökmeniz, dün yaptığınız yanlışları silmez. Kamuoyunu etkileyen insanların omuzlarında sıradan vatandaşlardan daha ağır bir sorumluluk vardır. Bir kişiye kefil olduğunuzda sadece kendi itibarınızı değil, size güvenen binlerce insanın umudunu da ortaya koyarsınız. Şimdi ise aynı çevreler, "İyilik yaptık, başımıza bunlar geldi." diyerek kendilerini aklamaya çalışıyor. Hayır! İyilik yapmak başka, sorgulamadan kefil olmak başka şeydir. Araştırmadan övmek, delilini bilmeden savunmak, hakikati öğrenmeden kahraman ilan etmek; iyilik değil, büyük bir sorumsuzluktur. Bugün yaşananların ardından hâlâ suçu sadece bir kişinin üzerine yıkmaya çalışmak da vicdani değildir. Çünkü alkışlayanlar olmasaydı, parlatanlar olmasaydı, ekranlarda meşruiyet kazandıranlar olmasaydı, o etki de oluşmayacaktı. Merhum Cemil Meriç'in şu sözü ibretliktir: "İyilik eden mükâfat bekliyorsa tefecidir." Ben de şu cümleyi ekliyorum: Hakikati araştırmadan insanlara kefil olanlar, en az yanlış kişiyi parlatanlar kadar vicdani sorumluluk taşırlar. Unutulmamalıdır ki; Vicdan, gözyaşıyla değil; hatayı kabul etmek, sorumluluğu üstlenmek ve hesabını vermekle temizlenir. Toplum artık ajitasyon değil, samimiyet istiyor. Timsah gözyaşları ise ne gerçeği değiştirir ne de vicdanları susturur. Selâm ve dua ile... Bülent Ertekin
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.