LA UHUBBİL ÂFİLİN -4 VII. AZER'İN GETİRDİĞİ PUT
LA UHUBBİL ÂFİLİN -4
VII. AZER'İN GETİRDİĞİ PUT
Bir gün Azer mağaraya küçük bir put getirdi. İbrahim onu alıp hayretle dedi:“Bu nedir?”
“Bir put, bizlerin mabudu.”
“Ne işe yarar bu?”
“İnsanlar ona tapar ve dua eder.”
İbrahim putu evirip çevirdi.
“Bu konuşur mu?”
Oğluna acıyarak baktı Azer, “Hayır.” dedi. “Peki, görür mü?” “Hayır.” cevabını alınca ısrar etti bu sefer, “İşitir mi?” Azer susup “Hayır.” dedi. İbrahim putu yere bıraktı hayretinden:
“Öyleyse neden ona dua ediyorlar?” Azer'in yüz rengi değişti. “Bunu herkese söyleme.”
“Neden?”
“Çünkü insanlar ve Nemrut kızar da ondan.” dedi.
“Gerçek kızdırır mı?” Azer buna cevap veremedi. İbrahim tekrar puta bakıp, “Bunun kendisini bile koruyamaması garip değil mi?”
dedi.
Azer'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
O anda oğlunun sıradan bir çocuk olmadığını hissetti.
**
Gecenin birinde Azer mağaranın dışında oturuyordu. İbrahim yanına geldi onun. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. İbrahim uzun süre gökyüzüne baktı.
“Baba...”
“Efendim?”
“Şu ne?”
“Yıldız.”
“Bizi görüyor mu?”
“Bilmiyorum.”
“Ama kayboluyor.”
“Evet.”
“Bir şey kayboluyorsa nasıl ilah olur?” Azer irkildi. İbrahim konuşmaya devam etti: “Ay da gidiyor.”
Sonra güneşin doğduğu tarafı gösterdi: “Güneş de gidiyor.”
Azer oğluna baktı. İbrahim: “Ben kaybolmayanı bulmak istiyorum.” dedi.
Azer'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Bulacaksın da sana ne yaşatacaklar kim bilir.”
VIII. NEMRUD’UN ŞÜPHESİ
Aradan yıllar geçmişti. Nemrud hâlâ o çocuğu arıyordu. Bir gün sarayda kâhinler yeniden toplandı.Nemrud öfkeliydi.
“Hala bulamadınız!”
Bahlûl başını eğdi. “Çocuk saklanıyor olabilir.”
“Kaç yaşında?”
“Yaklaşık beş.” Nemrud ayağa kalktı.
“Beş yıl!” Sarayın duvarlarında yankılandı sesi.
“Beş yıldır bir çocuk benim ülkemde yaşıyor ve siz onu bulamıyorsunuz!”
Kimse cevap veremedi. Nemrud öyle birbağırdı ki duvarlar titredi sanki: “Bütün mağaraları arayın!”
Emir çarçabuk yayıldı; askerler şehir dışına çıktılar. Kayalıklar, vadiler, tepeler, mağaralar. Her yer aranacaktı.
IX. MAĞARANIN ÖNÜNDEKİ ASKERLER
Azer o gün mağaraya geldiğinde uzaktan askerleri gördü. Kalbi duracak gibi oldu. Hemen yere çömeldi.
Askerler yaklaşıyordu. Biri:
“Şu tarafta mağaralar var.” diye orayı işaretlemişti.
“Didik didik arayın!”
Azer'in alnından ter boşandı. Mağaranın içinde eşi ve İbrahim vardı.
Bir asker mağaranın girişine doğru yürümeye başladı.
Bir adım... İki adım... Üç adım...
Azer gözlerini kapattı. Tam o sırada gökyüzü karardı. Rüzgâr yükseldi. Kumlar savruldu. Askerler yüzlerini kapattılar.
“Geri dönün!”
“Fırtına çıkıyor!”
Askerler uzaklaşmaya başladı. Azer uzun süre yerinden kalkamadı. Sonra mağaraya koştu.
İbrahim babasının boynuna sarıldı.
“Baba, neden ağlıyorsun?”
Azer onu sımsıkı kucakladı.
“Sevinçten.”
“Niçin?”
“Çünkü sen korunuyorsun dwmek.”
İbrahim başını kaldırdı.
“Öyleyse ben büyüyünce insanlara bunu anlatacağım.” Azer'in yüreği ürperdi.
“Ne anlatacaksın?”
“Allah'tan başka ilah olmadığını.”
X. MAĞARADAN ÇIKIŞI
İbrahim beş yaşına geldiğinde artık saklanmak giderek zorlaşıyordu. Azer oğlunu mağaranın dışına çıkardı.
İbrahim ilk defa dünyayı bütün genişliğiyle gördü. Dağlar, ovalar, gökyüzü... Uzakta yükselen şehir, ve Nemrud'un sarayı... İbrahim saraya baktı.
“Burası ne?”
“Nemrud'un sarayı.”
“Çok büyük.”
“Evet.”
“Nemrud mu yaptı?”
“Evet.”
İbrahim biraz düşündü.
“Demek o da bir insan.”
“Evet.”
“Öyleyse neden insanlar ondan korkuyor?” Azer susunca İbrahim tekrar sordu:
“Baba?”
“Efendim?”
“İnsan neden insana ilahlık yapar?”
Azer cevap veremedi.
Çünkü bu soru artık bir çocuğun sorusu olmaktan çıkmıştı. Bu, yaklaşan büyük mücadelenin habercisiydi.
Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme
Tarihi: 06 Ağustos 2026 -Perşembe
LA UHUBBİL ÂFİLİN -4 VII. AZER'İN GETİRDİĞİ PUT
LA UHUBBİL ÂFİLİN -4
VII. AZER'İN GETİRDİĞİ PUT
Bir gün Azer mağaraya küçük bir put getirdi. İbrahim onu alıp hayretle dedi:“Bu nedir?”
“Bir put, bizlerin mabudu.”
“Ne işe yarar bu?”
“İnsanlar ona tapar ve dua eder.”
İbrahim putu evirip çevirdi.
“Bu konuşur mu?”
Oğluna acıyarak baktı Azer, “Hayır.” dedi. “Peki, görür mü?” “Hayır.” cevabını alınca ısrar etti bu sefer, “İşitir mi?” Azer susup “Hayır.” dedi. İbrahim putu yere bıraktı hayretinden:
“Öyleyse neden ona dua ediyorlar?” Azer'in yüz rengi değişti. “Bunu herkese söyleme.”
“Neden?”
“Çünkü insanlar ve Nemrut kızar da ondan.” dedi.
“Gerçek kızdırır mı?” Azer buna cevap veremedi. İbrahim tekrar puta bakıp, “Bunun kendisini bile koruyamaması garip değil mi?”
dedi.
Azer'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
O anda oğlunun sıradan bir çocuk olmadığını hissetti.
**
Gecenin birinde Azer mağaranın dışında oturuyordu. İbrahim yanına geldi onun. Gökyüzü yıldızlarla doluydu. İbrahim uzun süre gökyüzüne baktı.
“Baba...”
“Efendim?”
“Şu ne?”
“Yıldız.”
“Bizi görüyor mu?”
“Bilmiyorum.”
“Ama kayboluyor.”
“Evet.”
“Bir şey kayboluyorsa nasıl ilah olur?” Azer irkildi. İbrahim konuşmaya devam etti: “Ay da gidiyor.”
Sonra güneşin doğduğu tarafı gösterdi: “Güneş de gidiyor.”
Azer oğluna baktı. İbrahim: “Ben kaybolmayanı bulmak istiyorum.” dedi.
Azer'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Bulacaksın da sana ne yaşatacaklar kim bilir.”
VIII. NEMRUD’UN ŞÜPHESİ
Aradan yıllar geçmişti. Nemrud hâlâ o çocuğu arıyordu. Bir gün sarayda kâhinler yeniden toplandı.Nemrud öfkeliydi.
“Hala bulamadınız!”
Bahlûl başını eğdi. “Çocuk saklanıyor olabilir.”
“Kaç yaşında?”
“Yaklaşık beş.” Nemrud ayağa kalktı.
“Beş yıl!” Sarayın duvarlarında yankılandı sesi.
“Beş yıldır bir çocuk benim ülkemde yaşıyor ve siz onu bulamıyorsunuz!”
Kimse cevap veremedi. Nemrud öyle birbağırdı ki duvarlar titredi sanki: “Bütün mağaraları arayın!”
Emir çarçabuk yayıldı; askerler şehir dışına çıktılar. Kayalıklar, vadiler, tepeler, mağaralar. Her yer aranacaktı.
IX. MAĞARANIN ÖNÜNDEKİ ASKERLER
Azer o gün mağaraya geldiğinde uzaktan askerleri gördü. Kalbi duracak gibi oldu. Hemen yere çömeldi.
Askerler yaklaşıyordu. Biri:
“Şu tarafta mağaralar var.” diye orayı işaretlemişti.
“Didik didik arayın!”
Azer'in alnından ter boşandı. Mağaranın içinde eşi ve İbrahim vardı.
Bir asker mağaranın girişine doğru yürümeye başladı.
Bir adım... İki adım... Üç adım...
Azer gözlerini kapattı. Tam o sırada gökyüzü karardı. Rüzgâr yükseldi. Kumlar savruldu. Askerler yüzlerini kapattılar.
“Geri dönün!”
“Fırtına çıkıyor!”
Askerler uzaklaşmaya başladı. Azer uzun süre yerinden kalkamadı. Sonra mağaraya koştu.
İbrahim babasının boynuna sarıldı.
“Baba, neden ağlıyorsun?”
Azer onu sımsıkı kucakladı.
“Sevinçten.”
“Niçin?”
“Çünkü sen korunuyorsun dwmek.”
İbrahim başını kaldırdı.
“Öyleyse ben büyüyünce insanlara bunu anlatacağım.” Azer'in yüreği ürperdi.
“Ne anlatacaksın?”
“Allah'tan başka ilah olmadığını.”
X. MAĞARADAN ÇIKIŞI
İbrahim beş yaşına geldiğinde artık saklanmak giderek zorlaşıyordu. Azer oğlunu mağaranın dışına çıkardı.
İbrahim ilk defa dünyayı bütün genişliğiyle gördü. Dağlar, ovalar, gökyüzü... Uzakta yükselen şehir, ve Nemrud'un sarayı... İbrahim saraya baktı.
“Burası ne?”
“Nemrud'un sarayı.”
“Çok büyük.”
“Evet.”
“Nemrud mu yaptı?”
“Evet.”
İbrahim biraz düşündü.
“Demek o da bir insan.”
“Evet.”
“Öyleyse neden insanlar ondan korkuyor?” Azer susunca İbrahim tekrar sordu:
“Baba?”
“Efendim?”
“İnsan neden insana ilahlık yapar?”
Azer cevap veremedi.
Çünkü bu soru artık bir çocuğun sorusu olmaktan çıkmıştı. Bu, yaklaşan büyük mücadelenin habercisiydi.
Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
