Mehmet Nuri BİNGÖL
Köşe Yazarı
Mehmet Nuri BİNGÖL
 

LA UHUBBİL AFİLİN-7

LA UHUBBİL AFİLİN-7 Ateşten sapasağlam çıkan Hz. İbrahim, artık yalnızca Urfa'nın değil, bütün bölgenin konuştuğu bir isimdi. Onu yakmak isteyenler, Allah'ın kudreti karşısında çaresiz kalmış; halk ise gördüğü mucizeyi hayretle konuşmaya başlamıştı. Fakat mucize, kalpleri mühürlenmiş olanların inkârını sona erdirmedi. Nemrut, gururundan vazgeçmedi; putperestler ise atalarının dinine körü körüne bağlı kalmayı sürdürdüler. Hz. İbrahim anladı ki, hakikati kabul etmek istemeyen bir topluluk içinde daha fazla kalmanın faydası yoktu. Rabbinin emrine uyarak hicret etmeye karar verdi. Bazen iman mücadelesinin en büyük adımı, zulmün hâkim olduğu yeri terk edip hakikatin yeşereceği yeni ufuklara yürümekti. Bu kutlu yolculukta ona yeğeni Hz. Lut da katıldı. Eşi Sare ile birlikte Ur'dan ve Harran üzerinden Kenan diyarına doğru yola çıktılar. Arkalarında çocukluk hatıralarını, yaşadıkları şehri ve bütün dünyevî bağlarını bıraktılar. Önlerinde ise yalnızca Allah'ın gösterdiği istikamet vardı. Çorak vadiler, uçsuz bucaksız çöller ve uzun kervan yolları... Her adımda Allah'a tevekkülleri daha da güçleniyordu. Geceleri yıldızların altında dinleniyor, gündüzleri ise hakikatin yeni beldelere ulaşması için yollarına devam ediyorlardı. Harran'a vardıklarında Hz. İbrahim burada da insanları tevhide davet etti. Güneşe, aya ve yıldızlara kutsallık atfeden topluluklara, bunların da Allah'ın yarattığı varlıklar olduğunu anlattı. Batanın ilah olamayacağını, gerçek Rabbin her şeyi yaratan ve her an yöneten Allah olduğunu delilleriyle açıkladı. Bir süre sonra yolları yeniden ayrıldı. Hz. Lut, Allah'ın emriyle Sodom ve çevresindeki kavme peygamber olarak gönderildi. Hz. İbrahim ise Kenan topraklarında tevhid sancağını yükseltmeye devam etti. Çadırı, yolcuların ve misafirlerin uğrak yeri oldu. Cömertliği, misafirperverliği ve güzel ahlâkı dilden dile yayıldı. Yıllar sonra Allah Teâlâ, kendisine melekler göndererek yaşlılık çağında bir oğlunun olacağını müjdeledi. Aynı melekler, Hz. Lut'un kavminin işlediği büyük kötülükler sebebiyle ilâhî azabın yaklaşmakta olduğunu da haber verdiler. Hz. İbrahim, merhametli yüreğiyle o kavim için af diledi; ancak zulüm ve ahlâksızlıkta ısrar eden bir toplum, artık ilâhî hükmü hak etmişti. Böylece Hz. İbrahim'in hayatı, yalnızca putları kıran bir kahramanın hikâyesi olmaktan çıktı. O, ömrü boyunca kalplerdeki putları yıkmaya çalışan, iman uğruna yurdunu terk eden, sabrın, teslimiyetin ve tevhidin sembolü olan büyük bir peygamber olarak insanlık tarihindeki müstesna yerini aldı. Mehmet Nuri Bingöl
Ekleme Tarihi: 01 Eylül 2026 -Salı

LA UHUBBİL AFİLİN-7

LA UHUBBİL AFİLİN-7 Ateşten sapasağlam çıkan Hz. İbrahim, artık yalnızca Urfa'nın değil, bütün bölgenin konuştuğu bir isimdi. Onu yakmak isteyenler, Allah'ın kudreti karşısında çaresiz kalmış; halk ise gördüğü mucizeyi hayretle konuşmaya başlamıştı. Fakat mucize, kalpleri mühürlenmiş olanların inkârını sona erdirmedi. Nemrut, gururundan vazgeçmedi; putperestler ise atalarının dinine körü körüne bağlı kalmayı sürdürdüler. Hz. İbrahim anladı ki, hakikati kabul etmek istemeyen bir topluluk içinde daha fazla kalmanın faydası yoktu. Rabbinin emrine uyarak hicret etmeye karar verdi. Bazen iman mücadelesinin en büyük adımı, zulmün hâkim olduğu yeri terk edip hakikatin yeşereceği yeni ufuklara yürümekti. Bu kutlu yolculukta ona yeğeni Hz. Lut da katıldı. Eşi Sare ile birlikte Ur'dan ve Harran üzerinden Kenan diyarına doğru yola çıktılar. Arkalarında çocukluk hatıralarını, yaşadıkları şehri ve bütün dünyevî bağlarını bıraktılar. Önlerinde ise yalnızca Allah'ın gösterdiği istikamet vardı. Çorak vadiler, uçsuz bucaksız çöller ve uzun kervan yolları... Her adımda Allah'a tevekkülleri daha da güçleniyordu. Geceleri yıldızların altında dinleniyor, gündüzleri ise hakikatin yeni beldelere ulaşması için yollarına devam ediyorlardı. Harran'a vardıklarında Hz. İbrahim burada da insanları tevhide davet etti. Güneşe, aya ve yıldızlara kutsallık atfeden topluluklara, bunların da Allah'ın yarattığı varlıklar olduğunu anlattı. Batanın ilah olamayacağını, gerçek Rabbin her şeyi yaratan ve her an yöneten Allah olduğunu delilleriyle açıkladı. Bir süre sonra yolları yeniden ayrıldı. Hz. Lut, Allah'ın emriyle Sodom ve çevresindeki kavme peygamber olarak gönderildi. Hz. İbrahim ise Kenan topraklarında tevhid sancağını yükseltmeye devam etti. Çadırı, yolcuların ve misafirlerin uğrak yeri oldu. Cömertliği, misafirperverliği ve güzel ahlâkı dilden dile yayıldı. Yıllar sonra Allah Teâlâ, kendisine melekler göndererek yaşlılık çağında bir oğlunun olacağını müjdeledi. Aynı melekler, Hz. Lut'un kavminin işlediği büyük kötülükler sebebiyle ilâhî azabın yaklaşmakta olduğunu da haber verdiler. Hz. İbrahim, merhametli yüreğiyle o kavim için af diledi; ancak zulüm ve ahlâksızlıkta ısrar eden bir toplum, artık ilâhî hükmü hak etmişti. Böylece Hz. İbrahim'in hayatı, yalnızca putları kıran bir kahramanın hikâyesi olmaktan çıktı. O, ömrü boyunca kalplerdeki putları yıkmaya çalışan, iman uğruna yurdunu terk eden, sabrın, teslimiyetin ve tevhidin sembolü olan büyük bir peygamber olarak insanlık tarihindeki müstesna yerini aldı. Mehmet Nuri Bingöl
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber111.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.